17 Şubat 2008 tarihinde bağımsızlığını ilan etmesinden sonra Kosova’ya ilk siyasi ziyaretini gerçekleştirecek Erdoğan’ı bekleyen sürpriz, Haşim Taçi hükümetinin düşmesi oldu. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Fatmir Seydiu’nun istifasıyla yeni bir boyut kazanan siyasi kriz, koalisyon partilerinin özelleştirme politikaları konusunda anlaşmazlığa düşmeleriyle tırmanışa geçmişti. Parlamentodaki oylamada Haşim Taçi hükümeti güvensizlik oyu ile düşürüldü ve erken seçim kararı alındı. Oylamada iktidardaki Taçi’nin partisi KDP üyeleri de erken seçim kararı alınması için hükümete güvensizlik oyu verdiler. Kosova’daki son gelişmelerin bölgedeki etnik sorunları ne yönde etkileyeceği ve AB’nin girişimleriyle başlaması öngörülen Kosova-Sırbistan görüşmelerinin akıbetinin ne olacağı belirsizliğini koruyor.
Kosova bağımsızlık süreci ile birlikte yeni bir döneme girdi. Arnavut çoğunluğun yönetimde olduğu ülkedeki Sırp azınlık ile Arnavutlar arasında son aylarda kuzeyde tırmanışa geçen etnik olaylar özellikle bölünmüş Mitroviça’da hız kesmiyor. Her ne kadar geçen hafta NATO Genel Sekreteri Rasmussen, şartların iyileşmesi nedeniyle bölgedeki güvenlikten sorumlu KFOR birliklerinin sayısını kademeli olarak azaltmaya başlayacaklarını açıklasa da mevcut durum etnik gerginliğin devam ettiğini gösteriyor.
Kosova’nın bağımsızlığını hazmetmek Sırplar için kolay bir durum değil. Belgrad, bir yandan AB ile ilişkilerini geliştirmeye çalışırken öte yandan bağımsız Kosova’ya karşı öfkesini dizginlemeye çalışıyor. Kabul etmek gerekir ki iki ülke arasındaki ilişkilerin yakın gelecekte normalleşmesini beklemek fazlaca iyimserlik olacaktır. AB’nin Sırbistan’a baskı uygulayarak Kosova yönetimi ile doğrudan görüşmelerin başlatılmasını istemesi buzların erimesi için bir fırsat olarak görülse de bu başlangıcın nasıl gerçekleşeceği merak ediliyor.
Sırbistan’ın bölgede kalıcı bir barışın sağlanmasında izleyeceği temel siyaset Kosova ile ilişkilerinde test edilecektir. Sırpların Kosova politikasına yön verecek ülkelerin başında gelen Rusya’nın AB ile ilişkileri göz önüne alındığında Belgrad’ın işi oldukça zor görünüyor. Bir yandan tarihi ve stratejik ortağı Rusya’nın nefesini ensesinde hisseden Sırbistan, diğer yandan AB ile bütünleşmeyi önemsediğini göstermek istemektedir. Dolayısıyla Kosova ile ilgili atacağı her adım Sırbistan’ın Bosna-Hersek, Türkiye, AB ve elbette Rusya ile ilişkilerine doğrudan yansıyacak kadar önemli hale gelmektedir.
Sancılı bir süreç yaşayan Kosova’nın bugünlerde daha çok moral ve özgüvene ihtiyacı var. Siyasi belirsizliklerin önümüzdeki erken seçimle aşılacağı tahmin ediliyor ancak yeni dönemde ekonomik sorunların başında gelen işsizlik ve üretim alanlarında acil önlemlerin alınması gerekiyor. Türkiye bölgede oynadığı aktif siyasi rolün barışa yapacağı katkının yanı sıra ülkenin ekonomik ve kültürel gelişmesine yön verecek bir dizi projenin uygulanmasında öncü bir misyon üstlenecek güce sahip. Kosova ve Türkiye arasındaki tarihi ve kültürel bağlar dikkate alındığında bölgenin geleceğini ilgilendiren uluslararası sorunlar her iki ülkenin işbirliği yapmasını zorunlu hale getirmektedir. Başbakan Erdoğan’ın bölgedeki temasları zamanlaması yönüyle de siyasi kriz içindeki Kosova’ya moral verecek türden bir ziyaret olacak.