ENGLISH
09.02.2012
01.09.2010 09:23


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var?

 

Obama’nın arabuluculuğunda 2 Eylül’de Washington’da yeniden başlaması planlanan İsrail ve Filistin arasındaki doğrudan görüşmelere İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın katılacaklarını bildirmesinin ardından Hamas, müzakere masasına tekrar dönmek için herhangi bir neden bulunmadığını açıkladı ve Abbas yönetimini eleştirdi. Böylece Hamas’ın siyasi bir aktör olarak masada olmadığı müzakerelerde Filistin’in ve dolayısıyla bölgenin geleceği ile ilgili karar alma sürecinin nasıl şekilleneceği belirsizliğini koruyor.
 
Yaklaşık bir yıl sürmesi beklenen görüşmelerin önkoşulsuz gerçekleşeceğini açıklayan ABD Dışişleri Bakanı Clinton, asıl gündemin ayrı bir Filistin devleti olacağı konusunda bir görüş belirtse de doğrudan görüşmelerin önünde birçok engel var. Üstelik Filistin topraklarında devam eden İsrail işgali ve saldırganlığı, hız kesmeyen Yahudi yerleşim inşaatları ve ambargo nedeniyle müzakerelere nasıl başlanacağı merak konusu. Nitekim Filistin yönetimi tarafından yapılan açıklamalarda İsrail’in Batı Şeria’da yerleşim inşa etmeyi sürdürmesi halinde görüşmelerin başlamadan biteceği uyarıları yapıldı. Hatırlanacağı üzere Netanyahu Hükümeti Batı Şeria’daki yerleşim inşaatlarını 26 Eylül’e kadar durdurma kararı almıştı. Bu süreyi uzatmaya niyeti olmayan Netanyahu Yönetimi şayet ikna edilemediği takdirde müzakere süreci tıkanmış olacak. Diğer yandan İsrail’de her an dağılma olasılığı bulunan bir koalisyon hükümetinin varlığıyla birlikte, Filistin halkı arasında popülaritesi oldukça erimiş bir siyasi lider olan Mahmud Abbas’ın konumu, müzakerelerin devam etmesini güçleştirecektir. Tüm olası risklerine rağmen müzakerelerin başlaması durumunda masada görüşülmeyi bekleyen önemli sorunlar bulunmaktadır.
 
Bitmeyen Müzakerelerin Kıskacında Filistin
İsrail ve Filistin arasında 18 yıldır devam eden ve çoğu kez yarım kalan ikili görüşmelerden bugüne kadar istenen sonuçların alınamamış olmasının çeşitli nedenleri söz konusudur. İsrail’in saldırgan tutumunu sürdürmesinin yanı sıra ABD tarafından bu saldırganlığın düzenli şekilde himaye görmesi Filistin halkı için bağımsız bir devlet olma yolundaki en önemli handikaplardan birini oluşturmuştur. Bununla birlikte son dönemde Filistin liderliğinin içine düştüğü parçalanmışlık ve dağınıklıktan faydalanmaya çalışan İsrail, kendi içinde barışı sağlayamayan bir Filistin Otoritesine kendi siyasi tezlerini çok daha kolay kabul ettirebileceğine inanmaktadır. İsrail’in Abbas yönetimini siyasi muhatap olarak kabul etmeyi sürdürmesi ve Hamas’ı bir terör örgütü olarak karşısına almasını, Filistin halkına bir tercih dayatması olarak nitelendirmek mümkündür. Fakat unutmayalım ki İsrailli yetkililer uluslararası arabulucuların gözetiminde Hamas’la el altından görüşmek isteyecekler ve Abbas’a isteklerini kabul ettirmek için bu tür görüşmeleri bir siyasi şantaj unsuru olarak kullanmayı deneyeceklerdir. Aslında İsrail Hamas’ın Gazze’deki gücünü ve etkisini azaltmanın en iyi yolunun Batı Şeria’da sınırları daraltılmış uydu bir devletçiğe Filistinlileri ikna etmekten geçtiğini gayet iyi bilmektedir. Böyle bir senaryoya göre, başkenti Kudüs olan bağımsız bir devlet hayali yerine parçalanmış bir uydu devlete Filistinliler razı edilmiş olacaklardır. Dolayısıyla İsrail yeni müzakere sürecinde Abbas yönetimini masada tutmak ve Hamas’ı bir tehdit unsuru olarak kullanarak kendi tezleri doğrultusunda ikna etmek için yoğun çaba harcayabilir.    
 
Önce İç Barış
 
Burada bir parantez açarak Filistin’i bölünmeye sürükleyen olayları kısaca hatırlamak gerekir. Son yirmi yılda İslami direniş ve intifada ile birlikte büyük bir halk desteğini arkasına alan Hamas, ABD ve İsrail’in koşullarını belirlediği barış görüşmelerine şiddetle karşı çıkıyor ve işgalin sona ermesini müzakereler için şart koşuyordu. Örneğin El-Fetih,1988’de BM’nin 242 ve 338 nolu kararları çerçevesinde müzakereleri savunurken, Hamas bu görüşmelere şiddetle karşı çıktı. Aynı şekilde 1991 Madrid Konferansına katılmayı reddeden Hamas El-Fetih’i tavizkâr olmakla suçlayarak uyarılarda bulunuyordu. Büyük umutlar bağlanan Oslo süreci de başarısızlıkla sonuçlanınca direnişin tek seçenek olduğunu ısrarla savunan Hamas önplana çıkmış oldu. Filistin’de yaşanan bu siyasi ayrışma ve daha sonra meydana gelen silahlı çatışmalar Hamas ile El Fetih arasında iplerin tamamen kopmasına neden olmuştur. İşgale karşı silahlı direnişini sürdüren Hamas aynı zamanda siyasi bir güç olarak halkın tercihleri doğrultusunda seçimi kazanmasına rağmen El-Fetih yönetiminin müdahalesiyle karşılaşmış ve bu süreç bölünmeyle sonuçlanmıştır. İslami bir söylem geliştiren Hamas’ın yükselişi ve seküler milliyetçi çizgideki El-Fetih’in düşüşü arasında kalan Filistin halkını yeni bir müzakere sürecinden çok bu bölünmüşlüğün yol açtığı maddi ve manevi kayıplar ilgilendiriyor. İsrail’in son Gazze saldırısı ve acımasızca devam eden ambargo, mülkleri Yahudi yerleşimciler tarafından ellerinden alınan Filistinlilerin dramının katlanmasına yol açarken, halkın yeniden kenetlenmesi için gereken siyasi uzlaşmanın ise ne zaman gerçekleşeceği bilinmiyor. Bugün her iki grubun siyasi fikirlerinde ve benimsedikleri devlet modellerinde derin görüş ayrılıkları bulunsa da Filistin’in ortak bir kaderi bulunuyor. Dolayısıyla tek, bağımsız ve özgür bir Filistin için güç birliği yapılması ve ihtilafların çözülmesi amacıyla Türkiye gibi bölgede etkinliği olan yerli aktörlerin devreye girmesi gerekiyor. Kudüs’ün statüsü, Gazze’nin durumu, Yahudi yerleşimleri, mültecilerin evlerine dönüşü ve sınırların belirlenmesi gibi çok daha karmaşık sorunlarla baş edebilmenin yolu öncelikle kendi içinde barışı ve uzlaşmayı sağlamış bir Filistin’den geçiyor.

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya