ENGLISH
23.05.2012
23.06.2010 15:37


Aydın Bolat
SDE Stratejik Planlama Kurulu Başkanı
abolat@sde.org.tr
CV

Referandum Sürecinde Türkiye’nin Ateşle Sınavı

Terör Neyin Örtüsü? Hangi Gündemi Kapatıyor?

 
Türkiye tırmandırılan terör olaylarını konuşuyor. Kırda, ovada, şehirde artan PKK patentli saldırılar infial yaratıyor. Neler oluyor? Türkiye nereye gidiyor? Sorularıyla toplumsal öfke yükseliyor. Sosyal psikoloji bozuluyor. Terör bütün dünyada yarattığı sonuçları bizde de yaratıyor ve bunun için kullanılıyor. Halkı yıldırma, sindirme, iradesini gevşetme ve psikolojisini bozma. Kaotik ve güvensiz bir ortam yaratarak moral motivasyonu kırma. Kan, şiddet, cinayetlerle korku salarak topluma ihalesini aldığı iradeyi, çözümleri, talepleri dayatma.
 
Asimetrik Savaşın Çağdaş Silahı Terör
 
Terör ayrıca günümüzde her türlü güç mücadelesinin asimetrik savaş argümanı. Menfaati ve politikaları çatışan ülkeler, ideolojik ve siyasi hesapları ters düşen güç odakları psikolojik savaş ve propaganda vasıtası olarak terör maşasını kullanıyorlar. Klasik cephe savaşları çoktan çağdışı kaldı. Üçüncü dünya savaşı çoktan çıktı yöntemi terör. İşte ABD ikiz kulelere yapılan saldırı. Sonrasında dünyanın önemli merkezlerinde markası ne konursa konsun terör eylemleri. İşte Afganistan, işte Irak ve Pakistan. Devlet teröründen söz ediliyor İsrail ve benzerleri için. Devletlerin güdümünde ve müteahhitliğinde taşeron terör örgütleri, CIA’nın MOSSAD’ın patronajında terör şebekeleri. Bir düğmeye basılınca ortalığı cehenneme çeviren patlamalar, onlarca, yüzlerce can’a mal olan cinayetler, şiddet, kan, kaos... görüntüleri. İstihbarat örgütlerinin elini yakmadan ve kana bulamadan kullandıkları maşalar. Çete ve cinayet şebekeleri, korsanlar. Bunların küresel markaları var, bölgesel markaları var ve ulusal olanları da. Ortak özellikleri satılık, taşeron, robot yapılar olmaları. Bu aşağılık silahı küresel, bölgesel ve yerel hesabı olan güçler ahlaksızca kullanmaktan geri durmuyorlar. El Kaide küresel bir terör markası ise PKK da bölgesel ve yerel bir marka. Arkalarındaki patronlar esas düşmanın ta kendisi. Asıl hedef tetikçiler  değil azmettirici güçler olmalı.
 
PKK Ergenekon Organizasyonunun En Kanlı Terör Örgütüdür
 
İçeride ve dışarıda Türkiye’nin başına bela açmak isteyen odakların, yönetmek isteyen, kontrol etmek isteyen, sonuç dayatmak isteyen, içimize kapatmak isteyen, bizi küçültmek isteyen, gücümüzü parçalamak ve dağıtmak isteyen, düşman güç odaklarının kullandığı silah PKK terörüdür. Dün DHKPC idi, TİKKO idi, bugün PKK. Çıkışının ideolojik, dinsel, etnik temele dayanması önemli değil. 2007 yılından beri Türkiye yıllardır başını ağrıtan terör, suikast, darbe, faili meçhul cinayet ve kaotik toplumsal anarşi ve provokasyonlarının ana müteahhidinin esas patronunun Ergenekon yapılanması olduğunu çözmüştür. Derin karanlık yapılanmaların operasyonel genel örgütünün varlığını, işleyişini, devlet içindeki organizasyonunu Ergenekon iddianamelerinde yüz binlerce sayfalık dokümanlarla birlikte sayısız teknik takip, ses kaydı, CD ve belgelerle deşifre ederek kamuoyuna açıklamıştır.
 
Maalesef bu yapının orduda, yargıda, emniyette, mit’te, siyaset kurumunda, akademisyen camiada, gazeteciler ve aydınlar arasında, iş ve işveren dünyasında yani devletin bütün kurumlarında halkın bütün katmanlarında kök saldığı kullanılır aktör bulduğu anlaşılmıştır. Ergenekon ve darbe dava ve soruşturmalarında 500’den fazla kişi sorgulanmış pek çoğu tutuklanmış büyük bir kısmının da tutuksuz yargılanmalarına devam edilmektedir. Ergenekon davalarının yıllarca süreceği ve daha pek çok kişiye uzanabileceği tahmin ediliyor.
 
Ergenekon; Türkiye’nin bağımlılık politikalarının, derin vesayetinin ve statükonun operasyonel yapısıdır.
 
Devleti, kurum ve kuruluşları, çeşitli toplumsal kesimleri, sivil toplum çevrelerini, sosyal grupları, ideolojik katmanları ayırt etmeden aygıtının içine alan bu Ergenekon terör çadırı şiddetin çok ötesinde Türkiye’nin bağımsızlığının, hürriyetinin, varlık ve bekasının, toplumsal refah ve barışının düşmanıdır. Ergenekon derin yapısı etkinliği sıfırlanmadıkça bu millete rahat, huzur yoktur. Bu kirli ve karanlık organizasyon Türkiye’nin kabusudur. İşte ülkemizde yaşanan haksızlıkların, hukuksuzlukların, çatışmaların, cinayetlerin, yolsuzlukların, kardeş kavgasının, faili meçhul cinayetlerin, suikastlerin, provokasyonların ve her türlü saldırıların, krizlerin, kaosların arkasında kökü dışarıda gövdesi yurt içinde olan bu Ergenekon organizasyonu vardır. PKK işte bu yapının etnik mücadele boyutunda kullandığı taşeron örgüttür. PKK Şemdinli de dağda, İskenderun, Diyarbakır, İstanbul’da şehirde Ergenekon yapısının amaçlarına hizmet etmektedir.
 
Tırmandırılan PKK terörü; Yargıtay’ın hukuk skandallarının ve hukuksuz Ergenekon, Balyoz tahliyelerinin örtüsü oluyor, bu yargı faciasının gündemini kapatıyor.
 
Yargıtay’ın hukuk ve ceza daireleri ile Ergenekon ve Balyoz davası suçlularını ilgili özel yetkili mahkemelere rağmen tahliye eden irade ile Şemdinli’de Mehmetçiğe kurşun sıkan irade aynı beyinin komutasındadır. Yüksek yargı Mehmet Haberal’ı tahliye etmeyen hakimlere ceza yağdırırken PKK’da kurşunlar yağdırarak bu hukuk skandallarının üstünü kamufle ediyor ve gündem saptırıyor. Ergenekon’un sorumsuz ve hukuksuz tahliyelerini konuşmasın, sorgulamasın Türkiye. Terörü, şehit cenazelerini, ağlayan anaları konuşsun istiyorlar. Yüksek yargının hukuku bitirdiğini değil terörün ateşini konuşun diyorlar. İkisi de aynı amaca hizmet etmiyor mu? Birisi hukuku, devleti öldürüyor, diğeri askerleri, masum vatandaşları.
 
Yaklaşan referandum ve seçim sürecinde Türkiye’nin terörle sınavı
 
Konjonktürel bir gerekçe daha var. Azdırılan terör için. Yaklaşan referandum ya da seçim, AYM’nin temmuz ayı içinde vereceği karara göre Eylül’de ya referandum ya da seçim var. Referandum, seçim ya da referandum+seçim ile ülkemizin geleceği netleşecek. Bu seçim dönemi değişim sürecinin finalidir. Ya değişim ya da statüko diyecek Türkiye. Referandumda evet ve seçimde değişimin çıkması Türkiye’nin demokratikleşme, yenilenme iradesini güçlendirir. Aksi hal statükonun devamına hizmet eder. Halkın oyu ve iradesi referandum ve seçimde çok önemli. İşte terör bütün şiddetiyle bu süreci etkilemek, yönlendirmek ve değişim iradesini onun yürütme ve yasama gücünü kırmak, zayıflatmak istiyor. Terör azdırılırsa, şehit cenazeleri arttırılırsa, ülke yönetilemez bir istikrarsız görüntüye taşınırsa, Ak Parti ve Erdoğan kaybederse diye terör ateşine benzin dökülüyor. Bu alçak niyet için insanların canının malzeme yapılması onları hiç ilgilendirmiyor. Yeter ki iktidarları sürsün, statüleri bozulmasın, kastları kırılmasın. Her şey mübah asker ölsün, ülke bölünsün, ekonomi çöksün hiç önemli değil. Bu azgınlıklarını referandum ve seçim sürecinde devam ettirmek istiyorlar. Her şeyi göze almış durumdalar. Bu organize beladan Türkiye; kendini koruyabilirse, buna karşı istikrarını savunabilirse, barış ve değişim direncini, güvenliğini muhafaza edebilirse kurtulabilecek.
 
Türkiye bunu başaracaktır, başarmalıdır. Demokrasisine, özgürlüğüne, barışına ve hukukuna bu millet sahip çıkacak, değişim iradesini ve talebini ayakta tutacak, kazanımlarını geriye düşürmeyecektir.
 
Türkiye terörü yenecek, değişim iradesine ve bu yoldaki kazanımlarına sahip çıkacak, istikrarını koruyacak, bölgesel ve küresel iddialarını sürdürecektir.
 
Türkiye referandum ve seçim sürecindeki sınavını başarıyla bitirecek, aydınlık bir geleceğin ufkuna yönelerek, kaderine sahip çıkarak yepyeni bir Türkiye’yi yükseltecektir.
 
Tırmandırılan PKK terörü statükoya, illegal derin Ergenekon yapılanmasına ve Türkiye’nin yükselişini durdurmak isteyen küresel odakların çıkarlarına hizmet ediyor.
 
Bölgesinde güçlü bir devlet, dünyada ciddi bir aktör olabilmesi için Türkiye’nin önce evinin içini düzeltmesi, iç barışını, istikrarını, refahını sağlaması şarttır. Kendi içinde güçlü olmayan Türkiye’nin dışarıda esamesi okunamaz. Haydi Türkiye…

YAZARIN TÜM YAZILARI
Milli Eğitim Sisteminde Üç Dörtlük Değişim - 02 Nisan 2012 Pazartesi 21:12
28 Şubat Ergenekon’un Çocuğu, Balyoz’un Ebesidir - 29 Şubat 2012 Çarşamba 19:21
TSK Reformu Acilen Yapılmalıdır - 03 Şubat 2012 Cuma 16:52
Yeni Yılda Neler Olacak? - 02 Ocak 2012 Pazartesi 19:20
Joe Biden Neden Geldi? - 07 Aralık 2011 Çarşamba 19:39
Türkiye ve Mısır'da Demokratik Dönüşümler - 27 Ekim 2011 Perşembe 18:26
Yükselen Türkiye'nin Risk ve Engelleri - 11 Ekim 2011 Salı 15:40
Türkiye’de NATO Füze Radarları / Doğu-Batı Denklemi - 07 Ekim 2011 Cuma 14:30
Teröre Karşı Yeni Strateji ve Demokratik Açılım - 25 Ağustos 2011 Perşembe 13:02
Yeni İslam Dünyası - 02 Temmuz 2011 Cumartesi 17:07
Türkiye’nin Seçimi: Yeni Anayasa İle Tam Demokrasi - 14 Haziran 2011 Salı 15:25
Türkiye’nin Seçimi Ya Vesayet Ya Tam Demokrasi - 06 Haziran 2011 Pazartesi 11:37
Seçim Virajında MHP, Terör ve PKK - 30 Mayıs 2011 Pazartesi 16:17
Türkiye Bölgenin Vicdanı... Filistin Birleşti, Libya Nereye? - 27 Mayıs 2011 Cuma 19:38
Suriye Nereye Gidiyor? - 18 Mayıs 2011 Çarşamba 14:20
Bin Ladin 3,5 Yıl Önce Eceliyle Ölmüştü! - 03 Mayıs 2011 Salı 18:26
Sorgulanan Devlet / Ergenekon - 28 Mart 2011 Pazartesi 14:21
Ortadoğu Değişim Sürecinde Aktörler ve Gerçek Dinamikler - 28 Şubat 2011 Pazartesi 16:24
Kadim Bir Dostun Tüm Sevdiklerine Mesajı - 05 Ocak 2011 Çarşamba 13:38
NATO Füze Savunma Sistemi - 26 Ekim 2010 Salı 16:43
12 Eylül: Darbe Değil Demokrasi - 08 Ağustos 2010 Pazar 18:44
Türkiye’nin Batıya Bağlılığını Göstermeye İhtiyacı Var mı? - 03 Temmuz 2010 Cumartesi 16:22
Referandum Sürecinde Türkiye’nin Ateşle Sınavı - 23 Haziran 2010 Çarşamba 15:37
Yalnızlaşan İsrail, Büyüyen Türkiye - 07 Haziran 2010 Pazartesi 15:47
Değişim CHP’yi de Etkiledi (mi?) - 03 Haziran 2010 Perşembe 13:18
Yakın Geleceğe Dair: Statüko Bitecek Değişim Sürecek - 29 Nisan 2010 Perşembe 16:02
Demokrasiye Evet Vesayet Rejimine Hayır! - 27 Mart 2010 Cumartesi 18:56
Balyoz Darbe Planlarına Hukuk Tokmağı - 26 Şubat 2010 Cuma 14:05
Plan Semineri Balyoz Darbe Planına Nasıl Dönüşür? - 25 Ocak 2010 Pazartesi 20:20
Aslında Ne Oluyor? Değilse Ne? - 15 Ocak 2010 Cuma 16:35
Ne ist(em)iyoruz? - 29 Aralık 2009 Salı 14:57
Eksen Kayması Değil Yeni Türkiye Vizyonu - 29 Aralık 2009 Salı 14:39
Açılıştan Kapanışa mı? Yoksa Kaos Bitecek Değişim Sürecek mi? - 28 Aralık 2009 Pazartesi 15:27
Ermenistan Açılımı - 28 Aralık 2009 Pazartesi 15:24
Demokratik Değişim Sürecinde Devlet, Siyaset ve Halk - 28 Aralık 2009 Pazartesi 14:57
Demokratik Açılım ve Yeni Türkiye - 28 Aralık 2009 Pazartesi 14:50


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya