ENGLISH
24.05.2012
21.02.2011 11:29


Prof. Dr. Yasin Aktay
SDE Başkanı
yaktay@sde.org.tr
CV

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İran Ziyareti

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İran ziyareti Tunus'ta başlayıp Mısır'la devam eden, etkisi ve sonuçları giderek daha da büyüyüp çoğalacağı benzeyen Devrim ve değişim rüzgarlarının orta yerinde özel bir anlam kazandı.

Türkiye, hem halkı hem de devletin en üst düzeyinden bu değişime desteğini ve sempatisini bildirmişti. Bu desteğin bilhassa Mısır'da çok özel yankıları oluşmuşken İran'a yapılan Cumhurbaşkanı düzeyindeki ziyaretin bu yankıların etkisinden uzak olması mümkün olamazdı. Ziyaretin zamanlamasını daha anlamlı kılan olaylardan biri de 14 Şubat günü Tahran'da muhaliflerin önceden Mısır'daki değişime desteklerini bildirmek üzere düzenleyeceklerini ilan etmiş oldukları geniş çaplı yürüyüşün İran Güvenlik güçlerinde yarattığı telaştı.

Bu telaş ziyaretin Tahran safhasında baştan sona kendini hissettirdi. Abdullah Gül'ün İran ziyareti yüklü bir ajanda ile gerçekleşti, ama resmi gündemde olmayan bu konu bütün görüşmelerde de önemli gündem maddelerinden birini oluşturdu. Ahmedinejad'la ilk görüşmenin sonunda düzenlenen basın toplantısında Orta Doğu'daki halk hareketleri hakkında yöneltilen bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Gül 2003 yılında yine Tahran'da gerçekleşen İslam Konferansı toplantısında yaptığı konuşmada ortaya koyduğu manifesto niteliğindeki sözlerine atıfta bulunarak cevap verdi. "Ülkelerin yöneticileri değişime öncülük etmezlerse bu öncülüğü kaçınılmaz olarak halklar yapar, o yüzden halkın taleplerine kulaklarımızı çok açık tutmalıyız" mealindeki sözleri İran ortamında anlamını yeterince bulmuş olduğu halde büyük ihtimalle İran'lı yetkililer tarafından Mısır için söylenmiş farz edildi. Cumhurbaşkanı Gül'ün kameraların önünde ve yine de isteyenin üstüne alınmaktan kaçınabildiği bu uyarısına mukabil, daha sonraki bütün seviyelerde halkın taleplerine kulak vermenin önemi üzerine dostane uyarılarını hiç ihmal etmediğini öğrendik.

Doğrusu sadece bu durum bile Türkiye'nin uluslar arası zeminlerde kazanmış olduğu özel statüye özel bir dikkati hak ediyor. Bilhassa Gül, Erdoğan ve Davutoğlu üçlüsünün kişisel özellikleri ve üsluplarıyla kazanmış oldukları bu yer giderek özel bir aktörlük biçimi olarak Türkiye'nin uluslar arası ilişkilerine ayrıcalıklı bir yer kazandırıyor. Normalde başka hiçbir yabancı devlet adamından kabul edilemeyecek sözler Türk Cumhurbaşkanı, Başbakanı veya Dışişleri bakanından duyulduğunda hiçbir art niyet aranmaksızın dostça bir hüsnü kabul görebiliyor. Bugünlerde Amerikan elçisinin Türkiye için söylediği sözlere gösterilen tepkiler bir yana, benzer sözleri ABD başkanı bile söylese Türk kamuoyunda nasıl bir karşılık bulabileceğini tasavvur edin isterseniz...

Benzer bir karşılaştırmayı Tebriz'de Cumhurbaşkanı ve konvoyunun halk tarafından karşılanma biçimi üzerinde de düşündüm. Geçilen bütün yolların her iki yanında tamamen spontane toplanmış kalabalıklar tarafından yoğun sevgi gösterileri altında ve "yaşasın Türkiye!" sloganlarıyla karşılandı Abdullah Gül. Cengiz Çandar köşesinde benzer bir durumda Türkiye'de "yaşasın İran" diye bağıracak bir kalabalığın bulunamayacağına dikkat çekti. Gerçi Çandar bu "yaşasın Türkiye" sloganının, kitleler tarafından söylenemeyen başka şeylerin, yani Tahran'daki yönetime yönelik bir eleştirinin ve protestonun bir ifadesi olarak yorumlamış ki, kesinlikle doğru. Türkiye'ye yönelik yoğun sempatide kendi yönetimine yönelik bir memnuniyetsizliğin büyük payı var. O yüzden Türkiye'ye yönelik teveccühün çok sağlıklı olmadığını ve nereye doğru gelişeceği belli olmayan bir tepkisellik içerdiğini de kaydetmek gerekiyor. O yüzden Gül çok açık ve dostane bir üslupla uyarılarını yaptı: Bu böyle gitmez..

İran İslam Cumhuriyetinin kendisi de bir halk hareketi olarak 32 sene önce gerçekleşmişti ve onu gerçekleştirenler şu anda benzer bir halk ayaklanmasına muhatap ve buna karşı tedbirler almakla meşguller. Bu gerçekten çok trajik bir durum. Bu tür engellemelerin muhalefetin daha da fazla büyüyüp gelişmesine karşı bir tedbir olamadığının bu kadar kısa bir süre içinde unutulmuş olması tam bir trajedi.

Seyahatte payımıza düşen görüşmelerimizden fırsat bulduğum anda gösterilerin yapıldığı İnkılap Meydanına gittim. Kaldığımız otelden İnkılap meydanına olan mesafeyi yarım saatte yürüyerek kat edip Meydana ulaşan İnkılap Caddesine vadığımda her iki yanı yürümeyi zorlaştıracak kalabalıkların arasında buldum kendimi, ama bu kalabalığın en fazlasını da çeşit çeşit üniformalarıyla güvenlik güçleri oluşturuyordu. Robocop tarzı giyinmiş olanlarından, motosikletli birliklere, askerden sivil polislere ve tabii ki Besiçlere kadar kalabalık polis yığınakları kaldırımlardaki en ufak bir toplaşmaya karşı hemen harekete geçip kabaca dağıtması çok acı bir manzara oluşturuyordu. Bu kadar polisi bir arada görmek doğrusu insana hiç de iyi gelmiyor. Akademisyenler olarak grubumuza rehberlik eden ve bir süredir Tahran'da çalışmalarını sürdürmekte olan arkadaşın da meydanda cep telefonuyla fotoğraf çekerken yakalandığını öğrendik. Bizi Cihan Aktaş'la buluşturacak olan bu arkadaşla bağlantımız kesilince Tahran'a kadar gidip Cihan hanımı görememiş olmak ayrı bir dert oldu tabi.

İşin bir de tuhaf olanı bundan sadece üç gün önce Tahran'da 4 milyon kadar kişinin katıldığı bir başka toplantının daha gerçekleşmiş olması. Bu durum İran'da yaşanacak bir değişimin Mısır ve Tunus'takinden kesinlikle çok daha farklı bir yol izleyeceğinin de açık işareti.

İran izlenimlerimize devam edeceğiz.

(19.02.2011 tarihinde Yeni Şafak'ta yayınlanmıştır)


YAZARIN TÜM YAZILARI
Kahire'den Siyaset Notları - 26 Mart 2012 Pazartesi 12:38
Ergenekon Davaları ve Yeni Türkiye için Yeni Sözleşme İhtiyacı - 17 Ocak 2012 Salı 17:44
Arap Baharının Küresel ve Bölgesel Etkisi - 19 Aralık 2011 Pazartesi 13:09
Arap Baharında Seçim Rüzgarları ve Türkiye Algısı - 07 Aralık 2011 Çarşamba 16:37
Türkiye ve Mısır’ın Demokratik Deneyim Paylaşımı - 31 Ekim 2011 Pazartesi 18:30
Suriye İmtihanında Türkiye ve Dünya - 16 Ağustos 2011 Salı 14:26
Siyasi Sorumluluk ve Yeni Anayasa - 21 Haziran 2011 Salı 21:22
Niçin "O" kazanıyor? - 16 Haziran 2011 Perşembe 09:29
Seçime Giderken… - 23 Mayıs 2011 Pazartesi 15:45
Kürt Sorununu Metalaştırıp Satmak - 10 Mayıs 2011 Salı 09:45
Siyasal İletişim ve Temsil - 02 Mayıs 2011 Pazartesi 17:02
Darbe, Tecavüzden Daha Yüz Kızartıcı Bir Suçtur - 18 Nisan 2011 Pazartesi 12:22
Aday Listelerindeki Algoritma - 18 Nisan 2011 Pazartesi 12:16
Bir Meslek Olarak Siyaset ve "Milletvekilliği" - 15 Nisan 2011 Cuma 10:13
Alevi Çalıştayları Raporu - 07 Nisan 2011 Perşembe 13:05
Ortadoğu Devrimleri: İslamcılığın Bitişi mi Evrimi mi? - 28 Mart 2011 Pazartesi 13:21
Arap Dünyasında Değişim: Gelecek, Gelmiş midir? - 18 Mart 2011 Cuma 10:12
AP'nin hayli "öğretici" raporu - 14 Mart 2011 Pazartesi 12:21
Sosyal Deprem Olarak Devrim - 23 Şubat 2011 Çarşamba 10:13
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İran Ziyareti - 21 Şubat 2011 Pazartesi 11:29
Mısır'dan Bakınca Çeşitlenen Türkiye Modeli - 15 Şubat 2011 Salı 10:06
11 Şubat Mısır Devrimi Hayırlı Olsun - 15 Şubat 2011 Salı 10:02
Devrim’in Öznesi ve İslamcı Siyaset - 10 Şubat 2011 Perşembe 18:30
Devrim Dalgalarını Sen, Oyun mu Sandın? - 01 Şubat 2011 Salı 13:03
Arap Dünyasında Değişim Zamanı - 01 Şubat 2011 Salı 12:56
Endişeler ve Tecrübeler - 26 Ocak 2011 Çarşamba 10:11
Hasan Ünal Nalbantoğlu'nun Ardından - 24 Ocak 2011 Pazartesi 12:44
Osmanlıyı Anlatan Kendini Anlatır - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:56
"Araplar Osmanlı'yı Değil Bugünün Türkiye'sini Seviyor" - 12 Ocak 2011 Çarşamba 09:35
Kul Hakkı - 10 Ocak 2011 Pazartesi 11:33
Demokratik özerklik: "Bu mudur?" - 04 Ocak 2011 Salı 16:00
Diyarbakır'dan vicdana sesleniş - 04 Ocak 2011 Salı 10:56
Bu Ne Acele ? - 27 Aralık 2010 Pazartesi 10:44
Kürt Meselesinde Siyasetin Dönüşü(mü)? - 21 Aralık 2010 Salı 12:52
CHP'nin "İktidar" Kurultayı - 20 Aralık 2010 Pazartesi 13:17
Bir Siyaset Olarak "Kendini Değiştirmek" Arap Türk Sosyal Bilimler Kongresi-2 - 15 Aralık 2010 Çarşamba 09:48
Arap-Türk Sosyal Bilimler Kongresi (ATCOSS) - 15 Aralık 2010 Çarşamba 09:46
Komplo Okuma Kılavuzu - 07 Aralık 2010 Salı 11:36
Kürt sorununa "kapatma" muamelesi yapmak - 06 Aralık 2010 Pazartesi 12:55
YÖK'ü Kaldırmak - 30 Kasım 2010 Salı 09:42
Kürt Siyasetçinin Sorunu - 29 Kasım 2010 Pazartesi 18:02
İktidar Hevesi - 23 Kasım 2010 Salı 12:12
Bayram ve Endişeli Modernler - 23 Kasım 2010 Salı 12:08
Davutoğlu'ndan "Demokratik NATO" Mesajı - 08 Kasım 2010 Pazartesi 10:49
Çin'den Bakınca Türkiye, Türkiye'den Bakınca Çin - 01 Kasım 2010 Pazartesi 11:38
Toplumsal Talepler AK Parti'nin Uhdesinde Değildir - 25 Ekim 2010 Pazartesi 14:46
Tophane'yle Beşiktaş'ın Arası... - 19 Ekim 2010 Salı 13:28
CHP 29 Ekim'de Haremlik-Selamlık mı İstiyor? - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:34
Değişen Küresel Güç Dengeleri ve Türkiye - 11 Ekim 2010 Pazartesi 12:42
Değiştirilmesi Teklif Dahi Edilemeyen - 05 Ekim 2010 Salı 14:13
Cumhurbaşkanının TBMM Açılış Konuşması - 04 Ekim 2010 Pazartesi 11:58
İçkinin Siyasallaşması - 28 Eylül 2010 Salı 09:44
Tophane'de "Mahalleye Baskı" - 27 Eylül 2010 Pazartesi 12:01
Yüzde 42'yi Anlama Kılavuzu - 21 Eylül 2010 Salı 10:08
Mayını Kimin Döşediğinin Ne Önemi Var? - 20 Eylül 2010 Pazartesi 09:23
Hayır Diyenleri de Rahatlatacak Bir Sonuç - 13 Eylül 2010 Pazartesi 11:53
Bir Tuhaf Operasyon - 13 Eylül 2010 Pazartesi 10:55
"Bir Tatlı Huzur"un Bedeli - 07 Eylül 2010 Salı 10:13
Hukukun Geçerli, Siyasetin Geçersiz Sayamadığı Ses Kayıtları - 06 Eylül 2010 Pazartesi 10:26
Cumhurbaşkanından Şık Hareketler - 31 Ağustos 2010 Salı 10:21
Toplumsal Sözleşme Olarak Anayasa - 24 Ağustos 2010 Salı 11:12
Alevilerin Oyu Kimin Heybesinde? - 21 Ağustos 2010 Cumartesi 17:07
Niyet - 17 Ağustos 2010 Salı 10:52
Yargı Ele Geçirilmiyor, Elden Gidiyor - 16 Ağustos 2010 Pazartesi 09:44
27 Mayıs'ın Hesabı 12 Eylül'de Görülecek - 10 Ağustos 2010 Salı 09:15
Teamül İllüzyonu - 09 Ağustos 2010 Pazartesi 09:05
Bir Darbe Ukdesi Kalmış Kılıçdaroğlu'nda - 02 Ağustos 2010 Pazartesi 09:07
Hem "Hayır" Demek, Hem de Darbeci Olmamayı İstemek - 27 Temmuz 2010 Salı 10:40
Ağlayamayanların Acıları - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 11:14
Herkesin Oyu Kendine - 20 Temmuz 2010 Salı 10:01
Liderlerin Görüşmesi Sadece Liderlerin Görüşmesi Değildir - 19 Temmuz 2010 Pazartesi 16:30
PKK'lıların Cesetleri - 13 Temmuz 2010 Salı 10:02
AYM'ni Günaha Davet Edenlerin Hiç mi Suçu Yok? - 12 Temmuz 2010 Pazartesi 14:05
ESOF 2010 ve Avrupalı Bilimin Kimlik Arayışı - 06 Temmuz 2010 Salı 14:50
Madımak'ta Hayırlı Bir Noktaya Doğru - 05 Temmuz 2010 Pazartesi 11:16
Vesayet ve Demokrasi - 29 Haziran 2010 Salı 12:09
PKK'da "Başarının Sırrı" - 28 Haziran 2010 Pazartesi 13:40
PKK Yine Kimin Mesajını Taşıyor? - 21 Haziran 2010 Pazartesi 18:17
Türkiye'nin Kaybolan Yıllarını Güney Kore'de Görmek - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:06
Tamamen Duygusal Analizler - 15 Haziran 2010 Salı 10:11
Anayasa Mahkemesi Aradan Çekilmek Zorundadır - 14 Haziran 2010 Pazartesi 13:21
Dış Siyasette Çıkar’dan Erdem’e Doğru Bir Eksen Kayması - 09 Haziran 2010 Çarşamba 09:21
Kaderin Enstrümanları - 08 Haziran 2010 Salı 18:15
Yüz Kızartıcı Bir Suç Olarak Darbe - 01 Haziran 2010 Salı 17:33
CHP'nin 18 Brumaire Arayışı - 01 Haziran 2010 Salı 17:29
Bayat Mala Yeni Pazarlamacı - 25 Mayıs 2010 Salı 11:09
Türkiye'nin Yeni Dış Politikasının Yeni Riskleri - 25 Mayıs 2010 Salı 10:25
Muhalefetle İktidar Ne Zaman Aynı Ligde Oynayacak? - 17 Mayıs 2010 Pazartesi 15:07
Beyaz Kürtlerin Siyaseti ve Değerleri - 10 Mayıs 2010 Pazartesi 15:55
Prof. Arato’nun Etkileyici CV’si - 05 Mayıs 2010 Çarşamba 13:40
İdeoloji ve Danıştay - 29 Nisan 2010 Perşembe 15:00
Namus Davası - 19 Nisan 2010 Pazartesi 14:43
“Ermeni Sorununun Yeni Boyutları” - 10 Nisan 2010 Cumartesi 17:25
Küçük Ama Mümkün Bir Anayasa Düzeltmesine Doğru - 09 Nisan 2010 Cuma 09:39
Muhalefete Katkı - 06 Nisan 2010 Salı 14:45
Anayasa temrinleri - 30 Mart 2010 Salı 10:03
1915'e Dair Yeni Belgeler mi Bulundu? - 25 Mart 2010 Perşembe 10:38
Bir Oy Farkıyla Soykırım - 16 Mart 2010 Salı 09:54
Soykırım Söyleminin Ekonomi-Politiği - 08 Mart 2010 Pazartesi 13:30
Demokratikleşme Sürecinde Hukukun Üstünlüğü ve Yargı - 01 Mart 2010 Pazartesi 09:36
Yargı Reformu Açılış Konuşması - 25 Şubat 2010 Perşembe 15:41
Meziyeti ‘Çılgınlık’ Olan Darbecide Rasyonellik Aramak - 11 Şubat 2010 Perşembe 13:39
Alevi Açılımında 7. Çalıştay - 04 Şubat 2010 Perşembe 19:43
PKK Kürt Siyasetini, Anayasa Mahkemesi DTP’yi Kapattı - 14 Aralık 2009 Pazartesi 15:06
Açılım'a Kandil Molası - 19 Kasım 2009 Perşembe 11:53
Açılım Siyaseti Bağlamında Alevi ve Kürt Sorunları - 07 Kasım 2009 Cumartesi 11:57


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya