ENGLISH
24.05.2012
05.08.2011 18:02


Prof. Dr. Talip Özdeş
SDE Uzmanı
tozdes@sde.org.tr
CV

Norveç Olayının Fikri ve İdeolojik Altyapısı Üzerine

Geçen ayın 22’sinde önce Norveç’in başşehri Oslo’da beklenmedik bir şekilde 7 kişinin ölümüne yol açan patlamanın ardından Utoeya adasındaki gençlik kampına yapılan saldırı sonucu 76 kişinin hayatını kaybetmesi bütün dikkatleri bir anda Batı’daki aşırı-sağcı hareketlerin üzerine çekmiştir. Olay etrafındaki açıklamalar, yorum ve mütalaalar gerek TV kanallarında gerekse dünya basınında yer almaya devam etmektedir. Dünya, Norveçli Anders Behring Breivik’i yapılan her iki saldırının da faili olarak tanımış oldu. Hadisenin münferit bir olay olup olmadığı, arkasında kimlerin destek verip azmettirdiği konusu henüz netlik kazanmış değil. Ancak şimdilik yapılan bu hunhar eylemin Samuel Huntington’un Medeniyetler Çatışması adlı tezinin ve daha sonra şaibeli bir şekilde meydana gelen 11 Eylül hadisesinin zihinlerde oluşturduğu İslamafobia ile bağlantılı olduğu ortaya çıkmış durumdadır. Batıda siyasal olarak yabancı düşmanlığını politikasının merkezine yerleştiren ırkçı hareketlerin sosyal zemin kazanarak yükseliş trendine girmelerinde yaratılan bu korkunun etkisi büyüktür. Olayın hemen akabinde bazı medya organlarının olayı hemen 11 Eylül ve Müslümanlarla ilişkilendirmeye çalışmaları, zihinlerde İslam ve Müslümanlar hakkında oluşan peşin yargıların bir sonucudur. Ancak demokrasi ve çoğulculuk anlayışının etkin olduğu Norveç gibi bir İskandinav ülkesinde meydana gelen bu katliam, şiddet ve teröre dayalı her eylemi hemen İslam’a ve Müslümanlara mal etme şeklinde tezahür eden ezberi bozmuştur.

11 Eylül hadisesinden günümüze kadar dünyanın neresinde olursa olsun görünüşte İslam dinine mensup kimselerin müdahil oldukları şiddete dayalı olaylar, bu kişilerin siyasi ve ideolojik kimliklerine, taraf alışlarına, bağlantılı oldukları yerlere ve amaçlarına, ortaya koydukları eylemin İslam’a uygun olup olmadığına bakılmaksızın doğrudan doğruya “İslami terör” olarak damgalanıp pazarlanabilmiştir. Batı’da İslam’ı tahkir eden, onun kutsallarını hiçe sayan, Hz. Peygamber’i karikatürler yolu ile aşağılayıp alaya alan, Kur’an yakan eylemler hep söz konusu peşin yargı ve korkulardan destek alarak fikir hürriyeti adı altında toleransla karşılanabilmiştir. Ancak şimdi Norveç’te meydana gelen bu olay, Batı insanının terör hadiselerine daha objektif ve rasyonel yaklaşarak onlarla ilgili kritikçi değerlendirmeler yapmasına zemin olabilir. Her ne kadar Breivik’in saldırısı dengesiz bir insanın beklenmedik bir şekilde gerçekleştirdiği bireysel bir eylem olarak değerlendirilmeye çalışılsa da, aşırı sağcı hareketlerin her zaman bu tip olaylara zemin olabileceği korkusu gittikçe yayılmaktadır. Breivik’in ifadelerinde kendisini Tapınak Şövalyeleri’ne nispet etmesi, ilhamını oradan alması Haçlı zihniyetini öne çıkmaktadır. Breivik’in günlüklerinden ve yazışmalarından hareketle saldırıların Hıristiyan Avrupa’yı Müslümanlardan ve yabancılardan arındırmak gibi bir amaçla gerçekleştirildiği ifade edilse bile, olayın doğrudan dinin kendisiyle özdeşleştirilmesi tutarlı olmaz. Nitekim Norveçli tarihçi Dag Herbj?rnsrud el-Kaide eylemlerinden hareketle İslamiyet’in terörizmle damgalanmasının doğru olmayacağı gibi, Breivik’le de Hıristiyanlığı özdeşleştirmenin doğru olamayacağına dikkat çekmiştir.[1]
Breivik’le ilgili medyaya yansıyan haberler ve onun günlükleri itibara alındığında, onun hastalıklı ruh ve fikir dünyası ile ilgili çok karışık bir tablo ile karşı karşıya kalıyoruz. Kendisini ‘Hristiyan, muhafazakâr ve milliyetçi’ olarak nitelendirmesi, Tapınak Şövalyeleri’ne nispet etmesi ve eylemi gerçekleştirirken giydiği garip kıyafetler kaoslu ve fırtınalı bir ruh halini yansıtmakla beraber dindar bir Hıristiyan görünümünü de vermiyor. Sözde, Hıristiyan Avrupa’yı Müslümanlardan arındırmak istiyor. Ama Breivik’in algıladığı şekliyle telaffuz edilip öne çıkarılan Hıristiyanlık, insaf, vicdan ve ahlak ilkeleri üzerine kurulan bir din olmaktan çok, ırk ve ayrımcılık esasına dayalı milliyetçilik zihniyetini besleyen kültürel, töresel bir olgu olmalı! Breivik gibilerinin Müslümanlardan arındırmayı kastettikleri Hıristiyan Avrupa neresi? Artık öyle bir Avrupa var mı? Müslümanlardan ve yabancılardan arındırılmak istenen bu Avrupa, modernizenin içini iyice boşalttığı, olabildiğince sekülerleştirtiği, kutsalla olan bağların iyice zayıflatıldığı, genç kuşakların Ateizme, Satanizme ve daha başka mecralara sürüklendiği Avrupa değil mi? Alkolizmin, uyuşturucunun, intiharların, fuhuş ve pornonun yaygınlık kazandığı maneviyat boşluğu içerisindeki Avrupa değil mi? Dolayısı ile Breivik gibilerinin şahsında İslam ve Müslüman düşmanlığı üzerinden sergilenen tapınak şövalyeliğinin gerçek anlamda dini bir endişeden kaynaklandığını iddia etmek oldukça zor görünüyor. Tapınak şövalyeliği ve din savaşı söylemi ırkçılığa dayalı bir milliyetçilik anlayışını besleyen, Kur’an’ın “hamiyyetu’l-câhiliyye” (cahiliye hamiyeti) olarak isimlendirdiği ilkel ve kabileci zihniyetle örtüşen bir fikir, zihniyet ve ruh hali olmanın ötesinde fazla bir anlam ifade etmiyor. Hıristiyanlık olarak telaffuz edilen şey, bu kör taassuba, ırkçı ve kabileci fanatizme hizmet ediyorsa, böyle kurgulanmak istenen bir milli kimliğin oluşumuna hizmet ediyorsa önemli! Yoksa din olarak algılanan şeyin evrensel değerlere, ahlaka, adalete, insaf ve vicdani ölçülere oturup oturmadığı, insanlığa huzur getirip getiremeyeceği çok da önemli değil! Nitekim saldırganın kimliğine dair verilen bilgiler onun Hıristiyanlık’tan çok Liberalist felsefeyle olan yakın bağlantısını deşifre ediyor. Twitter ve Facebook’ta hayranlık duyduğu kişilere işaret edilirken John Stuart Mill, Immanuel Kant, John Locke, Franz Kafka, Leo Tolstoy, George Orwell, Max Manus gibi filozof ve yazarların isimleri geçmektedir. Breivik, Haçlı ruhundan ilham almasının yanında, ancak insanı özgürleştirme adına onun bütün eylemlerini meşru gören, onu tanrılaştıran bir felsefeden ilham alarak yapmış olduğu katliamı içselleştirebilirdi!
 
Medyada ve İnternet sitelerinde onun annesinden ve kız kardeşinden rahatsızlık duyduğuna, kız kardeşinin birçok erkekle beraber olduğuna dair ifadelerin[3] yanında, ayrıca Masonlukla ilişkili olduğu, İsrail yanlısı Document. no adlı siteye katkılarda bulunduğuna dair bilgiler de yer almaktadır.[4] Breivik’in bombalama eyleminin Mossad tarafından gerçekleştirilen King David Oteli’nin bombalanmasının 65. Yıldönümüne tesadüf etmesi de anlamlı bulunmaktadır. Söz konusu bombalama eyleminde değişik milletlerden 91 kişinin hayatını kaybettiği, 46 kişinin ise yaralandığı bilgisi yer almaktadır. Yapılan yorumlarda Breivik’in eyleminin Filistin yanlısı politika izleyen Norveç’e gözdağı vermeyi amaçlamış olabileceği de ifade edilmektedir.[5] Öldürülenlerin büyük çoğunluğunun Norveçli olmalarının yanında birkaç kişi hariç Müslüman olmamaları bu kanaati doğrular gibidir. Şüphesiz bütün bu iddiaların doğruluğunun tespiti, gizli veya müphem noktaların aydınlatılması peşin yargıların tuzağına düşmeden konunun derinliğine araştırılmasından geçmektedir.
 
Breivik’in sahip olduğu dünya görüşü, din anlayışı, zihniyeti, hangi mahfillerle ilişkili olduğu konuları etrafındaki yorum ve değerlendirmeler ne olursa olsun, onu anlamak için gerçekleştirdiği saldırılardan yola çıktığımızda, zihin ve ruh dünyası birçok saçmalıklarla, kin ve nefret duygularıyla ifsat edilmiş, âdeta cinnet hali yaşayan bir tiple karşı karşıya kalıyoruz. İdeolojik yaklaşımlar, öfke ve nefreti besleyen peşin yargılar, koyu bir cehalet ve sapkınlık hali! Asıl problem birtakım merkezler tarafından İslam dünyasını hedef alan, yalan ve iftiralarla kutuplaştırma, düşmanlaştırma ve çatışma ortamları yaratmaya matuf, zihinleri ifsat eden bir dezenformasyon sürecinin yürütülmesidir. Söz konusu süreç devam ettirildiği müddetçe, yeni Breivik’lerin ortaya çıkması ve benzer eylemleri sahneye koyması her zaman için mümkündür. Peşin yargıların ortadan kaldırılmasının, insanlık üzerine oynanmak istenen senaryoların zemin bulamamasının yolu, ülkeler, kültürler ve medeniyetler arasında iyi niyete ve barışa dayalı, birbirini daha doğru tanımaya yönelik ilişkilerin geliştirilmesinden geçmektedir. Bu hedefin gerçekleştirilmesinde Müslümanlar kadar Müslüman olmayanların, özellikle Batı ülkelerinin de üzerine sorumluluklar düşmektedir.   

YAZARIN TÜM YAZILARI
Seçmeli Kur’an-ı Kerim Dersi - 13 Nisan 2012 Cuma 18:37
Suriye Yangını - 11 Şubat 2012 Cumartesi 16:33
Tarihten Günümüze Muharremin Hatırlattıkları - 05 Aralık 2011 Pazartesi 15:15
Yeni Anayasa, Değerler ve İlkeler - 12 Kasım 2011 Cumartesi 23:49
Somali’deki Açlık ve Terörün Perde Arkası - 12 Ekim 2011 Çarşamba 10:30
Çağa Yemin Olsun Ki! - 06 Eylül 2011 Salı 16:53
Norveç Olayının Fikri ve İdeolojik Altyapısı Üzerine - 05 Ağustos 2011 Cuma 18:02
Halkın Siyasi Partilerden Beklediği - 11 Temmuz 2011 Pazartesi 13:11
Cemaat-Siyaset İlişkisine Dair Bir Değerlendirme - 11 Haziran 2011 Cumartesi 08:38
İslam Üzerinden Tırmandırılan Şiddetle Ne Amaçlanıyor? - 16 Mayıs 2011 Pazartesi 09:29
Âlemlere Rahmet Olarak Gönderilen Peygamberin Ümmeti Olmak - 12 Nisan 2011 Salı 16:35
İslam Dünyası Siyasetini Düze Çıkarabilecek mi? - 14 Mart 2011 Pazartesi 14:45
İslam Coğrafyasına Yayılan Değişim Rüzgarı - 09 Şubat 2011 Çarşamba 17:55
Kilise Bombalama Hadisesinin Düşündürdükleri - 11 Ocak 2011 Salı 18:43
Wikileaks Belgeleriyle Ne Amaçlanmış Olabilir? - 04 Aralık 2010 Cumartesi 15:24
Cumhuriyetin Cumhurla Buluşması - 31 Ekim 2010 Pazar 14:44
Kur’an Yakma Eylemi ve Tepkiler Üzerine Bir Değerlendirme - 24 Eylül 2010 Cuma 18:24
Ramazan: İslam Algımızı Mihverine Oturtup Arınma Vesilemiz - 26 Ağustos 2010 Perşembe 11:26
Aydınlık Sabahlara Doğru - 24 Temmuz 2010 Cumartesi 17:34
Türkiye ve Terör Çıkmazı - 02 Temmuz 2010 Cuma 19:32
Siyonizmin Doğuşundan Günümüze İsrail Korsanlığı - 04 Haziran 2010 Cuma 11:04
Tecavüz ve Cinayet Olayları Neyin Göstergesidir? - 05 Mayıs 2010 Çarşamba 13:59
Değişim İradesi ve Değişimin Önündeki Engel - 19 Nisan 2010 Pazartesi 09:12
Kadın Hakları İnsan Haklarından Bağımsız Düşünülemez - 16 Mart 2010 Salı 16:22
Katsayı Düzenlemesinin İptali Kamu Vicdanına Nasıl Yansır? - 20 Şubat 2010 Cumartesi 15:30
Etnik Milliyetçilik-Cahiliyye İlişkisinin Analizi - 03 Şubat 2010 Çarşamba 12:07
Toplumsal Uzlaşı İçin Aydın Sorumluluğu - 25 Ocak 2010 Pazartesi 20:35
Çeteleşme ve Kitlesel Kutuplaştırma Olgusunun Zemininde Yatan Zihniyet ve Ahlak Problemi - 09 Ocak 2010 Cumartesi 18:19
Danıştay Kararı Hukuk’un Neresinde Duruyor? - 06 Aralık 2009 Pazar 17:52


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya