ENGLISH
24.05.2012
22.04.2011 17:10


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru

Batıda farklı yönleri ile tartışılmakta olan çok kültürlülük, islamofobi ve göçmen entegrasyonu konularında yeni gelişmeler yaşanırken, İstanbul’da geçtiğimiz günlerde düzenlenen uluslararası bir toplantıda sivil toplum örgütlerinin çok kültürlülüğün geleceği için işbirliği yapabileceği çeşitli başlıklar ele alındı. Avrupa Konseyi ve Cojep International tarafından gerçekleştirilen toplantıda çok kültürlülüğün karşılaştığı yeni zorluklar konusunda STK’ların rollerini öne çıkaran atölyeler düzenlendi. Kültürlerarası iletişimde eğitimin önemi ve uygulanacak modellerin yanı sıra kültürel kimliklerin ifade özgürlüğü ve düşünce ve inanç özgürlüğü temelindeki haklarını koruyan çok kültürlü bir sosyo-kültürel ortamın sağlanmasında sivil toplumun sorumlulukları masaya yatırıldı.

Kabul etmek gerekir ki, konseyin üst düzey yöneticileri ve uluslararası sivil toplum aktörlerinin farklı bakış açıları üzerinden çok güncel bir konuyu tartışarak sorunlara birlikte çözüm üretme çabaları önemliydi. Türkiye’de çok kültürlülük alanında çalışan akademisyenlerin veya sivil toplum temsilcilerinin böylesi önemli bir toplantıyı “ıskalamış” olmaları, önemli bir diyalog ve tartışma atmosferinden yararlanma şanslarını da ortadan kaldırmış oldu. Oysa bu tür toplantılar ülkemizde çok sık yapılmıyor ve bir şekilde fırsatları değerlendirmek gerekiyor. 
 
İstanbul NGO Forumu’nun devam ettiği günlerde, Avrupa’da çok kültürlülük düşüncesinin sonuna gelindiğine ilişkin ardı ardına yapılan siyasi açıklamaları dikkate izlediğimizde ortaya çıkan tablonun hiç de iç açıcı olmadığını görmekteyiz. Zira daha düne kadar batılı değerlerin temelinde eşitlik ve farklılıklara hoşgörünün bulunduğunu ve çok kültürlülüğün kendi toplumsal yapılarının en belirgin göstergesi olduğunu dile getirenler, bu gün bu yaklaşımlarından önemli ölçüde çark etmiş durumdadır.
 
Son birkaç ay içinde Sarkozy, Merkel ve son olarak Cameron’un Avrupa’da çok kültürlülüğün yenilgiye uğradığına dair yaptıkları açıklamaların odağındaki başlıca kaygının Müslüman göçmenlere karşı geliştiği bilinmektedir. Dolayısıyla Avrupalı liderlerin İslam ve Müslümanlara yönelik algısı doğrudan çok kültürlülük meselesine yansımaktadır. Bu özeleştiriyi yapan batıl liderlerin çok kültürlülük ve entegrasyon politikalarını ne kadar doğru biçimde kurguladıkları ise ciddi bir soru işaretidir. Malum olduğu üzere zaten islamofobi’nin Avrupa toplumlarının geleceğini tehdit eden korkutucu bir kavram olarak öne çıkarıldığı koşullarda Müslümanların kendilerini bu tür önyargılara karşı savunabilecekleri ve doğru biçimde ifade edebilecekleri araçlar oldukça sınırlıdır.
 
Sarkozy örneğinden başlayarak Avrupalı liderlerde ortak bir ifade biçimine dönüşmekte olan ve çok kültürlülüğe çarpık bir bakışaçısını yansıtan tehlikeli söylemlerden biri de “Göçmenlerin Avrupa kültürüne ayak uyduramadıkları” iddiasıdır. Her göçmen ait olduğu sosyal yapıyı biçimlendiren kültürel değerleri taşımaktadır ve bu değerleri korumak onun en doğal hakkıdır. Buna rağmen Sarkozy, ülkede daha savunmasız ve zayıf konumdaki Romanları “Hırsız, işsiz, uyumsuz “ gibi suçlamalarla istenmeyen topluluk olarak sınırdışı etmeye kalkışarak aslında çok daha büyük ve etkin bir kitle olan Müslüman göçmenlere gözdağı vermek istemiştir. Bu yönüyle bakıldığına gerçekte yapılmak istenen şey, kaba bir tehdit politikasına toplumsal destek sağlamaya çalışmak ve çok kültürlülüğün “zararlarına” kamuoyunu inandırma gayretidir.
 
Oysa batı kültürüne uyum sağlayamadıkları ve entegrasyona direndikleri suçlamasıyla karşılaşan Müslüman göçmenlerden istenen şey, seküler Avrupa kültürünü tüm yönleriyle benimsemeleri ve yaşam tarzlarına bu kültürel özellikleri yansıtmalarıdır. Fransa’daki son uygulamalar, sadece yükselen aşırı sağın ırkçı tutumlarında değil, devletin temel politikalarında da Müslüman göçmenlerin tekçi kültürel kimliği benimsemeye zorlandıklarını göstermektedir.
 
Mesele, sayıları birkaç yüz kişiden ibaret olan peçeli kadınlara karşı ülkede devam eden sürek avından çok daha derinlere uzanmaktadır. İngiltere Başbakanı Cameron’un Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşmada çeşitli kültürleri içinde barındıran çok kültürlü bir toplum oluşturmada başarısız olduklarını söylemesi ve ardından başta Müslümanlar olmak üzere farklı kültürel toplumlara ait öğelerin İngiliz değerleri ile çeliştiğini açıklaması, tek kültürlü bir İngiltere özlemini gayet iyi yansıtmaktadır. Bazılarının kulağına çok hoş gelecek “üniter kültür” kavramından hareketle oluşturulacak politikaların çok kültürlülüğe duyulan inancı tamamen zedeleyeceği, tekçi ve baskın bir kültürel hegemonyaya kapı aralayacağı kolaylıkla anlaşılabilir. Böyle bir siyasi anlayışın farklı kimlikleri erozyona uğratarak ırkçılık ve ayrımcılık temelleri üzerinde yükseleceği açıktır. Farklı kültürleri tek bir kültür etrafında birleştirme politikası aslında tek pota içinde eritme ve asimilasyon politikasından başka bir şey değildir.
 
Gittikçe büyüyen çok kültürlülük tartışmasının arka planında, İslam ve Müslümanların Avrupa’daki geleceğini belirleyecek siyasi ve sosyal politikaların özgürlükçü mü yoksa yasakçı mı olacağı sorusuna nasıl bir cevap verileceği bulunmaktadır. Avrupa’da farklı ırk ve dinlere mensup bireylerin eşitliğini güvence altına alan 1999 Amsterdam anlaşmasına hangi düzeyde bağlı kalınacağını ise önümüzdeki dönemde görüyor olacağız. Tüm yaşanan süreç bir yana, Avrupa’nın siyaset ve toplum liderleri, batılı demokrasilerin geleceği bakımından en kritik soru olan “Müslüman göçmenlerin İslam değerlerine ve kendi kültürel özelliklerine bağlı kalarak Avrupa’da özgürce yaşayıp yaşamayacakları” sorusuna yanıt vermekten daha fazla kaçamayacaktır.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Üçüncü Putin Döneminde Kafkasya Sorunu - 13 Mayıs 2012 Pazar 17:44
Makedonya’da Etnik Kriz Nasıl Aşılabilir? - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:34
Şiddeti Önlemedeki Rolü Açısından 6284 Sayılı Yasa - 26 Mart 2012 Pazartesi 09:28
Ortadoğu’da “Balkanlaşma” Riski - 13 Mart 2012 Salı 17:12
Devlet Denetleme Kurulu Raporundaki Dink Davası - 29 Şubat 2012 Çarşamba 14:42
4.Bağımsızlık Yılında Kosova’nın Sorunları - 17 Şubat 2012 Cuma 17:28
Suriye Ateşi Bölgeyi Sararken - 13 Şubat 2012 Pazartesi 10:29
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya