ENGLISH
24.05.2012
06.08.2011 13:29


Prof. Dr. Birol Akgün
SDE Uzmanı
bakgun@sde.org.tr
CV

İsrail'in hayali: Şam - Tel Aviv yakınlaşması

Son günlerde bazı İsrailli yorumcular zor durumdaki Esat ailesi için İsrail ile ittifak yapmayı öneriyorlar. Esat'ın İsrail ile işbirliği yaparak Sunnileri bastırma önerisi hem pratik olarak hem dengeller açısından mümkün değildir.

 

Suriye ordusunun otuz yıl aradan sonra ağır silahlarla Hama'ya yönelik giriştiği son kanlı katliamın ardından, Birleşmiş Milletler nihayet harekete geçti. BM Güvenlik Konseyi isyanların başlamasından 5 ay sonra ilk kez Suriye'deki gelişmelerden endişe duyduğunu açıkladı ve hükümetin sokak gösterilerini bastırmak için kullandığı aşırı şiddeti kınadı. Ancak alınan karar ne uluslararası toplumu ne de özgürlük yanlısı Suriye muhalefetini tatmin etmiş gözüküyor. İsrail gibi bazı bölge ülkeleri ise, komşu ülkedeki puslu havadan yaralanarak siyasi karışıklıkları bölgede uzun süredir devam eden stratejik dengeleri kendi lehlerine değiştirmek için bir fırsata çevirme arayışındalar. Peki, bu mümkün mü? Esat ailesi sıkıştığı zaman Tel Aviv ile siyasi "flört etmeye" başlayabilir mi?

 

İkinci dünya savaşı sonrasında bölgede kurulan ve günümüze kadar süren siyasi-askeri ittifakların temelinde üç önemli faktör rol oynamıştı:

 

DEMOKRATİK İNTİFADA

1. Bölgenin batı merkezli küresel sistem açısından jeopolitik konumunu tanımlayan enerji kaynaklarına ulaşımın sağlanması,

2. Batı eliyle kurdurulan ve Batı desteği olmadan yaşama şansı olmayan İsrail'in güvenliğinin garanti altına alınması ve

3. Bölge ülkelerindeki siyasi rejimlerin halkın taleplerine karşı koyabilmesi ve batının önceliklerine cevap verebilmesi için Arap dünyasında Otoriter rejimlerin teşvik ve himaye edilmesi. Yılbaşından bu yana Arap dünyasında devam eden halk hareketleri, yukarıdaki üç unsurdan sonuncusunu değiştirme potansiyeli taşıyor. Arap halkları baskıcı rejimlere karşı adeta topyekûn bir "demokratik intifada" başlatmış gözüküyor. Bu uyanışı ilginç kılan ve başarı şansını artıran faktör ise, artık ne Avrupa'nın ne ABD'nin isteseler de bölge dinamiklerini tek başlarına belirlemede ve özellikle Otoriter rejimlere sahip çıkmada başarılı olamayacaklarının anlaşılmasıdır. Bu nedenledir ki, Mısır lideri Mübarek ve Tunus lideri Bin Ali devrilmiştir. Benzer dinamikler bugün Suriye için de geçerlidir.

 

Libya ve Suriye'de değişim süreci diğer örneklere göre nispeten daha kanlı seyretmektedir. Libya'da Kaddafi, Suriye'de ise Esat siyasi meşruiyetlerini çoktan yitirmelerine rağmen kendi klan ve aşiret üyelerinin sadakatine güvenerek şiddet ve cebir yoluyla ayakta kalma arayışı içindedirler. Her iki lider de, ayakta kalabilmek için içeride ve dışarıda yeni ittifaklar kurma eğilimindedirler. Kaddafi olayların başlangıcında, ülkesindeki şiddet olaylarını Bin Ladin gibi radikal islamcı selefi grupların çıkardığını söyleyerek batının desteğini almaya çalışırken; bugünlerde uluslararası toplumun baskılarına ve NATO operasyonlarına karşı radikal islamcı gruplarla dayanışma içine girmeye çalışmaktadır. NATO operasyonlarına ve isyancılara karşı iktidarını korumak için, dün suçladığı İslamcılarla bugün dayanışma içine girerek ortak bir direniş cephesi kurma çağrısı yapmaktadır. Daha da ilginci ise, Libya'nın İsrail'e heyet göndererek kaleyi içten fethetme arayışına girmesidir. Tüm bunlar zor durumda kalan Ortadoğu liderlerinin ayakta kalma uğruna kimlerle nasıl işbirliği yapabileceklerini anlama adına oldukça ilginç ve öğretici örneklerdir.

 

SURİYE NE YAPACAK?

Kaddafi'nin izlediği bu şeytanca politika, kendi ülkesinde iyice sıkışan Şam yönetiminin büyüyen isyan dalgası ve BM'nin son kınama kararından sonra izleyeceği politikalar konusunda da önemli ipuçları verebilir mi? Zira İsrail basınında son günlerde çıkan bazı yorumlarda, Suriye'deki azınlık Nusayri rejiminin ülkedeki çoğunluğu oluşturan Sünnilerin yönetimi tamamen ele geçirme riskine karşı Tel Aviv ile yakınlaşma içine girebileceği beklentisi dile getirilmektedir. Batı'nın Suriye konusunda Libya ile karşılaştırıldığında Esat yönetimine hala kredi açması ve BM Güvenlik Konseyinden çıkan kararda Suriye'deki ordunun şiddete dayalı değişimin mevcut hükümet eliyle gerçekleştirebileceğine yönelik ifadeler de, Batının Suriye konusundaki niyetleri konusunda şüphe uyandırmaktadır. Acaba amaç, Beşşar Esat'ın üstünde yeterince baskı oluşturulmasını engelleyerek, zamanla artan isyan karşısında Esat'ın siyaseten sıkışmasını sağlayarak, Şam'ı Tel Aviv'in kucağına itmek midir? ABD ve Batı Rusya ile işbirliği halinde normal yollarla 60 yıldır sağlayamadıkları Arap-İsrail barışını bugün zor durumda kalan Esat gibi liderler üzerinden mi yapmak istemektedir? Başka deyişle, Arap baharına yani Arap halklarının özgürlük ve demokrasi taleplerine destek olmanın maliyeti İsrail'in tanınması mı olacaktır?

 

BM'NİN GEÇ GELEN KARARI 

Şüphesiz bu sorular spekülasyona açıktır. Ancak Suriye'deki gelişmeler karşısında BM'nin aldığı "kınama kararı" hem çok geç gelmiştir, hem de içeriği oldukça muğlâktır. Üzerlerine kurşun sıkılan halka, devlet binalarına saldırmayın çağrısı yapmak; değişimin Suriye hükümeti eliyle yapılması gerektiğini söylemek BM'nin kendi onurunu kurtarmak adına aldığı "yasak savma" amaçlı bir karar olduğu izlenimini vermektedir. Öte yandan Şam yönetiminin Tel Aviv ile yakınlaşacak kadar şeytanlaşacağını sanmak da çok gerçekçi değildir. Bugün Esat yönetimine karşı ayaklanan genç gruplar, Suriye'deki Sünni orta sınıfı hala kendi yanlarına çekememişlerse bunun nedeni Esat ailesinin İsrail'e karşı 40 yıldır takındığı amansız tavırdır. Kaldı ki, Suriye üzerinde bugün en büyük etkiye sahip ülke belki de İran'dır. İran'daki İslami rejimin ise en son isteyeceği şey, Ortadoğu'da Suriye-İsrail yakınlaşmasıdır.

 

Tüm bu nedenlerle bazı İsrailli yorumcuların zor durumdaki Esat ailesi için İsrail ile ittifak yapmayı önermeleri şimdilik boş hayaldir. Ancak Suriye demokratikleşir, Filistin-İsrail sorunu çözülür ve İsrail Golan tepelerini boşaltmaya razı olursa belki o zaman Şam-Tel Aviv yakınlaşmasından söz edilebilir. Gerişi boş düşünce temrinlerinden öte bir anlam taşımaz.

(Not: Yenişafak gazetesinde, 06.08.2011 tarihinde yayınlanmıştır.)

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Kritik Seçimler ve Demokrasi Daralması - 09 Mayıs 2012 Çarşamba 18:12
Suriye Post-Hegemonik Düzenin İlk İşareti mi? - 26 Mart 2012 Pazartesi 12:29
Suriye Açmazı ve Türkiye - 06 Şubat 2012 Pazartesi 09:36
Mısır'da Devrim Sürüyor - 25 Kasım 2011 Cuma 11:52
Kaddafi Sonrasında Libya - 24 Ağustos 2011 Çarşamba 19:13
İsrail'in hayali: Şam - Tel Aviv yakınlaşması - 06 Ağustos 2011 Cumartesi 13:29
Yemin Krizinin Anatomisi - 12 Temmuz 2011 Salı 16:29
Mavi Marmara’nın Sarsıntıları Devam Ediyor - 01 Haziran 2011 Çarşamba 21:03
Obama’nın Filistin Açılımı mı? - 20 Mayıs 2011 Cuma 16:51
Beşşar Esad'ın siyasi intiharı - 27 Nisan 2011 Çarşamba 09:50
Türkiye’nin Barış Diplomasisi - 07 Nisan 2011 Perşembe 15:56
Fransa’nın Libya Aşkı mı Rol paylaşımı mı? - 23 Mart 2011 Çarşamba 21:18
Afganistan İzlenimleri - 07 Mart 2011 Pazartesi 13:28
Kaddafi Direnebilir mi? - 23 Şubat 2011 Çarşamba 09:57
Mısır Musa’sını Arıyor - 15 Şubat 2011 Salı 09:54
Yasemin Devrimi Sömürge Sonrası Düzenin Çöküşü mü? - 18 Ocak 2011 Salı 12:54
Türk ve Arap dünyasının entelektüel buluşması: ATCOSS 2010 - 20 Aralık 2010 Pazartesi 12:48
İsviçre Yükselen Türkiye’yi Keşfediyor - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:48
Taksim Saldırısında Üç Senaryo Tek Gerçek - 02 Kasım 2010 Salı 16:16
Davutoğlu'nun Kaşgar Ziyareti ve Değişen Türk-Çin İlişkileri - 01 Kasım 2010 Pazartesi 14:05
Çin İzlenimleri-(II): Doğu Türkistan ve Uygurlar - 25 Ekim 2010 Pazartesi 14:40
Çin İzlenimleri-(I): Ejderin Ayak Sesleri - 30 Eylül 2010 Perşembe 17:59
Sivil Toplumun Vicdanı Derin PKK’yı Yendi - 18 Ağustos 2010 Çarşamba 15:55
Türk-Kürt Kutuplaşması ve Siyasi Üslup Meselesi - 29 Temmuz 2010 Perşembe 11:49
Ortadoğu’da Savaşlara Son Verecek Barış - 08 Temmuz 2010 Perşembe 17:05
G-20 Zirvesi ve Erdoğan-Obama Görüşmesi - 29 Haziran 2010 Salı 11:18
Ortadoğu’da Pax Turcica’nın Doğuşu - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:50
İsrail Türkiye’ye Savaş mı Açtı? - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:51
Medvedev’in Ziyareti ve Türk-Rus Yakınlaşması - 13 Mayıs 2010 Perşembe 13:24
Tarihin Geri Dönüşü ve Türkiye - 21 Nisan 2010 Çarşamba 12:22
Anayasayı Değiştirmek İçsel Sömürüyü Yıkmaktır - 03 Nisan 2010 Cumartesi 10:44
Avrupa PKK’yı Neden Şimdi Anlıyor? - 11 Mart 2010 Perşembe 15:18
Ermeni Karar Tasarısı ve Obama Yönetiminin Liderlik Zaafı - 05 Mart 2010 Cuma 14:17
Münih Güvenlik Konferansı ve Çin - 08 Şubat 2010 Pazartesi 12:22
Yemen Nereye Gidiyor? - 23 Ocak 2010 Cumartesi 12:11
İran’da Muhalefet Ne İstiyor? - 02 Ocak 2010 Cumartesi 09:34
ABD Ziyaretinin Olası Siyasi Sonuçları - 15 Aralık 2009 Salı 13:26
Erdoğan Obama’ya Ne Söylemeli? - 07 Aralık 2009 Pazartesi 01:05
Gıda Güvenliği Yada Malthus'un Geri Dönüşü - 29 Kasım 2009 Pazar 14:36


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya