ENGLISH
24.05.2012
09.06.2011 17:49


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması

12 Eylül anayasa değişikliği ile birlikte askeri cuntanın mimarı Kenan Evren ve dönemin Milli Güvenlik Konseyi üyesi Tahsin Şahinkaya’nın darbe suçları kapsamında savcılık tarafından sorgulanmalarını toplumsal ve siyasal tarihimiz açısından bir dönüm noktası olarak kabul etmek gerekmektedir… Daha düne kadar pek çoğumuz için hayal dahi edilemeyecek bir sürece tanıklık etmek kuşkusuz çok önemli olsa da, yaşanan gelişmeler 1980 askeri rejiminin mağdur ve mağdur yakınlarının adalet arayışı bakımından çok daha anlamlıdır. Hukukun üstünlüğüne ve herkesin hukuk önünde eşitliğine duyulan inancın pekişmesini sağlayan bu ilerlemeyi önemli ölçüde son yıllarda gerçekleşen yapısal reformlara ve elbette son anayasa referandumuna borçluyuz.

Askerlere imtiyazlı bir zümre niteliği kazandıran ve darbecilerin en güvendikleri sığınak konumundaki TSK İç Hizmet Kanunu 35. maddesi, Evren ve Şahinkaya’nın ifadelerine damgasını vurmuştur. Her iki cuntacı, askeri müdahale için 35. maddede kendilerine verilen yetkileri kullandıklarını söylemişlerdir. Anlaşılacağı gibi, uzun yıllar boyunca 35. maddeye hiçbir şekilde dokun(a)mayan sözüm ona sivil siyasetçilerin en az darbeci paşalar kadar darbe ve darbe teşebbüslerindeki sorumlulukları inkar edilemez.
 
Evren ve Şahinkaya’nın ilk savcılık ifadelerinde yaptıklarından pişmanlık duymadıklarını vurgulamaları ve aynı şartların oluşması halinde yine darbe yapabileceklerini belirtmeleri tüm darbecilerdeki ortak duygu dünyasını yansıttığı için şaşırtıcı bulunmamaktadır. Sadece Kenan Evren değil, Şili'de General Augusto Pinochet, Arjantin’de Jorge Videla ya da Yunanistan da Papadopulas da ülkelerini kaos ve çatışma ortamından kurtarmak üzere darbe yaptıklarını iddia etmişlerdir. “Ülke elden gidiyor” söyleminin darbe güçleri tarafından sıkça kullanılmasının arka planında ise “gücümüz elden gidiyor” kaygısı bulunmakta ve askerler kontrolsüz güç olarak iktidarlarını sonsuza dek koruma güdüsü ile hareket etmektedir. Aynı zamanda bu “kurtarıcı” rolün kendilerine hem kutsallık hem de sınırsız bir güç verdiğine inandıkları içindir ki, darbecilerin ilk icraatı Türkiye örneğinde görüldüğü gibi anayasayı değiştirmek ve koruma zırhını anayasal hale getirmek olmaktadır.
Silahlı kuvvetlerin siviller tarafından denetlenemediği her toplumda görülen militarizmle bugün yaşadığımız yüzleşme ve hesaplaşmayı yakın dönemde Şili, Arjantin ve Yunan toplumları da yaşadılar. Şili'de General Pinochet, Başkan Salvador Allende'yi darbe ile işbaşından uzaklaştırdığı 1973 yılından 1998’e kadar ülkenin en kudretli “darbeci paşasıydı.” Üstelik ömür boyu senatör ünvanı alarak dokunulmazlık gücüne de sahip olmuştu. Sonuçta İngiltere’de yakalanarak insanlığa karşı işlenen suçlar nedeniyle ev hapsine alınan faşist diktatör, sağlık sorunlarının yargılanmasına engel olduğunu iddia etse de ölümüne kadar ev hapsinde tutuldu. Pinochet’in 89 yaşında olması ve sağlık sorunlarının bulunması sorgulanıp ev hapsine alınması için hukuki bir engel oluşturmadı. Her ne kadar Pinochet işlediği iddia edilen suçlar nedeniyle yargılanıp mahkum edilemeden ölmüş olsa da hukukun üstünlüğü ilkesinin “üstünlerin” cezasızlığına karşı en ciddi güvenceyi oluşturduğu bir kez daha görülmüş oldu. Arjantin’in siyasi yönetimi de darbecileri koruyan yasayı kaldırarak 1976 darbesini gerçekleştiren Videla’yı yargılamayı başardı ve ömür boyu hapis cezası mahkemece onaylandı.
 
1980 askeri darbesinin bugün hayatta olan iki lideri hakkında açılacak davanın sadece darbe dönemi suçlarını kapsamaması gerektiğini bir kez daha vurgulamakta yarar vardır. Pinochet örneğindeki gibi savcılığın insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında dosya kapsamını oluşturması gerekmektedir. Aynı zamanda her iki cuntacının yaş ve sağlık durumları da yargılanmalarını engelleyici unsurlar olarak nitelendirilemez. Arjantin’deki darbeci subayın 94 yaşında olduğu halde davasının sonuçlanması ve cezaevine gönderilmesi, bu tür spekülasyonların uluslararası hukuki standartlar karşısında hiçbir değer taşımadığını göstermektedir. Uluslararası hukuk normlarına göre savaş ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı kuralı işlememektedir. Dolayısıyla 12 Eylül askeri darbecilerinin zamanaşımı nedeniyle yargılanamayacaklarını iddia etmek, kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir davranış biçimidir ve hukuki temelden yoksundur. Kaldı ki geçici 15. maddenin kaldırıldığı tarihten itibaren zamanaşımının işlemeye başladığını dikkate aldığımızda da generallere yargı yolu açıktır.
 
Evren ve Şahinkaya’nın yargılanmaları yakın tarihin karanlık sayfalarının aydınlanması bakımından hayati öneme sahip bir gelişme olarak görülmektedir. İki generalin sağlık durumlarına dikkat edilmesi ve mahkeme sürecinin hızlı işlemesi gerekmektedir. Açılacak davanın insan hakları ilkeleri ve evrensel hukuk kuralları bağlamında ilerlemesi, toplumsal vicdanı tatmin edici bir adaletin gerçekleşmesine zemin hazırlayacaktır. Bütün bu yaşanan sürecin 28 Şubat postmodern darbesini de içine alacak biçimde genişleyeceğini ummak için yeterli nedenlerimiz mevcuttur. Sonuçta darbecileri koruyan anayasanın yerine siviller tarafından yapılacak özgürlükçü bir anayasaya ne denli ihtiyaç duyulduğu bugün çok daha iyi anlaşılmaktadır.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Üçüncü Putin Döneminde Kafkasya Sorunu - 13 Mayıs 2012 Pazar 17:44
Makedonya’da Etnik Kriz Nasıl Aşılabilir? - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:34
Şiddeti Önlemedeki Rolü Açısından 6284 Sayılı Yasa - 26 Mart 2012 Pazartesi 09:28
Ortadoğu’da “Balkanlaşma” Riski - 13 Mart 2012 Salı 17:12
Devlet Denetleme Kurulu Raporundaki Dink Davası - 29 Şubat 2012 Çarşamba 14:42
4.Bağımsızlık Yılında Kosova’nın Sorunları - 17 Şubat 2012 Cuma 17:28
Suriye Ateşi Bölgeyi Sararken - 13 Şubat 2012 Pazartesi 10:29
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya