Kısmi anayasa reformunu oylayarak Mısırlılar ilk kez demokrasiyi tattılar. 1900’lerin başında anayasal krallığa geçerek Mısır’da kısmi bir demokrasi tecrübesi olmuştu. 1952’den sonra ise diktatörlükle yönetilerek bazen doğrudan askeri yönetim bazen de asker kontrolündeki tek parti yönetimi biçiminde devam etmişti. Resmi sonuçlara göre Cumartesi günü yapılan anayasa referandumunda büyük oranda kabul oyu (% 77) çıkmıştır. Dolaysısıyla, Mısırlılar, belki de tarihte ilk kez özgür iradelerini sandığa yansıtma şansı bulmuşlardır.
Mısır’da Yüksek Askeri Konsey, Hüsnü Mübarek’i görevden uzaklaştırdıktan sonra, Hükümet’i, Parlamento’yu ve Senato’yu feshetmişti. Ama eski anayasa kaldırılmamış, çok eleştirilen maddelerini değiştirmek için komisyon oluşturularak halkoyuna sunulmuştu. Bu değişiklik, devrimin meşruiyetini kabul ettiğini söylemesine rağmen eski düzeni tamamen ortadan kaldırmamaktadır. Referandumda kabul çıkması, yeni anayasa yapılmasını da Eylül’deki seçimlerinden sonra oluşacak Parlamentoya bırakıyordu.
Anayasa değişikliği ölünceye kadar liderlik yerine başkanlık süresini dört yıllık iki dönem olarak öngörüyor ve hileli seçimlere son vermek için seçimlere yargı denetimi getiriyordu. Ayrıca, hemen başkan yardımcısı atanmasını, keyfi baskı yöntemi olarak kullanılan olağanüstü halin kaldırılmasını da getiriyordu. Gerçek anlamda ilk seçim olması dolayısıyla, bazı seçim merkezlerinde hâkim eksikliği, oy pusulası noksanlığı ve sandık başında propaganda yapılması gibi şikayetler olması da ‘normal’ görülebilir.
Mısır kamuoyu referandumda EVETçiler ve HAYIRcılar arasında bölünmüştü. “Yetmez ama EVET” diyenler de siyasi değişimin hızlanması için değişikliği destekliyorlardı. EVET diyenler arasında eski rejimin temsilcisi Ulusal Demokrat Parti ve ordu bulunduğu gibi Müslüman Kardeşler cemaati de vardı. Eski rakipler ilginç bir şekilde yan yana gelmişlerdi. Ayrıca, protestolarla ortaya çıkan tıkanıklıktan bıkan ve demokrasi yolunun açılmasını isteyen demokratik güçler yoğunluktaydı.
HAYIR cephesinde ise, devrime öncülük eden bazı siyasi oluşumlar ve muhtelif gruplar vardı. Bunlar, yeni anayasa yapılarak yeni bir siyasi sistemin kurulmasını istedikleri için eski anayasanın değiştirilmesini yeterli görmeyerek karşı çıkıyorlardı. Ayrıca, yeni siyasi oluşumlar için fazla zaman tanınması gerektiğini savunuyorlardı. Daha fazla demokrasi gerekçesiyle askerin yönetimde daha uzun süre kalmasını istemeleri ilginç bir tezat oluşturuyordu. HAYIR cephesinde devrimi yapan gençlik örgütleri bulunduğu gibi dünyaca bilinen Muhammed El-Baradai ve Arab Birliği Genel Sekreteri ve başkan adayı Amr Musa da bulunmaktaydı. İslamcılığın yükselişinden endişe eden Ortodoks (Kıpti) Hristiyanların da genellikle HAYIR dediği bilinmektedir.
Referandum sonucunda güçlü EVET çıkması, özellikle Müslüman Kardeşler için bir başarı sayılmaktadır. Demokratik süreç böylece başlamıştır ve Eylül’de yapılacak parlamento seçimleri için de yolu açmıştır. Bu seçimlerden sonra gelecek parlamento yeni anayasayı da yapacaktır. Muhalefette tanınmış El-Baradai ve Amr Musa gibi isimler bulunmakla birlikte siyasi arenayı etkileyecek örgütler henüz yoktur ve kalabalıkları sürükleyecek liderlerin ortaya çıkması zaman alacaktır.
Mübarek rejiminin her türlü muhalefeti bastırması ve var olan muhalefeti de ehlileştirmesi, saygın bir muhalefetin ortaya çıkmasına engel olmuştur. Bu baskılardan Müslüman Kardeşler de nasibini almıştır ama güçlü ve tabana yayılmış yapısıyla tek ciddi muhalif hareket olarak kalmayı başarabilmiştir. Bu süreçte kendisini toparlaması ve seçimlerden galip çıkması beklenmektedir. Mısır’da daha radikal ve Selefi İslamcı hareketlerden, daha laik Vefd, Nasırcılar ve Sosyalist hareketlere kadar birçok hareket vardır. Altı ay sonra yapılacak seçimlere hazırlanmak için gerçek beceri ve kaynak gerekecektir. Ayrıca, devrime öncülük eden Facebook ve Google gençliğinin siyasi örgütlenmede ve seçim kazanmadaki başarısı da test edilecektir.