ENGLISH
24.05.2012
24.08.2011 19:13


Prof. Dr. Birol Akgün
SDE Uzmanı
bakgun@sde.org.tr
CV

Kaddafi Sonrasında Libya

Libya’daki Kaddafi karşıtı güçlerin 21 Ağustos itibariyle Başkent Trablus’u ele geçirmesiyle Muammer Kaddafi’nin 42 yıllık askeri diktatörlüğü sona erdi. Kaddafi’nin Pentagon’u sayılan Bal-el Aziziye kışlası da muhalefetin eline geçti ve deyim yerindeyse rejimin harim-i ismeti talan edildi. Başta Türkiye ve ABD olmak üzere, uluslararası toplum artık geçici konseyi Libya’nın tek meşru ulusal hükümeti olarak tanıdığını açıkladı. Bu ülkeye ilk resmi ziyaret de, yine Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu tarafından gerçekleştirildi ve Libya temas grubu da bu ülkenin geleceğini tartışmak üzere İstanbul’da toplantıya çağrıldı.

 

Peki, gerçekten Libya’da devrim gerçekleşti ve amacına ulaştı mı? Doğrusu her şeyin bittiğini söylemek çok aceleci bir yorum olur. Zira Libya gibi çok farklı aşiret gruplarından oluşan bir ülkede 42 yıllık bir rejimin kökünün altı ayda kazınacağını öngörmek sağlıklı bir değerlendirme olmaz. Libya’da olan şey, bu ülkedeki iktidarın yıkılmasıdır. Devrimin tamamlanması için şimdi Libya’da yeni bir anayasa yapılması, yeni bir iktidar yapısının tanımlanması ve ülkedeki ekonomik kaynakların (özellikle petrolün) nasıl paylaşılacağı konusunda nihai bir ulusal uzlaşmanın sağlanması gerekecektir. Eski muhalifler, yeni muktedirler bunu sağlayacak siyasal olgunluğa sahip midir sorusu Libya’nın yakın geleceği için en can alıcı sorudur.
 
Libya’daki yeni yönetim, bu ülkede uzun yıllardır iktidardan uzak tutulan, dışlanmış gruplardan oluşan kırılgan bir koalisyondan gücünüm almaktadır. Nefret ve şiddet bir ülkedeki kurulu rejimi yıkmak için yeterli olabilir. Ancak nefret, hiç bir zaman kurucu iktidarın aklını inşa edemez. Şimdi Libya’daki yeni liderlik aklı selimle ve basiretle hareket etmek ve dışlayıcı değil, kuşatıcı bir politika izlemek zorundadır. Halk haklı olarak Kaddafi ve oğulları başta olmak üzere eski rejimin ileri gelenlerinin adalet önüne çıkarılması ve kendi halkına karşı savaş uçakları ile ateş etmekten çekinmeyenlere gerekli cezaların verilmesini isteyecektir. Toplumun adalet duygusunun tatmin edilmesi için yargılama en doğal ve gerekli yoldur da. Ancak yargılama, öncelikle ulusal makamlar tarafından yapılmalı ve rövanş almak adına değil; hakkaniyet ve adalet için duygusunu tatmin etmeye yönelik olmalıdır. Yeniden inşa edilecek Libya’nın bir hukuk devleti olarak kurulabilmesi için de bu gereklidir.
 
Önümüzdeki aylarda ve yıllarda Libya bir süreliğine daha muhtemelen NATO’nun güvenlik şemsiyesine ihtiyaç duyacaktır. Ancak Irak ve Afganistan örnekleri de göz önüne alındığında NATO’nun Libya misyonu, kalıcı bir dış müdahaleye dönüştürülmemelidir. Tüm uluslararası aktörler, Libya’nın toprak bütünlüğü ve egemenlik haklarına saygılı olmalı; Libya vesayet altına girmiş bir ülke durumuna sokulmamalıdır. Türkiye ve BM, yeni bir anayasanın yapılması ve yeni bir rejimin inşası hususunda ise Libya’da önemli roller oynayabilirler. Özellikle Türkiye gibi güvenilen bir ülkenin demokrasi tecrübesi Libya siyasi elitleri için yol gösterici olacaktır. 
 
Libya’daki muhalefetin başarısı, değişime direnen diğer otoriter Arap ülkeleri için de farklı anlamlar içermektedir. Özellikle Suriye ve Yemen gibi rejim karakterleri ve davranış kodları benzer olan ülkeler için bunun anlamı, Ortadoğu’daki Arap baharının eninden sonunda baskıcı rejimler için yıkıcı olduğudur. Libya düştükten sonra önümüzdeki aylarda tüm uluslar arası toplumun ve medyanın dikkati Suriye’ye yoğunlaşacaktır. Şimdiden ABD ve Türkiye dahil kendisine açıktan “yeter, artık çekil” notası verilen Beşşar Esat’ın günleri sayılıdır. Belki Libya’dan daha kanlı olsa da meşruiyetini yitirmiş Esat yönetimini ve Baas rejimini, kendi halkına karşı çevirdiği tank namlularının ateş gücü uzun süre ayakta tutamaz. Muhtemelen Eylül ayından itibaren BM’nin yaptırımları ağırlaştırması ve hatta yılbaşından önce Libya benzeri bir müdahale kararının çıkması da mümkündür. Şam yönetiminin bu süreci doğru okuması ve değişimin kaçınılmaz olduğunu anlaması gerekir. Kendisine her zaman destek veren ve en samimi uyarıları yapan dost ülke Türkiye’ye karşı yeniden terör kozunu kullanmaya kalkması, ancak ve ancak Esad’ın çöküşünü hızlandıracaktır.
 
Sonuç olarak, Kaddafi rejimi yıkılmıştır ve Kaddafi kendisi de muhtemelen ya bir suikast, intihar veya çatışma yoluyla ölmediği takdirde Hüsnü Mübarek gibi yargı önünde hesap vermek zorunda kalacaktır. Yeni yönetim için en büyü sınav ise ülkede asayiş ve güvenliğin sağlanması ve yeni rejimin hukuk zemininde ve tüm aktörleri tatmin edecek şekilde inşa edilmesi olacaktır. Burada özellikle Türkiye gibi dost ülkelerle istişare ve yakın temas bu sürecin daha az sancılı geçmesine yardımcı olacaktır. Yeni Türkiye’nin vizyonu da bu tür yardımlaşma ve dayanışmaya son derece uygundur.
 
Acılar çekse de, devrimi gerçekleştiren Libya halkı ay yıldızlı bayrağı ile yeni Libya, İslam dünyasının ve insanlık ailesinin önemli bir aktörü olacaktır.

 

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Kritik Seçimler ve Demokrasi Daralması - 09 Mayıs 2012 Çarşamba 18:12
Suriye Post-Hegemonik Düzenin İlk İşareti mi? - 26 Mart 2012 Pazartesi 12:29
Suriye Açmazı ve Türkiye - 06 Şubat 2012 Pazartesi 09:36
Mısır'da Devrim Sürüyor - 25 Kasım 2011 Cuma 11:52
Kaddafi Sonrasında Libya - 24 Ağustos 2011 Çarşamba 19:13
İsrail'in hayali: Şam - Tel Aviv yakınlaşması - 06 Ağustos 2011 Cumartesi 13:29
Yemin Krizinin Anatomisi - 12 Temmuz 2011 Salı 16:29
Mavi Marmara’nın Sarsıntıları Devam Ediyor - 01 Haziran 2011 Çarşamba 21:03
Obama’nın Filistin Açılımı mı? - 20 Mayıs 2011 Cuma 16:51
Beşşar Esad'ın siyasi intiharı - 27 Nisan 2011 Çarşamba 09:50
Türkiye’nin Barış Diplomasisi - 07 Nisan 2011 Perşembe 15:56
Fransa’nın Libya Aşkı mı Rol paylaşımı mı? - 23 Mart 2011 Çarşamba 21:18
Afganistan İzlenimleri - 07 Mart 2011 Pazartesi 13:28
Kaddafi Direnebilir mi? - 23 Şubat 2011 Çarşamba 09:57
Mısır Musa’sını Arıyor - 15 Şubat 2011 Salı 09:54
Yasemin Devrimi Sömürge Sonrası Düzenin Çöküşü mü? - 18 Ocak 2011 Salı 12:54
Türk ve Arap dünyasının entelektüel buluşması: ATCOSS 2010 - 20 Aralık 2010 Pazartesi 12:48
İsviçre Yükselen Türkiye’yi Keşfediyor - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:48
Taksim Saldırısında Üç Senaryo Tek Gerçek - 02 Kasım 2010 Salı 16:16
Davutoğlu'nun Kaşgar Ziyareti ve Değişen Türk-Çin İlişkileri - 01 Kasım 2010 Pazartesi 14:05
Çin İzlenimleri-(II): Doğu Türkistan ve Uygurlar - 25 Ekim 2010 Pazartesi 14:40
Çin İzlenimleri-(I): Ejderin Ayak Sesleri - 30 Eylül 2010 Perşembe 17:59
Sivil Toplumun Vicdanı Derin PKK’yı Yendi - 18 Ağustos 2010 Çarşamba 15:55
Türk-Kürt Kutuplaşması ve Siyasi Üslup Meselesi - 29 Temmuz 2010 Perşembe 11:49
Ortadoğu’da Savaşlara Son Verecek Barış - 08 Temmuz 2010 Perşembe 17:05
G-20 Zirvesi ve Erdoğan-Obama Görüşmesi - 29 Haziran 2010 Salı 11:18
Ortadoğu’da Pax Turcica’nın Doğuşu - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:50
İsrail Türkiye’ye Savaş mı Açtı? - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:51
Medvedev’in Ziyareti ve Türk-Rus Yakınlaşması - 13 Mayıs 2010 Perşembe 13:24
Tarihin Geri Dönüşü ve Türkiye - 21 Nisan 2010 Çarşamba 12:22
Anayasayı Değiştirmek İçsel Sömürüyü Yıkmaktır - 03 Nisan 2010 Cumartesi 10:44
Avrupa PKK’yı Neden Şimdi Anlıyor? - 11 Mart 2010 Perşembe 15:18
Ermeni Karar Tasarısı ve Obama Yönetiminin Liderlik Zaafı - 05 Mart 2010 Cuma 14:17
Münih Güvenlik Konferansı ve Çin - 08 Şubat 2010 Pazartesi 12:22
Yemen Nereye Gidiyor? - 23 Ocak 2010 Cumartesi 12:11
İran’da Muhalefet Ne İstiyor? - 02 Ocak 2010 Cumartesi 09:34
ABD Ziyaretinin Olası Siyasi Sonuçları - 15 Aralık 2009 Salı 13:26
Erdoğan Obama’ya Ne Söylemeli? - 07 Aralık 2009 Pazartesi 01:05
Gıda Güvenliği Yada Malthus'un Geri Dönüşü - 29 Kasım 2009 Pazar 14:36


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya