ENGLISH
24.05.2012
21.06.2011 09:16


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu

Mülteci ve sığınmacıların statülerini düzenleyen 20 Haziran 1951 tarihli BM Cenevre Sözleşmesinin kabulünün üzerinden 60 yıl geçmesine rağmen dünya genelinde mülteci nüfusu artmaya devam ediyor. BM tarafından yayınlanan son rapora göre ülkelerini çeşitli nedenlerle terk etmek zorunda kalan 14 milyon 200 bin mülteci, dünyanın farklı bölgelerine dağılmış durumda. Çok sayıda mülteci ve sığınmacı temel insani gereksinimlerden yoksun bir şekilde hayata tutunmaya çalışırken, kendi ülkelerinde devam eden savaş ve iç karışıklıklar nedeniyle de geri dönemiyorlar. Böylece günümüz dünyasının en ciddi insani krizlerinden birini oluşturan mültecilerin “geçici misafirlikleri” zorunlu olarak sığındıkları ülkelerde “kalıcı misafirliklere” dönüşüyor. 
 
İslam Dünyası En Fazla Mülteci Üreten Coğrafya
 
Etnik ve dini kökenlerine göre bir araştırma yapıldığında dünyadaki mülteci nüfusunun önemli bölümünü İslam dünyasındaki işgal, savaş ve silahlı çatışmalardan kaçanların oluşturduğu görülüyor. Toprakları işgal altında olduğu için farklı ülkelere dağılan 4.3 milyon Filistinli tam bir sürgün hayatı yaşıyor. Lübnan, Mısır, Ürdün ve Suriye’deki Filistinli mülteciler onlarca yıldır devam eden İsrail işgali yüzünden geri dönüş umutlarının neredeyse kaybetmiş bulunuyor. Bir halkın kuşaklar boyu devam eden trajedisini yansıtan Filistin sorunuyla birlikte Afganistan, Somali ve Irak’ta yaşanan işgal süreci sonunda milyonlarca kişinin yerlerinden edildiği biliniyor. 1980’li yıllardan bu yana İran ve Pakistan’da milyonlarca Afganlı sığınmacı bulunuyor. Bununla birlikte ABD işgalinden kaçan en az 2,5 milyon Iraklı da Filistinli mültecilerin yoğunlaştığı Suriye ve Ürdün gibi komşu ülkelere göç etti. Aynı zamanda yüz binlerce Çeçen ve Boşnak mülteci çeşitli Avrupa ülkelerine dağıldı ve bir daha evlerine dönemeyecek durumdalar.
 
Rakamlar küresel düzeyde mülteci hareketliliğinin ve düzensiz göçlerin ulaştığı boyutları göstermek bakımından anlamlı olsa da gerçekte sorunun derinliği ve karmaşıklığı istatistiklerle ölçülemeyecek kadar büyüktür. Kabul etmek gerekir ki dünya sistemini kontrol eden çevrelerin siyasi ve ekonomik çıkarlarını korumak adına sergiledikleri hukuksuz ve güce dayalı politikalar mülteci sorununun ana nedenini oluşturmaktadır. Şayet Afganistan, Irak, Somali ve Filistin işgal edilmeseydi, bugün karşılaştığımız ölçekte bir mülteci dramıyla hiçbir zaman karşılaşmayacaktık. Üstelik bu işgal politikalarının çoğu kez BM gözetimi altında ve “barışı sağlamak” üzere gerçekleştirildiği düşünüldüğünde uluslararası toplumun kirli amaçlara nasıl alet edildiği artık bir sır değildir.
 
BM Mültecileri Nasıl Koruyacak?
 
BM Barış Gücü Misyonlarının Bosna, Somali ve Irak savaşlarında adeta işgal güçlerinin “öncü kolları” haline getirildiği iddiası yaygın bir kabul görürken, bu müdahalelerin milyonlarca mülteci üretmesi aynı zamanda traji-komik bir durumu yansıtmaktadır. BM ve NATO, bir yandan işgal politikalarının meşru aracı haline getirilirken, öte taraftan bu politikalar nedeniyle ülkelerinden kaçan mültecileri korumaya çalışarak uluslararası toplum nezdindeki itibarlarını geri kazanmaya çalışmaktadır. Oysa bu saygınlık hali uzun bir süre önce zaten kaybedilmişti. Dolayısıyla her ne kadar BM Mülteciler Yüksek Komiserliği mülteci sorunuyla mücadele etmek amacıyla bir misyon üstlense de BM Güvenlik Konseyi’nin askeri müdahalelere onay veren birçok kararıyla da mülteci sorunu devasa boyutlara ulaşmaya devam ediyor.
 
En son Libya müdahalesinde görüldüğü gibi NATO operasyonları yüzünden ülke harabeye dönmüş durumdadır. NATO uçaklarının sivil yerleşim yerlerini defalarca fakat “yanlışlıkla” bombaladığı ve çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiği bilindiğine göre bu askeri müdahalenin Libya halkını korumak gibi bir amacı çoktan aşmış olduğu rahatlıkla söylenebilir. Yüz binlerce Libyalının Tunus ve Mısıra sığınmasıyla bölgede yerinden edilenlerin akıbetleri belirsizleşmektedir. Tunus aynı Suriye ve Lübnan gibi hem mülteci üreten ve hem de mülteci kabul eden bir ülke niteliği kazandığına göre bölge ülkeleri yeni ve çok daha ciddi sorunlarla karşılaşacaktır. Libya, Tunus ve Mısır’daki siyasi kaos uzun bir süre daha aşılamazsa mültecilerin ülkelerine geri dönüşleri imkansızlaşabilir.
 
Benzer bir risk Suriyeli mülteciler için de geçerlidir. Türk sınırına yığılmaya devam eden mültecilerin, Suriye’deki otoriter rejimin saldırganlığı devam ettiği sürece sığınma hakkı kapsamında korunmaları gerekmektedir. Esad rejiminin baskısı arttıkça Suriye’den komşu ülkelere ve özellikle Türkiye’ye mülteci akını çoğalarak devam edecektir. Şayet korkulan olur ve Şii-Sünni ayrışması çatışmaya dönüşürse bu kez Türkiye’ye çok güçlü bir Sünni mülteci göçü yaşanır ki böylesi bir durumun tüm bölgedeki dengeleri bozacak ölçüde siyasi gerginliğe dönüşmesi kuvvetle muhtemeldir. Şu anki şartlarda bile Suriyeli mültecilerin evlerine uzun bir süre dönemeyecekleri anlaşıldığında, geçici barınma merkezlerinde çeşitli sorunlar baş gösterebilir ve huzursuzluk artabilir. Bu yüzden mültecilerin temel ihtiyaçlarının eşit düzeyde karşılanması ve sığınma hakkı çerçevesinde sahip oldukları hakların güvence altına alınması önemlidir.
 
1951 Sözleşmesinin 60.yılında hegemonik güç merkezlerinin ablukası altındaki BM kurumlarının mültecileri hangi düzeyde koruyabildiğini daha çok tartışmakta yarar vardır. BM, aynı zamanda mülteci üretmekte olan savaş ve çıkar politikalarına meşruiyet kazandırıcı bir mekanizma olmaktan kurtarılmalıdır. Çokça dile getirildiği gibi uluslararası toplumu eşit ölçekte temsil edebilecek, bağımsızlık ve tarafsızlık misyonu’nun yanı sıra evrensel değerleri koruyacak bir BM için öncelikle teşkilat yasasının değişmesi şarttır. Mülteci ve sığınmacıların güvenliklerinin sağlanması ve en kısa sürede yeniden evlerine dönüşlerinin hayal olmaktan çıkarılması için uluslararası mekanizmalara bağımsızlıklarını kazandırmak, en etkili yöntemlerden biri olarak görülmelidir.  

YAZARIN TÜM YAZILARI
Üçüncü Putin Döneminde Kafkasya Sorunu - 13 Mayıs 2012 Pazar 17:44
Makedonya’da Etnik Kriz Nasıl Aşılabilir? - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:34
Şiddeti Önlemedeki Rolü Açısından 6284 Sayılı Yasa - 26 Mart 2012 Pazartesi 09:28
Ortadoğu’da “Balkanlaşma” Riski - 13 Mart 2012 Salı 17:12
Devlet Denetleme Kurulu Raporundaki Dink Davası - 29 Şubat 2012 Çarşamba 14:42
4.Bağımsızlık Yılında Kosova’nın Sorunları - 17 Şubat 2012 Cuma 17:28
Suriye Ateşi Bölgeyi Sararken - 13 Şubat 2012 Pazartesi 10:29
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya