ENGLISH
24.05.2012
24.01.2011 12:39


Dr. Kaan Dilek
SDE Uzmanı
kdilek@sde.org.tr
CV

İran Nükleer Meselesinin Çözümü Kimin İşine Yarar?

Geçtiğimiz hafta İstanbul, Ortadoğu’nun en önemli uluslararası meselelerinden biri olarak karşımızda duran İran’ın nükleer çalışmaları ve özellikle de Batılı ülkeleri derinden rahatsız eden uranyum zenginleştirme faaliyetleriyle ilgili İran ve 5+1 grubunun katıldığı müzakerelere ev sahipliği yaptı. 

İstanbul’da gerçekleşen İran nükleer faaliyetlerinin ele alındığı iki günlük müzakerelerden somut bir netice alınmadığı ortadadır. İran tarafı İstanbul müzakerelerinin olumlu geçtiğini ilan etse de Batılı ülkeler Tahran yönetiminin zaman kazanmaya yönelik diplomatik girişimlerini devam ettirdiğini ileri sürmektedir.
 
Yıllardır bir taraftan başta ABD olmak üzere onun yakın müttefikleri Fransa ve İngiltere, ısrarla İran nükleer meselesini uluslar arası büyük bir sorun gibi lanse ederek, bölge ülkelerinde İranofobi ile birlikte İran korkusu oluşturmaya çalışırken diğer taraftan Tahran yönetimi de bu girişimleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanma yoluna gitmiştir.
 
ABD’nin İran ile ilgili her türlü siyasal, diplomatik ve askeri gelişmeleri bölgede İranofobi stratejisinin bir argümanı haline getirdiği son 30 yıl içinde yaşadığımız süreçte açıkça gördüğümüz bir gerçektir. ABD’nin son yıllarda Ortadoğu’da strateji üretmesine imkan sağlayan ve bölgede egemenliğine zemin hazırlayan en önemli gelişmenin İran’da yaşanan devrim süreci ve İran’ın kendine has İslami rejimi olduğunu da görüyoruz.
 
Ayrıca Tahran yönetiminin son yıllarda hız verdiği nükleer faaliyetleri ve özellikle de uranyum zenginleştirme girişimleri karşısında Washington yönetiminin dış politika ve diplomasisinde İranofobi stratejisini daha da geliştirdiğini, bu çok angajmanlı stratejisinden bugüne kadar önemli sonuçlar elde ettiğini görebiliriz.
 
Özellikle İran’a yakın Körfez ülkelerinin ABD tarafından İran korkusu kullanılarak silahlandırılması, yine bölge ülkelerinde Tahran yönetiminin ekonomik, diplomatik ve stratejik girişimlerinin birer büyük tehdit olarak gösterilmesiyle Washington’un bölgeye yönelik stratejik ve politik hesaplarına zemin hazırlanması karşısında İran nükleer meselesinin böyle bir süreçte çözüme kavuşması öncelikle ABD tarafından pek benimsenmeyecektir.
 
Ayrıca Tunus ile başlayan İran’ı doğrudan ilgilendiren ve Lübnan’da hükümetin düşmesine neden olan gelişmelerle birlikte birçok bölge ülkesinde sosyo-politik hareketlenmelere neden olan gelişmelerin yaşandığı bir ortamda İran nükleer meselesinin çözümsüz askıda kalması, bugüne kadar devam eden “havuç-çomak” stratejinin devam etmesi ABD’nin isteyeceği bir süreç olacaktır.
 
Aynı şekilde Tahran yönetimi de bu yaşanan süreci nükleer faaliyetleri, uranyum zenginleştirme prosesleriyle uluslararası politikaları ve diplomasisi için bir fırsat olarak görmektedir. Son 10 yıllık sürece baktığımızda Tahran yönetiminin ABD politikaları karşısında nükleer çalışmalarını yoğun bir şekilde hızlandırdığına, teknolojik kapasitesini oldukça geliştirdiğine ve tüm bu süreçleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanabileceği dış politika ve uluslar arası dengeler sistemine dönüştürdüğüne şahit oluyoruz.
 
Sonuçta bugün İran nükleer meselesinin çözüme kavuşması tarafların istediği bir süreç değildir ve müzakereler çözüm arayışından uzak daha çok tarafların birbirini yokladığı ve diplomatik taviz koparmaya yönelik girişimler olarak kalmaktadır. İran nükleer meselesinin içinden geçtiğimiz süreçte çözüme kavuşmasını beklemek pek gerçekçi olmadığı gibi taraflar arasında da böyle bir niyet olmadığı da ortadadır.
 
Son yıllardaki İran nükleer meselesiyle ilgili yaşanan gelişmeleri takip ettiğimizde tüm tarafların bu konuyla ilgili bir şekilde kazançlı çıktığını ve sorunların çözümünden ziyade çözümsüzlük sürecinin taraflara daha çok kazandıran bir oyuna dönüştüğünü söyleyebiliriz.
 
Bölgede yaşanan gelişmelerle paralel başta ABD ve İran tarafından İran nükleer meselesinin çözüme kavuşması beklenmezken bu sorunun çözüme kavuşması en çok bölgesinde istikrar ve denge arayışı içinde olan Türkiye’nin istediği bir gelişmedir.

 

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
İran ve Türkiye, Suriye’yi Kurtarabilir mi? - 01 Aralık 2011 Perşembe 16:01
Ortadoğu’da Arap Baharı ve İran’da Yeşil Hareketi - 10 Kasım 2011 Perşembe 09:39
Bağımsızlıklarının 20. Yılında Türk Cumhuriyetleri - 09 Ekim 2011 Pazar 04:27
Esad Rejimi Nasıl (D)Evrilir? - 17 Ağustos 2011 Çarşamba 12:57
İsrail Özür Diler mi? - 26 Temmuz 2011 Salı 13:03
İran ve Suriye’nin Türkiye Karşıtlığı - 15 Haziran 2011 Çarşamba 13:18
İran ve S. Arabistan Rekabetinde Yeni Cepheler - 02 Mayıs 2011 Pazartesi 12:56
Suriye, Ortadoğu’da Mezhep Savaşlarını Başlatır mı? - 12 Nisan 2011 Salı 12:24
İran-Suudi Çekişmesinde Son Cephe: Bahreyn mi? - 23 Mart 2011 Çarşamba 14:45
İran’da Dijital ve Renkli Devrimler Mümkün mü? - 02 Mart 2011 Çarşamba 14:55
İran’da “Fitne” ve Politik Oyunlar - 09 Şubat 2011 Çarşamba 11:41
İran’da Kritik Bir Süreç mi Başlıyor? - 07 Şubat 2011 Pazartesi 12:27
İran Nükleer Meselesinin Çözümü Kimin İşine Yarar? - 24 Ocak 2011 Pazartesi 12:39
İran’ın Nükleer Bilmecesinde Yeni Gelişmeler - 27 Eylül 2010 Pazartesi 11:40
Halkın Mücahitleri Kandil’e Çıkarsa! - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 13:09
İsrail’in “Sivil Yardım Katliamı”, Türkiye-İsrail İlişkileri ve Ortadoğu - 05 Haziran 2010 Cumartesi 12:09
Türkiye Açısından “Nükleer Takas Anlaşması” - 20 Mayıs 2010 Perşembe 12:34
Irak'ı Bekleyen Kader: Kaos mu İstikrar mı? - 12 Nisan 2010 Pazartesi 14:38
İran’da Yeni Yıl: Umutlar-Kaygılar-Korkular - 30 Mart 2010 Salı 15:07
Nükleer Ortadoğu’ya Doğru - 15 Mart 2010 Pazartesi 10:21
Jeopolitik Savaşın Arenası Irak - 06 Mart 2010 Cumartesi 13:03
Petrol Oyunlarında Bir Darbe İki Ülke: İran-Türkiye - 19 Şubat 2010 Cuma 14:53
İran Nükleer Meselesindeki Yeni Gelişmeler Ve Türkiye - 08 Şubat 2010 Pazartesi 11:50


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya