ENGLISH
23.05.2012
04.08.2010 14:06


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

Asker Hesap Vermezse Ne Olur?

Kamuoyu YAŞ toplantıları ile ilgili gündeme ve yeni terfilere kilitlenmişken önce emekli Koramiral Atilla Kıyat’ın Güneydoğu’da 1993-1997 yılları arasında işlenen faili meçhul cinayetlerle ilgili basına yansıyan sözleri, ardından Hantepe baskını sırasında yaşanan ve adeta ihanet olarak algılanan ihmaller zincirini gösteren yayınlar, Genelkurmay’ı bir kez daha zor durumda bıraktı. Başta Ergenekon ve Balyoz davaları olmak üzere sivil siyasete yasadışı yöntemlerle müdahale etmek suçlamasıyla haklarında birçok iddia bulunan askerlerin soruşturmaya ve mahkeme kararlarına karşı gösterdikleri kayıtsız tutum ve direnç, siyasi ve toplumsal kesimlerin tahammül sınırlarını zorluyor. Nitekim önceki gün Genelkurmay Başkanlığı önüne gelen ve Çukurca’da mayın patlamasıyla çocuklarını kaybeden asker ailelerinin tepkisi ve komutanların görevden alınmasını talep etmeleri, askeri yetkililerin sessizliklerini daha uzun süre koruyamayacaklarını gösteriyor.

Balyoz Darbe Planı davasında mahkeme heyetinin, sanık 102 muvazzaf ve emekli askeri personelin işledikleri iddia edilen suçun tutuklu yargılama gerektiren suç niteliğinde olduğunu belirtmesi ve sanıklar hakkında tutuklama kararı almasını izleyen hukuki sürecin tamamlanmasını Genelkurmay’ın engellediği izlenimi doğmuştur. Tutuklama kararının üzerinden günler geçtiği ve mahkemeye yapılan tüm itirazların reddedildiği göz önüne alındığında hala sanıkların teslim olmamaları ya da teslim edilmemeleri hukuki açıdan hiçbir şekilde izahı yapılamayacak olan bir durumdur ve hukukun üstünlüğü ilkesinin çok ağır şekilde ihlali anlamına gelmektedir. Temel bir ilke olan hukuk önünde eşitlik kuralının hiçe sayılması, toplumun hukuka saygı ve güven duygusunu da vahim boyutlarda zedelemekte ve yargı önünde sivillerle askerler arasında eşitsiz bir durumun bulunduğuna dair yaygın bir kanaat oluşmaktadır. Böyle bir manzaranın oluşmasından sadece askeri kurumlar değil tüm toplumsal çevrelerin, siyasi ve hukuki yapıların zarar göreceği kaçınılmazdır.

Bununla birlikte Emekli Koramiral Atilla Kıyat’ın faili meçhul cinayetlerle ilgili yorumunda bunun bir devlet politikası olarak gerçekleştirildiğine dair sözleri ise bölgede uzun bir dönem yaşanan karanlık olayların aydınlatılması ve sorumluların yargılanması bakımından çok anlamlıdır. 1993-1997 yılları arasında işlendiği iddia edilen faili meçhul cinayetlerin sayısı TBMM komisyon raporlarında binlerle ifade edilmektedir ve hatırlanacağı gibi yakınları kayıp olan ailelerin savcılıkları harekete geçirmesi sonucu bölgenin birçok yerinde halen kazılar yapılmaktadır. Kıyat’ın açıklamalarının ilk etapta savcıları kendiliğinden harekete geçirmesi beklenmesine rağmen henüz bu konuda savcılıklar tarafından başlatılan herhangi bir hukuki girişimin yaşanmamış olması da yine hukuk adına kaygı duymamızı gerektirecek bir durumdur. Dönemin tüm siyasi ve askeri sorumluları hakkında yeni bir soruşturmanın başlatılmasını beklemek acaba çok mu hayalcilik olacaktır? Peki Genelkurmay bu iddialarla ilgili neden sessizliğini sürdürmektedir? Üstelik bu iddiaları dillendiren kişi de sıradan bir askeri yetkili değildir, üst düzey görevlerde bulunmuş rütbeli bir şahsiyet olarak öncelikle görev yaptığı kurumu zan altında bırakan açıklamalarının acaba hiç mi ciddiye alınacak tarafı bulunmamaktadır? Ne yazık ki bu iddiaların da etkin bir biçimde soruşturulabilmesi bakımından Genelkurmay’ın devam eden ilgisizlik ve tepkisizliği, önümüzdeki süreçte hukuk üzerindeki baskıların giderek ağırlaşacağına dair ciddi endişelerin doğmasına ve üstünlerin hukukundan hukukun üstünlüğüne nasıl geçileceğini bir kez daha sorgulamamıza neden olmaktadır.

Gediktepe, Hantepe ve Çukurca olayları ile ilgili sesli ve görüntülü bilgilerin mahiyetine bakıldığında, TSK’nın sorumluluk alanında yaşananların artık birileri tarafından ortaya atılan iddialardan ibaret olmadığı aynı zamanda bu iddiaları doğrulama kaynaklarının da bulunduğu anlaşılmaktadır. Heronların çektiği görüntülerdeki netlik, bu görüntülerin ilgili askeri birimlere saldırılardan saatler önce ulaştığına dair somut veriler ve tüm bunlara rağmen alınmayan önlemlerden birileri sorumlu olmalıdır. Oysa ilgili askeri çevrelerdeki sorumsuzluğun boyutları her geçen gün büyürken toplumdaki öfkenin de büyümekte olduğunu Çukurca’da mayın patlaması sonucu hayatını kaybeden gencecik çocukların aileleri göstermeye çalışmaktadır. Çukurca’daki ağır ihmallerin neden olduğu can kayıplarının sadece “özür dilemekle” telafisinin mümkün olmadığını ve yetkili askeri personelin bağımsız bir soruşturmayla yargı önüne çıkarılmasına imkan sağlanması gerektiğini öncelikle Genelkurmay’ın kavrayabilmesi ve gerekli adımları atması beklenmelidir. Doğal olarak siyasetçiye yetki veren halkın bu yetkinin nasıl ve ne şekilde doğru olarak kullanıp kullanmadığını sorgulama hakkı olduğu gibi, ülke güvenliğinden sorumlu olanların da yapıp ettikleri dolayısıyla halka hesap verebilir olması veya kendilerinden hesap sorulması demokratik bir düzenin işleyişini yansıtması açısından önemlidir.

Türkiye’deki siyasi ve toplumsal değişimin en önemli iki ayağını sivilleşme ve özgürleşme oluşturmaktadır. Dolayısıyla her bakımdan sivil iradenin denetimi altına alınması gereken askeri yapının kendisini hala fiili güç oluşturarak veya sivil iradeye meydan okuyarak korumaya çalışmasının ve keyfi davranışlarına yasal mazeretler üretmesinin bu ülkeye bir şey kazandırmayacağı anlaşılmalıdır. Yaşanan gelişmeleri, sivil otorite ile askeri otoriteyi karşı karşıya getirmeye çalışanların bir oyunu şeklinde değerlendirmek ise fevkalade yanıltıcı bir yorum olacaktır. Böylesi bir yaklaşım, sorunu tüm boyutları ile kavrayamamanın bir ürünü olup askeri vesayet düzeninin kırılmasına da hizmet etmez. Gelinen noktada askeri yetkililerin siyaset kurumuna karşı sorumluluklarını yerine getirmelerini ve hukuk önünde hesap verebilir olmalarını sağlayacak demokratik teamüllerin işletilmesi için daha fazla hoşgörü gösterilmesinin mümkün olmadığı bir zaman diliminde olduğumuzu anlamak gerekmektedir. Sivil siyasetin önünü açacak ve sivil toplum dinamiklerini güçlendirecek süreci olumsuz yönde etkilemekte olan başlıca sorun, sivil-asker ilişkilerinin hala “değişim ve direnç makası” arasına sıkışmış olmasıdır. Bu makasın sivilleşme ve değişim yönünde açılması ve direnç noktalarının kırılması bakımından önümüzdeki referandum süreci ne kadar önemli ise, askeri kurumları hesap vermeye zorlayacak mekanizmaları doğru biçimde işletebilmek de o kadar önem taşımaktadır. Askerin hesap vermediği bir ülkede bağımsız bir yargıdan, şeffaf bir yönetimden ve eşitlikten nasıl söz edilebilir? 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Üçüncü Putin Döneminde Kafkasya Sorunu - 13 Mayıs 2012 Pazar 17:44
Makedonya’da Etnik Kriz Nasıl Aşılabilir? - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:34
Şiddeti Önlemedeki Rolü Açısından 6284 Sayılı Yasa - 26 Mart 2012 Pazartesi 09:28
Ortadoğu’da “Balkanlaşma” Riski - 13 Mart 2012 Salı 17:12
Devlet Denetleme Kurulu Raporundaki Dink Davası - 29 Şubat 2012 Çarşamba 14:42
4.Bağımsızlık Yılında Kosova’nın Sorunları - 17 Şubat 2012 Cuma 17:28
Suriye Ateşi Bölgeyi Sararken - 13 Şubat 2012 Pazartesi 10:29
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya