ENGLISH
09.09.2010
27.07.2010 10:40


Prof. Dr. Yasin Aktay
SDE Başkanı
yaktay@sde.org.tr
CV

Hem "Hayır" Demek, Hem de Darbeci Olmamayı İstemek

Başlarda iktidarın bir taslağına "hayır" demenin kolay olacağı ve iktidara yönelik hoşnutsuzluğun başarılı biçimde örgütlenmesiyle işin kolaylıkla kotarılabileceği düşünülmüştü, ama iş ciddiye binince, yani konuyu halka anlatma zarureti hâsıl olunca "hayır" cephesinin işinin gittikçe daha zor olacağı anlaşılıyor.

Referandumda paketinin ayrıntılarına inildiğinde "hayır" demek için hiçbir makul gerekçe bulunamıyor. Sendikal haklar, özel hayatın gizliliğinin korunması, kadın, çocuk ve özürlülere yönelik iyileştirmeler, AYM ve HSYK'nın yapısındaki düzenlemeler, Askeri Şura kararlarına yargı yolunun açılması, memura toplu sözleşme hakkı, paketin detaylarındaki somut iyileşmeler ve bunların hiç birine hayır demenin akıl ve vicdan karşısında bir açıklaması olmuyor. O yüzden "hayır" cephesi ısrarla paketin detaylarıyla ilgili bir tartışmadan kaçınıyor. Bu da tabii ki çok daha beter bir durum ortaya çıkarıyor, çünkü detaylarda itiraz edilecek bir durum olmadığı halde pakete genel olarak yapılan itirazlar kasten çarpıtıcı argümanlar ileri sürülmeden yapılamıyor ve bilinçaltında savunulması gerçekten çok zor önyargıların öne çıkmasına yol açıyor.

Örneğin değişikliklere AK Parti'den geldiği için karşı çıkıldığı gizlenemiyor. Bilhassa sol cenahın bir kısmından açığa vurulan açıklamalar bu yönde. Bazen de çok açıkça dile getirilen ifadelerle AK Parti'nin bu değişimi ait olduğu dünya görüşü dolayısıyla yapamayacağı söyleniyor. AK Parti'nin özü, kökeni veya ait olduğu görüş ile yaptıkları arasında kurulan bu zorunlu denklemler sol söylem içinde ırkçılık boyutlarında bir özcülüğü, açığa çıkarıyor.

AK Partililerin Türkiye'nin demokratikleşmesine özleri ve geçmişleri itibariyle olumlu bir katkıda bulunamayacaklarını o yüzden o cenahtan gelen her türlü değişim teklifi veya girişimine muhalefet etmenin bir sol borcu olduğunu ifade etmek, sol çevreleri siyasetten iyice uzaklaştırıyor.

Bu tavırlarının gerçekten Türkiye'deki bazı mihraklarla işbirliğinin gereği olarak alınmamış olduğunu iyi niyetle varsayabiliriz. O takdirde solun ("bir kısmının" diyelim çünkü yine bu sola yönelik en iyi eleştiriler soldan geliyor) siyasi açıdan nasıl bir fakirliğin içine düşüyor olduğunu görmek gerekiyor. Mevcut anayasa paketini yetersiz görmesi mümkün ama detayına indiğinde Türkiye'yi ilgili alanda daha ileri götürmeyen bir madde yok. Buna rağmen muhalefet için öne sürülen bir gerekçe daha mükemmel olmaması, ikincisi bu paketin kendilerince yanlış bir aktör, yani tarihsel olarak "gerici", " gelişmelere karşı dirençli" rolünü oynaması gereken bir kesim tarafından sunuluyor olması.

Her iki durumda bu sol anlayışa sormak gerekiyor: Bu paket içeriğiyle birlikte göz önünde bulundurulduğunda daha iyi bir paketin hazırlanmasına engel midir? İkincisi daha ideal bir değişim için hangi aktörle çalışmayı düşünüyorsunuz? Bugün karşınıza çıkmış bir iyileşme-iyileştirme imkânına yüz çevirdiğinizde daha fazla uzaklaşacağınız kitlelerin size ne zaman o ideal projeleriniz için yeterli desteği vereceğini düşünüyorsunuz?

Tanıl Bora'nın Birikim Yayınlarından çıkan Sol, Kinizm ve Pragmatizm isimli kitabı sol söylemler içindeki kinizm sorununun yine sol siyaset teorisi açısından mükemmel bir eleştirisini sunuyor. Bugün yapılabilir-mümkün iyileşmelerden daha mükemmel ama reel olarak uzak iyileştirmeler adına vazgeçmenin sol siyaseti nasıl bir imkânsızın politikasına dönüştürdüğüne dair güçlü bir analiz. (Sadece sol kesime değil İslami kesime de zaman zaman bulaşan bir kinizm hastalığına çok iyi gelecek bu kitabı şiddetle tavsiye ederim).

Yine de keşke bu tavırları sergileyen ve sol dediğimiz kesimlerin tek sorunu bu olsaydı. Oysa sorun daha da ileri boyutlara varıyor ve sol adına üstlenilmiş değerler veya pratikler üzerinde işleyen kıskanç temellük duygusu pratikte çok daha vahim ittifaklara yöneltebiliyor. Sol değerler başta değer olarak benimsenirken bir süre sonra temellük edilmiş ve başkalarından sakınılan zümre değerlerine dönüşüyor. O yüzden AK Parti veya İslamcı veya muhafazakâr insanların o değerleri üstlenmesi halinde milliyetçi kesimlerle tarihsel ittifaklar (!) pahasına o değerlerin patent hakkı korumaya alınmış oluyor.

Sonra geldiğimiz durumda bir yandan12 Eylül'ün yargılanmasını yasaklayan 15. Maddenin kaldırılmasına "hayır" diyorlar hem de "darbeleri destekliyor" olarak anılmamayı rica ediyorlar. Savundukları çizginin kendilerini kaçınılmaz olarak düşürdüğü yerden de hiç rahatlık duymuyorlar. Bir açıdan bu çelişki olumlu ve samimiyet barındıran bir çelişki sayılmalı.

Daha önce de söyledik, referandum doğası gereği hem "evet" hem "hayır" demenin, hatta hem de boykot etmenin en doğal demokratik hak olduğu bir süreçtir. Ama bu, herkesin tercihinin bir anlamı olmadığını ve bu tercihle içine düştüğü ittifakların bir hesabını vermeyeceği anlamına gelmiyor. MHP'liler bu süreç içinde nasıl BDP ve CHP ile ayın safa düştüğünün hesabını tabii ki verecek, BDP de CHP ve MHP ile nasıl aynı safa düştüğünün... 12 Eylül zulmünü yaşamış olanlar bugün bu değişime nasıl hayır diyebiliyor olduklarının hesabını tabii ki verecekler. Yoksa hem bu kadar zor ve tuhaf bir tercih yapılacak, bu tercih için propaganda da yapılacak hem de bu tercihin nesnel anlamı hakkında hesap vermekten muafiyet talep edilecek.

Ne yani, siz demokrasilerde seçmenin de hesap vermediğini mi zannetmiştiniz?

(26.07.2010 tarihinde Yeni Şafak'ta yayınlanmıştır)


YAZARIN TÜM YAZILARI
"Bir Tatlı Huzur"un Bedeli - 07 Eylül 2010 Salı 10:13
Hukukun Geçerli, Siyasetin Geçersiz Sayamadığı Ses Kayıtları - 06 Eylül 2010 Pazartesi 10:26
Cumhurbaşkanından Şık Hareketler - 31 Ağustos 2010 Salı 10:21
Toplumsal Sözleşme Olarak Anayasa - 24 Ağustos 2010 Salı 11:12
Alevilerin Oyu Kimin Heybesinde? - 21 Ağustos 2010 Cumartesi 17:07
Niyet - 17 Ağustos 2010 Salı 10:52
Yargı Ele Geçirilmiyor, Elden Gidiyor - 16 Ağustos 2010 Pazartesi 09:44
27 Mayıs'ın Hesabı 12 Eylül'de Görülecek - 10 Ağustos 2010 Salı 09:15
Teamül İllüzyonu - 09 Ağustos 2010 Pazartesi 09:05
Bir Darbe Ukdesi Kalmış Kılıçdaroğlu'nda - 02 Ağustos 2010 Pazartesi 09:07
Hem "Hayır" Demek, Hem de Darbeci Olmamayı İstemek - 27 Temmuz 2010 Salı 10:40
Ağlayamayanların Acıları - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 11:14
Herkesin Oyu Kendine - 20 Temmuz 2010 Salı 10:01
Liderlerin Görüşmesi Sadece Liderlerin Görüşmesi Değildir - 19 Temmuz 2010 Pazartesi 16:30
PKK'lıların Cesetleri - 13 Temmuz 2010 Salı 10:02
AYM'ni Günaha Davet Edenlerin Hiç mi Suçu Yok? - 12 Temmuz 2010 Pazartesi 14:05
ESOF 2010 ve Avrupalı Bilimin Kimlik Arayışı - 06 Temmuz 2010 Salı 14:50
Madımak'ta Hayırlı Bir Noktaya Doğru - 05 Temmuz 2010 Pazartesi 11:16
Vesayet ve Demokrasi - 29 Haziran 2010 Salı 12:09
PKK'da "Başarının Sırrı" - 28 Haziran 2010 Pazartesi 13:40
PKK Yine Kimin Mesajını Taşıyor? - 21 Haziran 2010 Pazartesi 18:17
Türkiye'nin Kaybolan Yıllarını Güney Kore'de Görmek - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:06
Tamamen Duygusal Analizler - 15 Haziran 2010 Salı 10:11
Anayasa Mahkemesi Aradan Çekilmek Zorundadır - 14 Haziran 2010 Pazartesi 13:21
Dış Siyasette Çıkar’dan Erdem’e Doğru Bir Eksen Kayması - 09 Haziran 2010 Çarşamba 09:21
Kaderin Enstrümanları - 08 Haziran 2010 Salı 18:15
Yüz Kızartıcı Bir Suç Olarak Darbe - 01 Haziran 2010 Salı 17:33
CHP'nin 18 Brumaire Arayışı - 01 Haziran 2010 Salı 17:29
Bayat Mala Yeni Pazarlamacı - 25 Mayıs 2010 Salı 11:09
Türkiye'nin Yeni Dış Politikasının Yeni Riskleri - 25 Mayıs 2010 Salı 10:25
Muhalefetle İktidar Ne Zaman Aynı Ligde Oynayacak? - 17 Mayıs 2010 Pazartesi 15:07
Beyaz Kürtlerin Siyaseti ve Değerleri - 10 Mayıs 2010 Pazartesi 15:55
Prof. Arato’nun Etkileyici CV’si - 05 Mayıs 2010 Çarşamba 13:40
İdeoloji ve Danıştay - 29 Nisan 2010 Perşembe 15:00
Namus Davası - 19 Nisan 2010 Pazartesi 14:43
“Ermeni Sorununun Yeni Boyutları” - 10 Nisan 2010 Cumartesi 17:25
Küçük Ama Mümkün Bir Anayasa Düzeltmesine Doğru - 09 Nisan 2010 Cuma 09:39
Muhalefete Katkı - 06 Nisan 2010 Salı 14:45
Anayasa temrinleri - 30 Mart 2010 Salı 10:03
1915'e Dair Yeni Belgeler mi Bulundu? - 25 Mart 2010 Perşembe 10:38
Bir Oy Farkıyla Soykırım - 16 Mart 2010 Salı 09:54
Soykırım Söyleminin Ekonomi-Politiği - 08 Mart 2010 Pazartesi 13:30
Demokratikleşme Sürecinde Hukukun Üstünlüğü ve Yargı - 01 Mart 2010 Pazartesi 09:36
Yargı Reformu Açılış Konuşması - 25 Şubat 2010 Perşembe 15:41
Meziyeti ‘Çılgınlık’ Olan Darbecide Rasyonellik Aramak - 11 Şubat 2010 Perşembe 13:39
Alevi Açılımında 7. Çalıştay - 04 Şubat 2010 Perşembe 19:43
PKK Kürt Siyasetini, Anayasa Mahkemesi DTP’yi Kapattı - 14 Aralık 2009 Pazartesi 15:06
Açılım'a Kandil Molası - 19 Kasım 2009 Perşembe 11:53
Açılım Siyaseti Bağlamında Alevi ve Kürt Sorunları - 07 Kasım 2009 Cumartesi 11:57


"Türkiye'de Ortak Bir Kimlik Olarak Ötekilik" adlı çalışma yayınlandı...
18.08.2010 10:17:15

SDE'de 19 Ağustos 2010 tarihinde "Kırgızistan’daki Mevcut Durum, Geleceğe Dönük Öngörü ve Türkiye’nin Buna Katkısı’’ konulu basın konferansı düzenlendi...
17.08.2010 11:29:23

SDE yaz etkinlikleri kapsamında 4 Eylül 2010 tarihinde Şanlıurfa'da "Referandum 2010-12 Eylül: Bu Sefer Demokrasi" Paneli gerçekleştirildi...
17.08.2010 10:41:51

SDE yaz etkinlikleri kapsamında 28 Ağustos tarihinde Van'da "Referandum 2010-12 Eylül: Bu Sefer Demokrasi" Paneli gerçekleştirildi...
17.08.2010 10:38:26

SDE yaz etkinlikleri kapsamında 21-22 Ağustos tarihlerinde Ankara ve İzmir'de "Referandum 2010-12 Eylül: Bu Sefer Demokrasi" Paneli gerçekleştirildi...
16.08.2010 13:18:54

‘‘TÜRKİYE’DE Ortak Bir Kimlik Olarak ÖTEKİLİK’’ konulu toplantı 18 Ağustos Çarşamba günü saat 14.00’te SDE'de gerçekleştirildi.
13.08.2010 15:47:26

SDE, "Referandumda Neyi Oyluyoruz?" kitapçığını yayınladı...
11.08.2010 10:53:38

SDE yaz etkinliklerinin ilki 9 Ağustos'ta İstanbul’da gerçekleştirildi...
08.08.2010 18:52:27

SDE, “Türkiye’de İletişimin Denetlenmesi” analizi yayınlandı...
19.07.2010 11:06:02

SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay’ın yeni kitabı “Korku ve İktidar” kitapçılarda...
09.07.2010 09:38:27


<Eylül 2010>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910

Anayasa Paketinin oylanacağı referandumda ne yönde oy kullanırsınız?

Evet
Hayır


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya