Gazze’ye Özgürlük Konvoyu’na İsrail’in vahşi saldırısı ve sivil vatandaşlarımızın öldürülmesi olayı Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolünde Davos’tan da önemli etkileri olan bir olaydır. Bu süreçte yaşananlar ve yaşanacaklar uluslararası güç dengeleri, ahlaki prensipler, ekonomik güç ve hatta gelecek seçimler açısından da önemlidir. Bu sürecin iç kamuoyu, Batı kamuoyu, İslam Dünyası ve Arap kamuoyu açısından iyi yönetilmesi gerekir. Bu yazıda özellikle İsrail ve Türk Dışişleri bakanlarının gizli görüşmesinin Arap Dünyası’ndaki yankısı ve etkisi tartışılacaktır.
Özgürlük Konvoyu ile Türkiye birçok Arap yönetiminin ve hatta İran’ın yaptığının tersine yalnızca İsrail’i eleştirmekle yetinmemiş, söylemden eyleme geçmiştir. Arapların çok hassas olduğu Filistin sorununa dünyanın ilgisini çekmeyi başarmıştır. Ayrıca, bu yolda şehit verilmesi de yalnızca ekonomik çıkarı için değil, bölgenin sorunlarına gerçekten samimi olarak ilgilendiğini göstererek liderliğe layık olduğu anlayışı pekişmiştir.
Ancak bu güçlü liderlik imajı İsrail’le son gizli görüşmenin basına sızmasının ardından biraz darbe almıştır. Çünkü Özgürlük Konvoyu’na saldırıdan sonra Türkiye’nin İsrail’den net beklentileri vardı: Özür dilenmesi, uluslararası soruşturma komisyonu kurulması, tazminat ödenmesi ve Gazze’ye uygulanan ablukanın kaldırılması. İsrail ise yalnızca sonuncu istek konusunda adım atacağını söyleyerek diğerlerini duymazdan gelmiştir. İsrail Hükümeti, Araplara karşı uzun zamandır sürdürdüğü kibirli tutumunu geçenlerde Obama’ya ve şimdi de Türkiye’ye takınmaktadır.
Herkesle görüşülebilir ama bu kadar aceleye gerek yoktu. Görüşülecekse görüşülür ama böyle erken ve kibirli bir hükümetle olmasa iyi olurdu. Çünkü Türkiye’nin taleplerini umursamayan bir hükümetin bakanıyla – Türkiye’ye sempati ile baksa da – görüşülmesi özellikle dışarda ciddi bir tutarlılık sorunu yarattı. Görüşmenin gizli yapılması da ayrı bir sorun çünkü teknoloji çağında gizli diye bir şey kalmıyor ve Türkiye’nin isteklerini bütün dünya biliyor. İsrail tarafının bu gizli görüşmeyi ifşa etmesi de kendilerine güvenilmemesi gerektiğini de ispatlar gibiydi.
Görüşme talebinin kimden geldiği görüşme kadar önemli değil. İsrail’in görüşmek istediğini tahmin edebiliriz çünkü masabaşı müzakelerde ve diplomasi oyununda çok tecrübeli. Ayrıca, diplomasi dışı kaba askeri gücüne güvenerek ve müzakere varmış gibi yaparak kendisine zaman ve meşruiyet kazandırmayı her zaman çok iyi başarıyor. Burada belki taktiksel açısından İsrail Hükümeti içinde ihtilaf çıkartılması bir kazanç sayılabilir. Ancak bu olayın oluşturduğu tutarsızlık imajı yanında bu Türkiye’nin kazanım çok önemli sayılmaz.
Türkiye’nin popüleritesi arttıkça bölgede rahatsız olanlar da artıyor, artacaktır da. Türkiye’nin Gazze’deki dramı umursadığından değil, bütün her şeyi çıkarı için yaptığı yönünde ciddi söylemler var. Bu gizli görüşme, Türkiye’nin ahlaki ve insani bir derdi olmadığı ve yalnızca çıkarı peşinde koştuğunu söyleyenlere ciddi bir koz vermiş oluyor. Türkiye’nin belki pratikte çok fark etmeyecek gibi görünen hareketleri iyi tartarak atması ve bunu da dünyaya iyi anlatması gerekiyor.
Türkiye’nin özellikle Ortadoğu’ya dönük kamu diplomasisi yetersiz. Türkiye’nin dış ilişkileri siyasi, ekonomik ve kültürel alanlara kaydıkça ve Batı’dan Kafkaslara, Ortadoğu ve Afrika’ya geliştikçe daha daha da karmaşıklaşıyor. Özellikle Batı kamuoyu ve Arap kamuoyu farklı dinamiklere sahip. Hepsi için farklı yöntem ve nüanslar geliştirilmeli. Bu zamana kadar Davutoğlu Hoca’nın kişisel birikimi ve dar kadrosuyla idare edildi ve başarılı da olundu. Ama daha geniş ve kaliteli bir ekip de gerekiyor. Ayrıca, Türkiye bir dünya devleti oldukça atılan adımların yalnızca iç kamuoyunu değil komşularımız ve dünya kamuoyundaki algılanışını da hesaba katmalıdır.
Son yıllarda Türkiye genelde başkalarını çok rahatsız etmeyecek barış için arabuluculuk gibi uluslararası konularla önplana çıkıyordu. Ancak sırtını süpergüç Amerika’ya dayayarak taşkınlık yapan İsrail Hükümeti ile ve Ortadoğu’nun karmaşık sorunlarıyla uğraşmak, aynı şey değil. Hükümetin ve Dışişleri bakanının sinirleri, sınırları ve kapasitesi uluslararası alanda bu tür sorunlarla test edilecek. Başarabileceğinden dolayı umutsuz olmak için çok neden yok. Türkler kervanı yolda düzmeyi sever ama çok da geç kalmamak lazım.