ENGLISH
23.05.2012
29.12.2010 18:31


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi

 

Ulus devletlerin hukuk dışı güç gösterilerinden biri olarak kabul edilen yer ve insan isimlerini değiştirme uygulamalarının 20.yüzyıl başlarından itibaren hız kazandığı bilinmektedir. Coğrafi yer isimlerini değiştirme eylemi, çok dilli ve çok kültürlü bir sosyal yapıdan egemen ulus yapısına geçişi sembolize ettiği gibi ulus devletin kurulu olduğu toprakların üzerindeki egemenlik hakkını kanıtlamak için kullanılır.
 
Geçmişin izlerini silmek ve toplumu tek ulus kimliği potasında eritebilmek bakımından en etkili yöntemlerden biri olarak gösterilen bizdeki yer değişikliği siyaseti ise Jön Türkler dönemine kadar uzanır. İttihat-Terakki döneminin siyasi aktörleri, parçalanan imparatorluktan geriye kalan toprakları milliyetçi refleks ile korumanın yegane yolunun “Türkleştirme politikaları” ile mümkün olabileceğine inandılar. Bu amaçla doğal tarihi süreç içinde ortaya çıkmış ve yüzlerce yıldır kullanılmakta olan yer isimleri değiştirilmeye başlandı.
 
Enver Paşa’nın 1915’te askeri birliklere gönderdiği talimatname ile fiili olarak uygulanmaya başlanan yer isimlerinin Türkleştirilmesi politikası sonucu Ermenice, Rumca ve Kürtçe isim taşıyan yerlerin tabelaları değişti. Megri’nin Fethiye, Ayasluğ’un Selçuk isimlerini alması bu döneme rastlar.1922’den itibaren bu süreç hız kazanarak Ayastefanos Yeşilköy, Van Müküs Bahçesaray, İmroz Gökçeada isimlerini alırken bunları yeni isim değişiklikleri izledi..
 
Kayıtlara göre 1940-2000 yılları arasında büyük bölümü Kürt yerleşim birimlerinde olmak üzere yaklaşık 12 bin köyün ismi değiştirildi. 1935’te Dersim’in ismi Tunceli olduğu dönem, aynı zamanda Kürt ve Alevi muhalefetinin askeri yöntemlerle bastırılmaya çalışıldığı bir zaman dilimidir. Baskıcı ve asimilasyona dayalı tek tipçi siyasi anlayışın bir tezahürü olarak yer isimlerinin değiştirilmesi ilginç bir durum olarak Demokrat Parti döneminde hız kazandı. 1956 yılında kurulan Ad Değiştirme İhtisas Komisyonu tarafından yapılan çalışmalar sonucu binlerce yerleşim yerinin kültürel ve tarihi anlamlar taşıyan isimleri değiştirilmiş oldu.
 
Bölünme, parçalanma sendromuyla farklı etnik ve dini grupların kendi dilleri ve kültürlerini yansıtan yer isimlerinin zor kullanılarak değiştirilmesi, insan hakları hukukunun açık bir ihlali niteliğindedir ve bu konudaki en kötü örneklerden biri Bulgaristan’da yaşanmıştır. Ülkede 1980’li yılların Jivkov döneminde yaşanan ve “Bulgaristan’da yaşayan herkesin Bulgar” olarak kabul edildiği diktatörlük yılları boyunca Türklerin kimlikleri, köy ve kasaba isimleri değiştirildiği gibi evlerde dahi ana dillerini kullanmaları yasaklanmıştı. Türk kökenli yüz binlerce kişi 1989’da mezalimden kurtulmak için büyük bir göçle Türkiye’ye sığındı. Diktatörlük sonrası Bulgaristan’da artık Türkler her alanda kendi dillerine göre konuşma ve eğitim hakkını kullanma haklarına sahip oldular. Bugün eski dönemde değişen kişi ve yer isimleri de tekrar iade edilmiş durumda. Dolayısıyla Bulgaristan yakın dönem karanlık geçmişi ile yüzleşmeyi ve azınlık haklarını anayasal güvence altına almayı başardı.
 
Tek ulus kimliğinin egemenliğine dayalı Türk siyasal sistemi, farklı etnik grupların kendi kimlikleri üzerinden hak taleplerini zorlaştıran önemli yasal engelleri kaldırmak konusunda bugüne kadar başarılı bir sınav veremedi. Nüfus yoğunluğu dikkate alındığında ise etnik kimliklerin bastırılmasından en fazla Kürtler etkilendi. Bununla birlikte Kürt sorununda yaşanan çözümsüzlük ve şiddet ortamı sosyal ve kültürel hakların kullanımını zorlaştırdı. Hükümetin demokratik açılım politikası bağlamında tekrar gündeme gelen yer isimlerinin iadesi ile ilgili açıklamalar, neredeyse yüzyılı aşkın bir süredir yaşanan insan hakları ayıbının giderilmesi bakımından büyük önem taşıyor. İçişleri Bakanı’nın bu konudaki açıklamaları bir samimiyeti yansıtıyor olsa da bölgedeki yerleşim adlarının iadesi için öne sürülen koşulların bürokratik engellemeler yüzünden sağlanamayacağı riskini unutmamak gerekir. Dolayısıyla yer isimlerinin iadesiyle ilgili hukuki ve yasal güvencelerin sağlanması şarttır. Belli sayıdaki vatandaş tarafından yer isimlerinin iadesi hakkında kaymakamlıklara başvuru yapılması durumunda bu taleplerin değerlendirileceği ifade edilse de bireysel başvuruların özgürce yapılabilmesi ve hukuka uygun olarak sonuçlandırılması için ilk etapta koşulların düzeltilmesi önemlidir.
 
Türkiye, bir yandan geçmişin karanlık siyasi tarihi ile hesaplaşmaya çalışırken öte yandan Kürt sorununun çözümü bakımından hayati önem taşıyan yer isimlerinin iadesini hiçbir bahane üretmeden bir an önce yerine getirmelidir. Kendi yaşadıkları coğrafyaya dil, tarih ve kültürel değerlerine göre anlam yükleyen ve isim veren tüm toplumsal kesimlerin geçmişte gasp edilen haklarını iade etmek, insan onuruna yaraşır bir uygulama olacaktır. Bu uygulama aynı zamanda toplumsal barışın, farklılıklara saygının ve insan hakları değerlerine bağlılığın bir göstergesi olarak tüm etnik, dini ve kültürel azınlıkların hoşnutluk duyacakları bir ilerlemeyi yansıtması bakımından anlam kazanacaktır.
 

YAZARIN TÜM YAZILARI
Üçüncü Putin Döneminde Kafkasya Sorunu - 13 Mayıs 2012 Pazar 17:44
Makedonya’da Etnik Kriz Nasıl Aşılabilir? - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:34
Şiddeti Önlemedeki Rolü Açısından 6284 Sayılı Yasa - 26 Mart 2012 Pazartesi 09:28
Ortadoğu’da “Balkanlaşma” Riski - 13 Mart 2012 Salı 17:12
Devlet Denetleme Kurulu Raporundaki Dink Davası - 29 Şubat 2012 Çarşamba 14:42
4.Bağımsızlık Yılında Kosova’nın Sorunları - 17 Şubat 2012 Cuma 17:28
Suriye Ateşi Bölgeyi Sararken - 13 Şubat 2012 Pazartesi 10:29
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya