Arap ayaklanmasının son halkası Suriye’de yaşanıyor. Ülkenin güneyinde başlayan gösteriler yönetimin ‘orantısız güç’ kullanmasıyla yayıldı ve tırmandı. Ölümler, tutuklananlar keskin nişancıların hedefi olmalar, tankla- topla kuşatma ve bastırma operasyonları şiddetini, giderek artırıyor, tabiî ki kayıplarda çoğalıyor.
Yakın zamanda Beşşar Esad yönetimiyle Türkiye yeni vizyonuyla ekonomik, siyasi, stratejik ve ticari yönden çok önemli iyi ilişkiler sergilemeye başladı. Vizelerin kalkması, sınır ticaretinin ötesinde insanların serbest dolaşımı ilişkilere yepyeni boyutlar ekledi. Komşularımızdan en iyi ilişkiler geliştirdiğimiz ülkenin Suriye olduğu bile söylenebilir. İmzalanan 48 adet stratejik işbirliği anlaşması ve ortak bakanlar kurulu toplantıları bu durumun en açık göstergesi sayılabilir.
Tunus, Mısır, Libya’da halk hareketleri başlamadan önce ve sonrasında Türkiye Suriye’ye reformlar ve demokratik açılımlar konusunda telkinlerde ve ciddi anlamda politika uygulama pratikleri olarak destek verdi. Ekonomik, siyasi, bürokratik olarak alınacak tedbirlerle ilgili ortak komisyonlar kurarak çalışıldı ve tavsiyeler yapıldı. Bunların amacı halkın haklı taleplerini karşılamak, yapılması planlanan reformlar konusunda halkı ikna ederek tepkileri engellemek zaman sürecine yayılmış tedbir ve uygulamalarla halkın güvenini alarak rejimi dönüştürmek Beşşar Esad yönetiminin de baştan kabul ettiği bu ‘reform süreci’ sıkışan gelişmeler karşısında maalesef bir türlü harekete geçirilemedi. Hükümetin istifa etmesi, Kürtlerin vatandaşlığa kabulü, 48 yıldır devam eden olağanüstü halin kaldırılması da olayların ve gelişmelerin önünden gidecek bir hıza ulaşamadı hep geride kaldı. ‘Basra harap olduktan sonra’da anlamını yitirdi. Halka güven verilemedi, gösteriler ayaklanmaya, isyana dönüştü. Yönetimin tepkisi daha da şiddetlendi. Artık neredeyse Suriye’de yönetimle halk bir iç savaş yaşıyor. Ölüler binleri, tutuklama ve yaralamalar on binleri aştı.
Beşşar Esad istese bile Şii azınlığın askeri otoriter Baas yönetiminin statükosunu aşamadı. Esad’ın yumuşak ve gülen yüzü hiçbir şeye yetmedi. ‘Suriye derin devleti’ halkın haklı taleplerini insafsız bir baskı ve şiddetle bastırmak yoluna yöneldi ve insan avı başladı.
Beklenen dış tepkilerde giderek yoğunlaşıyor. İnsan hakları ihlalleri bölgeyi de dünyayı da irkiltiyor. Esma Esad çocuklarıyla birlikte ülkeyi terk etmiş bulunuyor. İngiltere’de. Ayrılmadan önce eşiyle olanlar hakkında ciddi tartışmalar yaptığı söyleniyor.
Türkiye’ye sığınan mülteciler bundan sonra olacaklarla ilgili Ankara’yı hareketlendirdi. Suriye’de olanlardan ve olabileceklerden en çok Türkiye’nin etkileneceği besbelli. Türkiye Suriye’nin hiçbir zaman Afganistan, Irak gibi olmasını hatta Libya gibi olmasını dahi istemez. Buna da müsaade etmez. Dışarıdan yapılabilecek her çeşit yardımı Türkiye yapmaya hazırdır ve yapacaktır. Suriye’ye Türkiye’den daha fazla yardımcı olacak hiçbir ülke yoktur.
Türkiye’nin önerdiği yol haritası hala gündemde. Halkın beklentilerini karşılayan geçici bir reform hükümetinin kurulması, siyasi partilere geçit verilmesi, seçim takviminin açıklanması ve bunların devamı olarak Beşşar Esad’ın da katılacağı Devlet Başkanlığı seçimlerinin yapılması...
Suriye son şanslarını kullanıyor. Kendi statükosunu aşacak değişimlerin önünü açamazsa Suriye’yi çok daha zor günler bekliyor. Umarız Suriye yönetimi Türkiye şansını bu konjonktürde akıllıca kullanabilir.