Filistinli Grupların (El-Fetih ve Hamas) Birleşmesi Ne Sağlar?
Yılların kaşarlaşmış sorunu... Ortadoğu dendiğinde akla gelen aslında dünya barışının da etkilendiği küresel bir sorun, Filistin-İsrail sorunu.
Son yıllarda Batı Şeria ve Gazze’de ayrışan Filistinli gruplar El-Fetih ve Hamas bir taraftan İsrail’in saldırılarına hedef olurken diğer taraftan da birbirleriyle de savaşır hale gelmişlerdi. Zaten zayıf olan Filistin halkının İsrail karşısındaki gücü parçalanarak daha da etkisiz bir hal almıştı. Bu parçalı hal İsrail’in işine yaramış Filistin’e saldırılarını artırmış hedeflerini ve politikalarını daha kolay uygular bir güce kavuşmuştu.
Özellikle Ahmet Davutoğlu yönetimindeki Türkiye diplomasisi uzun zamandır sürdürdüğü etkili çabaların sonucunu aldı. El-Fetih ve Hamas yeniden birleştirildi. Filistin’in kurtuluşunu, devletini, barışını getirecek bu önemli olay Mayıs başında Kahire’de noktalandı. Türkiye’nin ve Arap Birliği’nin gayretleri bu önemli diplomatik başarıya imza attı. Birleşme töreni Mısır’ın başkenti Kahire’de yapıldı. Mübarek yönetiminden kurtulan Yeni Mısır’a bu çok önemli bir jest oldu. Arap sokağının değişiminde çok önemli bir role sahip olan Mısır Devrimi Filistin barışının mimarisine ev sahibi oldu. Mısır devriminin kendine güveni için ve gelecekteki Ortadoğu’daki yeni vizyonu için bu çok büyük anlamlar taşıyor muhakkak.
2011 yılsonuna kadar Filistin Devleti’nin kurulacağını söylemek İsrail’e rağmen bile mümkündür artık. Ladin’in öldürüldüğünün(!) ilânı ve Obama yönetiminin Ortadoğu politikasındaki yeni tercihleri ve barış eksenli yönelimleri, işin başı olarak Filistin sorununun hallini, Filistin barışını ve devletini kolaylaştırıyor olabilir. Elbette Filistinli gruplar arasında Barış olmadan İsrail ile barış da gündeme gelemezdi zaten.
İsrail’in hiç hoşlanmadığı bu gelişmeler ve Arap dünyasındaki değişimlerle birlikte batı ve ABD politikalarını derinden etkileyecek dinamikler içeriyor. Filistin Devleti’nin batı ve ABD tarafından tanınması için her zamankinden daha avantajlı bir konjonktürün var olduğu söylenebilir sanıyorum.
El-Fetih ve Hamas’lı gruplar bir süredir Ankara’da yaptıkları ‘Yeni Filistin Anayasası’ üzerine çalışmalarını tamamladılar. Elbette Türkiye’nin anlamlı katkılarıyla.
Libyalı muhalif gruplar, Suriyeli muhalefet, nihayet Filistin’in yeni barışan tarafları Türkiye’nin vicdanında rahatlayabiliyorlar. Türkiye’nin ‘yumuşak dinamiği’ bölgenin geleceğini derinden etkiliyor.
Libya’da Son Beklenti Ne?
Libya maalesef dış güçlerin (NATO ve diğerleri) de işin içine karıştığı bir iç savaş yaşıyor. Trablus ve Bingazi arasında Misrata çevresinde yoğunlaşan çatışmalar bir taraftan kayıpları artırırken, çatışan tarafların düşmanlığını da çoğaltıyor. NATO saldırıları bazen sivil hedefleri de ayırt edemeden devam ediyor. Libya’nın kaynakları, alt yapısı maalesef yok ediliyor. Bir oğlunu, torunlarını da kaybeden Kaddafi’nin sesi de çok derinlerden geliyor. “O da vuruldu öldü” söylentileri günlerce cevapsız kalıyor.
Bingazi’de muhalifler, Trablus’ta Kaddafi ile fiilen ikiye parçalanan Libya bir kaos içindeyken küçük tekne ve filikalarla kaçmaya çalışan Libyalı mülteciler Akdeniz’de boğulup büyük bir insanlık trajedisine yol açıyorlar. NATO operasyon ve ablukası da beklenen sonucu şuana kadar veremedi gözüküyor.
Peki Libya’da ne olacak?
Kaddafi’nin artık ülkesini kontrol edemediği ve kaçınılmaz sona doğru yaklaştığını söylemeliyiz.
Kaddafi ya özel bir NATO operasyonu ile öldürülecek ya da etkisiz hale getirilerek Libya dışına çıkarılarak yargılanacak gibi.
Kaddafi sonrası Libya’da Bingazi ve Trablus uluslararası çabalarla uzlaştırılarak geçici bir yönetim getirilecek. Daha sonrası için çizilecek yol haritası ile seçimler ve demokratik reformlar için Mısır ve Tunus’taki süreçler izlenecek. Kaddafi’ye yönetimi bırakması için çağrı yapan Türkiye Trablus’taki Elçiliği de boşalttı. Çünkü Kaddafi Türkiye’nin ona verdiği şansı ve destek girişimlerini karşılıksız bıraktı. Dünyanın da gözden çıkardığı Kaddafi artık Libya’da kalamaz. Kaddafi’li bir çözüm seçeneği de artık yoktur. Bedelleri ağır da olsa Libya halkının 50 yıllık diktatörlüğü bitireceğini, demokrasiye geçiş sürecinin ilerleyeceğini ve daha iyi bir geleceğe yürüyeceğini umuyoruz.
Ankara’da kabul edilen Bingazi yönetiminin temsilcileri Libya konusunda Türkiye’nin izlediği stratejiyi anlamış gözüküyorlar. Bu da ‘Yeni Libya’ gerçeğinin en önemli habercisi sayılması gerekmez mi?