ENGLISH
24.05.2012
23.03.2011 21:18


Prof. Dr. Birol Akgün
SDE Uzmanı
bakgun@sde.org.tr
CV

Fransa’nın Libya Aşkı mı Rol paylaşımı mı?

 

BM’nin Libya’ya yönelik yaptırım kararı sonrasında ortaya çıkan savaş görüntüleri, başta Arap ülkeleri ve Türkiye olmak üzere bölge halklarının vicdanını rahatsız etti. Bu rahatsızlığın temel nedeni ise, Kuzey Afrika’daki kanlı sömürgecilik geçmişine sahip bir ülke olan Fransa’nın “durumdan vazife çıkarıp” BM kararının uygulanmasında liderlik rolü üstlenmesidir. ABD geri planda kalmayı tercih ederken, İngiltere Fransa’yla birlikte aktif biçimde hava ve deniz operasyonlarına katılmaktadır. Almanya ve Türkiye gibi ülkeler ise BM kararlarının yalnızca birkaç ülkenin katılımıyla icra edilmesinden rahatsızlık duymaktadır. Öte yandan küresel büyük oyunun yükselen güçleri sayılan BRIC ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) Güvenlik Konseyinde Libya kararını “çekimser” kalarak desteklemelerine rağmen, ortaya çıkan savaş manzarasından ve sivil kayıplardan “üzüntü” duyduklarını açıklamaktadırlar. Öyle görünüyor ki, Libya harekatı hem NATO’yu hem de büyük güçler arasındaki dayanışmayı çatlatmış durumda.
 
Küresel siyasi çatlağın arkasında ise esasen Libya’ya yaptırım kararlarının uygulanmasında kimin uluslararası barış ve güvenliği sağlamak; kimin Libya halkının demokrasi taleplerini karşılamak; kimin Libya petrollerini kontrol etmek saikiyle hareket ettiğinin bilinmemesi yatıyor. Özellikle batılı ülkelerin sömürgecilik geçmişleri ve dünyanın başka ülkelerinde benzeri olaylar yaşandığında da sergiledikleri siyasi tavırları dikkate alındığında, Batılı ülkelere karşı dünya kamuoyunun gösterdiği duyarlılık haksız ve temelsiz de değildir. Örneğin Fransa’nın Filistin konusunda, özellikle Gazze’deki son trajediye karşı gösterdiği olağan üstü ilgisizlik ve hatta kayıtsız şartsız İsrail’i destekleme politikası ile bugün Libya’da sivil halkı korumada gösterdiği insani (!) hassasiyet doğrusu tam bir iki yüzlülük örneği oluşturmaktadır.   
 
Buradaki temel soru, ABD’nin neden geri durduğu ve Fransa’nın neden öne çıktığıdır?
 
ABD’nin bir İslam ülkesi olan Libya’ya müdahale konusunda geri planda kalmasının ekonomik, siyasi ve stratejik nedenleri vardır. Öncelikle Obama prensip olarak senatörlük günlerinden beri dış politikada askeri enstrümanlara şüpheci ve mesafeli yaklaşmaktadır. Buna karşın Afganistan’da asker artışı yapması nedeniyle kendi kamuoyundan zaten ciddi eleştiri alan Obama’nın Libya’da silahlı güç kullanımı konusunda isteksiz davranması anlaşılabilir bir durumdur. İkincisi, Obama, Irak ve Afganistan savaşları nedeniyle Ortadoğu toplumları nezdinde ciddi bir güven ve prestij kaybeden ABD’nin İslam halklarıyla yeniden barışmak istediğini sık sık dile getirmektedir. İki cephede savaşan ABD için Libya gibi yeni bir Müslüman ülkeye saldırıyor görüntüsü vermesi Obama’nın yeni dış politika stratejisine ters düşmektedir. Üçüncüsü, ekonomik kriz nedeniyle ciddi anlamda kan kaybına uğrayan ABD ekonomisi yeni bir savaşı kaldırabilecek güçte değildir. Zira Çin gibi rakiplerinin çatışmalardan uzak kalarak, hızlı bir ekonomik büyüme stratejisi izlediği bir dönemde ABD’nin zaman kaybetmeye tahammülü yoktur.
 
Öte yandan Fransa ve İngiltere’nin ön plana çıkması, ABD ve Avrupalı güçler arasında Ortadoğu halklarını etkilemeye yönelik bir danışlıklı rol paylaşımı da olabilir. ABD için en önemli stratejik hedef, uzun vadede yükselen Çin’e karşı Ortadoğu ülkelerini dönüştürerek siyasi olarak ABD’ye yaklaşmalarını sağlamanın şartlarını hazırlamaktır. Bunun yolu da, her ne pahasına olursa olsun bölgenin siyasi olarak demokratikleşmesi ve ekonomik olarak da özel sektörün önünün açılması; yani bu ülkelerde küresel piyasalara kolayca eklemlenecek bir kapitalist sistemin kurulmasıdır. Bu nedenle Libya’da Fransa ve İngiltere gibi güçlerin öncülük etmesi ABD’nin bölge ülkelerindeki imajının düzeltilmesine yardımcı olacaktır.
Fransa’nın ön plana geçmesinin ise iç ve dış politikadan kaynaklanan bazı nedenleri vardır. Öncelikle, Fransa lideri Sarkozy iç politikada ekonomik ve sosyal sorunlar nedeniyle sıkışmış durumdadır. Kamuoyu yoklamaları iç politikada aşırı sağcı parti lideri Le Pen’in 2012 Başkanlık seçimlerinde Sarkozy’nin merkez sağ partisinin önüne geçtiğini göstermektedir. Aşırı sağı besleyen temel söylem ise, Fransa’nın hem AB içinde hem de dünya politikasında giderek etkisizleştiği ve önemsizleştiği, küresel liderlik iddialarını kaybettiği propagandasıdır. Ayrıca Le Pen Müslüman göçmenlere ve yabancı işçilere karşı düşmanlık politikasıyla oy toplamaktadır. Şimdi Sarkozy Akdenizin önemli bir gücü olarak kendisinin bölgesel krizlerde ve küresel dengelerde ne kadar etkili olduğunu gösterecek bir fırsat yakalamış durumdadır. Sarkozy bir anlamda Napolyonik bir tavır sergileyerek Fransız seçmenlerinin gönlünü kazanmaya çalışmaktadır.
 
Öte yandan Fransa, Tunus ve Mısır olaylarında edilgen kalarak Kuzey Afrika’da kaybettiği nüfuz alanlarını Libya’daki devrimcileri yanına çekerek telafi etmeye çalışmaktadır. Böylece Fransa nispeten risksiz bir savaşta, kendi ürettiği savaş araçlarını kullanarak yeni silah pazarları yaratmayı da amaçlamaktadır. Özetle Sarkozy, popülist bir yöntemle bir yandan dış politikayı iç politikada kendi elini güçlendirmek için kullanmakta, diğer yandan ise Fransa’daki ekonomik krizi silah sanayine yeni pazarlar bularak aşmak istemektedir. Ancak Fransa’nın bu hoyrat ve acul davranışı eninde sonunda bumerang etkisi yaratacak ve kendisine zarar verecektir. Eski sömürgesi Cezayir’deki katliamları nedeniyle bölgedeki haklar nezdindeki imajı zaten sorunlu olan Fransa’nın son davranışı bu anlamda unutulmaya yüz tutmuş işgalci ve sömürgeci Fransız imajını yeniden canlandıracaktır. Şimdiden Fransa ve diğer batılı güçlerin operasyonlarının Arap basınında “haçlı ittifakı” olarak nitelenmesi bir tesadüf değildir. Libya’da demokrasiye geçilmesi durumunda halk iradesinin anti-sömürgeci liderleri ve hükümetleri iş başına taşıması ise kaçınılmazdır. O nedenle Ortadoğu’daki yeni düzenin kurulmasında fırsatçılık sergileyenler değil, insani ve ahlaki duruş sergileyen ülkeler daha karlı çıkacaktır.

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Kritik Seçimler ve Demokrasi Daralması - 09 Mayıs 2012 Çarşamba 18:12
Suriye Post-Hegemonik Düzenin İlk İşareti mi? - 26 Mart 2012 Pazartesi 12:29
Suriye Açmazı ve Türkiye - 06 Şubat 2012 Pazartesi 09:36
Mısır'da Devrim Sürüyor - 25 Kasım 2011 Cuma 11:52
Kaddafi Sonrasında Libya - 24 Ağustos 2011 Çarşamba 19:13
İsrail'in hayali: Şam - Tel Aviv yakınlaşması - 06 Ağustos 2011 Cumartesi 13:29
Yemin Krizinin Anatomisi - 12 Temmuz 2011 Salı 16:29
Mavi Marmara’nın Sarsıntıları Devam Ediyor - 01 Haziran 2011 Çarşamba 21:03
Obama’nın Filistin Açılımı mı? - 20 Mayıs 2011 Cuma 16:51
Beşşar Esad'ın siyasi intiharı - 27 Nisan 2011 Çarşamba 09:50
Türkiye’nin Barış Diplomasisi - 07 Nisan 2011 Perşembe 15:56
Fransa’nın Libya Aşkı mı Rol paylaşımı mı? - 23 Mart 2011 Çarşamba 21:18
Afganistan İzlenimleri - 07 Mart 2011 Pazartesi 13:28
Kaddafi Direnebilir mi? - 23 Şubat 2011 Çarşamba 09:57
Mısır Musa’sını Arıyor - 15 Şubat 2011 Salı 09:54
Yasemin Devrimi Sömürge Sonrası Düzenin Çöküşü mü? - 18 Ocak 2011 Salı 12:54
Türk ve Arap dünyasının entelektüel buluşması: ATCOSS 2010 - 20 Aralık 2010 Pazartesi 12:48
İsviçre Yükselen Türkiye’yi Keşfediyor - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:48
Taksim Saldırısında Üç Senaryo Tek Gerçek - 02 Kasım 2010 Salı 16:16
Davutoğlu'nun Kaşgar Ziyareti ve Değişen Türk-Çin İlişkileri - 01 Kasım 2010 Pazartesi 14:05
Çin İzlenimleri-(II): Doğu Türkistan ve Uygurlar - 25 Ekim 2010 Pazartesi 14:40
Çin İzlenimleri-(I): Ejderin Ayak Sesleri - 30 Eylül 2010 Perşembe 17:59
Sivil Toplumun Vicdanı Derin PKK’yı Yendi - 18 Ağustos 2010 Çarşamba 15:55
Türk-Kürt Kutuplaşması ve Siyasi Üslup Meselesi - 29 Temmuz 2010 Perşembe 11:49
Ortadoğu’da Savaşlara Son Verecek Barış - 08 Temmuz 2010 Perşembe 17:05
G-20 Zirvesi ve Erdoğan-Obama Görüşmesi - 29 Haziran 2010 Salı 11:18
Ortadoğu’da Pax Turcica’nın Doğuşu - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:50
İsrail Türkiye’ye Savaş mı Açtı? - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:51
Medvedev’in Ziyareti ve Türk-Rus Yakınlaşması - 13 Mayıs 2010 Perşembe 13:24
Tarihin Geri Dönüşü ve Türkiye - 21 Nisan 2010 Çarşamba 12:22
Anayasayı Değiştirmek İçsel Sömürüyü Yıkmaktır - 03 Nisan 2010 Cumartesi 10:44
Avrupa PKK’yı Neden Şimdi Anlıyor? - 11 Mart 2010 Perşembe 15:18
Ermeni Karar Tasarısı ve Obama Yönetiminin Liderlik Zaafı - 05 Mart 2010 Cuma 14:17
Münih Güvenlik Konferansı ve Çin - 08 Şubat 2010 Pazartesi 12:22
Yemen Nereye Gidiyor? - 23 Ocak 2010 Cumartesi 12:11
İran’da Muhalefet Ne İstiyor? - 02 Ocak 2010 Cumartesi 09:34
ABD Ziyaretinin Olası Siyasi Sonuçları - 15 Aralık 2009 Salı 13:26
Erdoğan Obama’ya Ne Söylemeli? - 07 Aralık 2009 Pazartesi 01:05
Gıda Güvenliği Yada Malthus'un Geri Dönüşü - 29 Kasım 2009 Pazar 14:36


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya