ENGLISH
24.05.2012
15.02.2011 09:54


Prof. Dr. Birol Akgün
SDE Uzmanı
bakgun@sde.org.tr
CV

Mısır Musa’sını Arıyor

Ortadoğu halkları uzun bir siyasi atalet döneminden sonra aniden hareketlendi.   Bölgeyi  devrim ateşi sardı. Kenan illerinde halk demokrasi talebiyle sokaklara dökülüyor. Onlarca yıldır bir yandan batının siyasi desteği diğer yandan acımasız baskı ve yıldırma politikaları ile ayakta kalan bölgedeki otoriter diktatörler kâğıttan kaplanlar gibi birer birer yıkılmaya başladı. Benzer özellikler taşıyan diğer bölge ülkelerinde de ciddi kıpırdanmalar var. Kısa sürede Suriye, Yemen, Cezayir ve Ürdün gibi güçlü liderlerce yönetilen Arap rejimlerinin yükselen bu siyasi dalgadan etkilenmemeleri mümkün değil. Çünkü Wikileaks’in kurucusu William Assange’in dediği gibi “cesaret bulaşıcıdır.” Tunus ve Cezayir’de başarıya ulaşan halk hareketlerinin bu nedenle tüm bölgede artçı depremler yaratması kaçınılmaz görünüyor. Ancak Ortadoğu’daki değişim dinamiklerinin siyasi, sosyolojik ve stratejik nedenlerini irdelemeyi başka bir yazıya bırakıp burada kısaca Mısır üzerinde duracağız.
 
Mısır Arap ülkeleri içinde derin bir tarihi geçmişi, köklü bir medeniyeti ve güçlü bir devlet geleneği ile ön plana çıkan bir ülkedir. Baskıcı yönetim anlayışının tarihteki en eski örnekleri olarak bilinse de, Firavunlar bile bu ülkedeki güçlü devlet geleneğinin varlığının ispatı olarak görülebilir. İslam döneminde de Mısır hep bir ilim ve irfan kaynağı olarak bilinir. Osmanlı yıkılıp, Cumhuriyet kurulduğunda Türkiye’nin önde gelen bazı ilim ve kültür erbabının Kahire’ye göç ettiği de bilinen bir gerçektir. Milli şairimiz Mehmet Akif, Ali Ulvi Kurucu, son Osmanlı Şeyhul İslamı Mustafa Sabri gibi bazı kişiler (ve hatta Osmanlı hanedanından bazıları) Mısır’a göç etmiş ve birikimleriyle El-Ezher Üniversitesine önemli katkılar yapmışlardır. Mısır halkının son yarım asırda dünya politikasında edilgen bir ülke haline gelmesi/getirilmesi ise şüphesiz bir tesadüf değildi. Daha çok Batının bölgesel çıkarlarını ve özellikle de İsrail’in güvenliğini sağlamanın bir yöntemiydi. Nitekim Arap ülkeleri içinde muhalif hareketleri bastırmaya yönelik en yaygın, en acımasız ve en sistematik işkence ve baskının Mübarek yönetimi altındaki Mısır’da yapılmasının amacı da sömürge karşıtı, bağımsızlıkçı ve İsrail aleyhtarı Müslüman grupları topyekûn sindirmekti.
 
Gerçekten de Mısır tarihte ve günümüzde genel anlamda Ortadoğu özelde ise Arap ülkelerindeki siyasi, ideolojik ve kültürel trendleri belirleme gücüne sahip bir ülkedir. Bu anlamda örneğin Arap Milliyetçiliğinin babası sayılan Cemal Abdunnasır Mısırlı bir liderdi. Yine Seyyit Kutup gibi 20. yüzyılın ikinci yarısında bölgedeki ve hatta tüm İslam dünyasındaki siyasi İslamcılığın önemli referans kaynaklarından birisi haline gelen düşünce adamının bu ülkeden çıkması rastlantı değildir. Günümüzde de İslam dünyasında çok saygı duyulan İslam âlimlerinden biri olan Yusuf El-Kardavi de Mısırlıdır. Bugün Körfez ülkelerindeki üniversitelerde ders veren akademisyenler, fikir dünyasını şekillendiren düşünürler ve günlük olayları yönlendiren medya elitleri arasında pek çok Mısır’lı vardır.
 
Bunlara değinmemdeki amaç, Mısır’da yaşanan halk devriminin hem bir tesadüf olmadığını hem de bu olayın Mısır elitleri üzerinden tüm bölge ülkelerini de etkileme potansiyelinin altını çizmektir. Başka deyişle eğer Mısır halkı diktatör Mübarek’i istifaya zorlarken gösterdikleri sabrı, direnci ve yeteneği demokrasiyi kurmada da gösterebilirlerse Mısır’ın tarih sahnesine yeniden bir özne olarak dönme şansı artacaktır. Bu süreçte Türkiye gibi bir başarı örneğinin Mısır elitleri ve halkı için cesaret ve ilham kaynağı olacağını ve dünyadaki güç dengelerinin hızla yeniden biçimlendiği bir süreçte Ankara ve Kahire ekseninde yaşanacak yakınlaşmanın da Ortadoğu’nun jeopolitik ve stratejik mimarisini köklü biçimde yeniden tanımlayacağını belirtmek gerekir. Bu anlamda Türkiye kriz sürecinde, doğru zamanda doğru tarafa siyasi yatırım yapmıştır ve bunun hak edilmiş onurunu yaşamaktadır.    
 
Mısır’ın Handikabı Liderlik Kadrosu
 
Mısır halkı Tahrir meydanında diktatöre karşı dik durarak otuz yıllık lideri devirmeyi başardı. Ancak asıl sorun bundan sonra başlıyor. En büyük eksiklik Mısır halkının demokrasi taleplerini realize edecek tecrübeli, güvenilir ve vizyoner liderlik kadrosunun yokluğudur. Devrim sürecinde de görüldüğü üzere, henüz ufukta böyle bir lider görünmüş değil. Şimdilik Mübarek’in bıraktığı liderlik boşluğunu kurumsal olarak ordu devralmış gözüküyor. Bu anlamda krizin devam ettiğini ve önümüzdeki dönemde belirsizliklerin süreceğini söylemek yanlış olmaz. Özellikle ordu içinde pek çok ABD yanlısı ve İsrail dostu generalin de bulunduğu göz önünde bulundurulursa, Tahrir meydanında toplanan milyonlarca Mısırlının bileğinin hakkıyla kazandığı devriminin çalınması bile muhtemeldir. S. Arabistan ve İsrail’in bölgede demokratik bir Mısır’dan pek hoşnut olmayacaklarını öngörmek için kâhin olmaya gerek yok. İsrail’e rağmen Obama yönetiminin Mısır’da sahici bir demokrasi denemesini nereye kadar destekleyeceği de şüphelidir. Dolayısıyla halkın ve uluslararası toplumun Mısır’daki geçiş hükümetine sürekli olarak meydanların sesine kulak verilmesi gereğini hatırlatmaları gerekecektir. Başbakan Erdoğan’ın son açıklamaları bu anlamda tam da bu amaca hizmet eden samimi ve doğru çıkışlardır.
 
Tarihsel bir analoji yapılması ne kadar doğrudur bilmiyorum. Ancak Mısır coğrafyasında binlerce yıl önce Hz. Musa’nın öncülüğünde zalim Firavun’un Kızıldeniz’de boğulması ile günümüzdeki olaylar arasında semantik bir bağlantı kurulabilir. O gün Firavun bir peygamber eliyle devrildi. Bugün de o peygamber geleneğinin bilgeliğini, inancını ve sabrını kuşanan Mısır halkı tarafından Mübarek rejimi kâğıttan bir kaplan gibi yıkıldı. O günkü olay belki bir mucize olarak görünebilir. Ancak bugün de Mısır halkı için Mübarek gibi güçlü bir Tiranının devrilmesi de ancak mucize kabilinden bir olaydır. Şimdi Mısır halkı gerçekten modern Musa’lara ihtiyaç duyuyor. Hem de elindeki on emirle halka liderlik yapacak, selamet içinde halkı Kenan illerine ulaştıracak bir liderlik kadrosuna. Liderin yol haritasında ve kalbinde de “On Emir’in” ilkeleri olmalıdır: Kendini ilah ilan etmeyecek, çalmayacak, yalan söylemeyecek, öldürmeyecek ve yoksulları gözetecek….

YAZARIN TÜM YAZILARI
Kritik Seçimler ve Demokrasi Daralması - 09 Mayıs 2012 Çarşamba 18:12
Suriye Post-Hegemonik Düzenin İlk İşareti mi? - 26 Mart 2012 Pazartesi 12:29
Suriye Açmazı ve Türkiye - 06 Şubat 2012 Pazartesi 09:36
Mısır'da Devrim Sürüyor - 25 Kasım 2011 Cuma 11:52
Kaddafi Sonrasında Libya - 24 Ağustos 2011 Çarşamba 19:13
İsrail'in hayali: Şam - Tel Aviv yakınlaşması - 06 Ağustos 2011 Cumartesi 13:29
Yemin Krizinin Anatomisi - 12 Temmuz 2011 Salı 16:29
Mavi Marmara’nın Sarsıntıları Devam Ediyor - 01 Haziran 2011 Çarşamba 21:03
Obama’nın Filistin Açılımı mı? - 20 Mayıs 2011 Cuma 16:51
Beşşar Esad'ın siyasi intiharı - 27 Nisan 2011 Çarşamba 09:50
Türkiye’nin Barış Diplomasisi - 07 Nisan 2011 Perşembe 15:56
Fransa’nın Libya Aşkı mı Rol paylaşımı mı? - 23 Mart 2011 Çarşamba 21:18
Afganistan İzlenimleri - 07 Mart 2011 Pazartesi 13:28
Kaddafi Direnebilir mi? - 23 Şubat 2011 Çarşamba 09:57
Mısır Musa’sını Arıyor - 15 Şubat 2011 Salı 09:54
Yasemin Devrimi Sömürge Sonrası Düzenin Çöküşü mü? - 18 Ocak 2011 Salı 12:54
Türk ve Arap dünyasının entelektüel buluşması: ATCOSS 2010 - 20 Aralık 2010 Pazartesi 12:48
İsviçre Yükselen Türkiye’yi Keşfediyor - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:48
Taksim Saldırısında Üç Senaryo Tek Gerçek - 02 Kasım 2010 Salı 16:16
Davutoğlu'nun Kaşgar Ziyareti ve Değişen Türk-Çin İlişkileri - 01 Kasım 2010 Pazartesi 14:05
Çin İzlenimleri-(II): Doğu Türkistan ve Uygurlar - 25 Ekim 2010 Pazartesi 14:40
Çin İzlenimleri-(I): Ejderin Ayak Sesleri - 30 Eylül 2010 Perşembe 17:59
Sivil Toplumun Vicdanı Derin PKK’yı Yendi - 18 Ağustos 2010 Çarşamba 15:55
Türk-Kürt Kutuplaşması ve Siyasi Üslup Meselesi - 29 Temmuz 2010 Perşembe 11:49
Ortadoğu’da Savaşlara Son Verecek Barış - 08 Temmuz 2010 Perşembe 17:05
G-20 Zirvesi ve Erdoğan-Obama Görüşmesi - 29 Haziran 2010 Salı 11:18
Ortadoğu’da Pax Turcica’nın Doğuşu - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:50
İsrail Türkiye’ye Savaş mı Açtı? - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:51
Medvedev’in Ziyareti ve Türk-Rus Yakınlaşması - 13 Mayıs 2010 Perşembe 13:24
Tarihin Geri Dönüşü ve Türkiye - 21 Nisan 2010 Çarşamba 12:22
Anayasayı Değiştirmek İçsel Sömürüyü Yıkmaktır - 03 Nisan 2010 Cumartesi 10:44
Avrupa PKK’yı Neden Şimdi Anlıyor? - 11 Mart 2010 Perşembe 15:18
Ermeni Karar Tasarısı ve Obama Yönetiminin Liderlik Zaafı - 05 Mart 2010 Cuma 14:17
Münih Güvenlik Konferansı ve Çin - 08 Şubat 2010 Pazartesi 12:22
Yemen Nereye Gidiyor? - 23 Ocak 2010 Cumartesi 12:11
İran’da Muhalefet Ne İstiyor? - 02 Ocak 2010 Cumartesi 09:34
ABD Ziyaretinin Olası Siyasi Sonuçları - 15 Aralık 2009 Salı 13:26
Erdoğan Obama’ya Ne Söylemeli? - 07 Aralık 2009 Pazartesi 01:05
Gıda Güvenliği Yada Malthus'un Geri Dönüşü - 29 Kasım 2009 Pazar 14:36


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya