ENGLISH
23.05.2012
20.12.2010 12:48


Prof. Dr. Birol Akgün
SDE Uzmanı
bakgun@sde.org.tr
CV

Türk ve Arap dünyasının entelektüel buluşması: ATCOSS 2010

Türkiye’nin dış politika alanında son yıllarda gerçekleştirdiği atılımlar ve geliştirdiği diplomatik inisiyatifler dünyanın her yerinde olağanüstü ilgi çekiyor. Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu büyük bir uyum içinde ve yüksek bir performansla hem dünyada barışın korunması hem de bölgede düzen ve istikrarın sağlanması için büyük bir gayret gösteriyor. Medeniyetler ittifakı projesi, komşularla sıfır sorun yaklaşımı, ekonomik entegrasyon için serbest vize rejimine geçiş, çatışma noktalarında aktif arabuluculuk rolü üstlenme, Irak ve Lübnan gibi istikrarsız ülkelerdeki siyasi gruplarla yürütülen ritmik diplomasi yeni Türk dış politikasının aktivizmini gösteren temel bileşenleri oluşturuyor. Ancak Türkiye’nin proaktif dış politikası ilgi çektiği kadar, bazı kesimlerde endişe de yaratıyor. Özellikle daha seksen yıl öncesine kadar aynı devletin topraklarında birlikte yaşadığımız Ortadoğu ülkelerinin entelektüelleri arasında dahi Türkiye’ye karşı şüpheler mevcut.

Aslında 20. yüzyılın başında yaşadığımız siyasi travmaları düşündüğümüzde bu tür endişe ve şüphelerin tek taraflı olmadığı da açık. İmparatorluktan ulus devlete geçiş aşamasında oluşan milli kimliklerimiz karşılıklı ötekileştirmeler üzerine inşa edildi. Eğitim sistemlerimiz Arap ve Türk tarihini yeni nesillere çarpıtarak öğretti. Oysa 20. yüzyılın başında, Osmanlının çatırdadığı bir dönemde yaşanan bazı acı hatıralar, olsa olsa arızi ve istisnai bir durumdu. Halklarımız arasındaki on asırlık sevgi-saygı ve iyi niyete dayalı barışçı ilişkiler, Lawvrance gibi Batılı ajanların kışkırtmaları ile bir anda unutuldu ve bir asır sürecek yeni bir fetret dönemine girildi. Soğuk Savaş dönemi ise Türk ve Arap halklarını farklı bloklara iterek, aralarındaki siyasi-ideolojik bölünmeyi derinleştirdi. Aynı coğrafyanın ve aynı kültürün insanları birbirine yabancılaştı. Aradaki dil, kültür ve eğitim bağları giderek zayıfladı. 1946’ya kadar Türkçe gazetelerin yayınlandığı Mısır’daki gelişmeleri dahi batılı kaynaklardan öğrenmeye başladık.     

Oysa son yıllarda bir yandan dünya politikasındaki güç dengelerinin değişmesi bir yandan da AK Parti’nin izlediği yakınlaşma politikaları sayesinde Arap ülkeleri ile ilişkiler yeniden ivme kazanmaya başladı. Ekonomik ve ticari bağlarımız hızla artarken, Türkiye bölge siyasetinde yeni bir dengeleyici aktör olarak hızla Ortadoğu politikasına geri dönüyor. Bu çerçevede kırılma noktası olarak 2003’teki 1 Mart tezkeresinin reddedilmesi ve İsrail ile Arap ülkeleri arasında yaşanan gerginliklerde Türkiye’nin gösterdiği samimi ve tutarlı refleksler (2006 Lübnan ve 2008 Gazze saldırıları, “one minute” çıkışı ve Mavi Marmara gibi) Türkiye’nin Ortadoğu halklarının güvenini kazanmasını sağladı. Artık Türkiye’nin Ortadoğu’daki sorunlarla ilgilenmesi Arap başkentlerinde de normal, hatta zorunlu görünüyor. Daha geçen hafta İsrail-Filistin arasındaki barış görüşmelerinin çıkmaza girmesi üzerine Mahmut Abbas’ın Ankara’ya gelmesi ve “bundan sonra inisiyatif Ankara’dadır” açıklaması bu bağlamda oldukça öğreticidir. 

Neo-Osmanlıcılık Söylemi

Ancak Türk ve Arap dünyası arasındaki yakınlaşmanın kalıcı olabilmesi için bir yandan halklar arasındaki temasların artırılması, diğer yandan da özellikle entelektüeller arasında karşılıklı diyalog ve tartışma ortamı sağlayacak platformların oluşturulması kritik derecede önemlidir. Zira Batılı akademisyenlerin ve medyanın her gün Neo-Osmanlıcılık söylemini Arap entelijensiyasının zihinlerine ısrarla aktardığı bir ortamda, doğrudan temas kurulması son derece elzemdir. İşte tam da bu amaçla ilk kez Türk ve Arap sosyal bilimciler geçen hafta Ankara’da bir araya geldi. Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) öncülüğünde Kahire Üniversitesi Medeniyet Araştırmaları Merkezi ile Osmangazi Üniversitesi tarafından düzenlenen Arap-Türk Sosyal Bilimler Kongresi (ATCOSS-2010) 10-12 Aralık tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. Kongreye 25 farklı ülkeden 200’ün üzerinde konuşmacı katıldı. Üç gün boyunca ‘Türk ve Arap Meseleleri’, ‘Arap-Türk İlişkilerine Politik Yaklaşım’, ‘Körfez ve Ortadoğu’, ‘Toplum ve Devlet: Kültürel Yaklaşımlar’, ‘Toplumsal ve Siyasal Gelişmeler: Karşılaştırmalı Modeller’, ‘Kimlik: Çoklu Perspektifler’, ‘Türkiye Meseleleri’, ‘Arap Kültürü ve Batı Perspektifleri’, ‘Batılı Perspektifler: Batı Dışı Revizyon’, ‘Medeniyet Etkisi: Çoklu Perspektifler’, ‘Arap-Türk Kültürel İlişkileri’ gibi konular tartışıldı.

Kongreye katılan yabancı misafirlerin hemen hepsi zihinlerini meşgul eden soruları Türk akademisyenlerle tartışmaktan son derece memnundular. Açılış toplantısına katılan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, “Türk-Arap ilişkilerinin geliştirilmesinde oldukça geç kaldığımızı düşünüyorum. Tarihimiz ve inancımız bizi dosttan ziyade kardeş yapmıştır. Tarihin yüklediği sorumluluğu beraber paylaşalım” çağrısında bulundu. Mısır’ın Ankara Büyükelçisi Abdurrahman Salahaddin ise Türk ve Arap entelektüelleri için sosyal ve kültürel alanlarda işbirliğinin önemine dikkat çekti ve “Soğuk Savaş’ın bitmesi 50 yıl sürdü ve her geçen yıl bölgesel ve küresel güçleri ön plana çıkarttı” diyerek, son zamanlarda Türkiye’nin Arap dünyası ile yakınlaşmasını içtenlikle desteklediklerini vurguladı.

Stratejik Derinlik Arapça’da 

Arap akademisyenlerin sordukları sorular Arap dünyasındaki Türkiye’ye yönelik beklenti ve kaygıları da yansıtıyordu. Pek çok kişi, Türkiye’nin Ortadoğu’ya yönelik yakınlaşmasının AK Parti iktidarının son bulması durumunda ne olacağını merak ediyordu. Arap ülkeleriyle yakınlaşma bir hükümet politikası mıdır? Devlet ve Türk toplumu bu açılımları ne kadar desteklemektedir? Aldıkları cevapların ve yaptıkları gözlemlerin Arap katılımcıları oldukça tatmin ettiğini söylemek mümkün. Arap entelektüellerin zihinlerindeki bir diğer soru da şuydu: Türkiye neden doğuya açılıyor? Amaç ekonomik çıkar mı, yoksa siyasi-kültürel motivasyonlar da burada rol oynuyor mu? Daha açıkçası, bazıları şunu öğrenmek istiyordu: Türkiye AB tarafından reddedildiği için mi Arap dünyasına geri dönüyordu? Bu konuda da Türkiye’nin AK Parti döneminde formüle edilen ve sekiz yıldır sürdürülen çok-boyutlu dış politika yaklaşımı muhataplara defalarca anlatıldı. Bu arada Davutoğlu’nun kitabının Arapçaya da çevrildiğini öğrendik. Son olarak, Arap katılımcılardan öğrendiğimiz bir izlenim daha var. Türk TV dizilerine yönelik Arap dünyasında giderek artan ilginin Arap gençleri arasında modadan, giyim markalarına kadar pek çok konuda etkili olmaya başladığı gerçeği. Bazı katılımcılar tarafından bu dizilerin Türk hayat tarzını ne kadar yansıttığına ilişkin eleştiriler gelse de, dizilerin büyüsü Arap dünyasındaki sıradan insanın Türkiye’ye yönelik algısını önemli ölçüde belirlediği ise önemli bir tespitti doğrusu.

Sonuç olarak, Türk-Arap ilişkilerinin geldiği boyut artık entelektüeller arasındaki diyalog ve tartışmaları da zorunlu kılıyor. ATCOSS toplantıları her yıl farklı bir ülkede olmak üzere, yeni temalarla kurumsallaşan ve etkinliği giderek artan kalıcı bir platforma dönüşmeli. Zira tarihin geri döndüğü bir konjonktürde, Arap ve Türk dünyasının ilişkilerinin normalleşmesi ve kalıcı olması için bu tür etkileşimlere ve doğrudan iletişime şiddetle ihtiyaç var. Bölge ülkelerindeki yaratıcı entelektüel iklimin yeniden canlanmasının ve siyasal gündemlerimizin batılılarca belirlenmesinin önlenmesinin yolu diyalogdan geçiyor.

(20.12.2010 tarihinde Star Gazetesi'nde yayınlanmıştır)


YAZARIN TÜM YAZILARI
Kritik Seçimler ve Demokrasi Daralması - 09 Mayıs 2012 Çarşamba 18:12
Suriye Post-Hegemonik Düzenin İlk İşareti mi? - 26 Mart 2012 Pazartesi 12:29
Suriye Açmazı ve Türkiye - 06 Şubat 2012 Pazartesi 09:36
Mısır'da Devrim Sürüyor - 25 Kasım 2011 Cuma 11:52
Kaddafi Sonrasında Libya - 24 Ağustos 2011 Çarşamba 19:13
İsrail'in hayali: Şam - Tel Aviv yakınlaşması - 06 Ağustos 2011 Cumartesi 13:29
Yemin Krizinin Anatomisi - 12 Temmuz 2011 Salı 16:29
Mavi Marmara’nın Sarsıntıları Devam Ediyor - 01 Haziran 2011 Çarşamba 21:03
Obama’nın Filistin Açılımı mı? - 20 Mayıs 2011 Cuma 16:51
Beşşar Esad'ın siyasi intiharı - 27 Nisan 2011 Çarşamba 09:50
Türkiye’nin Barış Diplomasisi - 07 Nisan 2011 Perşembe 15:56
Fransa’nın Libya Aşkı mı Rol paylaşımı mı? - 23 Mart 2011 Çarşamba 21:18
Afganistan İzlenimleri - 07 Mart 2011 Pazartesi 13:28
Kaddafi Direnebilir mi? - 23 Şubat 2011 Çarşamba 09:57
Mısır Musa’sını Arıyor - 15 Şubat 2011 Salı 09:54
Yasemin Devrimi Sömürge Sonrası Düzenin Çöküşü mü? - 18 Ocak 2011 Salı 12:54
Türk ve Arap dünyasının entelektüel buluşması: ATCOSS 2010 - 20 Aralık 2010 Pazartesi 12:48
İsviçre Yükselen Türkiye’yi Keşfediyor - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:48
Taksim Saldırısında Üç Senaryo Tek Gerçek - 02 Kasım 2010 Salı 16:16
Davutoğlu'nun Kaşgar Ziyareti ve Değişen Türk-Çin İlişkileri - 01 Kasım 2010 Pazartesi 14:05
Çin İzlenimleri-(II): Doğu Türkistan ve Uygurlar - 25 Ekim 2010 Pazartesi 14:40
Çin İzlenimleri-(I): Ejderin Ayak Sesleri - 30 Eylül 2010 Perşembe 17:59
Sivil Toplumun Vicdanı Derin PKK’yı Yendi - 18 Ağustos 2010 Çarşamba 15:55
Türk-Kürt Kutuplaşması ve Siyasi Üslup Meselesi - 29 Temmuz 2010 Perşembe 11:49
Ortadoğu’da Savaşlara Son Verecek Barış - 08 Temmuz 2010 Perşembe 17:05
G-20 Zirvesi ve Erdoğan-Obama Görüşmesi - 29 Haziran 2010 Salı 11:18
Ortadoğu’da Pax Turcica’nın Doğuşu - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:50
İsrail Türkiye’ye Savaş mı Açtı? - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:51
Medvedev’in Ziyareti ve Türk-Rus Yakınlaşması - 13 Mayıs 2010 Perşembe 13:24
Tarihin Geri Dönüşü ve Türkiye - 21 Nisan 2010 Çarşamba 12:22
Anayasayı Değiştirmek İçsel Sömürüyü Yıkmaktır - 03 Nisan 2010 Cumartesi 10:44
Avrupa PKK’yı Neden Şimdi Anlıyor? - 11 Mart 2010 Perşembe 15:18
Ermeni Karar Tasarısı ve Obama Yönetiminin Liderlik Zaafı - 05 Mart 2010 Cuma 14:17
Münih Güvenlik Konferansı ve Çin - 08 Şubat 2010 Pazartesi 12:22
Yemen Nereye Gidiyor? - 23 Ocak 2010 Cumartesi 12:11
İran’da Muhalefet Ne İstiyor? - 02 Ocak 2010 Cumartesi 09:34
ABD Ziyaretinin Olası Siyasi Sonuçları - 15 Aralık 2009 Salı 13:26
Erdoğan Obama’ya Ne Söylemeli? - 07 Aralık 2009 Pazartesi 01:05
Gıda Güvenliği Yada Malthus'un Geri Dönüşü - 29 Kasım 2009 Pazar 14:36


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya