ENGLISH
24.05.2012
01.02.2011 12:35


Doç. Dr. Ahmet Uysal

auysal@sde.org.tr
CV

Türkiye Mısır’daki Yangını Söndürmelidir

 

Son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim: Türkiye Mısır’daki yangına seyirci kalamaz. AK Parti Hükümeti ile Türkiye’nin bölgede artan liderlik misyonu, güçlenen demokrasisi ve sorunun büyüklüğü ve ciddiyeti; Başbakan Erdoğan veya en azından Bakan Davutoğlu’nun devreye girmesini gerektirmektedir. Demokrasi isteyenler ile baskıcı rejim arasındaki restleşme ile tıkanan Mısır’da, Türkiye demokrasiye doğru çıkış yolunu göstererek yapabilir.
 
Mısır’da 1952’den beri askeri bir rejim işbaşındadır. Bu rejimin önceki bütün başkanları asker kökenli olmuştur. Hüsnü Mübarek 1981’den beri ülkenin başındadır ve sıkıyönetim kanunlarıyla ülkeyi yönetmektedir. Kötü yönetim, işsizlik ve pahalılık gibi ekonomik sıkıntılar hat safhaya ulaşmıştır. 82 yaşında olmasına rağmen çekilme sinyali vermeyen Mübarek, son gösterilerle köşeye sıkışınca oğlunu getirme formülünden hemen vazgeçip arkasını orduya dayamaya çalışmaktadır. 30 yıldır seçmediği başkan yardımcısı olarak general Ömer Süleyman’ı seçmiştir, protestolara kulak tıkayarak atadığı bakanlar kurulu yoğun olarak askerlerden oluşmaktadır. Dolayısıyla, protestocular ve rejim karşılıklı restleşmeyi sürdürdüğü için kanlı çatışmaların çıkması muhtemeldir.
 
Ordu, muhtemelen halkın kendisine gösterdiği sempatiden dolayı göstericilere müdahale etmemiştir. Ancak emir komuta içindeki askerin veya polisin daha sonraki emirlerle barışçıl şekilde gösteri yapan halka şiddetle müdahale etmeyeceğinin ve büyük bir insanlık trajedisinin çıkmayacağının garantisi yoktur. Her ne kadar ordunun şu anda halk ile aynı tarafta olduğu düşünülse de, bu denklem değişmez bir denklem değildir.
 
Mısır’ın demokratikleşmesi, bütün bölge halkının ve Türkiye’nin yararına olacaktır. Bölgede demokratik ve daha az sorunlu bir düzen ortaya çıkabilir. Davutoğlu iki hafta önce büyükelçilere, Türkiye’nin artık bekleyip, dünyada yeni bir düzen oluştuktan sonra tepki veren bir ülke olamayacağını söyleyerek, “Eğer yeni bir düzen kurulacaksa o düzenin temel taşını atan ülkelerin başında geleceğiz. Buna gücümüz de yeter” demiştir. Bırakalım düzen kurmayı, tutarlı olmak ve yangını söndürmek için Mısır sorununa müdahale edilmelidir.
 
Demokratik lider olarak ve haksızlık karşısında susmayacağız diyen Başbakan da bölge halkından sempati topladığı gibi, yöneticilerinden de saygı görmektedir. Tepkileri azaltmak için hiçbir reforma ve yumuşamaya gerek duymayan Mübarek rejiminin devam etmesi mümkün değildir. Aydınlar, hakimler, öğrenciler ve işçiler gibi ülkenin bütün kesimleri, hatta danışıklı muhalefeti bile gösterilere destek vermektedir. Protestolar çok kan dökerek bastırılsa bile, sorunları çözemeyip daha da büyütecek ve üç beş yıl sonra tekrar patlamasına yol açacaktır.
 
Türkiye, eksen kayması tartışmalarından dolayı ABD ve Batı’dan ve de Arap rejimlerinden çekiniyor olabilir. Ancak, en azından Batılılar kadar belki biraz daha yüksek dozda Mısır halkının isteklerine ve barışçıl gösterilere saygı isteyebilir. Türkiye körfez ülkelerinden çekiniyorsa, Türkiye Mısır’da sivil halkın ezilmemesini istedi diye Türkiye’den rahatsız olmaz. Rahatsız olacaklar Türkiye’nin demokrasinden ve yükselmesinden rahatsız olanlar, rahatsızlıklarını zaten gösteriyorlar. Bölgede İran ve İsrail arasında sıkışan bu yönetimler Türkiye’ye zaten mecburdur ve ciddi bir zarar vermeleri söz konusu değildir. Erdoğan’ın popülaritesi de buna engel olacak güçtedir. Kaldı ki Mısır’daki demokratik ve insani taleplere Körfez ülkesi Katar’ın El-Cezire Kanalı zaten desteğini sürdürmektedir. Bütün yükü, Türkiye’nin yakın işbirliği yaptığı Katar’ın çekmesi de haksızlık olur.
 
Hükümet, yaralı Mısır rejiminden çekiniyorsa, Mübarek ve çevresi Türkiye ile işbirliğinde epeydir zaten ağırdan alıyordu, Türkiye’nin yükselişinden de rahatsız olmaktaydı. Türkiye’nin Mısır’a önemli ihracatı vardır. Bunların engellenmesi Hükümeti endişelendiriyor olabilir ama Türkiye’nin Mısır’da ciddi yatırımları da bulunmaktadır. Dolayısıyla, ayakta kalması zor görülen rejim ayakta kalsa bile zarar vermekten daha çok da kötüye giden ekonomisini düzeltmek için muhtaç konumundadır. Türkiye’ye ve AK Parti Hükümeti’ne ciddi zarar vermesi mümkün değildir. Ama sessizlik, Türkiye’nin prestijine ve uzun vadeli çıkarlarına büyük darbe vuracaktır.
 
Kendi iç tutarlılığı ve iç politika dinamikleri açısından Mısır’da sivil halka yapılanlara, AK Parti Hükümeti’nin seyirci kalması doğru olmaz. AK Parti kendisini muhafazakar demokrat olarak tanımlamaktadır. Mısır’da barışçıl gösteri yapan sivillere yapılan ölümlü muamele, muhafazakar ve demokrat herkesi rahatsız edecek boyuttadır. Daha fazla sessizlik iç politikada da AK Parti’yi sıkıştırmak için malzeme olabilir ve kendisine suçlu psikolojisi yüklenmesine yol açabilir. Korktuğunu değil, bu demokrasi taleplerinin arkasında olduğunu göstermesi bu yöndeki hamleleri de boşa çıkaracaktır. Sessizliğe karşı oluşacak kamuoyu tepkisini muhalefet partilerinin Hükümet’e yöneltmeleri de mümkündür.
 
60 yıldır sabrettikleri rejime Mısır halkının demokrasi isteği ile karşı çıkmaya başlamasına ilham kaynağı Türkiye deneyimidir. Bu gelişmelere bildiğimiz Erdoğan kendisi olsa, çoktan tepki verirdi. Tepkisizliği Dışişleri Bakanı’nın ve bürokrasinin aşırı ihtiyatından kaynaklanmış olmalıdır. Başbakan Erdoğan, El-Cezire fazla gelirse, al-Arabiye veya BBC Arabic gibi kanallardan birinde ve hatta TRT el-Arabiye’de göstericilerin taleplerinin masum ve meşru olduğunu ve barışçıl protestolarına saygı ve anlayış gösterilmesi gerektiğini söyleyebilir. Ayrıca, Mısır halkı ve yönetimi ve hatta onlarla ABD arasında aracılık yaparak hem Mübarek’e hem de muhalefete barışçıl çıkış yolu gösterebilir. Bu gücü de vardır. Adil ve aktif Türkiye’den de bu beklenmektedir.

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Tunus Devrimi İlerliyor, Mısır'ın Yolları Taşlı - 19 Ocak 2012 Perşembe 12:00
Arap Baharı ve Erdoğan’ın Mısır Ziyareti - 12 Eylül 2011 Pazartesi 12:21
'Zenga Zenga' Kaddafi veya Diktatörün Hazin Sonu - 22 Ağustos 2011 Pazartesi 15:32
Suriye'nin Kanlı Oyalama Taktikleri ve Türkiye - 08 Ağustos 2011 Pazartesi 11:37
Suriye’de Geri Dönüş İmkanı Yok - 01 Haziran 2011 Çarşamba 16:55
Otoriter Rejimlerin Reformu Mümkün mü ? - 29 Nisan 2011 Cuma 17:59
Mısır’da Demokrasi Çarkı Dönüyor - 22 Nisan 2011 Cuma 17:04
Suriye Reform Şansını Kaçırıyor mu? - 01 Nisan 2011 Cuma 09:45
Mısır’da Referandum veya Demokrasinin Tadı - 22 Mart 2011 Salı 13:25
Mısır'da Burjuvazi-Asker İttifakı Bozuldu - 08 Şubat 2011 Salı 12:06
Türkiye Mısır’daki Yangını Söndürmelidir - 01 Şubat 2011 Salı 12:35
‘İnzil Paşa’ ya da Mübarek’in Son Hamleleri - 30 Ocak 2011 Pazar 15:41
Lübnan’da Kritik Dönem - 25 Ocak 2011 Salı 15:12
Tunus’ta “Dijital” Devrim - 15 Ocak 2011 Cumartesi 14:18
2011’in İlk Kurbanı: Mısır - 05 Ocak 2011 Çarşamba 09:44
İsrail’le Gizli Görüşme ve Tutarsızlık Görüntüsü - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 09:31
Türkiye’nin Ortadoğu Politikalarının Gayri İktisadi Yararları - 30 Haziran 2010 Çarşamba 17:07
Türkiye’nin Ortadoğu’daki Yeni Rolü – II - 22 Haziran 2010 Salı 17:00
Türkiye’nin Ortadoğu’daki Yeni Rolü - I - 15 Haziran 2010 Salı 11:24
İsrail’le Krizde Türkiye Ne Yapmalı? - 09 Haziran 2010 Çarşamba 17:03
İsrail’le Krizde Kazanan ve Kaybeden - 03 Haziran 2010 Perşembe 10:56
Kılıçdaroğlu ve Dış Politika - 24 Mayıs 2010 Pazartesi 14:55
Arap Milliyetçiliği Nereye? - 10 Mayıs 2010 Pazartesi 12:02
Arapça TRT ve Türkiye’nin Yumuşak Gücü - 12 Nisan 2010 Pazartesi 11:07
Arap Cephesinde Yeni Bir Şey Var mı? - 01 Nisan 2010 Perşembe 09:25
Süpergüçlerin Meşruiyeti Var Mı? - 23 Mart 2010 Salı 17:59
Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – II - 10 Mart 2010 Çarşamba 09:43
Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – I - 02 Mart 2010 Salı 09:54
Artan Azeri-İsrail İlişkileri Üzerine - 18 Şubat 2010 Perşembe 13:50


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya