Jon Huntsman’ın Başkanlık Adaylığı
ABD’nin 2012 yılında gerçekleştirilecek başkanlık seçimlerinde, Başkan Obama’ya karşı, Cumhuriyetçi kökenli ancak Obama yönetiminin hizmetinde olan ABD’nin Pekin Büyükelçisi Jon Huntsman aday olmaya hazırlanmaktadır. Beyaz Saray Sözcüsü Robert Gibbs’in 31 Ocak 2011’deki basın toplantısında, Büyükelçi Jon Huntsman’ın mevcut görevinden ayrılacağını açıklamıştı. 30 Nisan’dan itibaren geçerli olmak üzere görevinden ayrılacağını bildiren Büyükelçi Jon Huntsman’ın ABD başkanlığına soyunacağı yönünde spekülasyonlara yol açmıştır. Nitekim bundan kısa bir süre önce Büyükelçi Huntsman kendisinin başkanlık seçimlerinde aday olabileceğinin işaretini
vermişti. Hatta 2009 yılında Başkan Obama’nın Utah Eyaleti Valisi olan Huntsman’ı ABD’nin Pekin Büyükelçisi olarak atamasının altında, 2012 yılındaki başkanlık seçiminde potansiyel rakibini uzaklaştırma fikrinin yattığına dair görüşler
vardır. Huntsman’ın 2016 yılındaki seçimlere katılabileceği de ifade
edilmiştir. Yani Jon Huntsman’ın 2012’de ABD başkanlığına soyunma ihtimali söz konusudur. Washington D.C. yakınlarında lüks bir daire satın alan Huntsman, 2012 yılı başkanlık seçimine adaylığını koyma konusunda kararlı olabilir, Huntsman’ın danışmanı ve strateji uzmanı John Weaver de bunun işaretini
vermektedir.
Jon Huntsman, zengin bir aileden gelmektedir ve iyi bir hatiptir. Mormon olan Huntsman, Tayvan’da iki yıl (1987-1988) boyunca misyonerlik yapmıştır ve iyi derecede Mandarince konuşabilmektedir. Jon Huntsman’ın ilk diplomasi deneyimi 1984’te ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Çin ziyaretine Bayaz Saray görevlisi olarak iştirakiyle başlamıştır. Baba Bush yönetimi sırasında ABD’nin Singapur büyükelçisi olarak atanmış (1992-1994) ve ABD’nin tarihinin en genç büyükelçisi (32 yaşında) sıfatını almıştır. George Bush yönetimi sırasında ABD Ticaret Temsilciliği Ofisi (USTR) başkan yardımcılığını sürdürmüştür (2001-2004). Çin’in 15 yıllık Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olma mücadelesinin son aşamasında Jon Huntsman’ın iş başında olduğu görülmektedir. Huntsman’ın iç siyasette de çeşitli başarıları vardır ve 2004 ile 2008 dönemlerinde Utah Eyaleti Valisi olarak seçilmiştir. Çin ile yakın bağları bulunan Jon Huntsman, Çinli bir kızı evlat edinmiş ve kendine de Çince ‘Hong Bopei’ adını almıştır. Ayrıca Çince’yi Utah Eyaleti’nin stratejik dili olarak kabul etmiştir ve Utah küçük bir eyalet olmasına rağmen Çince’nin en çok bilindiği bölgeler arasındadır. Jon Huntsman’ın 2001’de ABD’nin Pekin büyükelçisi adayı olarak düşünülmüş olmasına rağmen, Çin tarafının buna sıcak bakmaması (Huntsman’ın Tayvan’la yakın ilişkilerinden dolayı) ve George Bush’un sınıf arkadaşı olan Çin uzmanı Clark T. Randt’in daha güçlü bir aday olması nedeniyle, Pekin büyükelçisi olma şansını kaybetmiştir. Clark T. Randt, Temmuz 2001-Ocak 2009 yılları arasında ABD’nin en uzun süreli görev yapan Pekin Büyükelçisi olmuştur. Büyükelçi Clark T. Randt, George Bush Hükümeti’nin iktidardan ayrılmasıyla birlikte görevinden istifa etmiştir. Dört ay sonra Obama yönetimi Cumhuriyetçi kökenli olan Huntsman’ı ABD’nin Pekin büyükelçisi olarak aday göstermiştir. Huntsman, Ağustos 2009’da Pekin’deki görevine başlamıştır.
Huntsman’ın Pekin büyükelçisi olarak seçilmesinin ardında, onun Çin tecrübesi ve Başkan Obama’nın partiler arası işbirliğini arttırma niyetinin etkisi olabilir. Bu konuda Başkan Obama’nın Asya işlerinden sorumlu danışmanı Jeffrey Bader’in önemli girişimleri olmuştur. Ancak bir rakip olarak Başkan Obama’nın Huntsman’ı iç siyasetten uzak tutma niyetinde olduğuna dair söylentiler de mevcuttur.
Huntsman’ın Çin’deki Faaliyetleri
Büyükelçi Huntsman’a göre, ABD-Çin ilişkilerini ilerletmek için en önemli adım, iki devletin birbirlerini tüm yönleriyle tanıması ve karşı tarafın meselelere bakış açısını iyi algılamasıdır. İki ülke müzakere masasına oturduğunda, ABD tarafı Çin’in beş bin yıllık tarih ve kültürünü, 1949 yılından bu yana Çin’i yöneten bir hâkimiyeti anlamalıdır; Çin tarafı ise Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluş felsefesini, örneğin Thomas Jefferson’ın ortaya koyduğu “Amerikan Bağımsızlık Bildirisi”nin ruhunu anlaması lazımdır. Yani Amerikalılar insan hakları ve özgürlükten söz ediyorsa, bir ulus olarak onun manevi kaynağı ABD’nin kuruluş felsefesinden
gelmektedir. Büyükelçi Huntsman, Çin’de bu düşüncelerini anlatarak ikili ilişkilerin daha ileri düzeye ulaşmasında çaba göstermiştir. Büyükelçi Huntsman, bunu sadece Çin hükümetine değil, aynı zamanda üniversitelerde yaptığı konuşmalarda ve bisikletle sokakta gezerken Çin toplumuna anlatmaya çalışmıştır.
Büyükelçi Huntsman; Çin toplumundan gelen ‘ABD kendisini üstün görerek, Çin’i fazlasıyla eleştiriyor’ benzeri ifadelere karşılık, ABD’nin de büyük bir ülke olduğu için çeşitli eleştirilere maruz kaldığını, aynı şekilde Çin’in yükselen bir ülke olduğu için bu tür eleştirilere uğradığını
anlatmaktadır. Büyükelçi Huntsman, ABD’nin Çin ile temaslarını ve iletişimini sürdürmek için çabalarına devam edeceğini ancak Çin’in despot yönetimden vazgeçmesiyle ekonomi ve toplumsal alanlarda gerçek neticelere ulaşabileceğini belirtmektedir. İkili ilişkilerde uzlaşamama ve güvensizlik sorununun devam ettiğini ifade eden Büyükelçi Huntsman, iki tarafın birbirini anlamaya çalıştığı halde bu sorunun devam ettiğini ve çözüm içinse, iletişim kanallarının açık olması ve temasların rahat geçmesi gerektiği
görüşündedir. Buna rağmen Büyükelçi Huntsman’ın görev süresince ikili ticarette Çin’in para birimi Yuan’ın değeri üzerindeki tartışmalar, Tayvan’a silah satışı, Çin’in insan hakları meselesi, daha önceki başkanlar gibi Başkan Obama’nın Tibet halkının ruhanî lideri Dalay Lama’yı kabul edişi, küresel iklim değişikliği ve İran ile Kuzey Kore gibi bölgesel güvenlik sorunları üzerinde hep problemler
yaşamıştır. Özellikle ABD’nin Asya-Pasifik’e geri dönüş politikası ve Çin’in komşularıyla toprak ihtilafları yaşadığı Güney Çin Denizi ve Doğu Çin Denizi bölgelerindeki tutumu, 2010 yılı boyunca Çin-ABD ilişkilerinde gerginliğe sebep olmuştur. Büyükelçi Huntsman’a göre, iki ülke arasındaki anlaşmazlıklar karşılıklı işbirliğini
etkilememelidir.
Büyükelçi Huntsman ayrıca Çin’in insan hakları meselesine önem vermekte ve bunu zaman zaman açıkça dile getirmektedir. Büyükelçi Huntsman 2009 yılının sonunda Çin’in hukuk savunucusu olan beş Çinli avukatla gizli görüşme yapmıştır ve Kasım 2009’da Başkan Obama’nın Çin ziyaret sırasında bu Çinli avukatlarla görüşmek istediğini, ancak Çin tarafının izin vermediği için bu amacını gerçekleştiremediğini
ifade etmiştir. 5 Temmuz 2009’da Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de meydana gelen olayları yerinde incelemek için Çin yönetiminden izin isteyen Huntsman, izin verilmediği halde sivil kimliğiyle Doğu Türkistan’a
gitmiştir.
Çince bilen ve Çin kültürünü benimsemiş Jon Huntsman’ın ikili ilişkileri engelleyen sorunları derinden bildiğini ileri süren bazı Çinli uzmanlar, Büyükelçi Huntsman’ın Doğu-Batı kültürlerinin farkını da göz önünde bulundurarak ikili ilişkilerin ilerlemesine katkılarda bulunacağı kanaatindeydi. Huntsman’ın iki ülke arasındaki farklılıkları giderme ve ortak çıkarları ortaya koyma konusunda başarılı olacağı
umulmaktaydı. Çin-ABD arasında yanlış anlaşılmadan dolayı doğabilecek krizleri gidereceğine de inanılmaktaydı. Bu da Pekin Hükümeti’nin Huntsman’a ABD’nin Pekin Büyükelçisi olarak onay vermesinin
sebepleriydi. Büyükelçi Huntsman da ikili ilişkiler arasındaki görüş farklılıkları ve anlaşmazlıkları gidermeye çalışmış ve anlaşmazlıkların her zaman olabileceğini, önemli olanın iki ülke arasındaki ortak çıkarların ön plana çıkarılması olduğunu
vurgulamaktadır.
Ağustos 2009’dan bu yana görev yapan Büyükelçi Huntsman’ın Çin’deki çabaları takdire şayandır, ancak Başkan Obama’nın Kasım 2009’daki Çin ziyareti olumsuz durumdaki ikili ilişkilerin ilerlemesine katkıda
bulunamamıştır, keza Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun Ocak 2011’de iade-i
ziyareti de kayda değer bir sonuç vermemiştir. Üstelik Güney Çin Denizi’ndeki ihtilaflar,
Japonya-Çin gerginliği ve Kuzey Kore sorunu yüzünden ikili ilişkilerde
gerileme kaydedilmiştir. Çünkü Çin-ABD arasındaki yapısal sorunlar Büyükelçi Huntsman’ın çözebileceği bir mesele değildir.
Huntsman’ın Başkanlık Adaylığı ve ABD-Çin İlişkileri
19 Ocak tarihinde Başkan Obama, Başkan Hu Jintao’yla düzenlediği ortak basın toplantısında Associated Press’in Bayaz Saray muhabiri Ben Feller’in ‘Büyükelçi Huntsman’ın 2012 başkanlık seçimlerinde Başkan Obama’ya karşı yarışabileceği spekülasyonuna’ ilişkin sorusuna; Huntsman’ın kabiliyetli ve Çince bilen, görev süresince başarılı olduğunu dile getirerek, “eminim benimle birlikte çalışmış olması kendisine Cumhuriyetçi Parti seçimlerinde çok fayda sağlayacaktır” diyerek şaka
yapmıştı. Büyükelçi Huntsman’ın Cumhuriyetçi Parti içindeki bazı rakipler ile yarışması gerekmektedir. Örneğin Massachusetts Eyaleti eski Valisi Mitt Romney, Alaska Eyaleti eski Valisi Sarah Palin ve Temsilciler Meclisi eski Başkanı Cumhuriyetçi Newt Gingrich gibi güçlü adaylar vardır. Mitt Romney de zengin, ılımlı ve medyatik bir kişiliktir, ayrıca Mormon tarikatı üyesidir, 2008 yılında Cumhuriyetçi Parti’nin ön seçimlerde yenilgiye uğramasından bu yana, Romney parti ön seçimlere bir kez daha aday olmak için hazırlanmaktadır. Sarah Palin, 2008’de Cumhuriyetçi Parti'nin Başkan Yardımcısı Adayıydı. Palin, 2012 yılındaki Başkanlık seçiminde Başkan Obama’yı yenilgiye uğratacağını ifade etmektedir. Sarah Palin aynı zamanda muhafazakâr Çay Partisi’nin gözdesidir. Temsilciler Meclisi eski Başkanı Newt Gingrich de ABD’nin önemli siyasetçilerdendir. Büyükelçi Huntsman’ın adaylık yarışması pek de kolay geçmeyecek gibi gözükmektedir.
Huntsman’ın tecrübeleri onun zaman zaman kötüye giden ABD-Çin ilişkilerini normalleştirmesi konusunda vazgeçilmez
kılmaktadır. Ekonomik alanda Çin’in giderek ABD’nin en güçlü rakibi haline gelmesiyle, Büyükelçi Huntsman’ın Çin’deki tecrübesi ve Asya hakkındaki bilgisi ona başkanlık seçimlerinde yardımcı
olabilir. Fakat Huntsman’ın kritik meselelerdeki ılımlı tutumu da bir dezavantaj
sayılır. Huntsman’ın Cumhuriyetçilerin karşı çıktığı eşcinsel sivil sendikaları ile karbon emisyonu üst sınırı konularında yasallaşmayı desteklemesi de parti içinde desteğini azaltacak bir
faktördür. Huntsman, küresel iklim değişimi ve göçmen politikasındaki orta yol tutumundan da olumsuz etkilenebilir. Ayrıca bir Cumhuriyetçi olan Huntsman’ın Obama yönetimine hizmet etmesi de bu tür destekleri kuşkulu hale getirmektedir. Bazıları Huntsman ile “beyni komünistler tarafından yıkanan ve ABD siyasetini etkilemeye çalışan kimseleri” konu alan ‘Mançuryalı Aday’ (The Manchurian Candidate) romanı veya filmi arasında çağrışım
yapmaktadır.
Büyükelçi Huntsman’ın ABD Başkanı olarak seçilmesi ABD-Çin ilişkileri için olumlu bir gelişme olarak algılanabilir. Fakat Çince bilmenin ve Çin kültürünü tanımanın ikili ilişkileri güçlendirebileceği anlamını doğrumayabilir. 2007- 2010 yılları arasında Avustralya Başbakanı olan Kevin Rudd da, Tayvan’da eğitim görmüş ve uzun süre boyunca Çin’de görev yapmıştır. Rudd, Çince konuşabilen nadir Batılı liderlerindendir. Ancak onun Başbakanlığı döneminde Avustralya-Çin ilişkileri birçok sorundan dolayı tarihinin en gergin dönemini yaşamıştı. Baba Bush da ABD Başkanı olmadan önce 1974’ten itibaren ABD’nin Pekin İrtibat Bürosu’nda 13 ay boyunca çalışmıştı. Baba Bush da bisiklet ile Pekin’i dolaşıyordu. Çin’den döndükten sonra CIA Başkanı (1977-1980), Başkan Yardımcısı (1980-1989) ve ABD Başkanı (1989-1993) gibi görevlerde bulunmuştu. Şubat 1989’da Baba Bush Çin’e çalışma ziyaretinde bulunmuş ve ikili ilişkiler tam da gelişmeye başlamışken Baba Bush başkanlıktan ayrılmıştı. Fakat Baba Bush görevinden ayrıldıktan sonra ABD-Çin ilişkilerine daha fazla olumlu katkılarda bulunmuştu.
ABD-Çin arasında küresel ve bölgesel ortak çıkarlar ve ekonomik ilişkilerinin birbirini tamamlayıcı özellikler olduğu halde mevcut hegemonya ile yeni yükselen gücün arasında yaşanabilecek çatışma dışında, ikili ilişkilerde de derin düzeyde yapısal sorunlar vardır. Birinci sorun ideolojik ve siyasal rejimin çatışmasıdır. ABD’nin dış politikası küresel ölçekte demokrasinin yerleşmesi üzerine inşa edilmiştir, Çin ise kendi yolunda ilerlemekte kararlıdır. İkinci sorun Çin’in toprak bütünlüğü ile ABD’nin küresel stratejisinin çatışmasıdır. Çin, henüz Tayvan’ı kıta Çin’e katamamıştır, Doğu Türkistan ile Tibet gibi ayrılıkçı sorunlar Çin’de istikrarsızlık yaratmaya devam etmektedir. ABD ise küresel strateji tasarımında Asya-Pasifik’te kendi konumunu sağlamlaştırmaya çalışmaktadır ve bölgedeki güvenlik çıkarları Çin ile ters düşmektedir. Üçüncü bir sorun ABD-Çin arasındaki ekonomik yapısal çelişkidir. Çin, ekonomik büyümesinde istikrar sağlamak için çabalarken, ABD ise Çin’in para birimi Yuan’un değerini arttırmakla mevcut ekonomik krizinden kurtulmayı
istemektedir.
Bütün bu yapısal sorunlar Büyükelçi Huntsman tarafından çözülebilecek konumda değildir, Huntsman başkan olduğu takdirde bile söz konusu sorunlara tam anlamıyla çözüm getiremez. Bu bağlamda Huntsman’ın başkan olmasının ABD-Çin ilişkilerinde olumlu etki yaratabileceğini iddia etmek için henüz erkendir.