ENGLISH
23.05.2012
26.07.2010 10:51


Selvet Çetin
SDE Uzmanı
scetin@sde.org.tr
CV

Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi

Bölgede her sıcak çatışma ve terör olayından sonra yaşanan can kayıplarıyla Kürt sorunu yeniden güvenlik politikalarının tartışıldığı bir süreçle anılmaya başlandı. Bir yandan hükümetin kurmayı düşündüğü özel sınır birliklerinin yapısı ve işlevselliği tartışılırken, öte taraftan ordu içinden bazı subaylar arasında geçen ve Heron’ların PKK’lılara zarar verdiği gerekçesiyle geri çekildiği iddialarının yer aldığı konuşmalar nasıl bir güvenlik ikilemi arasında bulunduğumuzu göstermesi bakımından önemlidir. Bu süreçte, Kürt sorununu öteden beri sadece bir iç güvenlik konusu olarak gören çevrelerin eli güçlenirken hükümet tarafından başlatılan ve hala içeriği tam olarak bilinmeyen demokratik açılım politikalarının ciddi ölçüde zarar göreceğini tahmin etmek zor değil.
 
Yaklaşık 30 yıldır silahların susmadığı bölge, uzun bir dönem olağanüstü hal koşullarını yaşadı, binlerce köy güvenlik gerekçesiyle devlet tarafından boşaltıldı ve yüz binlerce insan göçe zorlandı. Türkiye’nin demografik yapısında son 20 yılda çok belirgin bir değişime yol açan zorunlu iç göç nedeniyle Kürtler özellikle batıdaki metropol kentlere yığıldılar. Büyük kentlerdeki sosyal yaşama uyum sağlamakta zorlanan ve eğitimsizlik, yoksulluk ve ayrımcılıkla mücadele etmek zorunda kalan Kürtlere yönelik olumsuz algılar her asker cenazesiyle biraz daha büyüdü. Batı’daki birçok kentte yaşanan olaylar da göstermektedir ki, Kürt sorunu çözülemediği takdirde toplumsal barışın korunması gittikçe daha zorlaşmakta ve karşı milliyetçi duyguların kontrol edilmesi güçleşmektedir. Bu yüzden sorun toplumun tüm kesimlerini derinden etkileyen ve siyasi, kültürel ve ekonomik boyutlarıyla birlikte ele alınması gereken toplumsal bir sorun haline dönüşmüştür. Dolayısıyla sonuçları bakımından değerlendirildiğinde Kürt sorunu siyasi, sosyal ve ekonomik yönleriyle her kesimi ilgilendiren ve sadece yeni güvenlik stratejileri ile çözülmesi imkansız hale gelen kompleks bir sorun olarak gündemin ilk sırasındaki yerini korumaktadır.
 
Bugünlerde güvenlik kaygısıyla olağanüstü hal uygulamasının yeniden başlatılmasını hararetle savunan çevreler, o dönemde bölgede işlenen binlerce fail-i meçhul cinayetin, ölüm kuyularının, işkence ve yargısız infazların toplumda nasıl bir travmaya yol açtığını hatırlamak durumundadır. Olağanüstü hal ile birlikte bölgede kontrol edilemeyen ve denetlenemeyen bir güvenlik sektörü yaratıldı ve hukuksuz olarak gerçekleştirilen birçok askeri eylem nedeniyle halen üst düzey komutanlar yargı önüne çıkmaya devam ediyor. Devlet yıllarca kendi vatandaşlarının bir bölümünü silahlandırarak “Koruculuk” adını verdiğimiz ve sivillerden oluşan “Milis güçleri” kanalıyla PKK’ya karşı yerel direnç noktaları oluşturmaya ve asayişi sağlamaya çalıştı. Aynı devlet şimdilerde koruculuk sistemiyle oluşan imtiyazlı zümrelerin kontrol ettiği siyasi ve ekonomik rantı dağıtmaya çalışıyor. Bütün bu risklerin analiz edilmesiyle beraber yeni oluşturulacak ve sınır bölgelerinde konuşlandırılacak özel güvenlik birimlerinin görev ve sorumluluk alanlarının net şekilde belirlenmesi gerekiyor.
 
Güvenlik stratejilerinin tehdit unsurları karşısında yenilenmesi ve geliştirilmesi elbette gereklidir. Peki bu durumda çok uzun bir süredir terörle mücadele adı altında bölgede devam eden askeri faaliyetlerin ne oranda başarılı olup olmadığını sorgulamak ve başarısızlık halinde sorumlulardan hesap sormak gerekmiyor mu? Yeni güvenlik stratejileri oluşturmadan önce geçmişin muhasebesini yapmak öncelikle bu konuda doğrudan yetkilendirilmiş olan askeri birimlere düşmektedir. Oysa bugüne kadar askeri sorumluluğu bulunan üst düzey komuta kademesinden hiçbir yetkilinin başarısızlık karşısında istifa ettiğine ya da güvenlik zafiyetinden dolayı siyasi iktidar tarafından görevden el çektirildiğine şahit olunmaması demokratik bir düzende garipsenmeli ve hayretle karşılanmalıdır. Dağlıca ve Aktütün baskınları gibi büyük çaplı can kayıplarıyla sonuçlanan ve kamuoyunda günlerce tartışılan olaylara karşı duygusal tepkiler veren Genelkurmay’ın son olarak “Balyoz Darbe Planı” davasında tutuklu sanık sıfatıyla yargılanan üst düzey askeri yetkilileri “Görevlerinin başında oldukları” açıklamasıyla sahiplenme görüntüsü vermesi birçok soru işaretini beraberinde getirmektedir. Böyle bir açıklama, ordu içinde çeteleşerek ve derin güç odaklarıyla işbirliği yaparak sivil siyaset kurumuna müdahale etmeyi amaçlayan oluşumların tarafsız bir soruşturma ile tasfiye edilmesine hizmet etmemektedir. Ergenekon ve Balyoz Darbe Planı davaları sürecinde Genelkurmay’ın ortaya koyduğu tepkiselliğin yargıyı etkilememesi mümkün müdür?
 
Terörle mücadele konusu şüphesiz uzun erimli ve zor bir meseledir. Ancak terörü önlemek için geliştirilecek stratejiler belirlenirken, Kürt sorununu yalnızca bir güvenlik konusuna indirgemek ve meselenin temel boyutlarını ikinci plana atmak tehlikeli bir yanılsama olacaktır. Kürt sorununu ortaya çıkaran yasal ve siyasi süreçleri doğru bir yaklaşımla tahlil etmeyen bir güvenlik politikasının mevcut sorunları çok daha içinden çıkılmaz hale getirmesinden kaygı duymak gerekir. Neticede siyasal iktidar, Kürt sorununun çözümünde kilit bir rol oynayacak olan demokratik açılım paketini süsleyen “Milli birlik ve kardeşlik” söylemini artık eyleme dönüştürecek somut projelerini ortaya koymalı ve Kürt toplumunu şiddet sarmalından uzaklaştıracak yasal-hukuki önlemleri zaman yitirmeden almalıdır.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Üçüncü Putin Döneminde Kafkasya Sorunu - 13 Mayıs 2012 Pazar 17:44
Makedonya’da Etnik Kriz Nasıl Aşılabilir? - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:34
Şiddeti Önlemedeki Rolü Açısından 6284 Sayılı Yasa - 26 Mart 2012 Pazartesi 09:28
Ortadoğu’da “Balkanlaşma” Riski - 13 Mart 2012 Salı 17:12
Devlet Denetleme Kurulu Raporundaki Dink Davası - 29 Şubat 2012 Çarşamba 14:42
4.Bağımsızlık Yılında Kosova’nın Sorunları - 17 Şubat 2012 Cuma 17:28
Suriye Ateşi Bölgeyi Sararken - 13 Şubat 2012 Pazartesi 10:29
Hukukun Normalleşmesi - 09 Ocak 2012 Pazartesi 09:22
Uludere Faciası: Kontrolsüz Güç, Güç Değildir - 02 Ocak 2012 Pazartesi 13:47
2012 Yılında Balkan Üçlü Mekanizmasından Beklentiler - 29 Aralık 2011 Perşembe 18:51
Sarkozy Gemileri Yaktı mı? - 20 Aralık 2011 Salı 17:50
Geçmişle Yüzleşmenin Kuralları - 08 Aralık 2011 Perşembe 17:56
Balkanlarda Arnavut-Sırp Restleşmesi - 27 Kasım 2011 Pazar 22:20
Sivilleşme Aracı Olarak Vicdani Ret - 21 Kasım 2011 Pazartesi 09:07
Arap Baharının Adalet Arayışına Etkisi - 27 Ekim 2011 Perşembe 15:44
İlerleme Raporu: AB Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - 20 Ekim 2011 Perşembe 10:51
Makedonya Ziyareti ve Bulgaristan Gerginliği - 06 Ekim 2011 Perşembe 08:51
Bağımsız Filistin Rüyasını Gerçekleştirmek - 19 Eylül 2011 Pazartesi 13:15
Palmer Raporu: BM Gözetiminde Hukuk İstismarı - 15 Eylül 2011 Perşembe 18:17
Mülklerin İadesi: Azınlık Haklarında Önemli İlerleme - 30 Ağustos 2011 Salı 01:21
Ses Kayıtları ve Silahlı Kuvvetlerin Denetimindeki Zorluklar - 26 Ağustos 2011 Cuma 17:39
Suriye’de Sona Yaklaşırken - 09 Ağustos 2011 Salı 14:40
Kosovalı Sırpların Ateşle Dansı - 01 Ağustos 2011 Pazartesi 16:18
İlerleme ve Gerileme Arasındaki Sırbistan-ABD İlişkileri - 22 Temmuz 2011 Cuma 09:32
Yunanistan-İsrail İttifakı: Doğu Akdeniz’de Güç Gösterisi mi ? - 12 Temmuz 2011 Salı 09:12
Boykot ve Ergenekon - 30 Haziran 2011 Perşembe 16:17
Cenevre Sözleşmesinin 60.Yılında Mülteci Sorunu - 21 Haziran 2011 Salı 09:16
Bölgesel İnsani Kriz ve Suriyeli Mülteciler - 13 Haziran 2011 Pazartesi 09:14
Bir Dönem Noktası Olarak Cuntacıların Yargılanması - 09 Haziran 2011 Perşembe 17:49
Bosnalı Sırpların Tehlikeli Oyunu - 25 Mayıs 2011 Çarşamba 16:41
Balkanlarda Kültürel Kimlikler Çatışmayı Önleyebilir mi? - 12 Mayıs 2011 Perşembe 21:17
Türk Hukuk Düzenine Etkileri Açısından İzmir Deklarasyonu - 05 Mayıs 2011 Perşembe 15:51
Sırbistan Görüşmeleri ve Balkanlarda Artan Endişe - 30 Nisan 2011 Cumartesi 15:29
Suriye’de Esen Ölüm Rüzgarına Direnmek - 25 Nisan 2011 Pazartesi 14:22
Avrupa’da Üniter Kültüre Doğru - 22 Nisan 2011 Cuma 17:10
12 Eylül’le Hesaplaşmaya Hazır mıyız? - 11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02
Goldstone Skandalı ve Hukukun İtibarsızlaştırılması - 05 Nisan 2011 Salı 15:36
Hakikat Komisyonlarının Geçiş Dönemindeki Rolü - 30 Mart 2011 Çarşamba 14:38
Birleşmiş Milletlere İnsani Müdahale Zamanı - 23 Mart 2011 Çarşamba 17:11
Kosova-Sırbistan Görüşmeleri Başlarken - 14 Mart 2011 Pazartesi 11:16
Arnavutluk Siyasi Krizi Aşabilir mi? - 07 Mart 2011 Pazartesi 08:55
28 Şubat ve Ordunun Sivil Denetimi - 28 Şubat 2011 Pazartesi 14:24
Diktatörler Üreten Uluslararası Düzeni Sorgulamak - 25 Şubat 2011 Cuma 08:25
Mısır’daki Halk Hareketinin Etkileri - 29 Ocak 2011 Cumartesi 15:53
Jüristokratik Vesayetin Gücü: Danıştay Örneği - 21 Ocak 2011 Cuma 11:22
Tunus’ta Halk İsyanı ve Değişimin Rengi - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:42
Berlin’den Meriç’e: Avrupa’nın Yeni Duvarı - 04 Ocak 2011 Salı 15:55
Yer İsimlerinin (Bir Hakkın) İadesi - 29 Aralık 2010 Çarşamba 18:31
Yeni Türkiye İçin Bir Fırsat: Balyoz Davası - 18 Aralık 2010 Cumartesi 14:16
Orantısız Güç - 10 Aralık 2010 Cuma 22:04
Askerler Sivil Denetime Ne Kadar Hazır? - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:39
AB İlerleme Raporu; Şartlar Değişti mi? - 12 Kasım 2010 Cuma 09:49
Kosova’da Hükümet Düşerken - 03 Kasım 2010 Çarşamba 10:31
Almanya Kritik Bir Dönemeçte - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:30
Bosna-Hersek Seçimleri: Çözüm mü, Belirsizlik mi? - 08 Ekim 2010 Cuma 21:06
Hrant Dink Kararından Ders Çıkarmak - 22 Eylül 2010 Çarşamba 12:32
Amerika: İslamofobiden Anti-İslamizme Doğru mu? - 14 Eylül 2010 Salı 17:27
İsrail-Filistin Müzakere Masasında Neler Var? - 01 Eylül 2010 Çarşamba 09:23
BM Raporunda Türkiye’ye Son Uyarılar - 24 Ağustos 2010 Salı 11:33
Kosava ve Balkanlarda Yeni Gerilimler - 13 Ağustos 2010 Cuma 13:05
Asker Hesap Vermezse Ne Olur? - 04 Ağustos 2010 Çarşamba 14:06
Kürt Sorunu ve Güvenlik İlişkisi - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 10:51
Yetimhane Kararını Nasıl Okumalı - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 15:02
17. Yılında İki Katliam ve Toplumsal Barışı Korumak - 06 Temmuz 2010 Salı 12:31
Fergana Vadisi’nden Orta Asya’ya Yaklaşan Tehlike: Etnik Çatışmalar - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:16
BM Saldırganı Cezalandırabilir (mi?) - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:41
Uluslararası Sulara Gömülen Hukuk ve İsrail Korsanlığı - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:54
Mülteci Politikalarında Yeni Riskler - 26 Mayıs 2010 Çarşamba 17:49
Derin İlişkilerde Her Yol Ergenekon’a Çıkıyor - 12 Mayıs 2010 Çarşamba 16:08
Kamu İdaresi ve Sivil Aktörlerin İnsan Haklarının Geleceğindeki Rolü - 06 Mayıs 2010 Perşembe 21:46
Özel Hayata Yıkıcı Etkisiyle Bir İhlal Uygulaması “Fişleme” - 23 Nisan 2010 Cuma 10:43
Kırgızistan: Güvenlik ve Özgürlük Arasında Kaybolmak - 09 Nisan 2010 Cuma 18:01
Sırbistan'ın Özür Dileme Siyasetinin Etkileri - 02 Nisan 2010 Cuma 12:19
Roman Açılımı ya da En Alttakilerin Sesini Duyabilmek - 24 Mart 2010 Çarşamba 13:43
İklim Mültecileri Nereye Gidecek - 17 Mart 2010 Çarşamba 10:32


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya