Murat Belge ile “Militarist Modernleşme” Üzerine Söyleşi
58
Stratejik Düşünce Enstitüsü’nde 28.05.2012 tarihinde İç Politika Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen söyleşinin konuğu “Militarist Modernleşme: Almanya, Japonya ve Türkiye" kitabının yazarı Murat Belge, modernleşmenin farklı bir tezahürü olan militarist modernleşmenin doğası ve pratiği hakkında yaptığı çalışmanın değerlendirmesini yaptı. Söyleşiye akademisyenler, yazarlar ve SDE uzmanlarından oluşan seçkin bir topluluk katıldı. Kitabın kısa bir değerlendirmesinden sonra söyleşi katılımcılar ile Belge arasında soru-cevap formatında devam etti.

 

Türkiye, tek parti döneminin ve otoriter yapısının çözülmeye, siyasetin kısmen de olsa normalleşmeye ve demokratikleşmeye başladığı bir dönemden 27 Mayıs 1960 yılında, yeni bir döneme, bir anlamda “darbeler dönemine” geçti. Gerek bu darbe ve daha sonraki darbeler veya dolaylı müdahalelerle siyasal ve toplumsal alan militarist bir şekilde dizayn edilmeye çalışıldı. Demokrasinin Türkiye’de kurumsallaşamaması ve demokratik bir siyasal kültürün bir türlü ortaya çıkamamasında bu militarist anlayışın önemli bir etkisi olduğunu söylemek mümkün. Ancak bugün Türkiye, başta 12 Eylül olmak üzere 28 Şubat ve sonrasındaki darbe planlarıyla, bununla birlikte ordunun içinde siyasi ve yargı denetiminden uzak JİTEM gibi yapılanmalarla hesaplaşmaktadır. Bu hesaplaşma aynı zamanda ordunun yeniden yapılanmasını gerekli kılmaktadır. Daha şeffaf, sınırları demokrasinin ve hukukun belirlediği, sivil denetime açık bir ordu. Türkiye’deki birçok insanın talebi bu yönde olduğu gibi çağdaş dünyanın siyasal kültürü ve normları da bunu gerektirmektedir.

Türkiye’nin yakın tarihini özellikle darbeler dönemini iyi bilen ve aynı zamanda bu konudaki nitelikli çalışmalarıyla siyasal sistemi, bu sistemin en derinlerine kadar işlenmiş militarist damarı teorik olarak analiz eden önemli isimlerden biri Murat Belge’dir. Nitekim mezkur kitabında da sadece Türkiye değil farklı coğrafyalardaki tarihsel ve sosyal dinamikleriyle birbirinden farklı devletlerin modernleşmesini, bu modernleşme sürecinde ordunun ve militarist zihniyetin rolü ve yeri konusunda oldukça kapsamlı sayılabilecek, hem Türkiye hem de bu devletler arasında karşılaştırma imkanı verebilecek, aynı zamanda tarihsel bir duruma tekabül eden modernleşme paradigmasının farklı bir yüzünü, otoriter siyasal yüzünü veya kendi ifadeleri içinde “antimodern modernleşme” olgusunu farklı toplumların tecrübeleriyle irdeleyen bir çalışmaya imza atmış.
 
Bu çalışma vesilesiyle SDE’deki söyleyişinde modernleşmenin siyasal yönü üzerinde duran Belge, modernleşmenin militarist biçiminin belirleyici olduğu Almanya, Japonya ve Türkiye örneği, burjuva demokrasisinin siyaseti şekillendirdiği İngiltere, Fransa örneği ve feodal geçmişi ve aristokrasisi olmayan Amerika örneğinin modernleşmenin farklı biçimlerini oluşturduğu şeklinde bir tasnifte bulundu. Bu modernleşme biçimleri arasında özellikle militarist modernleştirmeyi diğerlerinden ayıran temel farkın orta sınıfın yokluğuna bağlayan Belge, orta sınıfın olmadığı yerde lokomotif olacak bir güç çıkar. Bu açıdan tek örgütlü gücün ordu olduğunu ifade ederek orta sınıfın militarizmin varlığında belirleyici bir etken olduğunu farklı ülke örnekleri üzerinden değerlendirdi. 
 
Türkiye Modernleşmesi
 
Türkiye modernleşmesinin militarist yönü üzerinde durulurken çoğu zaman bunun Osmanlı siyasi ve bürokratik örgütlenme biçiminden kaynaklandığına ve dolayısıyla Türkiye’deki militarist geleneğin Osmanlı’dan tevarüs etmiş olduğuna ilişkin yaygın bir kanı var. Ancak Belge, militarizmi “modern ve modernleşmeye yönelik bir ideoloji olarak temelinin askerliğe önem vermesinin değil sivilleri askerileştirmek” şeklinde tanımlayarak militarizmin “bir Osmanlı kalıntısı olarak değil modern olarak” gördüğünü, Osmanlı’nın orduya önem verdiğini fakat militarist olmadığını belirterek bu konuya ilişkin farklı bir yaklaşım ortaya koydu. Ayrıca Osmanlı’nın zannettiğimizden farklı olduğunu, Osmanlı’ya ilişkin sahici bir Osmanlı geleneği yerine retrospektif bir Osmanlı geleneği üretildiğini vurguladı.
 
Almanya ve Japonya’da modernleşme başladığında azınlık ancak kuvvetli bir anti militarizm muhalefeti olduğunu Türkiye’de ise böyle bir muhalefeti görmediğini söyleyen Belge, Türkiye’de darbelerin ordunun içindeki bazı subaylar tarafından yapıldığını ve bütün bir orduyu darbe ile suçlamanın doğru olmayacağına ilişkin kamuoyunda zaman zaman dile getirilen yaklaşımın doğru olmadığını, darbelerin emir komuta zinciri içinde gerçekleştiğini belirtti.
 
Ayrıca söyleşi sırasında katılımcılar özellikle Türkiye’de militarizmin ve askeri darbelerin sivil ayağına ilişkin değerlendirmelerde bulundular. Belge, “Türkiye’de her kesimin kendine göre bir militarizm versiyonu var” diyerek farklı toplumsal kesimlerin militarizmi ideolojik referanslarla meşrulaştırdığını bu bağlamda Kemalistlerin yanında Solcuların ve İslamcılarında militarist geleneğin dışında kalmadığını ve herkeste “ortada bir ordu var ama o ordu benim değil. Fakat bu ordu benim olmalı” anlayışı içinde olduğunu belirterek Türkiye’deki militarizmin sivil ayağını ve kaynağını oluşturan zihniyetin işleyişine ilişkin tespitlerde bulundu. 
 
Haber-Yorum: Bedir Sala

 

 

29.05.2012
İlgili Haberler
Köşe Yazıları
ATCOSS
SD Dergi