ENGLISH
09.02.2012
30.06.2010 17:07


Doç. Dr. Ahmet Uysal

auysal@sde.org.tr
CV

Türkiye’nin Ortadoğu Politikalarının Gayri İktisadi Yararları

Türkiye’nin Ortadoğu politikalarının genellikle ekonomik yararlarından bahseldilmektedir. Kriz sonrası rekor ekonomik büyümeye yaklaştığımız şu günlerde Türkiye’nin Ortadoğu’ya yaptığı ihracat 20 milyar dolara yakın net bir kalem oluşturuyor. Yine kriz ortamında her ülkenin yatırım çekmek için kıvrandığı bir ortamda Ortadoğu’dan (daha çok Körfez ülkelerinden) gelen yatırımların da hatırısayılır düze ulaştı. Buna Ortadoğu’dan Türkiye’ye ciddi turist akınını de ekleyebiliriz. Ama Türkiye’nin Oradoğu’ya açılımı ekonomik alan dışında ne faydaları olabilir? Önce genel fayadalardan sonra iki net somut yararı tartışacağız.

Ak Parti Hükümeti döneminde Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılması ve son Gazze Konvoyu’nda yaşananlar bir açıdan Türkiye’nin bölgede oynayabileceği rolün önemini ortaya koydu. Türkiye Batı’dan bağımsız davranarak Batıyı alternatif veya karşıt görmeden, Ortadoğu’ya, Afrika’ya ve hatta Asya’ya açılımlar yapmaktadır. Eksen kayması olduğu tartışması aslında Türkiye’nin Batı için vazgeçilmez olduğunu kanaatinden kaynaklanıyor.
 
Batı (özellikle AB) Türkiye’yi tam içine kabul etmeden uzun süre bekleme salonunda tutamayacağını anlamaya başlamıştır. Türkiye’nin yeni arayışlara girmesi konusunda ABD Savunma Bakanı Robert Gates’in AB’nin Türkiye’yi oyalaması sebep göstermesine AB Komisyonu Başkanı Barroso ABD’nin Irak işgalini sorumlu göstermiştir. Biraz suçlayıcı olsa bile bu tartışma, Türkiye’nin daha fazla önemsendiği anlamına gelmektedir. Zaten Türkiye’nin İslam Dünyası’nda ve Ortadoğu’da ciddi prestij toplaması Batı’nın Türkiye’ye karşı tavrını da olumlu etkilemektedir.
 
Önce Alman Şansolyesi Merkel ve daha sonra Fransa başkanı Sarkozy artık ayrıcalıklı ortaklıktan çok habsedemez oldular. Özellikle Sarkozy seçimlerde ve sonrasında her fırsatta Türkiye’yi dışlayan söylemini nerdeyse terketmiştir. Ortadoğu’ya yeniden açılmak isteyen Fransa’nın bir yandan Türkiye’yi dışlayıcı söylemi bu sempati yüzünden Türkiye’ye değil daha çok Frasa’ya zarar vereceğini artık biliyorlar. Sarkozy yeni Türkiye gerçeğini, Süriye ile İsrail arasında kendi ülkesinin arabulucu olmasını çok isterken Suriye’nin Fransa’yı değil Türkiye’yi arabulucu isteğini görünce daha net anlamıştır. Ayrıca, yine Fransa’nın hevesli olduğu Akdeniz Birliği projesinin Türkiye olmayınca kadük kaldığını görmüştür.
 
1 Mart tezkeresi, Davos ve Gazze Konvoyu ile insanlık adına Türkiye’nin ciddi bir duyarlılığa sahip olduğunu dünya kamuoyuna gösterdi. Ancak Davos gibi bir olay, milyonlar harcasansa bile gerçekleşmeyecek bir reklam, ilgi ve sempati sağlayabilmektedir. Amerika’nın dünyadaki imajını düzeltmek için – devamı gelmese ve içi duldurulamasa bile – Obama’nın yaptığı kamu diplomasisine nekdar önem verdiğini hatırlamak yeter. Ya da, seçimlere hile karıştırdığı şaibesinin İran’ı ne kadar zora soktuğunu bilenler bilir.
 
Gazze Konvoyu olayında Türkiye, ABD desteği yüzünden İsrail’e yeterince ders verememiş olsa da, İsrail karşısında bütün dünya kamuoyunun desteğini almıştır. Ortadoğu politikaları Ortadoğu’da ciddi işbilirliği yaptığı Suriye ve Katar destek için hemen Türkiye’ye gelmişlerdir. Türkiye’nin deseği ile köşeye sıkışan Suriye yalnızca İran’a dayanmak yerine, kendisi dünya ile daha iyi ilişkiler kurarken bugün geldiğimiz noktada İran’ı itidale çağırmaya başlamıştır. Türkiye Suriye’yi İran’dan daha fazla kendisine ve dolayısıyla dünyaya yaklaşmıştır.
 
Ortadoğuya açılım politikaları özellikle Kürt meselesi ve PKK ile yapılan mücadelede ciddi bir değişim arzetmektedir. Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi PKK’ya desteğini kesmiştir ve Türkiye’ye karşı propaganda yapmamaktadır. Arap kamuoyunda önceden Türkiye’nin Irak topraklarında gözü var diye PKK’ya karşı operasyonları eleştirilmekten vazgeçilmiştir. Ayrıca, yeni Arap kamuoyunda hem Irak Kürtleri hem de Türkiye’nin ayrılıkçı Kürtleri İsrail’in piyonu olmakla suçlanarak Arap dünyasında eski sempati ve hareket alanını bulamamaktadırlar. Yine, Suriye’nin PKK’nın temel destekçisi olmaktan çıkıp onunla mücadeleye başlaması da yeni Ortadoğu politikalarının bir sonucudur.
 
Ortadoğu açılımı, dünya kamuoyunda Türkiye’nin imajını olumsuz etkiyen Ermeni faaliyetleri konusunda da görülmektedir. Lübnan, Suriye, Ürdün, Irak ve Mısır’a kadar yayılmış bulunan Ermeni toplulukları bölgede hem tarihsel hem de Türkiye’ye karşı olumsuz propagandalarını sürdürmektedirler. Ancak Türkiye’nin bölge ülkeleriyle yakın ilişki kurması sonucunda Ermeni gruplar bölgedeki faaliyelerinin zorlaştığından şikayete başlamışlardır. Örneğin, Ermeni gençlerin Hrant Dink için Ürdün’de yapacağı programa izin verilmemiştir. Yine, Lübnanlı Ermeni televizyoncuların Suriye’de sözde soykırım bölgelerinde çekim yapmalarına engel olunmuştur. Ayrıca, Lübnan Hükümeti, Eileen Khatchadourian’nın benzer mesajlar veren müzik klibinin yayınına izin vermemiştir.
 
Eksen kayması tartışmaları ışığında Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılması olumsuz bir gelişme gibi sunulmaktadır. Ancak genel olarak biraz riskli olsa da belli oranda bölgede aktif politikalar üretmesi ve etrafındaki gelişmelere dikkat etmesi Türkiye’nin yararınadır. Bu aktif rolü dolayısyla daha fazla önemsendiği gibi ve olumsuz bazı Kürt ve Ermeni faaliyetlerine de engel olduğu için somut faydalar sağlayabilmektedir.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Tunus Devrimi İlerliyor, Mısır'ın Yolları Taşlı - 19 Ocak 2012 Perşembe 12:00
Arap Baharı ve Erdoğan’ın Mısır Ziyareti - 12 Eylül 2011 Pazartesi 12:21
'Zenga Zenga' Kaddafi veya Diktatörün Hazin Sonu - 22 Ağustos 2011 Pazartesi 15:32
Suriye'nin Kanlı Oyalama Taktikleri ve Türkiye - 08 Ağustos 2011 Pazartesi 11:37
Suriye’de Geri Dönüş İmkanı Yok - 01 Haziran 2011 Çarşamba 16:55
Otoriter Rejimlerin Reformu Mümkün mü ? - 29 Nisan 2011 Cuma 17:59
Mısır’da Demokrasi Çarkı Dönüyor - 22 Nisan 2011 Cuma 17:04
Suriye Reform Şansını Kaçırıyor mu? - 01 Nisan 2011 Cuma 09:45
Mısır’da Referandum veya Demokrasinin Tadı - 22 Mart 2011 Salı 13:25
Mısır'da Burjuvazi-Asker İttifakı Bozuldu - 08 Şubat 2011 Salı 12:06
Türkiye Mısır’daki Yangını Söndürmelidir - 01 Şubat 2011 Salı 12:35
‘İnzil Paşa’ ya da Mübarek’in Son Hamleleri - 30 Ocak 2011 Pazar 15:41
Lübnan’da Kritik Dönem - 25 Ocak 2011 Salı 15:12
Tunus’ta “Dijital” Devrim - 15 Ocak 2011 Cumartesi 14:18
2011’in İlk Kurbanı: Mısır - 05 Ocak 2011 Çarşamba 09:44
İsrail’le Gizli Görüşme ve Tutarsızlık Görüntüsü - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 09:31
Türkiye’nin Ortadoğu Politikalarının Gayri İktisadi Yararları - 30 Haziran 2010 Çarşamba 17:07
Türkiye’nin Ortadoğu’daki Yeni Rolü – II - 22 Haziran 2010 Salı 17:00
Türkiye’nin Ortadoğu’daki Yeni Rolü - I - 15 Haziran 2010 Salı 11:24
İsrail’le Krizde Türkiye Ne Yapmalı? - 09 Haziran 2010 Çarşamba 17:03
İsrail’le Krizde Kazanan ve Kaybeden - 03 Haziran 2010 Perşembe 10:56
Kılıçdaroğlu ve Dış Politika - 24 Mayıs 2010 Pazartesi 14:55
Arap Milliyetçiliği Nereye? - 10 Mayıs 2010 Pazartesi 12:02
Arapça TRT ve Türkiye’nin Yumuşak Gücü - 12 Nisan 2010 Pazartesi 11:07
Arap Cephesinde Yeni Bir Şey Var mı? - 01 Nisan 2010 Perşembe 09:25
Süpergüçlerin Meşruiyeti Var Mı? - 23 Mart 2010 Salı 17:59
Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – II - 10 Mart 2010 Çarşamba 09:43
Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – I - 02 Mart 2010 Salı 09:54
Artan Azeri-İsrail İlişkileri Üzerine - 18 Şubat 2010 Perşembe 13:50


SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya