ENGLISH
24.05.2012
01.06.2011 21:03


Prof. Dr. Birol Akgün
SDE Uzmanı
bakgun@sde.org.tr
CV

Mavi Marmara’nın Sarsıntıları Devam Ediyor

Mavi Marmara yardım gemisine Akdeniz’in uluslararası sularında İsrail Ordusunca düzenlenen ve dokuz Türk vatandaşının ölümüyle sonuçlanan olayın üzerinden tam bir yıl geçti. Ancak Mavi Marmara’nın bölgede yarattığı siyasi ve jeopolitik etkiler devam ediyor. Muhtemelen ileride bugünlerin siyasi tarihini yazanlar, 31 Mayıs 2010 gecesini Türkiye’nin dünya siyasetine yeniden bir aktör olarak dönüşünün önemli bir anı olarak zikredeceklerdir. Tarihe geçecek olan yalnızca devlet olarak Türkiye’nin gösterdiği siyasi kararlılık değildir. Türkiye’deki sivil toplumun mazlumlarla dayanışma adına sergilediği yürekli ve erdemli eylem ve bu uğurda verdiği şehitler de ileride herkes tarafından saygıyla yad edilecektir. Dahası Mavi Marmara’nın insanlığın nasırlaşmış vicdanında açtığı merhamet kapısı da eninde sonunda Filistin halkının özgürlük ve bağımsızlığına giden yolu sonuna kadar açacaktır. Şimdiden bunun emareleri görünmeye başladı bile. Yıllardır acımasız güç politikalarının belirleyici olduğu Ortadoğu’da bugün demokratikleşme dalgaları yükseliyorsa, Amerikan Başkanı Obama bile 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletini talep eder hale gelmişse ve Hüsnü Mübarek gibi diktatörler tarihe karışmışsa herhalde burada Mavi Marmara olayının etkisi inkar edilemez.     

 
Hatırlamak gerekirse eğer, İstanbul merkezli insani yardım kuruluşu İHH öncülüğünde organize edilen ve onlarca farklı ülkeden yardım gönüllüsünün de katıldığı Gazze’ye yardım filosunun sancak gemisi olan Mavi Marmara, 31 Mayıs 2010 gecesi Akdeniz’in uluslararası sularında İsrail Savaş gemileri ve hava kuvvetleri tarafından saldırıya uğramış ve dokuz Türk vatandaşı hayatını kaybetmiş, elli civarında gönüllü de yaralanmıştı. Olayı Latin Amerika gezisi sırasında öğrenen Başbakan Erdoğan seyahatini yarıda kesmiş ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyini olağanüstü toplayarak İsrail’i kınayan; gemilerin ve tüm gönüllülerin serbest bırakılmasını ve bağımsız bir araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bir karar çıkartmıştı. Türkiye hükümet olarak İsrail’e karşı beş şart ileri sürmüştü. Bunlar; Gazze’ye yardım filosuna katılan ve İsrail tarafından gözaltına alınan tüm gönüllülerin 24 saat içinde serbest bırakılması; gemilerdeki yardım malzemelerinin BM gözetiminde Gazze halkına ulaştırılması, olayla ilgili bağımsız bir araştırma komisyonunun kurulması, Türkiye’den devlet olarak özür dilenmesi ve nihayet mağdurlara tazminat ödenmesiydi.          İsrail hükümeti hiç de alışık olmadığı biçimde Türkiye’nin sert tepkisiyle karşılaşınca, özgür Gazze Filosuna katılan 500 kişiyi kayıtsız şartsız Türkiye’ye iade etti. Yardım malzemeleri de yerine ulaştı. BM çerçevesinde bağımsız bir araştırma komisyonu da kuruldu ve bugünlerde nihai raporunu hazırlamakla meşgul. Geriye ise Türkiye’den resmen özür dilenmesi ve tazminat taleplerinin karşılanması kalıyor. Bu konuda taraflar arasında doğrudan ve dolaylı yollardan gerçekleşen bazı görüşmelere rağmen henüz bir ilerleme sağlanmış değil. İsrail’deki aşırı sağcılardan oluşan koalisyon hükümeti değişmeden bu konularda ciddi bir ilerleme sağlanması da mümkün görünmüyor. 
 
Bugünlerde Mavi Marmara’nın da içinde bulunduğu on beş gemilik yeni bir yardım filosu Gazze’ye yardım için hazırlık yapıyor. İsrail ve ABD ise yeni bir gerginlik yaşanmasından endişe duyuyor. ABD’li bir grup senatör Başbakan Erdoğan’a açık bir mektup yazarak yeni filonun engellenmesi konusunda Türkiye’den talepte bulundular. Dışişleri Bakanı Davutoğlu ise sivil toplumun insani girişimlerine engel olamayacaklarını ve ABD eğer iyi niyetli ise, önce İsrail’e baskı yapması gerektiğini açıkladı. Haziran sonunda muhtemelen Akdeniz yeni heyecan dalgasına sahne olacak.
 
Mavi Marmara olayının jeopolitik sonuçları
31 Mayıs olayının başta Türk İsrail ilişkileri olmak üzere bir dizi siyasi sonucu halen etkisini sürdürüyor. Öncelikle Mavi Marmara olayı ile Türk İsrail ilişkileri büyük bir yara aldı. Zaten 2009 başındaki İsrail’in Gazze saldırısı nedeniyle gergin olan ilişkiler; Davos’taki “one minute” olayı ile kriz aşamasına girmişti. Mavi Marmara’da masum dokuz Türkün öldürülmesi ise diplomatik ilişkilerin dibe vurmasıyla sonuçlandı. Türkiye’nin Tel Aviv büyükelçisi Ankara’ya çağrıldı ve bir daha geri dönmedi. 1948’den bu yana Türk İsrail ilişkileri en kötü dönemini yaşıyor. Yakın gelecekte de düzelmesi beklenmiyor. Zira bir zamanlar ABD’deki Yahudi lobisi Ermeni sorunu konusunda Amerikan Kongresinde Türkiye’yi savunurken, artık soykırım iddialarının kabulü için çalışıyor. İsrail parlamentosu Knessset de soykırım iddialarını tanımak için gün sayıyor.
 
Mavi Marmara’nın en önemli jeopolitik sonuçlarından biri ise Arap baharının başlamasına siyasi-psikolojik zemin hazırlamasıdır. Özellikle Filistin sorunu ve Gazze’deki insanlık dışı ablukanın uygulanmasında İsrail’e şartsız destek veren Mısır’daki Mübarek rejimi, Mavi Marmara olayının ardından hem kendi halkı nezdinde hem de tüm Arap dünyasında meşruluğunu yitirmiştir. Milliyetçi Mısır Ordusu’nun halkın isyanı karşısında Mübarek rejiminin arkasında durmamasının önemli nedenlerinden biri de budur. Nitekim devrim sonrasında Mısır rejimi hem Filistinli grupların yeniden birleşmesinde önemli rol oynamıştır, hem de Mavi Marmara olayının yıl dönümünde Gazze sınır kapısını açmıştır.
 
Diğer yandan bu olay sonucunda Filistinlilerin özellikle Gazze’de yaşadığı acılar tüm insanlığı harekete geçirmiş, İsrail de ablukayı tedricen kaldıracağını açıklamıştır. Siyasi olarak ise, Türkiye’nin de yoğun diplomatik çabalarıyla pek çok ülke artık Filistin devletini tanıma aşamasına gelmiştir. El Fetih ve Hamas arasında sağlanan birleşmenin de bir sonucu olarak, Eylül 2011’de toplanacak olan BM genel kurulunda bağımsız Filistin devletinin ilan edilmesi kuvvetle muhtemeldir. Nitekim bu olasılığa karşı açığa düşmek istemeyen Obama yönetimi İsrail-Filistin sorununun 1967 temelinde çözümünü öngören bir barış planını savunmaya başlamıştır.
 
Özetle Mavi Marmara olayı Ortadoğu’da tarihin akışını değiştiren önemli bir olaydır. İsrail’in altmış yıldır başta Filistinliler olmak üzere komşularına karşı uyguladığı hukuksuz güç politikalarının tüm uluslararası toplum tarafından anlaşılmasını sağlamıştır. İsrail, ilk kez dünya kamuoyunda bu kadar korumasız kalmıştır. Şüphesiz Gazze filosu yalnızca Türkiyeli gönüllülerden oluşmuyordu. Pek çok ülke vatandaşı da Filistinlilerin çektiği acıları tecrübeyle çok daha yakından öğrenmiş oldular. Ancak gerek ölenlerin hepsinin Türk vatandaşı olması, gerekse Türkiye’nin güçlü siyasi refleks göstermesi, olayın Türk-İsrail çatışması gibi algılanmasına yol açmıştır. Oysa olayın tarafları İsrail ve tüm dünyadır. Bununla birlikte, Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak olaya müdahil olması, bölgedeki barış ve düzeninin korunması konusunda Türkiye’nin öncülüğünün uluslararası toplum tarafından da kabul edilmesini sağlamıştır. Ayrıca, Arap halkları ile Türkiye arasında bir asırdır süren tarihsel kırgınlıklar da bu olayla birlikte büyük ölçüde tamir edilmiştir. Son olarak sivil inisiyatifin bu başarısının, bugün Arap sokaklarında devrimci dalga estiren gençler için cesaret ve ilham kaynağı olduğunu söylemek herhalde bir abartı olmasa gerektir.      
 

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Kritik Seçimler ve Demokrasi Daralması - 09 Mayıs 2012 Çarşamba 18:12
Suriye Post-Hegemonik Düzenin İlk İşareti mi? - 26 Mart 2012 Pazartesi 12:29
Suriye Açmazı ve Türkiye - 06 Şubat 2012 Pazartesi 09:36
Mısır'da Devrim Sürüyor - 25 Kasım 2011 Cuma 11:52
Kaddafi Sonrasında Libya - 24 Ağustos 2011 Çarşamba 19:13
İsrail'in hayali: Şam - Tel Aviv yakınlaşması - 06 Ağustos 2011 Cumartesi 13:29
Yemin Krizinin Anatomisi - 12 Temmuz 2011 Salı 16:29
Mavi Marmara’nın Sarsıntıları Devam Ediyor - 01 Haziran 2011 Çarşamba 21:03
Obama’nın Filistin Açılımı mı? - 20 Mayıs 2011 Cuma 16:51
Beşşar Esad'ın siyasi intiharı - 27 Nisan 2011 Çarşamba 09:50
Türkiye’nin Barış Diplomasisi - 07 Nisan 2011 Perşembe 15:56
Fransa’nın Libya Aşkı mı Rol paylaşımı mı? - 23 Mart 2011 Çarşamba 21:18
Afganistan İzlenimleri - 07 Mart 2011 Pazartesi 13:28
Kaddafi Direnebilir mi? - 23 Şubat 2011 Çarşamba 09:57
Mısır Musa’sını Arıyor - 15 Şubat 2011 Salı 09:54
Yasemin Devrimi Sömürge Sonrası Düzenin Çöküşü mü? - 18 Ocak 2011 Salı 12:54
Türk ve Arap dünyasının entelektüel buluşması: ATCOSS 2010 - 20 Aralık 2010 Pazartesi 12:48
İsviçre Yükselen Türkiye’yi Keşfediyor - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:48
Taksim Saldırısında Üç Senaryo Tek Gerçek - 02 Kasım 2010 Salı 16:16
Davutoğlu'nun Kaşgar Ziyareti ve Değişen Türk-Çin İlişkileri - 01 Kasım 2010 Pazartesi 14:05
Çin İzlenimleri-(II): Doğu Türkistan ve Uygurlar - 25 Ekim 2010 Pazartesi 14:40
Çin İzlenimleri-(I): Ejderin Ayak Sesleri - 30 Eylül 2010 Perşembe 17:59
Sivil Toplumun Vicdanı Derin PKK’yı Yendi - 18 Ağustos 2010 Çarşamba 15:55
Türk-Kürt Kutuplaşması ve Siyasi Üslup Meselesi - 29 Temmuz 2010 Perşembe 11:49
Ortadoğu’da Savaşlara Son Verecek Barış - 08 Temmuz 2010 Perşembe 17:05
G-20 Zirvesi ve Erdoğan-Obama Görüşmesi - 29 Haziran 2010 Salı 11:18
Ortadoğu’da Pax Turcica’nın Doğuşu - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:50
İsrail Türkiye’ye Savaş mı Açtı? - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:51
Medvedev’in Ziyareti ve Türk-Rus Yakınlaşması - 13 Mayıs 2010 Perşembe 13:24
Tarihin Geri Dönüşü ve Türkiye - 21 Nisan 2010 Çarşamba 12:22
Anayasayı Değiştirmek İçsel Sömürüyü Yıkmaktır - 03 Nisan 2010 Cumartesi 10:44
Avrupa PKK’yı Neden Şimdi Anlıyor? - 11 Mart 2010 Perşembe 15:18
Ermeni Karar Tasarısı ve Obama Yönetiminin Liderlik Zaafı - 05 Mart 2010 Cuma 14:17
Münih Güvenlik Konferansı ve Çin - 08 Şubat 2010 Pazartesi 12:22
Yemen Nereye Gidiyor? - 23 Ocak 2010 Cumartesi 12:11
İran’da Muhalefet Ne İstiyor? - 02 Ocak 2010 Cumartesi 09:34
ABD Ziyaretinin Olası Siyasi Sonuçları - 15 Aralık 2009 Salı 13:26
Erdoğan Obama’ya Ne Söylemeli? - 07 Aralık 2009 Pazartesi 01:05
Gıda Güvenliği Yada Malthus'un Geri Dönüşü - 29 Kasım 2009 Pazar 14:36


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya