ENGLISH
23.05.2012
18.10.2010 12:30


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

Almanya Kritik Bir Dönemeçte

Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wullf'un Türkiye ziyareti başlamadan önce 3 Ekim Almanya Birleşme Günü’nde yaptığı konuşma, ülkede geniş yankı uyandırırdı. Cumhurbaşkanı, konuşmasının bir bölümünde Müslüman göçmenlere değinerek “İslam’da Almanya’nın bir parçası” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Wulff’un açıklamaları başta Türkler olmak üzere Müslüman göçmenler arasında memnuniyetle karşılanırken ülkede göçmenlerle ilgili devam eden tartışmaları daha da alevlendirdi.
 
Wulff’un Ankara temasları öncesi bu defa Başbakan Merkel’in “Çok kültürlülüğün başarısızlığa uğradığını” söylemesi, dikkatlerin yeniden Almanya’da olan bitenlere çevrilmesine neden oldu. Merkel, göçmenlere yönelik uyum politikalarının başarısızlığından geçmiş hükümetleri sorumlu tutsa da, yapılan son kamuoyu yoklamaları ülkede Müslüman göçmenlere yönelik modern ırkçılık ve ayrımcılığın ürkütücü boyutlara ulaşmaya başladığını gösteriyor. Friedrich-Ebert Vakfı'nın Doğu ve Batı eyaletlerini içine alacak şekilde yaptığı son araştırmanın sonuçlarına göre, ülkedeki Müslümanların ibadet hakkının sınırlandırılmasını isteyenlerin oranı yüzde 58’i bulurken, ankete katılanların yüzde 34’ü yabancıların Almanya’nın sosyal imkanlarını sömürmek için ülkeye geldiğini düşünüyor. Ülkede çok fazla yabancı olduğunu ve Alman toplumunun hızla yabancılaştığını onaylayanların sayısı ise yüzde 35’i aşıyor.(Araştırmanın ayrıntıları için bakınız:http://www.dw-world.de/dw/article/0,,6112086,00.html )
 
Araştırmaya katılan Protestanların yüzde 25’i ve Katoliklerin yüzde 24’ünün yabancı düşmanı ifadeleri onaylıyor olması ise, dinsel niteliğe sahip ırkçı tutumların belirginleşmeye başladığını gösteriyor. Bu sonuçlar dikkate alınacak olursa, Alman toplumu ile göçmenler arasındaki kültürel farklılıkların ayrıştırıcı bir süreci derinleştirmeye başladığını söyleyebiliriz. Ülkedeki durumu kötüleştirecek olan bir başka sorun ise, toplumda yabancılardan duyulan memnuniyetsizlikle ilgili homurtuların yerini öfkeli yüksek ses tonlarına bırakıyor oluşudur. Fransa, Hollanda ve nihayet Almanya’nın Müslüman göçmenler sorununu sürekli olarak gündemde tutması, aşırı sağ grupların yabancı düşmanlığından beslenmelerini kolaylaştırıyor. Dolayısıyla Avrupalı politikacıların kısa vadeli sonuçlara endekslenmiş popülist siyasi söylemleri, toplumları birbirine yakınlaştıran değil yabancılaştıran ve önyargıları kökleştiren bir etki meydana getiriyor.
 
Merkel, bir yandan çok kültürlülüğe veda mesajları verirken, öte yandan iş gücü piyasası için yüksek nitelikli göçmenlere ihtiyaçları olduğunu söylüyor. Merkel’in sözleri, Alman hükümetinin göçmen politikasında radikal bir değişikliğe gideceğini gösterir mi? Şayet çok kültürlülüğe dayalı sosyal uyum politikalarından geri dönülürse, Almanya’da daha büyük bir kimlik bunalımı doğacak, göçmenler kendilerini toplumdan tamamen dışlanmış ve her an geri gönderilme baskısı altında hissedeceklerdir. Ne yazık ki Merkel’in ifadeleri, göçmenleri Alman toplumunun eşit birer parçası olarak değil, iş alanlarındaki eleman açığını kapatmaya yarayan “dolgu malzemesi” şeklinde gören 1960’ların göçmen politikalarını çağrıştırmaktadır. Oysa bugünün Almanya’sında doğmuş, eğitim görmüş ve üçüncü nesil olarak nitelendirdiğimiz on binlerce göçmen kökenli “Alman vatandaşı” çok kültürlü bir toplumun gerçekleşebileceğinin en güçlü kanıtı olarak görülmelidir. Almanya, göçmen sorununu çözmek konusunda hala önemli bir avantaja sahiptir ve tüm “ötekileştirme” çabalarına rağmen temel hak ve özgürlüklere saygı temelinde uyum politikalarını desteklemeye devam etmelidir.
 
Cumhurbaşkanı Wulff’un ziyaretiyle ilgili gündemin başlıca konularından biri olan Müslüman göçmenler ve özelde Türk göçmenlerin temel sorunları hakkında yapılacak görüşmeler büyük önem taşımaktadır. Wulff’un Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ile Almanya’daki Din Görevlilerinin eğitim programları konusunda görüşecek olması ve Almanya’da en az üç üniversitede ilahiyat bölümlerinin açılacağına dair bilgiler, iki ülkenin göçmen sorunlarının çözümüne yönelik geniş bir işbirliği alanına sahip olduğunu göstermektedir. Alman üniversitelerinin, İslam ilahiyatının akademik düzeyde öğretilmesi yönünde başlatacağı uygulamayla Avrupa’nın diğer üniversitelerine de örnek olacak bir adım atılmış olacaktır. Bu tür bir adım aynı zamanda Müslümanlar ile Alman toplumu arasındaki diyalogu güçlendirebilir ve önyargıların aşılmasına katkı sağlayabilir.
 
Alman Cumhurbaşkanı’nı bekleyen gündem konularından biri de Türk vatandaşlarına tanınması istenen vize muafiyeti meselesidir. Türk Hükümeti Almanya’ya seyahat edecek Türk vatandaşlarına vize serbestisi isteğini bir kez daha yineleyecektir. Bununla birlikte AB ilerleme müzakereleri ile ilgili Almanya’nın tutumu, İran’ın nükleer programı ve bölgesel sorunlar da masadaki diğer önemli gündem maddelerini oluşturmaktadır. Türkiye ve Almanya arasındaki çok boyutlu ilişkilerin bu ziyaret ile birlikte yeni bir aşama kaydedip kaydetmeyeceğini görmek için ise zamana ihtiyaç bulunmaktadır.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Üçüncü Putin Döneminde Kafkasya Sorunu - 13 Mayıs 2012 Pazar 17:44
Makedonya’da Etnik Kriz Nasıl Aşılabilir? - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:34
Şiddeti Önlemedeki Rolü Açısından 6284 Sayılı Yasa - 26 Mart 2012 Pazartesi 09:28
Ortadoğu’da “Balkanlaşma” Riski - 13 Mart 2012 Salı 17:12
Devlet Denetleme Kurulu Raporundaki Dink Davası - 29 Şubat 2012 Çarşamba 14:42
4.Bağımsızlık Yılında Kosova’nın Sorunları - 17 Şubat 2012 Cuma 17:28
Suriye Ateşi Bölgeyi Sararken - 13 Şubat 2012 Pazartesi 10:29
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya