ENGLISH
24.05.2012
12.04.2011 12:24


Dr. Kaan Dilek
SDE Uzmanı
kdilek@sde.org.tr
CV

Suriye, Ortadoğu’da Mezhep Savaşlarını Başlatır mı?

 

Arap milliyetçiliğinin ana vatanı ve Baas parti kültürünün son temsilcisi olarak Ortadoğu’da yaşanan değişim ve dönüşüm hareketlerinden etkilenen ve istikrarı sarsılamaya başlayan Suriye’de yaşanan sancılı değişim ve dönüşüm talepleri, bir yönüyle Tunus, Mısır, Yemen, Libya’da yaşananları anımsatırken diğer yönüyle bu ülkelerden çok farklı bir tablo karşımıza çıkıyor.
 
Tüm toplum kesimlerine haksızlık, adaletsizlik ve hukuksuzluk konusunda eşit şekilde muamele edilen Suriye’de, Tunus, Mısır, Libya’da yaşananlara benzemeyen bir yapıyla karşı karşıyayız. Ne Mısır, Tunus ne de Libya’da yaşanan değişim hareketlerinde mezhepsel yaklaşım ya da mezhep ayrılıklarının hiçbir şekilde öne çıkmadığı görülmektedir. Ama Suriye’de durum farklı. 1963 yılında Baas darbesiyle iktidarın el değiştirdiği Suriye’de 1966 yılında iki Alevi subay Hafız Esad ve Salah Cedid’in darbesiyle de Baas partisinde dengeler değişmiştir. Bu darbe ardından Baas partisi kadroları ağırlıklı olarak Nusayri, Dürzi ve İsmaililerden oluşan bir yapıya kavuşmuştur. Baas rejiminin en güçlü kalelerinden Suriye’nin bölgesinde diğer Baas rejimleriyle de sorunlar yaşandığı bilinmektedir. Bu sorunların temelinde Arap dünyasının liderliği yönünde rekabet yanında Alevi Baas rejimine sahip Suriye’nin diğer ülkelerdeki Sünni Baas rejimleriyle anlaşamaması yatmaktadır.
 
Suriye-İran arasında yaşanan yakınlaşmanın stratejik, jeopolitik ve siyasal temelli nedenleri yanında Şam yönetiminin Alevi ağırlıklı Baas rejiminin olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Laik ve seküler yanıyla da öne çıkan Suriye Baas rejiminin, bugün mezhepsel kargaşa ve muhalefetten uzakta kalmasının nedeni de 1951 yılında Suriye parlamentosunda %20 oranında temsile sahip Müslüman Kardeşler Hareketinin zamanla hedef seçilerek sistematik bir şekilde Esad ailesi tarafından ağır bir şekilde ortadan kaldırılmasıdır. Bugün Müslüman Kardeşler, Suriye’den bu kanlı ve sancılı yok ediliş tarihinin acısını almak istemektedir.
 
Suriye’nin Müslüman Kardeşlerle olan husumeti Suudi Arabistan ve Ürdün başta olmak üzere bazı Arap ülkelerini Müslüman Kardeşler üzerinden Suriye ile hesaplaşmaya iterken, bunun karşısında Şam yönetimi de bölgesel bazda saflarını İran ile güçlendirmeye ve İran’ın bölgesel planlarına belli noktalarda ortak olmaya çalışmaktadır.
 
Her ne kadar dillendirmekten ve düşünmekten acı duyduğumuz bölgedeki mezhepsel ayrışma konusu, dün Irak bugün Yemen, Bahreyn ve Suriye’de yaşanan gelişmelerle bir kez daha karşımıza çıkmaktadır. Suriye, siyasal rejimi, bölgesel ve uluslar arası kurduğu dengelerle Ortadoğu’daki mezhepsel ayrışım odaklı çatışma tezlerinin de meydanı olmaya doğru ilerlemektedir.
 
Müslüman Kardeşlerin Şam yönetimiyle husumetini fırsat bilen bölgesel ve uluslar arası güçler Müslüman Kardeşler  üzerinden Suriye’yi dizayn etmeye çalışmaktadırlar. Suriye’de değişimin rengini belirleyen gücün Müslüman Kardeşlerin olması halinde ise bölgedeki İran-Arabistan eksenli ideo-politik ve stratejik iki kutuplu düzenin yeni çatışma alanına bir ülke daha eklenecek demektir.
 
Tüm bu gelişmeleri heyecanla izleyen ve her ihtimalde kazanmaya odaklı tek ülke İsrail gibi gözükmektedir. İşgal altındaki Golan Tepeleri konusunu iç politika ve toplumsal dizayn için kullanan Şam yönetimi bir bakıma için için İsrail’e kendisine sağladığı meşruiyet ve meşrutiyet, bölgedeki planlar ve stratejik hesapların içinde yer almasına katkı yaptığı için minnettardır.
 
İsrail-İran arasındaki ideolojik ve stratejik hassas dengenin en önemli aktörü olan Suriye’de seküler ve laik yapıyı hedef alan ve dini referanslarla siyaset yaptığı düşünülen Müslüman Kardeşlerin yeni Suriye’yi dizayn etmesini isteyenlerin, aynı zamanda bölgede mezhepsel odaklı çatışmaların körüklenebileceğini düşünüp düşünmedikleri de zamanla görülecektir.
 
Bazı Batılı güçlerce Ortadoğu’da mezhepsel ayrıma dayalı gibi gösterilen ama altında siyasal, stratejik ve ideolojik nedenlerin yattığı ayrışma planları yapılmaktadır. Suriye de bu planlar arasında doğal yerini alabilecek uygun bir ülke olarak karşımıza çıkmaktadır. Yıllardır bölge ülkelerinin ve bölgesel planların hesaplaşma mekanı olan Suriye’de şimdi hangi güçler ve planlar karşı karşıyadır bunu yakın zamanda daha net göreceğiz.
 
Suriye’deki değişim ve dönüşüm meselesi, bölgesel ve uluslar arası tüm tarafların hesaplar yaptığı kazanımlar yanında riskler ve tehditler hissedilen bir hesaplaşmaya doğru sürüklenmektedir. Suriye mutlaka değişecektir. Ama bu değişimden en çok kim/kimlerin kazanacağını doğrusu zaman gösterecektir. Keşke Suriye halkı bu değişimin en çok kazanan tarafı olsa.

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
İran ve Türkiye, Suriye’yi Kurtarabilir mi? - 01 Aralık 2011 Perşembe 16:01
Ortadoğu’da Arap Baharı ve İran’da Yeşil Hareketi - 10 Kasım 2011 Perşembe 09:39
Bağımsızlıklarının 20. Yılında Türk Cumhuriyetleri - 09 Ekim 2011 Pazar 04:27
Esad Rejimi Nasıl (D)Evrilir? - 17 Ağustos 2011 Çarşamba 12:57
İsrail Özür Diler mi? - 26 Temmuz 2011 Salı 13:03
İran ve Suriye’nin Türkiye Karşıtlığı - 15 Haziran 2011 Çarşamba 13:18
İran ve S. Arabistan Rekabetinde Yeni Cepheler - 02 Mayıs 2011 Pazartesi 12:56
Suriye, Ortadoğu’da Mezhep Savaşlarını Başlatır mı? - 12 Nisan 2011 Salı 12:24
İran-Suudi Çekişmesinde Son Cephe: Bahreyn mi? - 23 Mart 2011 Çarşamba 14:45
İran’da Dijital ve Renkli Devrimler Mümkün mü? - 02 Mart 2011 Çarşamba 14:55
İran’da “Fitne” ve Politik Oyunlar - 09 Şubat 2011 Çarşamba 11:41
İran’da Kritik Bir Süreç mi Başlıyor? - 07 Şubat 2011 Pazartesi 12:27
İran Nükleer Meselesinin Çözümü Kimin İşine Yarar? - 24 Ocak 2011 Pazartesi 12:39
İran’ın Nükleer Bilmecesinde Yeni Gelişmeler - 27 Eylül 2010 Pazartesi 11:40
Halkın Mücahitleri Kandil’e Çıkarsa! - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 13:09
İsrail’in “Sivil Yardım Katliamı”, Türkiye-İsrail İlişkileri ve Ortadoğu - 05 Haziran 2010 Cumartesi 12:09
Türkiye Açısından “Nükleer Takas Anlaşması” - 20 Mayıs 2010 Perşembe 12:34
Irak'ı Bekleyen Kader: Kaos mu İstikrar mı? - 12 Nisan 2010 Pazartesi 14:38
İran’da Yeni Yıl: Umutlar-Kaygılar-Korkular - 30 Mart 2010 Salı 15:07
Nükleer Ortadoğu’ya Doğru - 15 Mart 2010 Pazartesi 10:21
Jeopolitik Savaşın Arenası Irak - 06 Mart 2010 Cumartesi 13:03
Petrol Oyunlarında Bir Darbe İki Ülke: İran-Türkiye - 19 Şubat 2010 Cuma 14:53
İran Nükleer Meselesindeki Yeni Gelişmeler Ve Türkiye - 08 Şubat 2010 Pazartesi 11:50


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya