ENGLISH
23.05.2012
12.11.2010 09:49


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi?

AB Komisyonu’nun açıkladığı 2010 Türkiye İlerleme Raporu, sivil siyaset kurumunun işleyişi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları bağlamında son dönemde gerçekleşen uygulamalara ilk kez geniş olarak övgülerde bulunuyor. İlerlemeyi olumsuz yönde etkileyen gelişmeler arasında ilk sırayı yine Kıbrıs sorunu alırken, Silahlı Kuvvetlerin sivil denetiminde karşılaşılan güçlükler eleştiriliyor ve basın özgürlüğünü kısıtlayan çok sayıda davaya dikkat çekiliyor. 

Anayasa Değişikliği: Yetmez Ama Evet!
 
12 Eylül'de yapılan referandumla kabul edilen yeni Anayasa paketine birden fazla yerde övgüde bulunan AB Komisyonu, diğer yandan siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran maddenin Mecliste yeterli oyu alamayarak paketten çıkarılmasının sakıncalarına dikkat çekiyor. Rapor, Türkiye’den parti kapatmalarla ilgili mevzuatın yanı sıra siyasi partiler yasasının Avrupa standartlarına uygun hale getirilmesini talep ediyor.
 
Uzun süredir siyasi partiler kanununda yapılması beklenen değişiklikler ne yazık ki gerçekleşmedi ve öyle görünüyor ki kısa bir zamanda da gerçekleşecek gibi görünmüyor. Komisyon, 12 Eylül referandumuyla gerçekleşen Anayasa değişikliğinin Katılım Ortaklığı belgesinde iyileştirilmesi gereken öncelikli konulardan olan yargı, temel haklar ve kamu yönetimiyle ilgili beklentileri önemli ölçüde karşıladığına vurgu yaparken, çok daha geniş bir sivil anayasa talebinin de karşılanması yönünde çalışmaların sürdürülmesi isteniyor. Dolayısıyla raporla birlikte Komisyon’un yeni bir Anayasa hazırlanmasına açık destek verdiğini gözlemliyoruz.
 
Yargısal Reformlar Destekleniyor
 
Yargıda yaşanan gelişmelerle ilgili olarak, yeni anayasal düzenlemenin HSYK ve Anayasa Mahkemesinde demokratik bir yapısal değişikliğin önünü açtığına değinilen raporda, askeri yargıdan Anayasa Mahkemesine üye gönderilmesi “Demokratik bir sistemde anayasal yargı sivillerin işi olduğu için askeri yargıçların varlığı sorgulanabilir” ifadeleriyle eleştirilmektedir.
 
Yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğünü zedeleyen en önemli davalardan biri olarak Şemdinli davası için ayrı bir parantez açılması dikkat çekicidir. Davaya bakan dönemin Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya’nın Genelkurmay’ın isteği üzerine HSYK tarafından açılan soruşturma sonucu meslekten ihraç edilmesinin ve bu davanın hala askıda tutulmasının yargının bağımsızlığı hakkındaki şüpheleri güçlendirdiği dile getirilmektedir. Komisyonun bu değerlendirmeleri de yerinde tespitler olarak not edilmektedir.  
 
Ergenekon ve Balyoz Darbe Planı başta olmak üzere askerler tarafından hazırlandığı iddia edilen darbe planlarıyla ilgili açılan dava ve soruşturmaların insan hakları değerlerine ve hukukun üstünlüğüne güven duyulmasını sağlamak bakımından önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekilen raporda, üst düzey yargı ve ordu mensuplarının bu davalarla ilgili yaptıkları çeşitli açıklamaların yargının tarafsızlığına gölge düşürdüğü vurgulanmaktadır.
 
Derin devlet davalarının imtiyazlı sınıfların hukuk karşısındaki pervasızlıklarına son vermesi, suç örgütlerinin çökertilmesi ve hukuk önünde eşitlik ilkesinin herkes için geçerli olduğunu göstermesi bakımından ayrı bir özelliği bulunmaktadır. İlerleme raporu, derin yapıların tasfiyesini siyasi sistemin sağlıklı işleyişi için gerekli bulmakla birlikte bu sürece çok daha güçlü bir destek vermekten de kaçınmaktadır. Bu bağlamda özellikle Ergenekon davasında tutuklamalarla yargılamalar arasındaki süre uzunluğunun sanık haklarının korunması yönünden endişeye yol açtığı uyarısında bulunan Komisyon, adil yargılanma standartlarının tüm sanıklar için uygulanması gerektiğini ifade etmektedir.
 
Silahlı Kuvvetlerin Denetimi: Zor Ama İmkansız Değil!
 
Her İlerleme Raporunda müzmin eleştiri konularından biri olarak görmeye alıştığımız Silahlı Kuvvetlerin sivil yaşama müdahalesinin denetim altına alınamaması ile ilgili AB Komisyonu’nun “haklı” kaygılarının devam etmekte olduğu görülmektedir. Genelkurmay Başkanı’nın yargılama süreci devam eden kimi davalar hakkında yaptığı birçok yorum ve açıklamanın yargı kurumlarını etkilemeye yönelik olmasına rağmen bu konuşmalarla ilgili herhangi bir işlem yapılmadığına dikkat çekilmiştir.
 
Güneydoğu’da işlenen faili meçhul cinayetlerden sorumlu tutulan ve yargılaması süren Albay Cemal Temizöz davasına atıf yapan rapor, bu davanın hukukun temel ilkelerine uygun olarak yürümesinin askeri suçluların dokunulmazlığına karşı mücadele bakımından son derece önemli olduğunu vurgulamaktadır. 

AB Komisyonu, Silahlı Kuvvetlerin kendi sorumluluk alanı dışındaki siyasi konulara doğrudan veya dolaylı olarak etkide bulunduğu olayların sayısındaki düşüşten, son anayasa değişikliğiyle birlikte YAŞ kararlarıyla ordundan ihraç edilen askeri personele temyiz yolunun açılmasına kadar bir dizi olumlu ilerlemeye raporda yer vermektedir.
 
1980 askeri darbesinin sorumlularının yargılanması önündeki engellerin kaldırılmasından memnuniyet duyduğunu açıklayan Komisyon, ordunun siyasete müdahalesine açık kapı bırakan TSK İç Hizmet Kanununun bugüne kadar değiştirilmemiş olmasını ise eleştirmektedir. Aynı konudaki benzer eleştirilerden biri de meclisin bütçe dışı askeri fonlar üzerindeki denetiminde bir ilerleme sağlanamamasıdır. Dolayısıyla Silahlı Kuvvetlerin sivil denetimi önündeki yasal engellerin biran önce kaldırılması, sağlıklı bir sivil yapının işlevselliği bakımından fevkalade önem taşımaktadır.    
 
İfade ve Basın Özgürlüğü Güçlendirilmeli
 
İfade Özgürlüğü konusunda ise Komisyon belki de ilk kez eleştiri dozunu çok daha sınırlı tutarak bu alanda yaşanan iyileşmeleri öne çıkarmaktadır. Dini azınlıkların hakları, Kürt sorunu, Ermeni sorunu ve askeri kurumların rolü gibi birçok hassas konuda toplumun farklı kesimlerinin ifade özgürlüğünden yararlanmaları ve açık bir tartışma ortamının varlığı övülmektedir.
 
Bununla birlikte Ergenekon davasıyla ilgili haber yapan gazetecilere soruşturmanın gizliliğini ihlal iddiası ile çok sayıda dava açılmasının oto sansüre yol açacağı belirtilmekte ve bu durumun basın özgürlüğüne darbe vurduğuna dikkat çekilmektedir. Gazetecilerin Türk Ceza Kanunu'nun 285 ve 288'inci maddelerine dayanılarak açılan 4 bin 91 dava ile yüzyüze bulundukları hatırlatılmaktadır. Başbakan Erdoğan’ın bu konuda özellikle yargı kurumlarının tutumunu eleştirmesi de göstermektedir ki, basın özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik uygulamalar bizzat yargı eliyle gerçekleşmekte ve ilerleme raporunu da olumsuz yönde etkilemektedir.   
 
Dini azınlıkların kısıtlayıcı uygulamalarla karşılaştıklarına değinilen raporda, azınlık gruplarının eğitim ve mülk edinmeleri konusundaki engellerin kaldırılması istenmektedir. Kürtçe ve Arapça televizyon ve radyo yayınlarını övgüye değer bulan Komisyon, siyaset, eğitim ve kamu hizmetlerinde Türkçe dışındaki dillerin kullanılmasıyla ilgili yasakların devam ettiğini belirtmektedir.
 
Demokratik açılım politikalarında ise beklentilerin gerisine düşülmesine ve kısmi bir ilerleme sağlanmasına rağmen ısrarlı olunmasının istendiği raporda, köy koruculuğunun kaldırılması talep edilmekte, Gayrı Müslim topluluklar ve Alevilerin hiçbir baskı ile karşılaşmadan dini faaliyetlerini sürdürmelerine olanak tanıyacak yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu kaydedilmektedir. 
 
Kıbrıs Sorunu
 
Raporda ilerleme sürecini olumsuz yönde etkileyen en önemli siyasi sorun olarak gösterilen Kıbrıs konusunda AB’nin kapsamlı çözüm müzakerelerine destek vereceği belirtilirken, Komisyon Türkiye’nin ek protokol yükümlülüklerini “hala yerine getirmediği” ve Kıbrıs Rum Kesimi ile ilişkilerin normalleşme yolunda ilerlemediği eleştirisinde bulunmaya devam etmektedir.
 
Kıbrıs meselesinde Avrupa Komisyonu’nun sürekli olarak Türkiye’nin yükümlülüklerinden söz etmesi, AB’nin taahhütlerine ve Türk tarafına uygulanan izolasyonlara hiç değinmemesi, sorunun adil bir şekilde çözümüne katkıda bulunmayacaktır. Rum tarafının AB üyeliğiyle elde ettiği lobi gücünü kullanarak Türkiye’yi sorunun yegane kaynağı gibi göstermeye çalışması ve bu siyasete AB Komisyonu’nun ilerleme raporundaki ifadeleriyle destek olması adil ve tutarlı bir yaklaşım değildir.
 
AB İlerlemezse Ne Olur?
 
Genel olarak 2010 Türkiye İlerleme Raporu, siyasi ve ekonomik reformları destekleyen olumlu analizlerin öne çıktığı bir belge niteliğinde olsa da henüz “Tünelin sonundaki ışığı” görmek için çok erken. Tam üyeliğin ne zaman gerçekleşeceği konusundaki belirsizlikten Türk kamuoyu artık bıkmış durumda. İlerleme sürecinin tam üyelikle sonuçlanması bakımından tarafların sorumluluk ve yükümlülüklerini karşılıklı olarak yerine getirmesi gerekmektedir. Toplam 33 müzakere başlığından şu ana kadar yalnızca 13’ünün açıldığı dikkate alındığında AB üyelik sürecinin nasıl ve ne zaman sonuçlanacağını öngörmek imkansızlaşmaktadır.
 
Türkiye birçok yapısal soruna rağmen AB ilerleme sürecinden kopmamaya çalıştığını göstermekle birlikte üst düzey siyasetçilerin sıkça vurguladıkları gibi, tam üyeliğin gerçekleşmemesi durumunda Türkiye’nin artık birden fazla alternatifi bulunduğu ve bu gerçeği AB’nin de fark etmekte olduğu gözlenmektedir. Somut bir gösterge olarak değinmek gerekirse, adaylık görüşmeleri süren Makedonya, Bosna-Hersek ve Sırbistan vatandaşlarına AB içinde dolaşım hakkı tanıyan birliğin, Türk vatandaşları için hala serbest dolaşıma sıcak bakmıyor oluşu dahi başlı başına bir sorun haline gelmiştir. Dolayısıyla “Fazla naz aşık usandırır” deyişindeki gibi AB’nin Türkiye’ye üyelik konusunda sürekli engeller çıkartmasına karşılık, hükümet birçok ülke ile karşılıklı vize muafiyeti anlaşmaları yaparak ticareti serbestliğin önünü açmakta ve işadamlarına yeni pazar fırsatları sunmaktadır.
 
Son olarak Cumhurbaşkanı Gül’ün de ifade ettiği şekliyle bugün AB lehine görünen siyasi ve ekonomik dengelerin 2020’li yıllarda değişeceği ve belki de Türkiye’nin AB’ne “Hayır” deme ihtimalinin güçleneceğini öngörmek mümkündür. AB ülkelerinde yaşanmakta olan siyasi ve ekonomik anlaşmazlıkların daha da büyüme riski ve yabancı düşmanlığı başta olmak üzere İslam karşıtlığının hızla yükselmesi, birliğin parçalanmasıyla ilgili senaryoların çok da hayal mahsulü olmadığını göstermektedir.
 
Çok kültürlülüğün yerini ırkçılık ve yabancı düşmanlığına dayalı ayrımcılık ve nefretin aldığı bir AB’ne girmek Türkiye’nin çıkarları bakımından zaten söz konusu olamaz. Bu durumda Türkiye çok daha avantajlı ortaklıklar yapabileceği, toplumsal değerlerini koruyup geliştirebileceği yeni siyasi birliktelikleri oluşturmak için güçlü bir potansiyele sahiptir ve AB bu potansiyelin farkında olarak önümüzdeki süreci çok daha akıllıca yönetmek isteyecektir.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Üçüncü Putin Döneminde Kafkasya Sorunu - 13 Mayıs 2012 Pazar 17:44
Makedonya’da Etnik Kriz Nasıl Aşılabilir? - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:34
Şiddeti Önlemedeki Rolü Açısından 6284 Sayılı Yasa - 26 Mart 2012 Pazartesi 09:28
Ortadoğu’da “Balkanlaşma” Riski - 13 Mart 2012 Salı 17:12
Devlet Denetleme Kurulu Raporundaki Dink Davası - 29 Şubat 2012 Çarşamba 14:42
4.Bağımsızlık Yılında Kosova’nın Sorunları - 17 Şubat 2012 Cuma 17:28
Suriye Ateşi Bölgeyi Sararken - 13 Şubat 2012 Pazartesi 10:29
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya