ENGLISH
23.05.2012
01.12.2009 10:07


Doç. Dr. Ertan Beşe
SDE Uzmanı
ebese@sde.org.tr
CV

İstihbarat Hizmetlerinde Denetim Sorunu

İstihbarat dünyası ve faaliyetleri, insanların en çok merak duyduğu ve aynı zamanda çekindiği alanlardan birisidir. İstihbarat örgütleri, devlet ve toplumun güvenliğini sağlamak üzere, her türlü iç ve dış kaynaklı tehdit unsurlarının tespiti, izlenmeleri ve zararlı faaliyetlerinin önlenmesi amacıyla bilgi toplayıp analizler yaparak, bunları ilgili mercilere sunarak gerekli strateji ve politikaların üretilmesini ve uygulamasını sağlayan teknik donanımlı hizmet kurumlarıdır. Devlet ve toplum güvenliği açısından istihbarat teşkilat ve faaliyetlerinin hayati bir öneme sahip olduğu gerçeği, tartışma konusu dahi olamaz. Bu denli önemli bir faaliyet alanı oluşturması, bu tür işlerle iştigal eden kurum ve kuruluşlara da önemli bir dokunulmazlık ve istisnai bir güç sağlar.

İstihbarat örgütlerinin yaptıkları işler ve çalışma yöntemleri hep merak edilir. Faaliyet alanları ve çalışma yöntemlerinin gizli olması, kurumsal olarak da hep perde arkasında kalmalarını gerektirir. Bu onlar için aslında mesleğin en zor yanıdır. Daha doğrusu istihbaratçılık mesleği hep hayatın cilveleriyle doludur. Hep gizli kahramanlık rolü düşer kendilerine. Yaptıkları ve başardıkları işlerin önem ve zorluğuyla paralel bir biçimde hak ettikleri övgü ve saygınlığı bulamazlar. Hep açıklanamaz olay ve komplolarda çekingen yüzlerin imalı bakışları çevrilir bu kurumlara. İstihbarat kurumları ve mensupları, komplo teorisi senaryoların görünmez ama vazgeçilmez aktörleridir.

İstihbarat dünyası ve faaliyetleri denildiğinde biz de daha ziyade iç istihbarat faaliyetleri akla gelir her nedense. Soğuk savaş döneminin casuslar savaşından biz nedense, sanki fazla nasiplenmemişiz gibi bir izlenim vardır insanların zihninde, muhtemelen böyle olmamakla birlikte. İç güvenliğe yönelik tehdit algılamalarının yüksek olduğu toplumlarda, istihbarat örgütleri hep polisiye görevler, polis ise istihbarat örgütlerinin görevlerine benzer fonksiyonlar yüklenirler. 

İstihbarat örgütleri, birçok ülkede o ülkenin en güçlü ve önemli kurumu olarak nitelendirilirler ve algılanırlar. Her şeye vakıf olma imkânları nedeniyle kendileri de belki böyle bir kanı ve psikolojiye sahiptirler. Bilginin en önemli güç kaynağı ve hatta silah olduğu günümüzde haksız da sayılmazlar. Bu nedenle kimsenin cesaret edemediği konularda bile gerek görüldüğü takdirde ilk adımların atılmasında öncülük edebilirler.

Faaliyetlerinin gizlilik gerektirmesi ve modus operandi sistemlerinin özgünlüğü, istihbarat örgüt ve faaliyetlerinin aynı zamanda en hassas noktasıdır. Yürüttükleri faaliyet ve operasyonlarının başarısı, bunlara ilişkin detayların mümkün olduğunca az sayıda kişi tarafından bilinmesini gerektirir. Çalışma yöntemlerinin, çoğu zaman meslek ve geleneğin dışında olanlar tarafından anlaşılması da zordur. Bu nedenle istihbarat örgüt ve faaliyetlerinin demokratik ve hukuki denetim usulleri ile diğer devlet kurumlarıyla ilişkileri özel bir önem taşır.

Geçtiğimiz hafta ülkemizde teknik istihbaratın belirli uygulamalarında ilgili kurumlar arasında gerekli koordinasyonu sağlamakla yükümlü bir kurum olan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ve bazı yargı organları arasında gerilim yaşandı. Gerilimin taraflarından birisi de Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı oldu. Gerilime neden olan tartışmanın ana konusu, yargı camiası içerisinde yer alan bazı kişi ya da kurumların hakim kararıyla da olsa dinlenilmesi ya da buna teşebbüs edilmesiydi. Bunun üzerine bazı yargı kurumları TİB’de tespit yapılmasını sağladı. Yapılan tespit işlemi ve yöntemi, ciddi hukuki tartışmalara neden oldu. TİB yöneticileri, keşfin ve bu esnada talep edilen şeylerin (özellikle mevcut kayıtların) istihbarat faaliyetlerinin hassasiyet ve ‘gizlilik’ ihtiyacı nedeniyle hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüler. Devletin en gizli bilgi ve politikalarını ihtiva eden arşivlere kimlerin ne şekilde ulaşabileceği, her yargı kurumunun bunlara ulaşmasının doğru olup olmadığı ve bu konuda yetki ve sınırın ne olması gerektiği gibi hususlar tartışılan ana hususlar oldu.

Bu gelişme, yani ilgili mahkeme ile Adalet Bakanlığı ve TİB arasındaki gerilim; özellikle bu kurum (TİB) bünyesinde bulunan ve dinleme faaliyetlerinde aktif olarak yer alan kuruluşları tedirgin etti. Çünkü onlara göre yürüttükleri dinleme faaliyetleri zaten mahkeme kararlarıyla yapılmaktadır ve bunlar doğrudan ulusal güvenlik amacıyla icra edilen türden dinleme faaliyetleridir.

Günümüzde ülkelerin artan terör, sınır aşan örgütlü suçlar, dış tehditler ve benzeri türden tehlikelere karşı ulusal güvenliklerinin sağlanması için istihbarat örgütleri ve faaliyetlerine her gün biraz daha fazla ihtiyaç duyarken; aynı zamanda atfettikleri önem ve verdikleri destekle güçlenen bu örgüt ve faaliyetlerini de kontrol ve denetim altında tutma ihtiyacı duymaktalar. Bu durum, hem kendi konumlarını koruma ve hem de demokrasi, insan hakları, temel hak ve hürriyetler ile güvenlik arasındaki dengeyi kurmak ve sürdürmekle alakalı bir şeydir. 

İstihbarat hizmet ve sağlayıcılarının denetim, gözetim ve kontrolünü sağlıklı bir şekilde yürütmek, onlardan en verimli bir biçimde yararlanmak yasama, yürütme ve yargının ortak sorumluluğunda olan ya da olması gereken bir şeydir. Gelişmiş modern ülkelerde çoğunlukla bu denge gözetilir. İstihbarat örgütleri görev alanlarına göre ilgili bakanlıklar bünyesinde yer alırlar ve görev alanları iyi tanımlanmıştır. İlgili Bakan, bakanlığı bünyesindeki güvenlik ve istihbarat konularına ilişkin politikaları belirlemede birincil yetki ve sorumluluklara sahiptir. Bunların parlamenter denetim ve kontrolünü sağlayan komiteler söz konusudur. İstihbarat Komiteleri’nin bu teşkilatların politika ve uygulamalarının gerek belirlenmesi ve gerekse denetim ve kontrolü üzerinde önemli yetkileri vardır.

Yürütmenin istihbarat teşkilatlarının elindeki bilgilere erişimi söz konusu olduğundan, bu bilgilerin çeşitli amaçlarla istismar edilmesi ihtimali, bu teşkilatların gözetim ve denetimi için özel yöntem ve araçların oluşturulmasını gerekli kılmıştır. İstihbarat örgütlerinin denetimi kadar, hükümetlerin onlar üzerindeki otoritesi de önemlidir. Geçmişte darbe hazırlıklarını kendilerine haber vermeyen istihbarat teşkilatlarından şikâyet eden başbakanların olduğunu düşünürsek, bu hususun önemi daha da iyi anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak, modern demokratik toplumlarda istihbarat örgüt ve faaliyetlerinin yasama, yürütme ve yargı organları tarafından gözetim ve denetiminin dengeli bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Yürütme, istihbarat teşkilatlarını en sağlıklı bir şekilde ülkenin ihtiyaçlarına göre çalıştırır ve kontrol ederken; parlamento bu faaliyetlerin etkinliğini, demokratik ilke ve ülke çıkarlarına uygunluğunu denetlemelidir. Yargı ise, özellikle kişisel hak ve özgürlüklerin korunması açısından gerekli yargısal denetimi yapmalıdır.


YAZARIN TÜM YAZILARI
PKK’nın Dördüncü Evresi - 28 Haziran 2010 Pazartesi 16:49
Hükümet Açılımda Israr Edince PKK Taktik Değiştirdi - 24 Haziran 2010 Perşembe 13:48
Terörist ve Devlet Arasındaki Çizginin Bulandığı Gün… - 01 Haziran 2010 Salı 15:08
Baharla Gelen Terör, Terörle Gelen Mesaj - 07 Mayıs 2010 Cuma 10:05
Suikast Politikaları Uluslararası Güvenliği Tehdit Ediyor - 05 Nisan 2010 Pazartesi 10:27
Retorikten Pratiğe Demokratik Açılımda Yeni Dönem - 08 Şubat 2010 Pazartesi 12:20
DTP’nin Kapatılması Ne Anlama Geliyor? - 13 Aralık 2009 Pazar 17:02
Stammheim'i Yeniden Hatırlamak: Tecrit mi? Bahane mi? - 07 Aralık 2009 Pazartesi 11:12
PKK Gösterileri Neyi Amaçlıyor? - 03 Aralık 2009 Perşembe 12:00
İstihbarat Hizmetlerinde Denetim Sorunu - 01 Aralık 2009 Salı 10:07
Güven(sizlik) Sorunu ve Sosyal Paranoya - 24 Kasım 2009 Salı 14:31


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya