ENGLISH
23.05.2012
26.10.2010 16:43


Aydın Bolat
SDE Stratejik Planlama Kurulu Başkanı
abolat@sde.org.tr
CV

NATO Füze Savunma Sistemi

Füze Kalkanı ABD Projesidir
 
Füze kalkanı, radar ve füze bataryaları olmak üzere iki ana bölümünden oluşan orta ve uzun menzilli balistik ve nükleer başlıklı füze saldırılarına karşı 4.000-5.000 km. çaplı bir sahada havadan savunma sağlayan modern teknolojik bir füze savunma sistemidir. ABD tarafından geliştirilen SM-3 füze savunma sistemi; X-Band radar izleme kapasitesi ile 5.000 km. uzaklıktaki tenis topu büyüklüğündeki bir hedefi tespit ederek füze bataryalarına koordinatlarını bildirebilme yeteneğindedir. Başkan Bush döneminde Avrupa’nın güvenliği için Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne konuşlandırılmak istenen ve ABD’nin Orta Asya politikaları içinde kullanılması düşünülen füze kalkanına Rusya çok büyük tepki gösterdi. Bush füze kalkanını başaramadı. Barış politikalarıyla iktidara gelen Obama da bu projeyi askıya aldı ve yerini değiştirmek için Romanya, Bulgaristan, Türkiye ile yoğun ve detaylı görüşmeler yapıldı. Hem Rusya’yı hem de Türkiye’yi ikna etmek için NATO kılıfı giydirilen proje, İran ve Kuzey Kore’nin balistik füze saldırılarından NATO ülkelerini korumak için zirve öncesi gündeme getirildi.19-20 Kasım 2010 tarihinde Lizbon’da yapılacak olan NATO zirvesinde karara bağlanması istenen ‘NATO Füze Savunma Sistemi’nin Türkiye’de Doğu, Güneydoğu, Karadeniz ve Akdeniz bölgelerine konuşlandırılması tasarlanmaktadır. Füze kalkanının kurulacağı yer Türkiye, hedefi İran balistik füzeleri. Ancak tehdit algılanan ülke İran ve hedefi NATO ülkeleri olarak sunulan gerekçe Türkiye’yi ikna edemiyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu: “Türkiye komşularından tehdit algılamıyor NATO’da bölgeden tehdit algılamıyor” diyerek ABD ve NATO yetkililerinin tehdit ve hedef algılarıyla Türkiye’nin çeliştiğini açıkça ifade ediyor.
 
Hedef sadece İran değil İslâm Coğrafyası
 
ABD’nin öncülük ettiği ‘NATO Füze Kalkanı’ projesi söylenen açık gerekçelerinin ötesinde Türkiye, İsrail, İran ve bölge ülkeleri için çok özel stratejik amaçlar taşımaktadır. Hedef sadece İran değil tüm İslâm dünyası. Türkiye’nin Ortadoğu açılımları, komşularla sıfır sorun, Suriye, İran, Irak’la yapılan stratejik işbirliği anlaşmaları, hem bu ülkelerle hem de bölge ülkeleriyle yapılan ticari, ekonomik, siyasi anlaşmalar ve entegrasyon çabaları, sorun çözücü barış temelli proaktif girişimlerle son yıllarda ortaya konan Yeni Türkiye Vizyonu, alışılmadık üzere Batı’dan bağımsız politikalar geliştirmektedir. Bundan pek hoşlanmayan derin ABD, neo-con’lar, bazı Avrupa siyasi merkezleri ve onlarla ortak çalışan içimizdeki yabancılar Türkiye’nin ekseninin kaydığını, batıdan koptuğunu iddia etmeye başladılar. ABD askerlerinin Türkiye üzerinden Irak’a giriş tezkeresinin Türkiye parlamentosunda reddedilmesi ile başlayan değişim yakın zamanlarda somut bazı olaylarla devam etti. İran nükleer programına karşı BM yaptırımlarına ‘hayır’ demek, Mavi Marmara krizi ile İsrail’e yönelik çatışma, Suriye ve Hamas’la yakın ilişkiler, İsrail’in askeri tatbikatlardan dışlanması, Çin’le yapılan ortak askeri tatbikat. Bütün bunlar Türkiye üzerinde bazı kuşkular ve kaygılar yarattı, hatta Türkiye’nin batıyla çatıştığını ileri sürenler oldu. İşte tam da bu konjonktürde, ABD’deki ara seçimler öncesinde, 2011 baharında Türkiye’de yapılacak genel seçimler arefesinde füze kalkanı konuşlandırılması için ‘evet’ mi ‘hayır’ mı bir karar vermesi için Türkiye sıkıştırılıyor.
 
Amaç İsrail’in Güvenliğini Sağlamak, Türkiye’yi Test Etmek
 
NATO Füze Kalkanı Projesi’nin, söylenenlerin dışında İran’a karşı İsrail’in güvenliğini sağlamak için, İran’ı caydırmak ve vurmak için, Türkiye’nin ABD’ye ve batı ittifakına bağlılığını göstermesini test etmek için, Kasım ayındaki seçimlerde Yahudi lobisi ve neo-con’lar karşısında Obama’nın elini güçlendirmek için, Türkiye’nin dış politika açılımlarını, yeni vizyonunu ve bağımsız stratejik hamlelerini durdurmak için ABD tarafından NATO üzerinden Türkiye’nin bölgesel ve küresel rollerini engellemek için psikolojik bir baskı operasyonu olarak kullanılmak istenildiği anlaşılıyor. İsrail için misilleme yaparcasına aylardır büyükelçisini bile Türkiye’ye göndermeyen ABD, Türkiye üzerinde bir sıkıştırma stratejisi uygulamaktadır. Füze kalkanına ya evet ya da hayır. Ya bizdensin ya değilsin dayatması. Türkiye’yi bıçak sırtında bırakmak ve bir yol ayırımına zorlamak. Yeni Türkiye vizyonunu sil, füze kalkanını kabul et, yeniden ABD’nin NATO’nun dümen suyuna gir, yoksa batının ortak savunma politikasından koparsın, batıdan uzaklaşırsın; bununda bedeli ağır olur gibi tehditler…
 
NATO Sorgulanmalıdır
 
Kuzey Irak Kandil kaynaklı PKK terörü ile mücadelede ABD; ortak düşman, istihbarat paylaşımı palavralarının dışında Türkiye’nin bu yakıcı güvenlik ihtiyacı için ne yaptı? Peki NATO bu konuyla hiç ilgilendi mi? NATO ülkeleri özgürlük savaşçıları dediği PKK unsurlarını besleyerek, himaye ederek, para kaynaklarını koruyarak ve siyasi haklar vererek desteklemediler mi? Açık denizde T.C. vatandaşlarına alçakça bir saldırı ile Mavi Marmara krizine yol açan İsrail devlet terörüne karşı BM’de ABD ve NATO ülkeleri İsrail’i suçlayan İnsan Hakları Konseyi kararına neden olumlu oy vermediler? Bu asgari dayanışmayı bir NATO müttefiki olan Türkiye’den neden esirgediler? 1952 yılından beri NATO ittifakı adına Türkiye’ye yapılanlar ve yapılmayanlar için Türkiye artık NATO’yu sorgulama dönemine girmiştir.
 
AB Türkiye’yi tam üye alıyormuş gibi, ABD Türkiye’ye stratejik ortakmış gibi, NATO’da Türkiye’ye müttefikmiş gibi davranıyorsa, Türkiye’nin de AB’ye girecekmiş gibi ABD’ye model ortakmış, müttefikmiş gibi, NATO’ya ortak savunma ittifakıymış gibi bakmasını yadırgamamak gerekir.
 
NATO Füze Kalkanı Türkiye’ye kurulamaz
 
Kendilerine yönelen terör saldırıları bahanesiyle milyonlarca insanı katledenler, Afganistan’ı, Irak’ı cehenneme çevirenler Türkiye’ye yönelik PKK terörüne, İsrail devlet terörüne karşı kıllarını kıpırdatmıyorlarsa, Kandil Dağına bir ABD F-16’sı gönderemiyor, İsrail’in bir NATO ülkesinin sivil de olsa gemisine hukuksuzca ve hunharca saldırısını kınayamıyorsa neyin müttefikiyiz, hangi ittifakın içindeyiz sorgulamayalım mı? Çekiç güç, İncirlik üssü, Pirinçlik üssü ve Türkiye’nin her köşesindeki NATO-ABD atom bombaları yıllardır kime kalkan oldu, kimi kimden korudu? Türkiye’nin barışına, güvenliğine, iç istikrarına ne kazandırdı ki füze kalkanı Türkiye’ye stratejik değer yüklesin, savunmamıza katkı sağlasın. Türkiye’nin neresine kuracaksınız, tetiği kimde olacak, kimleri hedef alacak, kimleri tehdit edecek, kimi caydıracak bunlara Türkiye’yi bu saatten sonra ikna etmeniz hiç kolay değildir. Füze kalkanının tüm NATO ülkelerini kapsaması, tüm Türkiye topraklarını içine alması, komşularımızın isimleri yazılarak açık hedef olmamaları da ‘evet’ demek için Türkiye’yi ikna edemez.
 
Yeni Türkiye Gerçeği
 
Sonuç olarak bu ‘NATO Füze Kalkanı’ Türkiye’ye kurulamaz. Ne dünya eski dünya, ne Türkiye eski Türkiye. Küresel güç dengeleri değişirken, Türkiye’de değişiyor. Yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Tarih yeniden yazılıyor. Büyüyen ekonomik kapasitesiyle, etkinliği artan bölgesel gücüyle, çevresine, bölgesine ve dünyaya açılan yumuşak gücüyle Türkiye, yeni bir dönemin kapısını açıyor. Çok yönlü, çok boyutlu dış politika stratejisiyle Türkiye dünyaya açılıyor. Türkiye’nin ekseni kaymıyor, milli çıkarlarını koruyor o kadar… Türkiye şimdi bir blok baskısıyla bağımlı politikalar yerine kendi çıkarları gerektirdiğinde ABD, NATO, AB politikalarından bağımsız duruşlar sergiliyor. Bunu dost düşman anlayacak ve alışacaklar. Bunun bedellerine razı, bunun risklerini alabilen, bunun stratejilerini ve siyasetini kurabilen bir Türkiye var artık. İşte yeni Türkiye bu.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Milli Eğitim Sisteminde Üç Dörtlük Değişim - 02 Nisan 2012 Pazartesi 21:12
28 Şubat Ergenekon’un Çocuğu, Balyoz’un Ebesidir - 29 Şubat 2012 Çarşamba 19:21
TSK Reformu Acilen Yapılmalıdır - 03 Şubat 2012 Cuma 16:52
Yeni Yılda Neler Olacak? - 02 Ocak 2012 Pazartesi 19:20
Joe Biden Neden Geldi? - 07 Aralık 2011 Çarşamba 19:39
Türkiye ve Mısır'da Demokratik Dönüşümler - 27 Ekim 2011 Perşembe 18:26
Yükselen Türkiye'nin Risk ve Engelleri - 11 Ekim 2011 Salı 15:40
Türkiye’de NATO Füze Radarları / Doğu-Batı Denklemi - 07 Ekim 2011 Cuma 14:30
Teröre Karşı Yeni Strateji ve Demokratik Açılım - 25 Ağustos 2011 Perşembe 13:02
Yeni İslam Dünyası - 02 Temmuz 2011 Cumartesi 17:07
Türkiye’nin Seçimi: Yeni Anayasa İle Tam Demokrasi - 14 Haziran 2011 Salı 15:25
Türkiye’nin Seçimi Ya Vesayet Ya Tam Demokrasi - 06 Haziran 2011 Pazartesi 11:37
Seçim Virajında MHP, Terör ve PKK - 30 Mayıs 2011 Pazartesi 16:17
Türkiye Bölgenin Vicdanı... Filistin Birleşti, Libya Nereye? - 27 Mayıs 2011 Cuma 19:38
Suriye Nereye Gidiyor? - 18 Mayıs 2011 Çarşamba 14:20
Bin Ladin 3,5 Yıl Önce Eceliyle Ölmüştü! - 03 Mayıs 2011 Salı 18:26
Sorgulanan Devlet / Ergenekon - 28 Mart 2011 Pazartesi 14:21
Ortadoğu Değişim Sürecinde Aktörler ve Gerçek Dinamikler - 28 Şubat 2011 Pazartesi 16:24
Kadim Bir Dostun Tüm Sevdiklerine Mesajı - 05 Ocak 2011 Çarşamba 13:38
NATO Füze Savunma Sistemi - 26 Ekim 2010 Salı 16:43
12 Eylül: Darbe Değil Demokrasi - 08 Ağustos 2010 Pazar 18:44
Türkiye’nin Batıya Bağlılığını Göstermeye İhtiyacı Var mı? - 03 Temmuz 2010 Cumartesi 16:22
Referandum Sürecinde Türkiye’nin Ateşle Sınavı - 23 Haziran 2010 Çarşamba 15:37
Yalnızlaşan İsrail, Büyüyen Türkiye - 07 Haziran 2010 Pazartesi 15:47
Değişim CHP’yi de Etkiledi (mi?) - 03 Haziran 2010 Perşembe 13:18
Yakın Geleceğe Dair: Statüko Bitecek Değişim Sürecek - 29 Nisan 2010 Perşembe 16:02
Demokrasiye Evet Vesayet Rejimine Hayır! - 27 Mart 2010 Cumartesi 18:56
Balyoz Darbe Planlarına Hukuk Tokmağı - 26 Şubat 2010 Cuma 14:05
Plan Semineri Balyoz Darbe Planına Nasıl Dönüşür? - 25 Ocak 2010 Pazartesi 20:20
Aslında Ne Oluyor? Değilse Ne? - 15 Ocak 2010 Cuma 16:35
Ne ist(em)iyoruz? - 29 Aralık 2009 Salı 14:57
Eksen Kayması Değil Yeni Türkiye Vizyonu - 29 Aralık 2009 Salı 14:39
Açılıştan Kapanışa mı? Yoksa Kaos Bitecek Değişim Sürecek mi? - 28 Aralık 2009 Pazartesi 15:27
Ermenistan Açılımı - 28 Aralık 2009 Pazartesi 15:24
Demokratik Değişim Sürecinde Devlet, Siyaset ve Halk - 28 Aralık 2009 Pazartesi 14:57
Demokratik Açılım ve Yeni Türkiye - 28 Aralık 2009 Pazartesi 14:50


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya