Son yıllarda İran siyasi literatüründe sıkça rastlanılan bir terimle karşı karşıyayız: “Fitne”
Özellikle 2009 yılında gerçekleştirilen ve Ahmedinejad’ın yeniden cumhurbaşkanı seçildiği olaylı seçimler ardından ilk defa İran Dini Lideri bu hareketleri fitne olarak adlandırmış ve ardından İran’da yönetim kadrosu her türlü muhalefeti yeni bir fitne dalgası olarak yorumlamışlardır.
Tahran yönetimi son yıllarda gördüğü muhalefet hareketleri karşısında ciddi psikolojik ve politik açmaza doğru sürüklenirken, İran’da yönetici elitlerin rejimin resmi söylemi ve ideolojik temellerine dair en küçük muhalefeti dahi “Fitne” olarak adlandırmaya çalıştığını görüyoruz.
Son olarak Ahmedinejad hükümetine karşı sert muhalefetiyle öne çıkan İran İslam Cumhuriyeti’nin eski Başbakanı Mir Huseyn Musevi ve Meclis eski Başkanı Mehdi Kerrubi’nin etrafında şekillenen “Yeşil Hareketi” taraftarlarının 14 Şubat tarihinde Tunus ve Mısır halkıyla dayanışma için meydanlara çıkma isteği de Tahran yönetiminin önde gelen siyasi önderleri tarafından yeni bir “fitne” hareketi olarak algılandığını anlıyoruz.
İran’da rejimin en önemli kalesi olarak görülen dini faaliyetleriyle tanınan Kum kentinde geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen bir toplantı oldukça anlamlı bir durum sergiliyordu.
Kum kentindeki Ehl-i Beyt Camisinde düzenlenen “Fitne-i Ayende-Geleceğin/Yeni Fitne” adlı bu toplantıya İran Dini Lideri Ayetullah Hamenei’nin İran Devrim Muhafızları Ordusundaki temsilcisi Huccet’ul-İslam Mucteba Zun-Nur konuşmacı olarak katılmış ve konuşmasında İran’ı bekleyen yeni fitne hareketlerinin eski devrimci kadrolarında içinde yer alacağı eskilerine göre daha karmaşık bir hareket olacağını vurgulamıştı.
Kum’da böyle bir toplantı düzenlenmesi ve konuşmacı olarak Devrim Muhafızları’nın en üst düzey siyasi elitlerinin katılması insanı biraz düşündürmektedir.
Tahran yönetiminin muhalefet hareketlerine eski devrimci kadroların yani devrime gönül vermiş ve uğrunda fedakarlık yapmış insanların da katılacağını düşünerek bir çıkış yolu olarak Kum kentinde bulunan din adamlarını uyarmaya çalışması ve devrimci kadroların bu tür hareketlerin içinde yer almasının din adamlarını aldatmamasını hatırlatması ya da din adamlarına da göz dağı vermesi İran’da beklenen yeni muhalefet dalgalarının şiddetine dair bir ipucu vermektedir.
İran meclisinde Ahmedinejad taraftarı olarak öne çıkan muhafazakar milletvekillerinden ve eski emniyet yetkililerinden Ali Rıza Zakani de aynı siyasi edebiyatı kullanarak İran’ı daha karmaşık ve şiddetli bir “Fitne Dalgasının” beklediğini vurgulamaktadır. Zakani yeni muhalefet dalgasının Amerikan İslamcılığının söylemleriyle hareket edeceğini belirtmektedir. Son zamanlarda öne çıkan İranlı din adamlarından ve İran Dini Liderinin üniversitelerdeki temsilcilerinden Huccet’ul-İslam Ali Rıza Penahiyan da daha önceleri İran’da muhalefet hareketinin dini bir çehreye bürüneceğini ve muhalefetin politik söylem olarak dini referansları kullanacağını vurgulaması, İran’ın eski Kültür ve İrşad Bakanı bugünün Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Danışmanı Huseyn Seffar Herendi’nin de yeni muhalefet hareketinin halihazırda İran’ın ideolojik ve siyasal temelini oluşturan müesseseleri ve dini referansları hedef alan, İran İslam Cumhuriyeti yerine İran Cumhuriyeti kurulmasını amaçlayan bir dalga olacağını söylemesi, Tahran yönetiminin daha kapsamlı ve karmaşık bir muhalif dalgaya hazırlandığını göstermektedir.
İran’da yönetici kadronun muhalefet hareketlerini dini ve siyasal değerlerden çıkarılan terimlerle toplum nezdinde itibarsız kılmaya çalışması, devrimin ilk yıllarında da görülmüş ve bu adımlar başarılı olmuştur. Özellikle Halkın Mücahitleri örgütünün “Halkın Münafıkları Örgütü” olarak adlandırılması ve toplumda bu adlandırmanın kendisine zemin bulması, Tahran yönetimini bu yönde hareket etmeye yöneltmektedir. Ama bu defa Tahran yönetiminin silahlı ve düzenli bir örgütsel yapıyla karşı karşıya olmayan ve istemleri hukuki zemin bulan muhalifler karşısında “Fitne” gibi dini değerlerden beslenen terimlerle bu muhalefet hareketlerini bastırmaya çalışmasının başarılı olup olmayacağı şüphelidir.
Tahran’da bizzat İran toplumu tarafından eski devrimci kadroların da katılımıyla muhalefet etme korkusu ve sokaklara çıkma fobisi kırılmış ve İran İslam Cumhuriyeti idealinin tılsımı darbe almışken, İranlı yetkililerin eski yöntemler dışında politik ve sosyal alanlarda yeni çıkış yolları bulması gerekmektedir.
İran, farklı bir yapıyla yeni bir Tunus veya Mısır olma potansiyelini taşımaktadır ama İran’da işler daha karmaşık ve kültürel-siyasal kodlar çok daha farklı çalışmaktadır.