Afganistan, Haziran 2011’de yapılacak
Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesinde gözlemci statüsüne sahip olacaktır. Bu haber 14 Mayıs 2011 tarihinde Kazakistan’ın Almaata’da düzenlenen ŞİÖ Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında açıklandı. Söz konusu zirvede Hindistan ve Pakistan’ın da gözlemci statüsünden resmi üyelik statüsüne yükseleceği olasılığı vardır. ŞİÖ, 2004’te Gözlemci Üyeleri Yönetmeliği, 2008’de Diyalog Ortakları Yönetmeliği ve 2010’da Yeni Üye Kabul Etme Yönetmeliğini onaylamıştı. ŞİÖ, bu yönetmelikler ile örgütün dış ilişkileri ve genişleme mekanizmalarının giderek teşekkül olduğunu göstermektedir. Çinli yorumculara göre, gelinen aşamada örgütün resmi üyelik, gözlemci üyelik ve diyalog ortakları gibi üç düzenli yapıya kavuşmuş, diyalog düzeyi zenginleşmiş, diplomatik manevra alanı genişlemiş ve bölgenin barış ve kalkınması için daha çok etkili
olmuştur.
|
Şanghay İşbirliği Örgütü Üyeleri
|
|
Üye
Ülkeler
Çin
Kazakistan
Kırgızistan
Özbekistan
Rusya
Tacikistan
|
|
Gözlemci
Ülkeler
Hindistan
İran
Moğolistan
Pakistan
|
|
Diyalog Ülkeler
Belarusya
Sri Lanka
|
|
Misafir
Ülkeler
Afganistan
Bağımsız Devletler Topluluğu
Türkmenistan
ASEAN
|
ŞİÖ’nün 2011 Astana zirvesinin önemli bir programı, örgütün genişleme meselesi olup, Afganistan da gözlemci üyeliği için resmi başvuruda bulunmuştur. Bu gelişme, ŞİÖ’nün önemli iki aktörü olan Çin ile Rusya arasında Afganistan üzerindeki görüş farklılıklarının bir uzlaşmaya varıldığını göstermektedir. Rusya öteden beri Afganistan’ın gözlemci üyeliğine sıcak bakıyordu. Ancak, Çin, Afganistan’ın mevcut durumu ve ABD’nin konumu nedeniyle Afganistan ile olan ilişkilerini
ŞİÖ ile Afganistan Temas Grubu çerçevesinde sürdürme niyetindeydi. Halbuki, söz konusu temas grubu da Rusya’nın teklifiyle tesis edilmişti. Çin, daha çok ikili ilişkilere dayanarak Afganistan ile siyasî ve ekonomik ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır. Fakat, Afganistan’ın ŞİÖ üyeliği Pekin’in desteğini almadan da gerçekleşmesi güçtür. Çin’e bir ziyaret yapan Afganistan Dışişleri Bakanı Dr. Zalmai Rasoul’ün 12 Mayıs 2011 tarihinde
China Institute of International Studies (CIIS) kuruluşundaki
konuşmasında Afganistan’ın gözlemci üyeliğine destek
aradı. Bakan Rasoul, bin Ladin sonrası uluslararası terörle mücadelenin hâlâ ciddi bir sorun olarak devam edeceğini ve Afganistan da komşu ülkelerle bölgede güçlü işbirliği yapmakla teröre birlikte mücadele etmesini arzu ettiğini ifade
etti. Bunları yapabilmesi ve Afganistan’ın ekonomik kalkınması için Çin’in desteğinin
önemini vurguladı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı
Asya-Pasifik İşbirliği Dairesi Başkanı Bakhtier Khakimov’un açıklamasına göre, Ocak 2011’de, Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai’nin Moskova ziyareti sırasında Rusya tarafı Afganistan’ın ŞİÖ gözlemci üyeliğine destek vereceğini ifade
etmişti. 2011 Astana zirvesinde Afganistan’ın resmi başvurusu üzere örgütün Genel Sekreteri, ŞİÖ Devlet Başkanları Konseyi’ne söz konusu başvuruyu sunulacak ve resmi üyelerin onayı karara bağlanacaktır. Böylece gözlemci ülke statüsüne sahip olan Afganistan’ın örgüte katılım yetkileri artıracaktır. Bakhtier Khakimov, Afganistan da bir gözlemci ülke olarak bazı yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiğini belirterek, Afganistan’ın bir numaralı sorunu olan uyuşturucu kaçakçılığı ve terörle mücadele alanında belli ölçüde sorumluluk alacağını ifade
etmiştir. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Afganistan’ın üyeliğinin ŞİÖ’nün 2011 Astana zirvesinde kabul edileceği, 2011-2016 Yıllık Anti-uyuşturucu Stratejisi çerçevesinde terör ve uyuşturucu kaçakçılığına karşı katkılarda bulunacağını
ummaktadır.
Rusya Doğu Asya ve Şanghay İşbirliği Örgütü Araştırmaları Merkezi uzmanı Vladimir Sotnikov, Afganistan’ın üyelik meselesinin beklenmekte bir karar olduğunu ve mevcut Afganistan’ın jeopolitik ve ABD güçlerinin geri çekilmesinden sonra Afganistan-Pakistan’da meydana gelecek jeopolitik değişime yönelik alınan bir karar olduğunu
belirtmektedir. Doğal olarak bin Ladin’in öldürülmesi ve bölgesel dengelerin değişmesi ile meydana gelebilecek gelişmeler ilerdeki Afganistan’ın konumunu önemli kılmaktadır.
Deutsche Welle’nin Afganistan bölümü sorumlusu Rathil Shamel, Afganistan’ın gözlemci statüsünün bir başarı olarak okunabileceğini belirterek, Afganistan’ın uluslararası terörün kurbanı ve terörün merkezi ise Afganistan’ın dışında olduğunu vurgulamaktadır. Afganistan’ın terörden kurtulmak için komşu ülkelerin desteği ve ABD’nin yardımına ihtiyaç duyduğunu ifade eden Rathil Shamel, ŞİÖ’nün katkılarıyla uluslararası terörizmin merkezini tamamen temizlemenin imkânlarını bulacağını ortaya
koymaktadır. Böyle bir ortamda Çin’in de Afganistan’ın gözlemci statüsünü kabul etmesi muhakkak birçok nedeni vardır.
Ekonomi Çıkarları
Ocak 2002’de Pekin Afganistan’a 5 yıl içinde 150 milyon dolarlık yardım edeceğini beyan etmişti. Çin’in bu yardımlarla Parwan eyaletinde sulama sistemi ile Kabil Cumhuriyet Hastanesi’nin restorasyonu yapılmıştır. Çin, Afganistan’a 2006-2007 yılları arasında 24.648 milyon dolarlık karşılıksız yardım yapmıştı. 2008’de 7.205 milyon dolar ve 2010’da ise 19.4 milyon dolarlık yardımda bulunmuştu. Çin, 2006’dan itibaren Afganistan’ın Çin’e ihraç ettiği 278 çeşit ürün için sıfır gümrük tarifesi uygulamaya
başlamıştır.
Çin’in Afganistan’daki en büyük yatırımı Aynak bakır yataklarıdır. Çin dev Metalurji Group Corporation (MCC) şirketi, Rusya Basi Eclement Basi Eclement Group’unun Strikeforce, ABD’nin Phelps Dodge, Kanada’nın Hunter Dickinson ve Londra merkezli Kazakhmys gibi sekiz büyük madencilik şirketlerine karşı 3,5 milyar dolar teklifle ihaleyi kazanmıştı. Afganistan başkenti Kabil’e yaklaşık 30 km güneydoğuda bulunan Aynak bakır yatakları dünyanın en büyük bakır yataklarından biri olarak bilinmekte ve 88 milyar dolarlık bakır yatağı ile 11 milyon ton rezervi bulunduğu kanıtlanmış durumdadır. Çin şirketleri, 2001 yılının sonunda bu bakır yataklarının işletmesi için girişimde bulunmuştu. Çin-Afganistan arasındaki anlaşma ise Haziran 2008’de imzalanmıştı. Aynak Bakır yataklarının işletmeye açılışı Temmuz 2009’da gerçekleşmişti. Bakır yatakları üretime 2014 yıllardan sonra hayata geçmesi planlamaktadır.
Çin şirketinin planına göre, yıllık üretim miktarı 300 ton olacak ve Çin’in toplam bakır üretimin 1/5’ini teşkil etmektedir. Söz konusu bakır yatağının inşaat süresi 5 yıl sürecek (2009-2014) ve toplam yatırım yaklaşık 4.2 milyar ABD doları civarında olacaktır. Aynak projesi gereğiyle Çin tarafı bölgede 400 megawat gücünde kömür ile çalışacak bir elektrik santrali, demir yolu (Çin-Tacikistan-Afganistan-Pakistan) hastane, su ve elektrik tesisleri yapacaktır. Buna toplam 10 milyar dolarlık yatırım gerekmektedir. Ayrıca, dört okul ve iki caminin de yapılması söz konusudur. Çin, Aynak bakır yatakları için inşa edilen elektrik santralin elektrikliğinin 1/3’i yerel halk tarafından istifade edileceği taleplerini de kabul etmiştir. Afganistan sadece Aynak projesinden elde ettiği yatırım 2002-2010 yılların arasındaki uluslararası toplumun Afganistan’a yaptığı Kalkınma Yardım Fonu’nun %35’i oluşturmaktadır. Aynak projesinde Afganistan yılda 400 milyon dolar kadar gelir elde edecek (2006 yılı bütçenin %40’ı oluşturmaktadır) ve 10 bin kişiyi istihdam
edecektir. Bu nedenle Çin tarafı Aynak projesine Afganistan’ın yeniden inşası için bir yatırım olarak
bakmaktadır.
Çin, Afganistan’daki maddenler (demir, altın, mermer, zümrüt, lapis lazuli ve hidrokarbon) ve diğer ekonomik çıkarlar için malum yatırım ve yardımlar ile birlikte bazı bedellerini de ödemiştir. Şubat 2003’te Afganistan Kaynaklar ve Sanayi Bakanı Juma Mohammad Mohammadi ile Çin MCC şirketinin müdürü Sun Changsheng’ın bulunduğu toplam 8 kişi bir uçak kazasında
ölmüştür. Taliban örgütleri zaman zaman Aynak bakır yatakları bulunan bölgeye saldırı
düzenlemektedir. Haziran 2004’te benzer saldırıda 11 Çinli işçi öldürülmüştür. Haziran 2008’de Çinli mühendis Afgan silahlı örgütleri tarafından
kaçırılmıştır. Ocak 2010’da iki Çinli mühendis daha kaçırılmış ve üç ay sonra
bırakılmıştır. Diğer yandan Hindistan’da Afganistan’a 1.2 milyar dolarlık yatırım yapmakla kendi etkisini yaratarak Çin ile rekabet
etmektedir.
Çin, Afganistan’daki zengin maden için anlaşma karşılığında yatırım faaliyetlerini sürdürmekle Afganlılar için yararlı işleri yaparken, diğer yandan Afganistan’ın biran önce istikrarının sağlanması ile ekonomik menfaatlerini sağlama peşindedir. Özellikle Aynak projesi 2014’te üretime geçmesiyle güvenlik ortamına ciddi ihtiyaç duymaktadır. Şu anda bir ölçüde ABD ve NATO güçleri Afganistan’ın güvenliğini sağlamaya
çalışmaktadır, fakat bin Ladin’in öldürülmesi, terör faaliyetlerinin nasıl gelişeceği konusunda belirsizlikler devam etmesi ve ABD güçlerinin 2014 yılından önce geri çekilmesi meselesi Çin’in Afganistan üzerindeki siyasi, ekonomik ve güvenlik alanında daha fazla etki sağlamasına sevketmektedir. Böyle bir durumda Afganistan’a ŞİÖ gözlemci statüsü verilmesi belki de daha sonra onun resmi üyeliğine yükselmesi ile Çin’in Afganistan üzerindeki etkinliğini artıracaktır.
Jeopolitik Çıkarları
Afganistan’ın altı komşu ülkesi içinde beşi ŞİÖ üyesi veya gözlemci üyesidir. Bu nedenle ŞİÖ Afganistan sorunu üzerinde belli düzeyde etkili olma yolunda politika geliştirmenin çabası
içindedir.
Afganistan’da terörizm ve uyuşturucu ile mücadele ve “üç güce” karşı koyma politikası ŞİÖ’nün bir görevi olarak bilinmektedir. ŞİÖ 2004 Taşkent zirvesinde Afganistan geçici hükümetin lideri Karzai misafir olarak davet edilmişti. 2005 Astana zirvesinde yayımlanan ortak bildirinde, Afganistan’daki teröre karşı askerî operasyonun bir aşamaya gelindiğini belirterek ABD ve diğer güçlerinin ŞİÖ üye ülkelerinden çekilmesini
belirtmişti. Mart 2009’da, ŞİÖ’nün çağrısıyla Moskova’da Afganistan uluslararası özel konferans düzenlemiştir. Bu konferansa ABD dâhil 30’dan fazla ülke ve örgüt iştirak etmiştir. Amacı ise Afganistan sorunu üzerinde daha fazla uluslararası etkilerini
göstermekti. Konferansta yayımlanan bildiride, ŞİÖ’nün sadece Afganistan sorunları üzerinde diyalog yapan bir forum olmakla kalmıyor, aynı zamanda Afganistan’ın komşu ülkeleri arasında işbirliğinin güçlendirilmesinin, terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suç ile mücadele eden ve geleceği olan çok taraflı
kanallarından biri olduğu hatırlatılmıştı. Afganistan sorunu üzerinde ŞİÖ bakan yardımcıları, 28 Ocak 2010’da, Londra’da düzenlenecek uluslararası Afganistan konulu uluslararası konferansı öncesi tekrar Moskova’da buluşarak ortak görüşleri sağlamaya çalışmıştı. Bunun yanında ŞİÖ çerçevesinde üye ülkeler arasında düzenlenen askerî tatbikatlar da bölgedeki terörle mücadele çalışmaları olarak görülmektedir ve Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanları düzeydeki görüşmeleri ise örgütün savunma alanındaki işbirliğinin daha ayrıntılı haline geldiği
görüşündedirler. Temmuz 2010’da başkent Kabil’de düzenlenen Afganistan Konferansı’na iştirak eden Çin Dışişleri Bakanı Yang Jiechi, Afganistan’ın egemenliğine saygı göstermesi ve Afganlılar Afganistan’ı yönetmesi gerektiğini, barış ve istikrarlı, bağımsız, gelişme ve ilerlemeyi sağlayan, iyi komşuluk ve dostluk ilişkileri koruyan bir Afganistan için çabalamasının zorunluluğunu ifade
etmişti. Aslında Çinli Bakan Yang Jiechi bu görüşü Ocak 2010’da Afganistan konulu Londra toplantısında da
beyan etmişti. Pekin’in Afganistan’ın istikrarı ve egemenliği ile yakından ilgilenmeye başladığını ve “Afganlılar Afganistan’ı yönetmesi gerektiğini” dile getirerek yabancı güçlerin Afganistan’dan çekilmesini vurguladığını görmek mümkündür.
Afganistan’daki istikrar Orta Asya’nın kalkınması ve güvenlik çıkarlarını ilgilendirmektedir ve Orta Asya’nın istikrarı da Çin’in sınır güvenliği ve enerji güvenliğini ilgilendirmektedir. Üstelik, Çin’in ulusal çıkarlarını ilgilendiren Doğu Türkistan meselesiyle birlikte Afganistan ve Orta Asya’nın jeopolitik etkinliği Çin’in rakip güçlerin elinde olması Çin’in bölgedeki çıkarlarına zarar vermektedir. Bu problemler üzerine bin Ladin sonrası ve ABD güçlerin geri çekilmesi ile meydana gelebilecek duruma karşı Çin’i etkin bir jeopolitik oyuncu olmaya sevketmektedir. Yani Pekin, Afganistan’ı kendisinin etkili olduğu ŞİÖ’üne dâhil etmekle duruma müdahale etmek bir zorunluk olmuştur.
Çin’in Zorlukları
Mart 2010’de, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai’nin Çin’e yaptığı ziyaretinde, ikili siyasî güveni arttırmak, ticareti güçlendirmek, Afganistanlı elemanların eğitilmesi, “üç güç” ve uluslararası organize suçlarla mücadeleyi devam etmek ve bölgesel çok taraflı işbirliğini etkinleştirmek gibi konular gündeme
gelmiştir.
Yorumlara göre, Başkan Karzai’nin Çin ziyaretinin ana hedefi ise Pakistan’ın yakın bir müttefiki olan Çin’in Afganistan sorununun çözümü için destek
aramasıdır. Afganistan öteden beri Pakistan’ın Talibanlara yönelik etkili bir eylem yapmadığı kanaatindedir. Bin Ladin’in Pakistan’da öldürülmesi terörün merkezinin Afganistan’da değil Pakistan’da olduğunu işaret etmektedir.
Deutsche Welle’nin Afganistan bölümü sorumlusu Rathil Shamel’e göre, Afganistan bu gerçeği göz önünde bulundurarak daha çok Hindistan’ın destek verebileceği görüşündedir. Afganistan’ın Çin’den pek umudu yoktur ve nedeni de Çin’in Pakistan ile olan yakın ilişkileridir. Kabil, Afganistan-Hindistan işbirliğini güçlendirmekle Pekin’in Pakistan desteğini dengelemeye çalışmaktadır. Pekin, Afganistan’ın bölgedeki çıkarları gerçekleştirmesine destek verebildiği halde Afganistan-Hindistan işbirliği Pekin’in çıkarlarını tehdit etmez. Bir başka deyişle, ŞİÖ üyeliğine kabul edilen Afganistan, Hindistan ve Pakistan aynı zamanda kendi aralarındaki anlaşmazlıklarını da örgüte taşıyacaktır. Yani, ŞİÖ söz konusu üç ülke arasındaki ihtilaflarına çözüm
getirememektedir. Çin-Pakistan özel ilişkileri Çin’in Hindistan ile olan ilişkilerinin normalleşmesine zarar verdiği gibi Çin’in Afganistan ilişkilerini de belirsiz bir durma sokmuş olacaktır. Temmuz 2010’da, Afganistan lideri Karzai’nin Çin Dışişleri Bakanı Yang Jiechi’yi kabulünde ikili ilişkilerinin güçlendirmesinin önemini vurgulamış ve karşılıklı siyasal güveni arttırması gerektiğini
belirtmişti. Anlaşıldığı gibi, Çin-Afganistan arasında siyasal güvensizlik sorunu mevcuttur. Ayrıca, Çin ile Afganistan arasında
2006 ve
2010 yıllarında beyan eden ortak deklarasyonunda vurguladığı siyasal ve ekonomik işbirliği beklendiği düzeye gelmiş değildir.
Batı güçleri de Çin’in Afganistan’ın istikrarı için yapabilecek katkıların sınırlı olduğunu belirtmektedir. ABD’nin
German Marshall Fund kuruluşu Çin ve Güney Asya uzmanı Andrew Small’e göre, Afganistan’ın istikrarı Çin için yararlıdır, çünkü Çin şirketleri bu durumda milyarlarca dolarlık kaynaklar anlaşmaları elde edebilir, Xinjiang (Doğu Türkistan) bölgesinde şiddet tehdidi azalabilir ve eroin kaçakçılık faaliyetleri kontrol edebilir. Fakat, Çin’in Afganistan sorununa karışmasında isteksizdir, nedeni de birkaç asırdır yabancı güçlerin Afganistan’daki akıbeti bataklıkta batmaktan
ibarettir. ABD Başkanı Barack Obama da, Kasım 2010’de, Çin’in Afganistan’ın istikrarı için katkılarda bulunmasını istemişti. ABD, insanî yardımı arttırması, Çinli polis güçleri göndermesi ve Afgan polis gücünün eğitime yardımcı olması gibi taleplerde bulunmuştu. Çin zaten uyuşturucu ticaretine karşı Afgan silahlı kuvvetleri eğitimini sürdürmektedir. Ayrıca, ABD’nin Afganistan ve Pakistan Özel Temsilcisi Richard Holbrooke, Washington’un Pekin’in Pakistan üzerindeki etkisinden yararlanarak ortak strateji hedefine yönlenmesini de istediğini ifade etmişti. Fakat, George Washington University Çin uzmanı David Shambaugh’un dediği gibi Pekin tarafı bu tür tekliflerden uzak durmaktadır. Çin Renmin Üniversitesi ABD uzmanı Prof. Jin Canrong Çin’in bu teklifler üzerindeki tutumunu açıklamaktadır: “Çin, daha fazla para teklifte bulunabilir, silahlı güçleri göndermesi ise
imkânsızdır”. Alman Savunma Bakanı Karl-Theodor zu Guttenberg de aynı tarihlerinde Afganistan’ın istikrarı için desteğinin önemi vurgulamış, ancak Bakan’ın kendisinin ifade ettiği Çin’in askerî rolü
üstlenmeyecektir. Çin Genelkurmay Başkanı Chen Bingde’nin Temmuz 2009’da Hong Kong’daki bir TV’de yaptığı bir açıklamasında, BM’nin yetki vermesi ile ŞİÖ çerçevede Çin ordusunun Orta Asya’ya sevk edebileceğini açıklamıştı. Yorumcular Çin ordusunun Afganistan’a girebileceğini ileri
sürmüştü.
Rusya’nun tutumu bazen farklı olabilirken, ŞİÖ’nün NATO ile işbirliği yapılması önerisini de
sunabilmektedir. Çin ile Rusya, Orta Asya ülkeleri arasında yaşanan su ve sınır ihtilafları üzerinde fazla ilgi göstermemektedir. Çin’in Orta Asya’daki enerji ve ekonomi-ticaret girişimleri Rusya’yı da rahatsız etmektedir. Çin’in daha çok etkili olan ŞİÖ’üne karşı Rusya da benzer işlevi olan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nü vücuda getirmektedir. Bazen Rusya-Çin arasın çıkar çatışmalarından siyasî güvensizliği de meydana gelmektedir. Bu nedenle ŞİÖ örgütü bölgesel sorunlarda daha fazla etkili
değildir. Diğer yandan, ABD güçleri Taliban ile uzlaşmak için bazı girişimlerde
bulunurken, Taliban örgütü Kazakistan gibi ŞİÖ üye ülkesinin Afganistan’a asker göndermesi konusunda tehditleri
yağdırmaktadır. Yani ŞİÖ örgütü ilerde Afganistan’ın siyasal yapılandırmalarda daha etkin bir rol üstlenmesi de zor olabilir.