Türkiye’de Kamu Borcunun Durumu
Onur Olgun*
14.03.2013
haber başlık

Türkiye 2001 krizinden çıkardığı derslerle bir takım önlemler almış ve bu günlere gelebilmiştir. Bunun önemi büyük olsa da geldiğimiz nokta henüz yeterli sayılabilecek bir nokta değildir. Yani daha almamız  gereken uzunca bir yol vardır ve ticari rakiplerimizin yaşadığı krizle daha da kızışan bir ortamda hiç de kolay değildir.

Bu yazıda 2002 yılından bu yana geldiğimiz noktada Türkiye’nin kamu borcunu incelemeye çalışacağız. Şekil 1’de görüldüğü gibi, Türkiye’nin 2002 yılında kamu borcunun GSYİH’ya oranı %74 iken alınan sıkı önlemlerle ve kredibilitesinin git gide sağlamlaşmasıyla yıllar itibariye azalmış ve 2008 yılında %40 seviyelerine kadar inmiştir. Kürersel kriz döneminde bir miktar bozulma eğimi gösteren rasyo 2009 yılında %46.1’e çıkmış fakat tekrardan düşme eğilimine girerek 2011 yılında %40’ında altına inerek %39.2 seviyelerine kadar gelmiştir. Grafikte 2012 ve sonrası Orta Vadeli Program öngörüleridir ve rasyonun daha da düşeceği tahmin edilmektedir.

ŞEKİL 1: AB Tanımlı Borç Stoku[1]/GSYH (%) 

Kaynak: Hazine Müsteşarlığı ve OVP

Kuşkusuz bu düşüş Hazine’nin borçlanmasında hem kredibilitesi hem de üzerine gelebilecek baskı açısından önemli bir avantaj sağlamış, kriz döneminin daha rahat atlatılmasına yardımcı olmuştur. 2001 krizi tecrübemizi hatırlayacak olursak, tek sebebi bu olmasa da, faizler yüksek seviyelere gelmişti, devlet hem borcu çevirmede hem de yeniden borçlanma konusunda sıkıntılar yaşamıştı.

Bu düşüşün yanı sıra borçlanma kompozisyonunda da önemli değişiklik meydana gelmiştir. Şekil 2’de görüldüğü gibi 2002 yılında Kamu Net Borç Stokunun, GSYH’ya oranı %61.5’tir ve bunun %35.4’ünün döviz cinsinden, %26.2’lik kısmının da TL cinsinden olduğu görülmektedir. Yıllar itibariyle borçlanma kompozisyonu TL lehine değişmiş ve 2011 yılına geldiğimizde, %22.4 olan Kamu Net Borç Stokunun, GSYH’ya oranının %21.6’lık kısmı TL, %0.8’lik kısmı ise döviz cinsinden olduğu görülmektedir.

ŞEKİL 2: Kamu Net Borç Stoku/GSYH(%) ve Borçlanma Kompozisyonu

Kaynak: Hazine Müsteşarlığı

Kompozisyondaki bu değişiklik 2002 yılından bu yana devlete yurt içinden olan güvenin arttığı göstermektedir. Aynı kanıya faiz oranlarında ki değişime de bakarak sahip olabiliriz. Yıllar itibariyle faiz oranları düştüğü gibi ödenen faizin 2002 yılında %45’i sabit, %55’i değişken iken, 2011 yılında %59.4’ü sabit faiz, %40.6’sı değişken oranlı olmuştur. Fakat bu tabloya rağmen Türkiye’nin Brüt Dış Borç Stokunun 2005 yılında %22.8’i kısa, % 77.2’si uzun vadeli iken 2011 yılında %27.3’ü kısa, %72.7’si uzun vadelidir. Bu durum kriz ortamında azalan risk iştahına bağlanacağı gibi güven bir miktar azalmış olarak da yorumlanabilir.

Türkiye’nin kamu borcu ile AB ülkelerinin kamu borcunu karşılaştıracak olursak Tablo’dade görülen durum ortaya çıkar. Tabloda da görüldüğü üzere Euro’yu kullanan 17 ülkenin AB Tanımlı Borç Stokunun, GSYH’ye oranı 2006 yılında %68,6 iken küresel krizin etkisiyle 2008 yılından itibaren artmaya başlamış ve 2011 yılında %87,2 oranına ulaşmıştır. AB içinde Euro’yu kullanmayanları da analize katıp 27 ülke olarak bakacak olursak, 2006 yılında %61,6 olan oranın, 2011 yılına gelindiğinde %82,5 oranına yükselmiş olduğunu görmekteyiz. Yine Tabloya bakarsak 2006 yılında bahsi geçen rasyo açısından durumu en iyi olan ülke %39.7 ile İspanya olarak gözümüze çarpmaktadır. Fakat 2008 küresel kriziyle bu rasyo ülke için artmaya başlamış ve 2011 yılında %68.5 oranına ulaşmıştır. Krizin hala devam ettiği göz önünde bulundurulacak olursa, bu rasyonun daha kötü seviyelere çıkması beklenebilir. Kemer sıkma önlemleri, karşı çıkışlara rağmen, uygulanamaz ve ardından gereken mali reformlar yapılmaz ise ülkelerin Borç Stoku/GSYH oranının daha yüksek seviyelere çıkarak borç çevirmenin iyice güçleşeceği zamanları sanıyorum ki göreceğiz.

TABLO: AB Üyesi Ülkelerde AB Tanımlı Borç Stoku/GSYH (%)

 

2006

2007

2008

2009

2010

2011

 

Euro Bölgesi

(17 Ülke)

68,6

66,3

70,1

79,9

85,3

87,2

 

AB (27 Ülke)

61,6

59

62,5

74,8

80

82,5

 

Yunanistan

106,1

107,4

113

129,4

145

165,3

 

İtalya

106,1

103,1

105,7

116

118,6

120,1

 

Portekiz

69,3

68,3

71,6

83,1

93,3

107,8

 

Fransa

63,7

64,2

68,2

79,2

82,3

85,8

 

İngiltere

43,4

44,4

54,8

69,6

79,6

85,7

 

Almanya

68,1

65,2

66,7

74,4

83

81,2

 

İspanya

39,7

36,3

40,2

53,9

61,2

68,5

 

Türkiye

46,5

39,9

40

46,1

42,4

39,2

 

Kaynak: Hazine Müsteşarlığı

Türkiye’de ise sıkı mali politikalarla 2006 yılında %46.5 olan oranın, krize rağmen 2011 yılına gelindiğinde %39.2’ye düştüğünü görmekteyiz. Yukarıda da söylediğimiz gibi krizin bu denli rahat atlatılmasında, tamamen olmasa da, Borç Stokunun kontrol altında tutulması ve bundan vazgeçilmemesi etkili olmuştur diyebiliriz.

Bu verilen bilgiler ışığında Borç Stokumuzda şuan için herhangi bir sorun olmasa da bu olmayacak anlamına gelmeyeceğinden dikkati elden bırakmamamız gerekmektedir. Kriz öncesinde İspanya’nın da herhangi bir sorunu bulunmuyor gibi gözükse de kriz ile birlikte rasyonun hemen bozulduğu Tablodan görülmektedir. Krizin hala atlatılamadığını göze önüne alırsak temkinli olmakta yarar olsa da bu temkin aşırıya kaçıp potansiyelimizin altında büyümelere sebep olmamalıdır.

 *SDE Asistanı


[1] AB Tanımlı Borç Stoku; merkezi yönetim, yerel yönetimler, sosyal güvenlik kuruluşlarını kapsamaktadır. Bu verinin kullanılmasının sebebi aşağıda AB ülkeleri ile karşılaştırma yapacağımızdandır.



Fotoğraf - Video
İlgili Haberler

Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Tasarım ve Uygulama: OMEDYA