ENGLISH
23.05.2012
18.12.2010 14:16


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası

 Çok sayıda üst düzey komutan ve yüksek rütbeli subayın sanık olarak yargılanacağı Balyoz Darbe Planı davası nihayet başladı. Dava, Türkiye’nin darbelerle dolu siyasi tarihi ile yüzleşmesi için bir fırsat olarak görülmeli. Asıl ve daha önemli fırsat ise sivil siyasete doğrudan ya da dolaylı müdahalelerde bulunarak halkın iradesine ipotek koymaya çalışan komuta gücünün ilk kez sivil yargı önünde hesap verecek olmasıdır. Balyoz Darbe Planı davasının bir başka önemi de sanıkların “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla sivil yargı önüne çıkarılmasıdır. Dava iddianamesine göre sanıkların TCK’nın 147 ve 61.maddelerinde düzenlenen “Hükümeti zor kullanarak görevinden alıkoyma” suçu nedeniyle cezalandırılmaları talep edilmektedir. Son elli yılını askeri vesayetin boyunduruğu altında geçiren Türkiye’de darbeyi hazırlık aşamasında engellemeye yönelik bu adım, hukukun üstünlüğü ve egemenliğine geçiş sürecinde bir dönüm noktasıdır.

Bu değişim sürecinin en önemli etkenlerinden biri hiç şüphesiz 12 Eylül anayasa referandumu olmuştur. Anayasadaki yapısal değişikliklerin yargı bağımsızlığını güçlendirmesi ve sivil hukuka cesaret ve saygınlık kazandırmasıyla birlikte “dokunulmaz” kişi ve kurumların ayrıcalıklı konumları ortadan kalkmaya başlamıştır. Siyasallaşan yargının neden olduğu hukuk cinayetlerinin son bulması bakımından siyaset kurumunun niteliği ve işlevi bu noktada hayati önem taşımaktadır. Daha düne kadar “seçilmiş” olmanın onurunu koruyamayan ve halktan aldığı gücü bir çırpıda askerlere devretmekten çekinmeyen siyasetçi tipi ile toplumun özgürleşmesi sağlanamaz. Ne hazindir ki askeri vesayetin elde ettiği gayrı meşru gücün şekillenmesinde anayasadan kaynaklanan imtiyazlar kadar, sivil siyaseti kendi ikballeri için bir araç olarak kullanan ve özünde totaliter bir zihinsel algıya sahip siyasetçilerin payı oldukça fazladır. Dolayısıyla siyasi ve hukuki değişimin bir bütün olarak sürdürülmesi ve kalıcı etkilerinin görülebilmesi bakımından siyaset kurumunun ilkeli, onurlu ve güçlü olması gerekmektedir. Mevcut siyasal iktidarın derin devlet yapılanmalarına karşı sergilediği kararlılık ve darbe teşebbüsünde bulunan askeri güçlerden hesap sorma cesareti, hukuk devletine geçişi güçlendiren çok önemli siyasi davranış biçimleridir.
 
Bununla birlikte silahlı kuvvetlerin kendi sorumluluk alanına çekilmesi ve bu alanda da yine siviller tarafından denetlenmesinin önünde bir yığın anayasal-yasal engel bulunmaktadır. Askeri okullardaki tek tip eğitim ve öğretim yapısının hukukun temel ilkeleri, çoğulculuk ve insan hakları bağlamında yeniden ele alınmasından başlayarak zorunlu askerlik uygulamasının kademeli olarak kaldırılmasına kadar bir dizi yapısal reformun gerçekleştirilmesi şarttır. Askeri öğrencilerin kendilerini rejimin ve devletin sahibi ve vazgeçilmez koruyucusu olarak görmelerine zemin hazırlayan eğitim müfredatı, darbe geleneği ve ideolojisinin kökleşmesine neden olmaktadır. Böylece asker, ekonomiden siyasete, Kürt sorunundan başörtüsüne kadar her konuda görüş belirtmekle kalmamakta, hayatın hemen her alanında müdahil olabilmektedir.
 
Ordu’nun bu yaygın ve hakim gücünü sembolize eden tipik sloganlardan biri de “Ordu milletin parçasıdır” ifadesidir. Bu durumda ordu’nun iş ve eylemlerine doğal olarak milleti de ortak etmesi ve sorumluluğu tek başına üstlenmeme yaklaşımının bulunduğu pekala anlaşılabilir. Darbe yapan generallerin ilk açıklamalarında “Millet adına yönetime el koymak zorunda kalındığını” özellikle vurgulamaları bu yüzdendir. Hukukun egemen olduğu ülkelerde Ordu milletin değil, olsa olsa devletin bir parçası olabilir ve eleştiriden, denetimden bağımsız bir yapısı da yoktur, olamaz.

Yapılan bir araştırmaya göre[1] Türkiye’de 66 kanun, 40 yönetmelik ve 8 tüzükte Genelkurmay Başkanlığı’na yetki, görev ve ayrıcalık verildiği saptanmıştır. Bu araştırma, Genelkurmay’ın hem devlet kurumları içindeki ağırlığını hem de TSK bünyesindeki güçlü yapısını ortaya koymaktadır. Bu kadar ayrıcalıklı yetkilerle donatılan Genelkurmay’ın hala nasıl olup ta Savunma Bakanına bağlanamadığının nedenlerini çok uzaklarda aramamak gerekir. Darbe ürünü olan MGK’nın varlığı ya da TSK İç Hizmet Kanunu’nda askerlere tanınan ve hukuk dışı müdahaleye kapı aralayan yetkiler tanınması gibi önemli yapısal sorunlar elbette önemlidir. Fakat bu sorunları, askerlerin hayatın her alanında söz sahibi olmalarına imkan sağlayan onlarca yasa ve yönetmelikten bağımsız ele alarak silahlı kuvvetlerin denetimini sağlamaya çalışmak oldukça güçtür.

Çağdaş dünyada ordular küçülür ve profesyonelleşirken Türkiye’de askeri çevreler zorunlu askerlik uygulamasını aşamalı olarak kaldırmamakta direnmektedir. Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte çok sayıda NATO ve AB üyesi ülkede zorunlu askerlik kaldırılmış ve profesyonel ordu sistemine geçilmiştir. Gazeteci-Yazar Mehmet Altan’ın ifadesiyle Türkiye’deki Prusya tipi askeri rejimin bir sonucu olarak zorunlu askerlik de “Ordu milletin parçası” sloganına dayanak yapılıyor ve askeri çevreler tarafından ısrarla savunuluyor. Hali hazırda TSK bünyesindeki 65 bin askerin 500 sosyal tesiste “hizmetli” olarak vatani görevlerini yapmakta olduğunu biliyoruz. Bu rakama ordu lojmanlarında görevli askerler dahil değil. Yani binlerce asker “zorunlu” olarak çaycılık, garsonluk, aşçılık, kuaförlük gibi işlerde çalıştırılıyor ve bunun adına askerlik hizmeti adı veriliyor. Üstelik işçi statüsü bulunmayan ve ücretsiz çalıştırılan gençler bunlar. Kısacası zorunlu askerlik uygulamasının yol açtığı çeşitli ihlaller ve mağduriyetlerin göz önüne alınarak profesyonel orduya geçişe destek olunması gerekmektedir.
 
Balyoz Darbe Planı davası, askeri vesayetin sivil siyaset ve toplumsal yaşam üzerindeki olumsuz etkilerini gidermek bakımından çok önemli bir aşama kaydedildiğini göstermektedir. Bununla birlikte silahlı kuvvetlerin çok yönlü denetimi için yapılması gereken acil düzenlemelerin hayata geçirilmesi açısından siyasal iktidarın daha özenli davranması beklenmektedir.
 
Toplumsal çevreler, derin devlet davalarındaki yargılamaların uzun sürelere yayılmasından endişe etmekte ve olası bir siyasi kaosla birlikte her şeyin alt üst olmasından kaygı duymaktadır. Kurdun sevdiği puslu havanın bir kez daha oluşmaması ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması gerekiyorsa sivil siyasetin de eski alışkanlıklarını terk etmesi gerekmektedir.

 

[1] Seydi Çelik, Osmanlıdan Günümüze Devlet ve Asker: Askeri Bürokrasinin Sistem İçindeki Yeri, s.288.
 

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Üçüncü Putin Döneminde Kafkasya Sorunu - 13 Mayıs 2012 Pazar 17:44
Makedonya’da Etnik Kriz Nasıl Aşılabilir? - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:34
Şiddeti Önlemedeki Rolü Açısından 6284 Sayılı Yasa - 26 Mart 2012 Pazartesi 09:28
Ortadoğu’da “Balkanlaşma” Riski - 13 Mart 2012 Salı 17:12
Devlet Denetleme Kurulu Raporundaki Dink Davası - 29 Şubat 2012 Çarşamba 14:42
4.Bağımsızlık Yılında Kosova’nın Sorunları - 17 Şubat 2012 Cuma 17:28
Suriye Ateşi Bölgeyi Sararken - 13 Şubat 2012 Pazartesi 10:29
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya