ENGLISH
24.05.2012
11.04.2011 15:02


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız?

Anayasa referandumu ile birlikte geçici 15.maddenin kaldırılmasının ardından 12 Eylül 1980 askeri darbesinin planlayıcı ve uygulayıcıları için yargı yolu açılmıştı. 6 aydır devam eden suç duyuruları nihayet karşılığını buldu ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı başlattı. Hukuk tarihimiz için bir milat olacak bu sürecin titizlikle ve hepsinden önemlisi bağımsız yargı kurallarına göre işlemesi halinde açılacak davanın çok önemli sonuçları olacak. 

Devam eden darbe planı davalarının yanı sıra 12 Eylül darbecilerinin yargılanmaları, Türkiye’de ilk kez gerçekleşecek bir hukuk zaferi olarak nitelendirilebilir. Dava açıldığı takdirde dönemin Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile birlikte sivil ve askeri bürokrasinin yöneticileri de mahkeme önünde hesap verecekler. Hayatta bulunan Cunta yöneticilerini, “Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmek” suçunun altında çok sayıda suçun işlenmesinde doğrudan veya dolaylı sorumlulukları nedeniyle uzun bir yargı süreci bekliyor olacak. Parlamentoya karşı suç işleyerek seçilmiş bir hükümeti devirmek, kasten adam öldürmek, işkence ve kötü muamelede bulunmak, yağma ve gasp gibi çok sayıda nitelikli suçun kovuşturulması bekleniyor.
 
Savcının Balyoz Darbe Planı soruşturmasında ele geçirilen ve 12 Eylül darbesinin planı olarak adlandırılan Bayrak Darbe Planı ile birlikte diğer önemli belgeleri de dosyaya dahil etmesi, iddianamenin son derece önemli bilgilere dayandırılacağına dair inancımızı güçlendiriyor. Milli Güvenlik Konseyi’nin hayatta olan üç üyesi Kenan Evren, Nejat Tümer ve Tahsin Şahinkaya ile birlikte darbe suçlarının örgütlü bir şekilde işlenmesindeki sorumlulukları ve suça iştirakleri nedeniyle o dönemde görev yapan ordu komutanları, yargı mensupları, subaylar, emniyet görevlileri ve çok sayıda sivil memur da yargılanabilecek. Dolayısıyla infazlardan, işkence mağduriyetlerine, gözaltında kayıplardan siyasi yasaklara kadar yaygın ve sistematik uygulamaların bir şekilde içinde yer almış kişilerin tespit edilerek ifadelerinin alınmasıyla yeni bir dönem başlamış olacak.
 
Kuşkusuz Türkiye’nin uzun yıllara yayılan askeri darbelerle çöküntüye uğramış bir devlet pratiğinden kurtulmak için yeterince nedeni var. Bugün atılan tarihi adım, çekilen onca acının ve yaşanan haksızlığın mağduru olan binlerce insanımızın adaletin tecellisine duyulan yıpranmış inançlarını yeniden yeşertecek ve hesap sorma duygusunu güçlendirecektir. Bununla birlikte askeri darbelerle sarsılmış Arjantin, Yunanistan ve Şili gibi ülkeler bizim yaşadığımız tecrübeye çok yakın örneklerle dolu olduğu için yargılama sürecinde uluslararası tecrübelerden yararlanmak faydalı olacaktır. Bu ülkelerin askeri darbe sorumlularını ve bu darbeler süresince işlenen insanlık suçlarını nasıl yargıladıklarına bakmak ve karanlık geçmişin yükünden kurtulmalarını sağlayan adalet kurumlarının başarısını incelemek gerekmektedir.
 
 
Yunanistan, Arjantin ve Şili’deki Darbe Yargılamaları
 
Bir grup albayın 1967’de yönetime el koyduğu Yunanistan’da cunta yöneticilerinin 1975’te sona eren yargılamaları sonucu vatan hainliği suçundan idam cezası almaları daha sonra Kartamanlis tarafından ömür boyu hapis cezasına çevrildi ve cunta lideri albay Papadopulos ile birlikte diğer sorumlular ölünceye kadar cezaevinde kaldılar.
 
Arjantin’deki askeri rejim boyunca yaşanan ölüm vakaları, tutuklulara yapılan işkenceler ve kayıplar korkunç boyutlardaydı.1985 yılında başlayan yargılamalarda işlenen insanlık suçlarının soruşturulması ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasında ciddi sorunlar yaşandı. Alfonsin hükümeti askerlerin baskısı sonucu zor anlar yaşasa da hukuki süreç devam etti. Alfonsin’den sonra devlet başkanı olan Carlos Menem hükümeti ise geçmişle barışın sağlanması adına 1990’da üç yüz askeri affedince cuntayla hesaplaşmada yeni sorunlar ortaya çıktı. Her şeye rağmen Kirchner döneminde askeri yetkililerin yargılanmasına devam edilerek karanlık geçmişin izleri silinmeye çalışıldı.
 
Diktatör Pinochet ve Evrensel Yargıyı İşletmek
 
Şili'de ise diktatör Pinochet’nin sorumlu tutulduğu insan hakları suçları ile ilgili yargılanmasında evrensel yargı kurallarının devreye girmesiyle uluslararası hukuk önemli bir itibar kazandı. Şili'de 1973'te yönetime el koyan Augusto Pinochet önderliğindeki askeri rejim uzun süre gücünü korudu. Pinochet 1980 anayasasının kendisine sağladığı imtiyazla 1988 yılına kadar Genelkurmay Başkanlığını sürdürdü ve bu tarihten sonra da parlamentoda senatör olarak varlığını devam ettirdi. Askeri vesayetin en güçlü ismi olan Pinochet’ye dokunmak çok kolay olmadı.
 
İspanyol yargıç Baltasar Garzon Pinochet’yi İspanyol vatandaşlarına karşı işlenen işkence ve insanlık dışı eylemlerdeki sorumluluğu ve dolayısıyla insanlığa karşı işlenen suçlar çerçevesinde tutuklama karar verdi. Bu kararın ardından diktatör Pinochet sağlık kontrolü için gittiği İngiltere’de bir sene sürecek ev hapsine alındı ve Şili’nin talebi doğrultusunda ülkesine iade edilerek ulusal mahkemelerde yargılanmasına başlandı. Yaşlılık ve sağlık sorunları bahanesiyle yargılanması engellenmeye çalışılsa da bu girişimler sonuçsuz kaldı. Ancak yargılama devam ederken Pinochet hakkındaki ağır suçlamalardan mahkum edilemeden 2006 yılında öldü. Pinochet örneğinden yola çıkacak olursak, 12 Eylül’ün üst düzey sorumlularından hayatta kalanların mutlaka hızlı bir soruşturma sürecine dahil edilmesiyle ifadelerinin alınması ve açılacak davada gerçek bir yüzleşme ve hesaplaşmanın sanıkları olarak hazır bulunmaları, darbe yargılamaları bakımından çok önemlidir.
 
Pinochet’nin İngiltere’de gözaltına alınmasıyla ilgili hukuki süreci başlatan avukat Juan Garces’in belirttiği gibi darbe davalarından sonuç elde edebilmek için sadece yasal düzenlemeler ve siyasi irade desteği yeterli olmamakta kamuoyu ve medya’dan ciddi bir katkı alınması gerekmektedir. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımından söz etmek mümkün olmadığına göre darbe döneminde işlenen sistematik işkence ve yargısız infazların hesabı mutlaka sorulacaktır. Bu bağlamda Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. maddesi cezaların yasallığı ilkesini düzenlerken 2. fıkranın Bu madde, işlendiği zaman uygar uluslar tarafından tanınan genel hukuk ilkelerine göre suç sayılan bir fiil veya ihmal ile suçlanan bir kimsenin yargılanmasına ve cezalandırılmasına engel değildir.” hükmü 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasına yeterince imkan sağlamaktadır.
 
Bu aşamadan sonra dikkat edilecek en önemli husus, soruşturmada izlenecek usullerin evrensel yargı ilkeleri dikkate alınarak ve büyük bir titizlikle yürütülmesine özen göstermek olacaktır. Sanıkların ifadeleri, tanıklıklar ve geriye doğru incelenecek tüm belgelerden elde edilecek nitelikli bilgiler doğrultusunda açılmasını umduğumuz dava, aynı zamanda hukuk düzenimizin cunta geleneği karşısındaki en ciddi sınavıdır. Bu sınavın başarıyla verilebilmesi bakımından kamuoyu, sivil siyaset ve medya kurumlarının sorumlulukları vazgeçilmez bir nitelik taşımaktadır. 12 Eylül’le hesaplaşmayı başaran bir hukuk sisteminin yakın tarihimizdeki kara deliklerden biri olan 28 Şubat’ı soruşturması çok daha kolaylaşacaktır. 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Üçüncü Putin Döneminde Kafkasya Sorunu - 13 Mayıs 2012 Pazar 17:44
Makedonya’da Etnik Kriz Nasıl Aşılabilir? - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:34
Şiddeti Önlemedeki Rolü Açısından 6284 Sayılı Yasa - 26 Mart 2012 Pazartesi 09:28
Ortadoğu’da “Balkanlaşma” Riski - 13 Mart 2012 Salı 17:12
Devlet Denetleme Kurulu Raporundaki Dink Davası - 29 Şubat 2012 Çarşamba 14:42
4.Bağımsızlık Yılında Kosova’nın Sorunları - 17 Şubat 2012 Cuma 17:28
Suriye Ateşi Bölgeyi Sararken - 13 Şubat 2012 Pazartesi 10:29
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya