ENGLISH
08.02.2012
09.06.2010 17:03


Doç. Dr. Ahmet Uysal

auysal@sde.org.tr
CV

İsrail’le Krizde Türkiye Ne Yapmalı?

İsrail’in Özgürlük Konvoyu’ndaki Türk eylemcilerin öldürülmesi birçok açıdan yeni ve kritik bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Bu olay Türkiye’nin iradesi ve gücünü test ettiği gibi, bu süreçten başarılı çıkabilirse bölgesel liderliği tescil edilecek ve çıkamaması halinde de bölgedeki diğer ülkelerden farkı olmadığı ortaya çıkacak. Peki, bu süreçten başarılı çıkmak için Türkiye neler yapabilir?
 
Neler yapılması gerektiğini iyi anlamak için krizin karşı tarafı olan İsrail’in ölümcül eylemi neden yaptığını doğru anlamak gerekir. İsrail Davos’tan sonra Türkiye’nin bölgede öne çıkmasından ciddi şekilde rahatsız oldu. Bu, Türk büyükelçisini İsrail’de aşağılanması olayı ile günyüzüne çıktı. Ancak bu olayda İsrail Hükümetinin geri adım atmak zorunda kalması hınçlarını daha da artırmış olabilir. Gözü kara İsrail yönetiminin yardım konvoyunu fırsat bilerek hem Türkiye’ye hem de eylemcilere bir ders vermek istediği anlaşılıyor. Özellikle Türkiye’nin sabrını, kapasitesini ve kararlılığını ölçmek istemiştir. Arkasındaki ABD desteğine ve elindeki askeri ve nükleer teknolojisine güvenen aşırı sağcı koalisyonun oluşturduğu İsrail Hükümeti, “mahallenin efendisi benim” diyerek hareket ediyor.
 
İsrail’in bu tutumunu, bölgesel ve dünya konjonktürü karşısında Türkiye ne yapmalı?
 
Öncelikle, Türkiye veya Araplarla tek başına Filistin sorununun çözülmesi mümkün değil. Ama yapılan bu ölümlü saldırıyı Hükümet’in sırf sözlü tepkilerle geçiştirmesi çok yanlış olur. Hiçbir şey yapmazsak inanırlığımızı kaybederiz ve ne İsrail bizi dikkate alır ne de başkaları. Dolayısıyla, Türkiye dengeli tepki göstermek ve hareket etmek zorunda. Bu amaçla haklı olduğu açık olan hukuki, diplomatik ve bazı ekonomik kozlarını kullanmalıdır ama İsrail’le kozlarını paylaşacağı bir düelloya girmesi gerekmez.
 
Hükümet’in İsrail’le krizi tırmandırması iç ve dış dengeler açısından risklidir. Çok şey yapılacağı yönünde halkta beklentileri artıracağı için, yapamazsa yine dönüp Hükümet’i vurabilir. Krizin tırmandırılması Batı’da İsrail’i suçluyken mağdur durumuna sokma riski taşımaktadır. Ayrıca, mümkün olduğunca zorlarken Obama yönetimi, propaganda gücü yüksel olan İsrail ile Türkiye arasında bir tercih yapmaya zorlamamalıdır. İsrail’e ciddi eleştiriler yöneltmeye başlayan ABD, hala Türkiye için İsrail’den vazgeçme durumunda değildir.
 
Ama Türkiye’nin somut diplomatik, hukuki ve ekonomik kozları da vardır. Örneğin, AB ve ABD’de ikna çalışmalarıyla ve Gazze ambargosunda kritik rol oynayan Mısır’a baskı yapılarak ambargo kaldırılabilir. Bu gerçekleşirse esas başarı sağlanmış olur. Bu amaçla bölgede ve kazandığı saygınlık sayesinde Filistinliler arasını bulunmak için özellikle Hamas’ı ikna ederek Filistinlilerin uzlaşması sağlanabilir. Mısır’dan da bu konuda yardım alınabilir. Ayrıca, Arap Birliği’nin Filistin’e yardım konusundaki çalışmalarına Türkiye destek verilebilir ve hatta öncülük edebilir.
 
Filistin meselesinin uluslararası alanda insani bir mesele olarak sunulmasında rol alarak Türkiye ambargonun kalkmasına katkıda bulunabileceği gibi, hem yerel hem de uluslararası hukuk zeminlerinde ambargonun kalkması konusunda hakkını arayabilir. Gazze ambargosunun sürekli gündemde tutulması İsrail’in işine en gelmeyecek şeylerden olduğu için yeterince baskı oluşturulmuş olur. Konvoy saldırısının uluslararası bir komisyonca incelenmesi konusunda ısrar edebilir. Ayrıca, ekonomik olarak İsrail ile bazı ekonomik anlaşmaları ve projeleri iptal edilmesi gerekir. Hiçbir şey olmamış gibi devam edilmesi Türkiye’nin saygınlığını zedeler, iç politikada da sorunlar ortaya çıkarır.
 
Kısaca, Türkiye bölgesel rolüne yeni yeni alışırken özellikle İsrail’e karşı daha dengeli ama etkili bir hareket tarzı benimsemelidir. Gazze ambargosunun kaldırılmasının sağlanması da önemli bir başarı sayılabilir. Yalnız sözde kalan hamasi tepkilerin yarardan fazla zararı olur ve ülkenin inanılırlığını azaltır. Araplar olmadan ve uluslararası desteksiz çözülemeyecek Filistin sorununa Türkiye’nin tek başına angaje olması pek yarar sağlamaz. Krizi tırmandırmadan her zeminde, her haklı ve makul yöntemi kullanarak hakkını aramalı ve haklıdan yana olmalıdır. Bu süreçten Türkiye bölgesel liderliğini tescilleterek çıkabilir.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Tunus Devrimi İlerliyor, Mısır'ın Yolları Taşlı - 19 Ocak 2012 Perşembe 12:00
Arap Baharı ve Erdoğan’ın Mısır Ziyareti - 12 Eylül 2011 Pazartesi 12:21
'Zenga Zenga' Kaddafi veya Diktatörün Hazin Sonu - 22 Ağustos 2011 Pazartesi 15:32
Suriye'nin Kanlı Oyalama Taktikleri ve Türkiye - 08 Ağustos 2011 Pazartesi 11:37
Suriye’de Geri Dönüş İmkanı Yok - 01 Haziran 2011 Çarşamba 16:55
Otoriter Rejimlerin Reformu Mümkün mü ? - 29 Nisan 2011 Cuma 17:59
Mısır’da Demokrasi Çarkı Dönüyor - 22 Nisan 2011 Cuma 17:04
Suriye Reform Şansını Kaçırıyor mu? - 01 Nisan 2011 Cuma 09:45
Mısır’da Referandum veya Demokrasinin Tadı - 22 Mart 2011 Salı 13:25
Mısır'da Burjuvazi-Asker İttifakı Bozuldu - 08 Şubat 2011 Salı 12:06
Türkiye Mısır’daki Yangını Söndürmelidir - 01 Şubat 2011 Salı 12:35
‘İnzil Paşa’ ya da Mübarek’in Son Hamleleri - 30 Ocak 2011 Pazar 15:41
Lübnan’da Kritik Dönem - 25 Ocak 2011 Salı 15:12
Tunus’ta “Dijital” Devrim - 15 Ocak 2011 Cumartesi 14:18
2011’in İlk Kurbanı: Mısır - 05 Ocak 2011 Çarşamba 09:44
İsrail’le Gizli Görüşme ve Tutarsızlık Görüntüsü - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 09:31
Türkiye’nin Ortadoğu Politikalarının Gayri İktisadi Yararları - 30 Haziran 2010 Çarşamba 17:07
Türkiye’nin Ortadoğu’daki Yeni Rolü – II - 22 Haziran 2010 Salı 17:00
Türkiye’nin Ortadoğu’daki Yeni Rolü - I - 15 Haziran 2010 Salı 11:24
İsrail’le Krizde Türkiye Ne Yapmalı? - 09 Haziran 2010 Çarşamba 17:03
İsrail’le Krizde Kazanan ve Kaybeden - 03 Haziran 2010 Perşembe 10:56
Kılıçdaroğlu ve Dış Politika - 24 Mayıs 2010 Pazartesi 14:55
Arap Milliyetçiliği Nereye? - 10 Mayıs 2010 Pazartesi 12:02
Arapça TRT ve Türkiye’nin Yumuşak Gücü - 12 Nisan 2010 Pazartesi 11:07
Arap Cephesinde Yeni Bir Şey Var mı? - 01 Nisan 2010 Perşembe 09:25
Süpergüçlerin Meşruiyeti Var Mı? - 23 Mart 2010 Salı 17:59
Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – II - 10 Mart 2010 Çarşamba 09:43
Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – I - 02 Mart 2010 Salı 09:54
Artan Azeri-İsrail İlişkileri Üzerine - 18 Şubat 2010 Perşembe 13:50


SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya