ENGLISH
24.05.2012
23.03.2011 17:11


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı

Libya’ya “İnsani “ amaçlı uluslararası bir müdahaleye onay veren BM Güvenlik Konseyi, uluslararası siyasi yapıya çeki düzen veren küresel oyuncuların bu kez Kuzey Afrika’da sonucu kestirilemeyecek güç gösterilerinin sorumluluğunu da üzerinde taşıyor. Kaddafi rejiminin yol açtığı insani yıkımı engellemek ve diktatörü yönetimden uzaklaştırmak adına hiçbir ciddi sayılabilecek siyasi adım atmayan BM’nin Libya’ya karşı güç kullanılması konusunda sergilediği aceleci tutuma karşı oluşan güvensizlik ve kaygı ortamı devam ediyor.
 
Esasen devletlerin insan haklarını ağır biçimde ihlal etmelerini ya da günümüz hukukunda insanlığa karşı işlenen suçlar olarak nitelendirilen eylemlerini önlemek amacıyla uluslararası toplumun ölçülü, sınırlı ve “insani amaçlı” müdahalesinin hukuki bir karşılığı bulunuyor. Ancak uluslararası insani hukuk saldırganın durdurulması konusunda uyulması gereken şartları sıralarken, uluslararası müdahalenin toplumların can ve mal güvenliğinin yanı sıra ülkenin siyasi bütünlüğüne de zarar vermemesi gerektiğine işaret ediyor. Konseyin 1973 sayılı Libya kararının ardından müttefik güçlerin hava saldırılarına girişmeleriyle ortaya çıkan tablo, BM’nin teşkilat yapısının hızla değiştirilmesi için dünya toplumlarının harekete geçme zamanının geldiğini gösteriyor.
 
BM Ya Değişecek, Ya Değişecek
 
Son yirmi yılda küresel boyutta ortaya çıkan insani krizlere bakıldığında, BM şemsiyesi altında yapılan müdahalelerin neredeyse tamamı çok daha büyük sorunların çıkmasına, ülkelerin etnik veya dini farklılıklara göre parçalanmasına ve küresel güçlerin çıkar alanlarını genişletmelerine yol açtı.
 
Somali, Raunda, Bosna, Irak, Afganistan ve son olarak Gazze’deki krizlerin insani trajediler yaşanmadan uluslararası siyasi çabalarla önlenebilmesi için BM inisiyatif alamadı daha doğrusu BM’nin güce göre şekillenmiş anti-demokratik yapısı böyle bir inisiyatife hiçbir zaman olanak tanımadı. Ruanda’da milyonlarca insan katledilirken ve Bosna’da dört yıl boyunca yüz binler ölüme gönderilirken BM’yi oyalayan ve kilitleyen güçler, bugün Libya’ya yapılan alelacele müdahaleyi meşrulaştırmak için uluslararası toplumu “İnsani amaçlarına” ikna etmeye uğraşıyorlar. Bu durumda daha şimdiden onlarca sivilin yaşamını yitirdiği Libya operasyonunun diktatörü cezalandırmak ve Libya halkının kendi geleceğini özgür biçimde belirleme hakkına olanak tanımak amacıyla yapıldığına inanmak imkansız hale geliyor.
 
Uluslararası Ceza Mahkemesinin Sorgulanan Tarafsızlığı
 
Kaddafi’nin yönetimden uzaklaştırılması ve böylece daha fazla kan dökülmesini önleyerek insanlığa karşı işlenen suçlar bağlamında cezalandırılmasını sağlamak bakımından BM’nin kullanabileceği önemli mekanizmalardan biri de Uluslararası Ceza Mahkemesidir. Peki ilk uluslararası daimi ceza yargılama organı olarak nitelendirilen ve uluslararası adaletin korunması için büyük umutlar bağlanan mahkemenin gerçek bir işlev görebilmesi ne kadar mümkündür?
 
Bu konuda da ciddi kaygılar bulunmaktadır ve BM’yi istedikleri gibi yönlendiren güçlerin mahkemeyi de etki altına alarak işlevsiz hale getirmeye çalıştıkları bilinmektedir. Nitekim mahkemenin yargı yetkisini tanımamakta ısrar eden ABD’nin, Sudan ve Libya liderlerinin işledikleri iddia edilen suçlar nedeniyle aynı mahkeme tarafından soruşturulmalarına izin vermesi fakat İsrail yönetimini bu denetimden korumak için çırpınması, uluslararası hukuka bakışı ortaya koymaktadır. Bu baskılar altında Uluslararası Ceza Mahkemesinin yürüteceği soruşturmaların tarafsızlığı sorgulanacağı gibi doğrudan mahkemenin bağımsızlığı ile ilgili kaygılar artarak devam edecektir.
 
Kaddafi’nin işlediği savaş ve insanlık suçlarını soruşturma izni veren Konseyin bugünkü idari yapısından, Irak, Afganistan ve Gazze’deki suçların araştırılması ve sorumluların yargı önüne çıkartılmasında aynı yaklaşımı beklemek mümkün değildir. O halde Ceza Mahkemesi de BM’nin anti-demokratik yapılanmasından etkilenecek ve veto tehdidi altında çalışmaya mahkum hale gelecektir. Çarpıcı bir örnek olarak, Sudan lideri Beşir’in UCM tarafından tutuklanma istemiyle mahkemeye çıkarılması, ABD başkanı Obama’nın Güney Sudan’ın bağımsızlığına izin verilmesi karşılığında açıkça engellenmiştir. Bu çok net bir siyasi rüşvettir ve mahkemenin saygınlığını da güvenilirliğini de ağır biçimde zedelemiştir. Dolayısıyla insanlığa karşı işlenen suçların kovuşturulması bakımından Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi daimi bir mekanizmanın varlığı uluslararası toplum için bir umut olarak görülecekse yine BM’nin tek kutuplu idari tahakkümden kurtarılması ve kurumsal değişimin başlaması kaçınılmaz görünüyor.
 
BM Değişime Direnemez
 
BM’nin uluslararası adalet, özgürlük ve refah talepleri bakımından değişime zorlanması için bir “İnsani müdahaleye” acilen ihtiyacı bulunmaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde, Türkiye’nin son iki yılda Güvenlik Konseyindeki geçici üyeliği süresince teşkilatın yeniden yapılanması için yaptığı önerileri zenginleştirerek ve geniş bir biçimde tartışmaya açarak devam ettirmesi gerekmektedir. Türk dış politikası temel insani hukukun ilkelerine göre krizlerin çözülmesini, askeri müdahale yönteminin en son seçenek olarak masaya getirilmesini savunan bir karakter taşımakta ve uluslararası toplum bu ilkeler bütünü çerçevesinde harekete geçirilmek istenmektedir. Bu davranışın hem siyasi ve hem de ahlaki olarak tutarlı bir yanı bulunduğu açıktır. Türkiye’nin Libya örneğinde olduğu gibi saldırganı vazgeçirmek ve halkın can güvenliğini korumak amacıyla yapılacak bir hava operasyonunun kesinlikle sivillere zarar vermeyecek ve işgal anlamı taşımayacak şekilde son derece sınırlı-sorumlu bir alanda gerçekleşmesine şartlı destek vermesi anlamlıdır. Bununla birlikte temel sorunun küresel sistemin işleyişinden kaynaklandığını her akıl ve vicdan sahibi kabul etmektedir. Öyleyse BM başta olmak üzere NATO içinde de Türkiye’nin pro-aktif bir siyaset izleyerek çoklu görüşmeler yoluyla bu kuruluşların adil biçimde yeniden yapılanması doğrultusunda kuşatıcı bir stratejiyi hayata geçirmesi beklenebilir.
 
En başından beri Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki sorunlar konusunda pasif ve uluslararası sisteme eklemlenen bir politika izlemekle eleştirdiğimiz İKÖ ve Arap Birliği gibi bölgesel oluşumların da mevcut yönetim tarzlarını daha fazla sürdürme imkanları kalmamıştır. Düne kadar kendi halklarına kan kusturan diktatörlerin siyasi ağırlıkları sıfırlandığına göre İKÖ ve Arap ve Afrika Birliklerinin değişim dalgalarına direnmesi mümkün değildir. Bu örgütler, bugüne kadar bölgedeki statükonun korunması için kullandıkları rollerini artık hakların özgürlük ve refahı için kullanmalılar. Aksi halde BM için gerekli olan “İnsani müdahale”, onlar için de kaçınılmaz hale gelecektir.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Üçüncü Putin Döneminde Kafkasya Sorunu - 13 Mayıs 2012 Pazar 17:44
Makedonya’da Etnik Kriz Nasıl Aşılabilir? - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:34
Şiddeti Önlemedeki Rolü Açısından 6284 Sayılı Yasa - 26 Mart 2012 Pazartesi 09:28
Ortadoğu’da “Balkanlaşma” Riski - 13 Mart 2012 Salı 17:12
Devlet Denetleme Kurulu Raporundaki Dink Davası - 29 Şubat 2012 Çarşamba 14:42
4.Bağımsızlık Yılında Kosova’nın Sorunları - 17 Şubat 2012 Cuma 17:28
Suriye Ateşi Bölgeyi Sararken - 13 Şubat 2012 Pazartesi 10:29
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya