ENGLISH
24.05.2012
07.03.2011 08:55


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi?

 

Stratejik konumu ve potansiyel risk bölgeleriyle yakın ilişkisi açısından Balkanların önemli aktörlerinden biri olan 3 milyon nüfuslu Arnavutluk’ta siyasi bunalım devam ediyor. Bu krizin aşılamamasında ise iktidar ve muhalefetin 2009 genel seçimlerinden beri süren çekişmesi önemli bir rol oynuyor.
 
Hatırlanacağı üzere 2009 Haziran’ında yapılan genel seçimlerin ardından ikinci kez iktidara gelen Demokrat Parti ile muhalefetteki Sosyalist Parti’nin aldığı oyların birbirine çok yakın olması tartışmaları da beraberinde getirmişti. Sosyalist Parti Genel Başkanı Edi Rama, o tarihten bu yana seçimlere hile karıştırıldığı iddiasıyla meclis çalışmalarını boykot etmeyi sürdürdüğü gibi hükümetin istifasını ve erken seçim kararı alınmasını da istedi. Demokrat Parti lideri ve aynı zamanda Başbakan Sali Berişa’nın bu talepleri reddetmesiyle bu kez muhaliflerin protesto gösterileri yoğunlaşmaya başladı.
 
Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı İlir Meta’nın adının karıştığı yolsuzluk skandalı sonrası Meta’nın istifasıyla siyasi kriz yeni bir boyut kazandı. Muhalefet lideri Rama ihale pazarlığı görüntülerinin televizyon kanallarında yayınlanmasının ardından hükümet üyeleri ile mafya arasındaki ilişkilerden Başbakan Berişa’yı sorumlu tutarak istifasını istedi. Berişa ise olayın bir komplo olduğunu iddia ederek Rama’yı suçladı. Muhalefet partilerinin çağrılarıyla 21 Ocak’ta düzenlenen hükümeti protesto eylemlerinde 4 kişinin ölmesi ve çok sayıda göstericinin yaralanmasıyla siyasi tansiyon doruğa çıkmış oldu.
 
Geçmişte en sert sosyalist rejimlerden birinin yaşandığı ülkede 1991 yılında çoğulcu demokratik sisteme geçilse de, 2000’li yıllara kadar geçen dönemde sürdürülebilir nitelikte siyasi ve ekonomik bir düzen kurulamadığı gibi iç istikrar da sağlanabilmiş değil. Kısa vadeli ve popülist politikalar yüzünden sosyo-ekonomik kalkınma modelleri geliştirilemeyen Arnavutluk’ta ciddi bir üretim altyapısı bulunmuyor ve gelirlerin önemli bir bölümünü halen yurtdışında çalışan vatandaşların gönderdiği paralar oluşturuyor. Zayıf ekonomik yapı, şeffaf olmayan devlet kurumlarının hantallığı ile birleşince ortaya çıkan boşlukta suç örgütleri cirit atıyor. Arnavutluk hali hazırda yolsuzluğun yaygın ve mafyanın güçlü olduğu en riskli ülkelerden biri olarak anılıyor. Geçmişten gelen siyasi kutuplaşmaların arasında kalan Arnavutluk halkının sosyo-kültürel ve ekonomik sorunları giderek derinleşiyor ve çözüm için ufukta ciddi fırsatlar da görünmüyor.
 
AB’den adaylık statüsü almaya çalışırken kendisini birden şiddet olayları ve siyasi krizin içinde bulan Arnavutluk’ta etnik veya dini temellere dayalı bir siyaset yürütülmese de Arnavut milliyetçiliğinin sadece ülkede değil bölgede de yol açacağı sorunlar küçümsenmemeli. Nüfusun %70’inin Müslüman, %20’sinin Ortodoks ve %10 kadarının da Katoliklerden oluşması, dini çeşitlilik bakımından önemli bir gösterge olmakla birlikte çoğulcu bir siyasi yapı oluşturulmaması halinde bu çeşitliliğin farklı sorunların bir parçası haline gelme riski bulunuyor. Öte yandan Arnavutların bağımsız Kosova rüyası gerçekleştiği gibi Makedonya’daki siyasi ağırlıkları da düşünüldüğünde aşırı milliyetçi grupların “Büyük Arnavutluk” hayalleri yeniden uyanıyor. ABD’nin Balkanlar’da Rus etkisini Arnavut kozu ile dengeleme çabaları bugüne kadar sonuç verdi. Hatta ABD yönetimi denetlenebilir bir Arnavut milliyetçiliğini Sırp milliyetçiliğine karşı desteklemeyi sürdürüyor. Oysa etnik milliyetçilik üzerinden siyaset yapmanın en tehlikeli yer olduğu Balkanlar’da milliyetçi politikalar bölgeyi yeni bir çatışma riski ile karşı karşıya bırakabilir.
 
Diğer yandan AB ile bütünleşme sürecinde hükümetin yerine getirmesi gereken sorumluluklar ve yapılması istenen kanun değişiklikleri, parlamentoda çoğunluk sağlanamadığı için gerçekleşemiyor. 140 sandalyeli Arnavutluk Parlamentosu’nda yasa çıkarmak için çoğunluğun mecliste bulunması gerekiyor. Özellikle yolsuzluk ve suçla mücadele alanında gerekli ilerlemeleri sağlayamayan ülkede tutarlı bir ekonomik sistem oluşturmak için siyasi istikrarsızlığın son bulması istense de muhalefetin boykotu devam ettiği sürece bunun gerçekleşmesi zor görünüyor. Şayet uzlaşma sağlanamazsa 8 Mayıs yerel seçimlerine kadar mecliste çıkması beklenen kanun değişiklikleri yapılamayacağı gibi kutuplaşma daha da artacak ve 2011 yılı için belirlenen siyasi hedeflere ulaşmak imkansız hale gelecek.
 
Siyasi Krizin Aşılmasında Türkiye’nin Rolü
Balkanlar’da yaşanan krizlerin her dönem Arnavutluk üzerinde ciddi etkileri olmuştur. Kosova ve Makedonya krizlerinin aşılmasıyla birlikte bölgedeki etnik Arnavutların siyasi gücü belirgin şekilde öne çıkmıştır. Bölgedeki Rusya, ABD, ve AB geleneksel nüfuz mücadelesinden farklı olarak Türkiye’nin tarihi ve kültürel geçmişi ile derinden bağlı olduğu Balkanlar’da inisiyatif almasıyla siyasi dengeler değişmeye başlamıştır. Bu pro-aktif dış politikanın en önemli kazançlarından biri hiç şüphesiz çatışan tarafların bir araya getirilerek yapıcı bir rol üstlenilmesidir. Nitekim Sırbistan, Bosna-Hersek ve Hırvatistan’ın dahil edildiği üçlü müzakerelere öncülük eden Türkiye’nin çabalarıyla bu ülkelerin kendi aralarında yeniden siyasi ilişkilerin kurulmuş olması, bölgesel barışın geleceği bakımından çok önemlidir.
 
Tarihsel olarak Türkiye’nin Arnavutluk ile ilişkilerine her zaman büyük önem verdiği bilinmektedir. Son dönemde iki ülke arasındaki stratejik ortaklık bağlamında gelişen siyasi ve ekonomik işbirliğinin Arnavutluk siyasi krizinin aşılmasında etkili olacağı düşünülmektedir. Bu çerçevede Türkiye’nin ülkedeki siyasi kaosun sona ermesi bakımından üstleneceği kolaylaştırıcı ve uzlaştırıcı bir rol bulunmaktadır. Arnavut toplumunun geleceğini çok yakından ilgilendiren yapısal reformların bir an önce parlamentodan geçmesi ve yerel seçimlerin şeffaf ve güvenli olarak yapılması için taraflar ile doğrudan görüşmeler yapılması önem arz etmektedir. Şiddet olaylarının tekrarlanmaması, suç örgütleriyle mücadele edilmesi ve seçimlere yoğun bir katılımın gerçekleşmesinde Arnavut halkının güçlü bir irade ortaya koyması beklenmelidir. Türkiye’nin de Arnavut halkının özgür iradesini yansıtacağı siyasi ortamın sağlanmasına ve demokratik sürecin güçlenmesine destek olması, Balkanlar’da barış ve istikrarın geleceği bakımından önemlidir.

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Üçüncü Putin Döneminde Kafkasya Sorunu - 13 Mayıs 2012 Pazar 17:44
Makedonya’da Etnik Kriz Nasıl Aşılabilir? - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:34
Şiddeti Önlemedeki Rolü Açısından 6284 Sayılı Yasa - 26 Mart 2012 Pazartesi 09:28
Ortadoğu’da “Balkanlaşma” Riski - 13 Mart 2012 Salı 17:12
Devlet Denetleme Kurulu Raporundaki Dink Davası - 29 Şubat 2012 Çarşamba 14:42
4.Bağımsızlık Yılında Kosova’nın Sorunları - 17 Şubat 2012 Cuma 17:28
Suriye Ateşi Bölgeyi Sararken - 13 Şubat 2012 Pazartesi 10:29
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya