ENGLISH
24.05.2012
15.06.2011 13:18


Dr. Kaan Dilek
SDE Uzmanı
kdilek@sde.org.tr
CV

İran ve Suriye’nin Türkiye Karşıtlığı

Türkiye’nin de içinde yer aldığı son dönemde dünyanın çözülmesi zor jeopolitik bilmeceleriyle, işgaller, savaş, barış, gözyaşı, acı, aşk ve aşkınlığıyla en çok tartışılan bölgesi olarak Ortadoğu’da, değişim ve dönüşümlerin en sancılı ve kanlı dönemleri yaşanmaya başladı.
 
Obama’nın “Değişim” sloganıyla ABD’deki başkanlığı, kısa bir süre önce patlak veren Wikileaks ifşaatlarının dünyada meydana getirdiği şok dalgaları ve hemen ardından bölgemizde yaşanan “Değişim-Dönüşüm” dalgaları, bugün tüm dünyanın üzerine kafa yorduğu gelişmeler olarak karşımıza çıkmaktadır.
 
Bu gelişmelerin en sıcağı ve özellikle de Türkiye’yi güvenlik ve siyasal boyutlarıyla doğrudan ilgilendiren Suriye’deki gelişmeler artık çığırından çıkmış gibi gözükmektedir. Seçim sürecini geride bırakarak Ak Parti ve onun politikalarıyla yoluna devam edecek Türkiye’nin dış politika alanında en önemli sınavının Suriye konusunda verileceği ortadadır. Bu sınav öyle bir sınav ki Türkiye’nin bugüne kadar Ortadoğu’ya dair politikalarının ve bölgesel yaklaşımlarının test edileceği, Ankara yönetiminin Suriye konusunda başarılı politikalar üretmesi halinde bölge liderliğini tescil edeceği ve eğer başarısızlık durumunda tüm bölge ülkelerinde Türkiye’ye yönelik bazı soru işaretlerinin oluşacağı çetin bir süreç olarak görülmektedir.
 
Yakın bölgemizde bu süreçler cereyan ederken Suriye’de yaşanan olumsuz gelişmelerden Ankara yönetimini sorumlu tutmaya çalışan Şam ve Tahran yönetiminin Türkiye karşıtlığıyla karşı karşıya kalınmıştır.
 
Aslında Suriye’de yaşanan gelişmelerle ilgili bazı bölgesel ve uluslar arası eksenler oluşmuştur. Bunların başında Suudi Arabistan ve Ürdün’ün bulunduğu arka planında İsrail ve ABD’nin desteğini alan ve Türkiye’nin de çok uzak durmadığı bir eksen karşısında, özellikle Suriye’de Akdeniz’e açılan askeri üssü de bulunan ve halihazırda yaşanan gelişmeler karşısında, Soğuk Savaş yıllarından bu yana Suriye üzerindeki imtiyazlarını kaybetme korkusu içinde yer alan Rusya[1] ve onun yanında yer alan İran ve Çin ekseni bulunmaktadır. Şam yönetimi ve İran’ın Suriye gelişmeleri karşısında Türkiye karşıtı geliştirdiği karşı tutumların aynı zamanda Rusya ve Çin’in uluslararası kamuoyuna Suriye gelişmeleriyle ilgili görüşlerinin aktarıldığı bir durumu içerdiği de unutulmamalıdır.
 
Ayrıca Türkiye’nin bölgesinde artan nüfuz alanları ve model ülke tanımlamaları karşısında ciddi rahatsızlıklar duyan Tahran yönetiminin Suriye gelişmeleri üzerinden Ankara yönetimine yüklenmesi de çeşitli anlamlar içermektedir. İran, Ankara yönetiminin Doğu Akdeniz’de İran’ın oluşturmaya çalıştığı jeostratejik zemini ele geçirmeye çalışmasına çeşitli vesilelerle karşılık verdiyse de bu kez Suriye gelişmelerini kullanarak daha net ve somut tutum geliştirme yoluna gittiği görülmektedir. Bölgede yükselen bir grafiğe sahip İhvan-ı Müslimin hareketinin başta Mısır olmak üzere Kuzey Afrika ve Filistin gelişmelerinde inisiyatifi ele alması durumunda Tahran yönetimi, Türkiye’nin bölgesel işbirliği ve stratejik ortaklıklarının daha güçleneceğini düşündüğü ortadadır.
 
Türkiye açısından da Suriye’de gelişmeler önemle ve ciddiyetle takip edilmektedir. Özellikle de yıllardır Kürt Sorunu kapsamında Ankara yönetiminin karşı karşıya kaldığı şiddet olaylarının getirdiği psikolojik durum ve güvenlik ortamı karşısında Türkiye, Suriye’de yaşanan gelişmelerle Türkiye aleyhinde yeni bir Kürt hareketinin doğmasından kaygı duymaktadır ve bu doğrultuda haklı olarak stratejik ve güvenlik hesapları yapmaktadır.
 
Sonuç olarak, Tahran ve Şam yönetiminin şu anda yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye karşıtı tutum geliştirmesinin kısa zamanda kendi aleyhlerine bir stratejiye dönüşmesi çok muhtemeldir. Nükleer faaliyetleri nedeniyle uluslararası kamuoyunun hedefi haline gelen Tahran yönetiminin Batılı ülkeler karşısında bir denge unsuru olarak görülen ve Mayıs 2010’da Tahran deklarasyonuyla İran için müzakere sürecinin devamına yani Tahran yönetiminin yeniden zaman kazanmasına katkı yapan Türkiye’ye karşı açıktan tutum alınmasının hiç de stratejik bir hesap olmadığı ortadadır. Bölgesinde ve uluslararası kamuoyunda inzivaya itilen ve yoğun ambargolar karşısında baskı altında olan Tahran yönetiminin Çin ve Rusya’nın bölgesel politikalarına mecbur kaldığı ve Türkiye karşıtlığının da Rusya ve Çin’in politik eksenine kaydığının göstergesi olduğu düşünülebilir. İran’ın içinde bulunduğu durumun daha vahim bir şekilde Şam yönetimi için de geçerli olduğu görülmektedir. Suriye’nin büyük tavizler vererek, sonunun ne olacağı bilinmeyen hesaplar zinciri içinde Rusya ve Çin’e teslim olması, İran’ın telkinlerine kapılması ve bu eksene Lübnan’da Hizbullah ve İran’ın da katılması, Suriye’de yaşanan krizin çözümünü ciddi bir şekilde zorlaştırmaktadır.
 
Rusya ve Çin’in, uluslararası stratejik hesapların yapıldığı pazarlıklarda elini güçlendirecek bölgesel gelişmeler karşısında başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerle anlaşabildiği sürece taviz verme yoluna gittiği defalarca görülmüştür. Suriye gelişmelerinde istediklerini almayı garantileyen Rusya ve Çin’in Şam ve Tahran yönetimini yarı yolda bırakmaları da muhtemeldir.
 
Türkiye, Suriye ile ilgili gelişmelerin bölgesel ve uluslararası stratejik hesapların en kilit ülkesi konumundadır. Tüm bu gelişmeler ve stratejik hesaplar karşısında Ankara yönetiminin uygulanabilir ve kabul görebilecek bir Suriye stratejisi geliştirip geliştiremeyeceği de yakın bir zamanda görülecektir. Suriye sınavını iyi bir şekilde verebilecek Ankara yönetimi, bölgenin yeninden şekillenmesinde şüphesiz baş aktörlerden biri olacaktır.


[1] Aynı şekilde İran’ın da Suriye’de bir deniz üssü elde etmeye çalıştığı ve halihazırda bir askeri gemisiyle personelinin Suriye’de bulunduğu unutulmamalıdır.

YAZARIN TÜM YAZILARI
İran ve Türkiye, Suriye’yi Kurtarabilir mi? - 01 Aralık 2011 Perşembe 16:01
Ortadoğu’da Arap Baharı ve İran’da Yeşil Hareketi - 10 Kasım 2011 Perşembe 09:39
Bağımsızlıklarının 20. Yılında Türk Cumhuriyetleri - 09 Ekim 2011 Pazar 04:27
Esad Rejimi Nasıl (D)Evrilir? - 17 Ağustos 2011 Çarşamba 12:57
İsrail Özür Diler mi? - 26 Temmuz 2011 Salı 13:03
İran ve Suriye’nin Türkiye Karşıtlığı - 15 Haziran 2011 Çarşamba 13:18
İran ve S. Arabistan Rekabetinde Yeni Cepheler - 02 Mayıs 2011 Pazartesi 12:56
Suriye, Ortadoğu’da Mezhep Savaşlarını Başlatır mı? - 12 Nisan 2011 Salı 12:24
İran-Suudi Çekişmesinde Son Cephe: Bahreyn mi? - 23 Mart 2011 Çarşamba 14:45
İran’da Dijital ve Renkli Devrimler Mümkün mü? - 02 Mart 2011 Çarşamba 14:55
İran’da “Fitne” ve Politik Oyunlar - 09 Şubat 2011 Çarşamba 11:41
İran’da Kritik Bir Süreç mi Başlıyor? - 07 Şubat 2011 Pazartesi 12:27
İran Nükleer Meselesinin Çözümü Kimin İşine Yarar? - 24 Ocak 2011 Pazartesi 12:39
İran’ın Nükleer Bilmecesinde Yeni Gelişmeler - 27 Eylül 2010 Pazartesi 11:40
Halkın Mücahitleri Kandil’e Çıkarsa! - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 13:09
İsrail’in “Sivil Yardım Katliamı”, Türkiye-İsrail İlişkileri ve Ortadoğu - 05 Haziran 2010 Cumartesi 12:09
Türkiye Açısından “Nükleer Takas Anlaşması” - 20 Mayıs 2010 Perşembe 12:34
Irak'ı Bekleyen Kader: Kaos mu İstikrar mı? - 12 Nisan 2010 Pazartesi 14:38
İran’da Yeni Yıl: Umutlar-Kaygılar-Korkular - 30 Mart 2010 Salı 15:07
Nükleer Ortadoğu’ya Doğru - 15 Mart 2010 Pazartesi 10:21
Jeopolitik Savaşın Arenası Irak - 06 Mart 2010 Cumartesi 13:03
Petrol Oyunlarında Bir Darbe İki Ülke: İran-Türkiye - 19 Şubat 2010 Cuma 14:53
İran Nükleer Meselesindeki Yeni Gelişmeler Ve Türkiye - 08 Şubat 2010 Pazartesi 11:50


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya