ENGLISH
24.05.2012
28.02.2011 14:24


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi

 

28 Şubat 1997’de yaşanan ve siyasi tarihimizin karanlık sayfalarından birini oluşturan postmodern darbenin 14. yıldönümünde, dönemin iktidardan uzaklaştırılan ve partisi kapatılan Başbakanı ve ülkemizin yetiştirdiği en önemli siyaset adamlarından biri olan Necmettin Erbakan’ın vefat etmesi, kaderin bir cilvesi olarak karşımıza çıksa da toplumsal hüznümüzü artıran bir etki meydana getirmektedir.
 
Siyasi hayatın en renkli figürlerinden biri olarak Necmettin Erbakan, mimarı olduğu ve uğruna bir ömür harcadığı “Milli Görüş” düşüncesine siyasi bir kimlik kazandırmayı başarabilen ve bu manifestoyu ısrarla savuna gelen bir ilke adamıydı. Erbakan’ın siyasi yaşamının neredeyse tamamı, askeri vesayetin en güçlü olduğu dönemlerde geçti. Üç askeri darbe dönemine tanıklık etti, hapis yattı, siyasi yasaklara maruz kaldı.
 
Kurduğu partiler sürekli olarak kapatılan ve her kapatma davasını ve getirilen siyasi yasakları büyük bir siyasi olgunluk ve direnç ile karşılayan kaç lider bulabiliriz? Dolayısıyla 28 Şubat postmodern darbesiyle iktidarını kaybetmiş, yaklaşık altı milyon seçmeni olan partisi kapatılmış ve kendisiyle birlikte birçok partiliye siyasi yasaklar getirilmiş olmasına rağmen, Erbakan’ın 2000’li yıllarda tekrar aktif politik yaşama dönmesi, birçokları için şaşırtıcı gelebilir. Fakat Erbakan’ın pes etmeyen mücadeleci kişiliği sayesinde liderliğini yaptığı siyasi hareket, her defasında adeta tekrar küllerinden doğmuş ve “Öldürmeyen her darbe güçlendirir” tezinin siyasetteki bir ispatı olarak hafızalara kazınmıştır.
 
28 Şubat’ın Bir Aktörü Olarak Demirel
 
Üzerinden uzun sayılabilecek bir süre geçmesine rağmen, o dönemde yaşananların siyasi ve toplumsal etkilerinden yeni yeni kurtulmaya çalışıyoruz. Bununla birlikte 28 Şubat sürecinde Ordu’nun sivil siyasete doğrudan müdahale etmek yerine 1971 muhtırasına benzer şekilde bir MGK bildirisi yayınlayarak hükümeti dağıtmasıyla, dindar çevrelere karşı bir linç kampanyası da başlatılmış oldu.18 maddelik MGK muhtırasındaki en ciddi tehdit olarak vurgulanan sanal “İrtica” bahanesiyle esasen Başbakan Necmettin Erbakan’ın istifası hedeflemekteydi. Dönemin Cumhurbaşkanı olan Demirel başından itibaren sürecin mimarlığını üstlenerek hükümete dayatılan 18 maddenin imzalanması için baskı yapmayı ihmal etmedi. Askeri vesayetin kurmayları, cuntacı medya’nın manipülasyonları sayesinde üniversitelerin, yargı kurumlarının ve sözde sivil toplum örgütlerinin bu manipülasyona gönüllü olarak sundukları destekle hedeflerine ulaştılar. Demirel’in cuntacılarının isteklerini kolaylaştırıcı rolü ise asıl Erbakan hükümeti devrildikten sonra kendisini gösterdi. Erbakan’ın istifası sonrasında koalisyon ortağı Tansu Çiller’in yerine hükümeti kurma görevini Mesut Yılmaz’a vermek suretiyle ara rejimi meşrulaştıran isim bir kez daha Demirel oldu.
 
Dindar Kesimlerin Maruz Kaldığı İhlaller
 
28 Şubat ara rejimi döneminde Kur’an Kursları, İmam-Hatip Liseleri ve dini cemaatlerin vakıflarıyla birçok sivil toplum örgütü baskı altına alınarak tam bir sürek avı başlatıldı. Ara rejimin ürünü olan Anasol-D hükümetine verilen talimatlar doğrultusunda İmam-Hatip Liselerinin önünü kesmeye yönelik hazırlanan sekiz yıllık kesintisiz eğitim uygulamaya sokuldu. Bu uygulamadan bütün meslek liselerinin öğrencileri etkilenerek on binlercesi üniversite eğitimlerinden mahrum bırakıldı.
 
Kur’an Kurslarındaki eğitim yaşı yükseltilerek adeta bu kursların tasfiyesine çalışıldı. Anadolu’daki sermaye grupları “İrtica” ile mücadele kapsamında iş yapamaz hale getirildi ve birçok işletme kapatıldı. Askeri darbelerin vazgeçilmez uygulamalarından olan “fişleme” yöntemiyle binlerce kişi damgalandı, ayrımcılığa maruz bırakıldı. Cuntacı güçlerin ordu içinde başlattıkları “temizlik” operasyonları zirveye ulaştı ve hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeksizin çok sayıda askeri personelin ordu ile ilişkisi kesildi.
 
Postmodern darbe sürecinin topluma bıraktığı en acı miraslardan biri de hiç şüphesiz 2001 krizidir. Zira bu dönemde yaşanan banka yolsuzluklarının ve patlak veren ekonomik krizin gerçek aktörleri hiç şüphesiz 28 Şubat’ın mimarlarıdır. Dolayısıyla Anasol-D Hükümetini iş başına getirerek bu krizin yaşanmasına ve bir felakete dönüşmesine çanak tutan askeri bürokrasiden hala hesap sorulamamış olması düşündürücüdür.
 
28 Şubat’ı Meşrulaştıran Rolü İle Sivil Toplum Örgütleri
 
28 Şubat sürecinin yargı mensupları, üniversite ve sivil toplum çevreleri tarafından desteklenmesi, bu müdahaleyi klasik darbe standartlarının dışına çıkardığı gibi askerlerin yükünü de önemli ölçüde azaltmıştır. Genelkurmay’ın brifinglerine katılmak için adeta birbirlerini ezen yargı, üniversite, medya ve sivil toplum çevrelerinin bu tutumu, askeri vesayet düzeninin gerçekte nereden beslendiğini de ortaya koymaktadır.
 
Siyasallaşan hukuk kurumlarının ve militarizme gönüllü hizmetkarlık yapan üniversitelerin rollerinden, cunta güçlerinin cesaret kazandıkları bir sır değildir. Dolayısıyla bugün, güvenlik sektörünün siyasi denetimini sağlamaya yönelik çok önemli yasal düzenlemeler yapılırken, en önemli boşluğun sivil denetim alanında olduğunu ve gerçek bir sivil toplum düşüncesi yaygınlaşmadan askeri vesayetin kontrol edilebilmesinin zorluklarını görmemiz gerekmektedir.
 
Askeri çevrelerin “Bu kez görev silahsız kuvvetlerin” ifadesini kullanarak sivil toplum örgütlerine çağrıda bulunmasıyla, aslında aralarında çıkar çatışması bulunan Türk-İş, DİSK TESK, TİSK ve TOBB’un seçilmiş bir hükümet ile değil, askerlerle birlikte hareket etmiş olmaları çok önemli bir ayrıntıdır. Sözüm ona bu “sivil” kuruluşların oluşturduğu “Sivil inisiyatif” halk tarafından seçilerek işbaşına gelen bir iktidarın askerler tarafından düşürülmesine hizmet ederek yakın tarihimizdeki utanç sayfalarından birini oluşturmuştur. Garip olan, batılı demokrasilerde güvenlik sektörünün en önemli bileşeni olan Ordu’nun sivil denetim ve kontrolünden söz edilirken, bizde yakın zamana kadar bu denetim tersinden işlemiş ve askerlerin sivilleri denetleyip yönlendirdiği bir siyasal ortam meşruiyet kazanmıştır. Askerlerin sivil topluma olan ilgisinin arkasında da kendi vesayetlerini meşrulaştırma kaygısının bulunduğu bir vakıadır.
 
Sivil aktörlerin toplumu askeri müdahaleye hazırlamak ve müdahaleyi meşrulaştırmak gibi bir işlev görmeyi sürdürmesi, güvenlik sektörünün siyasal ve yargısal denetimini sekteye uğratacak en ciddi handikaptır. Üniversite öğrencilerinin, hukukçuların ve sivil toplum adına konuşanların “Ordu göreve” sloganları attığı bir ülkede bağımsız bir yargıdan, özgür bir üniversite ve gerçek bir sivil toplum hareketinden söz edilemez. Bu yüzden 28 Şubatların tekrarlanmayacağı bir siyasi sürecin en önemli parçasını özgürlükler hukukuna göre şekillenmiş üniversiteler ve bağımsız karaktere sahip sivil toplum aktörleri oluşturacaktır.
 

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Üçüncü Putin Döneminde Kafkasya Sorunu - 13 Mayıs 2012 Pazar 17:44
Makedonya’da Etnik Kriz Nasıl Aşılabilir? - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:34
Şiddeti Önlemedeki Rolü Açısından 6284 Sayılı Yasa - 26 Mart 2012 Pazartesi 09:28
Ortadoğu’da “Balkanlaşma” Riski - 13 Mart 2012 Salı 17:12
Devlet Denetleme Kurulu Raporundaki Dink Davası - 29 Şubat 2012 Çarşamba 14:42
4.Bağımsızlık Yılında Kosova’nın Sorunları - 17 Şubat 2012 Cuma 17:28
Suriye Ateşi Bölgeyi Sararken - 13 Şubat 2012 Pazartesi 10:29
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya