ENGLISH
09.02.2012
09.06.2010 09:21


Prof. Dr. Yasin Aktay
SDE Başkanı
yaktay@sde.org.tr
CV

Dış Siyasette Çıkar’dan Erdem’e Doğru Bir Eksen Kayması

Türkiye’nin Filistinlilerin derdiyle Arap ülkelerini bile geride bırakacak şekilde bu kadar yakından ilgilenmesi bazı çevrelerde rahatsızlık yaratıyor. Türkiye’nin bir eksen kayması yaşıyor olduğu tartışmasından ayrı olarak Türkiye’nin sadece kendi ülkesinin insanıyla ilgilenmesini isteyen, başka kimin başına ne gelirse gelsin umursamayan bu lakaytlığın hiçbir değer gözetmediği, siyasete insani değerlerin hiçbir yerinin olmadığını düşündüğü anlaşılıyor.

Doğrusu bu sesi ciddiye almaya kalksanız, ahlaki çöküntünün dibini bulursunuz sadece. Orada da Türkiye’nin işi olmasın artık. Türkiye, dış siyasetinde şimdiye kadar ezberletilmiş “çıkar” temelli ilişkilerin ötesinde belki ilk defa bu kadar çok “erdem” eksenli bir yol izliyor.
 
Şimdiye kadar dikkate alınan dış politika söylemi, son derece hesapçı, menfaatçi dünya dengelerine ve ilişkilerine hiçbir katkısı olmayan, aslında kendine de hayrı dokunmayan ve sürekli yerinde saymayı sağlayan bir söylem.
 
Bir kuruş menfaatimiz yoksa dünyanın hiçbir yerine hiçbir ilgi duymamayı telkin eden bu siyasetin iç siyasetteki veya insan ilişkilerindeki karşılığı da farklı olmuyor. En yakın arkadaşına bile kazık atmayı, reel siyaset adına kendini var etmiş bütün değerlerinden sıyrılmayı, yeri geldiğinde “babasına bile güvenmemeyi” marifet sayan bir kişilikten sadır oluyor veya böyle bir kişilik üretiyor bu siyaset. İnsani değerleri ülkelerin çıkarlarından dışladıkça normal hayta bile hiçbir insani değer tanımayan kişilikler üretiyor. Sadece güç dengelerini kollamayı gerektiren, onun dışında hiçbir insani değer tanımayan bu siyaset, dünyada güçlü olanın aynı zamanda her halükarda haklı olduğunu anlatır. Ülkelerin başka ülkelerle bilhassa haklılık veya duygusal temellerde değil ancak çıkar temelinde ilişki kurabileceğini söyler.
 
Bu siyaset tarzının normal olduğunu anlatmaya çalışıyor yıllardır bütün uluslararası ilişkiler teorisyenleri veya siyaset bilimcileri. Oysa Türkiye’nin yeni dış politikası, özellikle Filistin’e olan ilgide tezahür ettiği biçimiyle, tam da bu çemberi kıran bir siyasettir. İnsani değerlerin de önemli olduğunu ve güçlü olan, “otorite” olan, hâkim olan, aynı zamanda haksız ve zalim ise onunla ilişkileri bozmanın bütün maliyetlerine katlanmayı göze alan erdemli bir siyasettir.
 
Bu siyasetin önünü kesmek üzere geliştirilebilecek bütün argümanlar “ülkenin çıkarlarına” atıfta bulunur. Bu çıkarların nasıl da riske ediliyor olduğundan hareketle bizi ne kadar zor günlerin bekliyor olduğundan dem vurur. Aslında işin tabiatını bilenler için bu eksendeki analizlerin sadece belli, zayıf, oportünist, şahsiyetsiz bir kişiliğin evhamından ibaret olduğunu görmek zor değildir. Uluslararası ilişkilerde veya genel olarak siyasette insani değerlerin, iyiliklerin, vefanın, şefkat ve merhametin hiçbir karşılığı olmadığını söyleyenler siyasete sadece biraz daha “hastalık” katkısında bulunmuş oluyorlar.
 
Doğrusu bugün Türkiye’nin Filistin davası yoluyla keşfettiği yeni, etkili ve bereketli bir siyaset yolu vardı. Siyasette geçersiz olduğu zannedildiği için kimsenin yeterince itibar etmediği bu erdemli yol insanlığın önüne yeni bir ışık tutacak, dünyadaki statükonun mevcut yapısını derinden etkileyecek, bir siyasettir. Bu siyasetin dünyanın her tarafında bir anda karşılığını buluyor olması, Türkiye’nin bir anda tarihinde olmadığı kadar müthiş diplomatik tesirleri gösterebilmesi bu siyaset tarzının yakalamış olduğu büyük boşluğu veya beklentiyi de gösteriyor. Bu boşluğu doldurmaya odaklanmış bir tutum bile dış siyasette beklenmedik ittifakların ve yeni dengelerin oluşmasını beraberinde getirebilir.
 
 
PKK-HAMAS Karşılaştırmaları
 
Türkiye bu yolda ilerledikçe önünü kendi içindeki çelişkilerle, tutarsızlıklarla yüzleştirip tutarlılığa davet edenlerin olması gayet normaldir. Tabii ki Filistin sorununa sahiplenen Türkiye’nin kendi ülkesinde benzer bir çelişkiye razı olması da beklenemez. Ancak gelin şu PKK ve Hamas karşılaştırmalarının bir kısmının samimi olduğunu kabul etsek bile çoğunun Kürtlerin haklı davalarını desteklemekten ziyade İsrail’in Filistinlilere haksızlıklarını meşrulaştırmak üzere yapıldığını görelim.
Taş atan Kürt çocuğu görüntülerini Filistin İntifadasının haklılığını sulandırmak üzere kullanıyorlar, sonra PKK ile Hamas’ın, dolayısıyla İsrail ile Türkiye’nin aynı olduğunu zihinlere kazımaya çalışıyorlar.
 
Bu karşılaştırma çok büyük bir haksızlık.
 
Türkiye’nin Kürtlerle ilişkisinin tarihi her bakımdan eleştiriyi tabii ki hak ediyor. Türkiye’nin Kürt sorunu yakı bir sorundur, Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte oluşturulan milli devlet tanımının yeterince dikkatli olamamasından ve Türk milliyetçiliğine yaptığı göz ardı edici veya inkar edici tutumdan kaynaklanıyor. BU uygulamalar hiçbir şekilde savunulamaz, bugün sorunlu olduğu bizzat devlet tarafından da görülmekte ve düzeltilme arayışları sürmektedir. Ama burada işgalci bir devlet yok, hem de epey zamandır Kürt sorunu demokratik temelde çözüm yoluna girmiş bulunuyor. Bugün çok açıkça bu sorunun devam etmesini isteyen taraf Kürt halkını temsil ettiği iddiasındaki örgütün kendisidir. Düne kadar inkârcı siyaset Kürtlerin şiddeti için bir mazeret oluşturuyordu ancak en azından beş-altı yıldır bu inkârın yerini açık bir tanıma ve çözüm iradesi almıştır. Buna mukabil bu konuda adım atılmasını zorlaştırmak üzere PKK her vesileyle devreye kolaylaştırıcı değil zorlaştırıcı adımlarıyla girmektedir. Ürettiği şiddet devleti bu konuda çözüm üretmeye değil, sorunu daha da derinleştirmeye zorlamaktadır.  
 
Oysa bugün Kürt sorunu hakkında konuşanların ısrarla daha önce yapılmış olan haksızlıklarda takılıp kalmış olması artık gereksiz hale gelmiştir. Şiddete bir şekilde haklı zemin oluşturan durumun artık değişmiş olduğunu görmek gerekiyor. Bugün çözümün daha kalıcı ve sürdürülebilir hale getirilmesinin önündeki tek engel bizzat PKK’nın anlaşılmaz bir biçimde ilginç zamanlamalarla başvurduğu şiddetin kendisidir.
 
Bu şiddet hiçbir sorunun çözülmemiş olduğu izlenimini canlı tutmaya çalışıyor, ama bu adil değildir. Kendi ülkesinde devletin anayasal olarak teminat altına alınmış eşit vatandaşlık haklarıyla onurlu bir biçimde yaşayan Kürdü, İsrail tarafından her şeyine el konulmuş Filistinliyle karşılaştırmak Kürt’ün haklılığına bir şey katmaz. Bugün Kürtlerin eşit vatandaşlıktan veya maruz kaldıkları ayırımcılıktan kaynaklanan sorunlarının tamamının tartışılabildiği ve gerekli çözüm yollarının birlikte aranabildiği demokratik bir zemin varır Türkiye’de. Toprağı işgal edilmiş, sürülmüş olduğu küçücük bir toprak parçasında bile her türlü insani yaşam koşullarından, seyahat özgürlüğünden, insani yardımdan mahrum bırakılan, istenildiği zaman üstüne siviliyle çoluk çocuğuyla bombalar yağdırılan bir Filistin ile Kürt halkını karşılaştırmak tek kelimeyle ayıptır, zulümdür. Türk askeri en yanlış yaptığı zamanlarda bile Kürt halkını kendi vatandaşı görmekten hiçbir zaman geri durmamış, yaptığı yanlışlar zaman zaman yoğunluk kazanmışsa bile enine sonunda bir hak ve hukuk temelinde yargılanma yoluna gidilebilmiştir. Oysa İsrail halkıyla ordusuyla Filistinlileri düşman olarak görmekte ve en iyi Filistinli olarak ölü Filistinliyi tanımaktadır. Filistin halkına yaptığı hiçbir saldırının hesabını ne kendi içinde sormuş ne de uluslar arası alanda kimsenin sormasına fırsat vermiştir. Uyguladığı zulmün eşi benzeri yoktur.
 
O yüzden bu karşılaştırmanın kendine sağlayacağı küçücük politik kâra kavgada bile tamah edilmez. Bu karşılaştırmanın kendisi büyük bir zulümdür çünkü. Bilen yeterince biliyor. Tam aksine bu karşılaştırma İsrail’in Siyonist ve terörist siyasetine haklılık kazandırmak üzere kullanılıyor. Türkiye’nin Kürt halkı bu sinsi karşılaştırmaya kanmayacak kadar basiretlidir, asla kendisini Türkiye’de İsrail’in karşısındaki Filistinli gibi görmez; görmediğini de Mavi Marmara’ya hem yolcu olarak hem de şehit olarak sergilediği yüksek katılımla göstermiştir. Doğrusu, gemideki İsrail saldırısında şehit düşen 9 kişiden en az yedisi birer Kürt olarak taraflarını seçmiş ve bu karşılaştırmaya karşı gereken cevabı vermişlerdir.

 


YAZARIN TÜM YAZILARI
Ergenekon Davaları ve Yeni Türkiye için Yeni Sözleşme İhtiyacı - 17 Ocak 2012 Salı 17:44
Arap Baharının Küresel ve Bölgesel Etkisi - 19 Aralık 2011 Pazartesi 13:09
Arap Baharında Seçim Rüzgarları ve Türkiye Algısı - 07 Aralık 2011 Çarşamba 16:37
Türkiye ve Mısır’ın Demokratik Deneyim Paylaşımı - 31 Ekim 2011 Pazartesi 18:30
Suriye İmtihanında Türkiye ve Dünya - 16 Ağustos 2011 Salı 14:26
Siyasi Sorumluluk ve Yeni Anayasa - 21 Haziran 2011 Salı 21:22
Niçin "O" kazanıyor? - 16 Haziran 2011 Perşembe 09:29
Seçime Giderken… - 23 Mayıs 2011 Pazartesi 15:45
Kürt Sorununu Metalaştırıp Satmak - 10 Mayıs 2011 Salı 09:45
Siyasal İletişim ve Temsil - 02 Mayıs 2011 Pazartesi 17:02
Darbe, Tecavüzden Daha Yüz Kızartıcı Bir Suçtur - 18 Nisan 2011 Pazartesi 12:22
Aday Listelerindeki Algoritma - 18 Nisan 2011 Pazartesi 12:16
Bir Meslek Olarak Siyaset ve "Milletvekilliği" - 15 Nisan 2011 Cuma 10:13
Alevi Çalıştayları Raporu - 07 Nisan 2011 Perşembe 13:05
Ortadoğu Devrimleri: İslamcılığın Bitişi mi Evrimi mi? - 28 Mart 2011 Pazartesi 13:21
Arap Dünyasında Değişim: Gelecek, Gelmiş midir? - 18 Mart 2011 Cuma 10:12
AP'nin hayli "öğretici" raporu - 14 Mart 2011 Pazartesi 12:21
Sosyal Deprem Olarak Devrim - 23 Şubat 2011 Çarşamba 10:13
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İran Ziyareti - 21 Şubat 2011 Pazartesi 11:29
Mısır'dan Bakınca Çeşitlenen Türkiye Modeli - 15 Şubat 2011 Salı 10:06
11 Şubat Mısır Devrimi Hayırlı Olsun - 15 Şubat 2011 Salı 10:02
Devrim’in Öznesi ve İslamcı Siyaset - 10 Şubat 2011 Perşembe 18:30
Devrim Dalgalarını Sen, Oyun mu Sandın? - 01 Şubat 2011 Salı 13:03
Arap Dünyasında Değişim Zamanı - 01 Şubat 2011 Salı 12:56
Endişeler ve Tecrübeler - 26 Ocak 2011 Çarşamba 10:11
Hasan Ünal Nalbantoğlu'nun Ardından - 24 Ocak 2011 Pazartesi 12:44
Osmanlıyı Anlatan Kendini Anlatır - 17 Ocak 2011 Pazartesi 16:56
"Araplar Osmanlı'yı Değil Bugünün Türkiye'sini Seviyor" - 12 Ocak 2011 Çarşamba 09:35
Kul Hakkı - 10 Ocak 2011 Pazartesi 11:33
Demokratik özerklik: "Bu mudur?" - 04 Ocak 2011 Salı 16:00
Diyarbakır'dan vicdana sesleniş - 04 Ocak 2011 Salı 10:56
Bu Ne Acele ? - 27 Aralık 2010 Pazartesi 10:44
Kürt Meselesinde Siyasetin Dönüşü(mü)? - 21 Aralık 2010 Salı 12:52
CHP'nin "İktidar" Kurultayı - 20 Aralık 2010 Pazartesi 13:17
Bir Siyaset Olarak "Kendini Değiştirmek" Arap Türk Sosyal Bilimler Kongresi-2 - 15 Aralık 2010 Çarşamba 09:48
Arap-Türk Sosyal Bilimler Kongresi (ATCOSS) - 15 Aralık 2010 Çarşamba 09:46
Komplo Okuma Kılavuzu - 07 Aralık 2010 Salı 11:36
Kürt sorununa "kapatma" muamelesi yapmak - 06 Aralık 2010 Pazartesi 12:55
YÖK'ü Kaldırmak - 30 Kasım 2010 Salı 09:42
Kürt Siyasetçinin Sorunu - 29 Kasım 2010 Pazartesi 18:02
İktidar Hevesi - 23 Kasım 2010 Salı 12:12
Bayram ve Endişeli Modernler - 23 Kasım 2010 Salı 12:08
Davutoğlu'ndan "Demokratik NATO" Mesajı - 08 Kasım 2010 Pazartesi 10:49
Çin'den Bakınca Türkiye, Türkiye'den Bakınca Çin - 01 Kasım 2010 Pazartesi 11:38
Toplumsal Talepler AK Parti'nin Uhdesinde Değildir - 25 Ekim 2010 Pazartesi 14:46
Tophane'yle Beşiktaş'ın Arası... - 19 Ekim 2010 Salı 13:28
CHP 29 Ekim'de Haremlik-Selamlık mı İstiyor? - 18 Ekim 2010 Pazartesi 12:34
Değişen Küresel Güç Dengeleri ve Türkiye - 11 Ekim 2010 Pazartesi 12:42
Değiştirilmesi Teklif Dahi Edilemeyen - 05 Ekim 2010 Salı 14:13
Cumhurbaşkanının TBMM Açılış Konuşması - 04 Ekim 2010 Pazartesi 11:58
İçkinin Siyasallaşması - 28 Eylül 2010 Salı 09:44
Tophane'de "Mahalleye Baskı" - 27 Eylül 2010 Pazartesi 12:01
Yüzde 42'yi Anlama Kılavuzu - 21 Eylül 2010 Salı 10:08
Mayını Kimin Döşediğinin Ne Önemi Var? - 20 Eylül 2010 Pazartesi 09:23
Hayır Diyenleri de Rahatlatacak Bir Sonuç - 13 Eylül 2010 Pazartesi 11:53
Bir Tuhaf Operasyon - 13 Eylül 2010 Pazartesi 10:55
"Bir Tatlı Huzur"un Bedeli - 07 Eylül 2010 Salı 10:13
Hukukun Geçerli, Siyasetin Geçersiz Sayamadığı Ses Kayıtları - 06 Eylül 2010 Pazartesi 10:26
Cumhurbaşkanından Şık Hareketler - 31 Ağustos 2010 Salı 10:21
Toplumsal Sözleşme Olarak Anayasa - 24 Ağustos 2010 Salı 11:12
Alevilerin Oyu Kimin Heybesinde? - 21 Ağustos 2010 Cumartesi 17:07
Niyet - 17 Ağustos 2010 Salı 10:52
Yargı Ele Geçirilmiyor, Elden Gidiyor - 16 Ağustos 2010 Pazartesi 09:44
27 Mayıs'ın Hesabı 12 Eylül'de Görülecek - 10 Ağustos 2010 Salı 09:15
Teamül İllüzyonu - 09 Ağustos 2010 Pazartesi 09:05
Bir Darbe Ukdesi Kalmış Kılıçdaroğlu'nda - 02 Ağustos 2010 Pazartesi 09:07
Hem "Hayır" Demek, Hem de Darbeci Olmamayı İstemek - 27 Temmuz 2010 Salı 10:40
Ağlayamayanların Acıları - 26 Temmuz 2010 Pazartesi 11:14
Herkesin Oyu Kendine - 20 Temmuz 2010 Salı 10:01
Liderlerin Görüşmesi Sadece Liderlerin Görüşmesi Değildir - 19 Temmuz 2010 Pazartesi 16:30
PKK'lıların Cesetleri - 13 Temmuz 2010 Salı 10:02
AYM'ni Günaha Davet Edenlerin Hiç mi Suçu Yok? - 12 Temmuz 2010 Pazartesi 14:05
ESOF 2010 ve Avrupalı Bilimin Kimlik Arayışı - 06 Temmuz 2010 Salı 14:50
Madımak'ta Hayırlı Bir Noktaya Doğru - 05 Temmuz 2010 Pazartesi 11:16
Vesayet ve Demokrasi - 29 Haziran 2010 Salı 12:09
PKK'da "Başarının Sırrı" - 28 Haziran 2010 Pazartesi 13:40
PKK Yine Kimin Mesajını Taşıyor? - 21 Haziran 2010 Pazartesi 18:17
Türkiye'nin Kaybolan Yıllarını Güney Kore'de Görmek - 21 Haziran 2010 Pazartesi 17:06
Tamamen Duygusal Analizler - 15 Haziran 2010 Salı 10:11
Anayasa Mahkemesi Aradan Çekilmek Zorundadır - 14 Haziran 2010 Pazartesi 13:21
Dış Siyasette Çıkar’dan Erdem’e Doğru Bir Eksen Kayması - 09 Haziran 2010 Çarşamba 09:21
Kaderin Enstrümanları - 08 Haziran 2010 Salı 18:15
Yüz Kızartıcı Bir Suç Olarak Darbe - 01 Haziran 2010 Salı 17:33
CHP'nin 18 Brumaire Arayışı - 01 Haziran 2010 Salı 17:29
Bayat Mala Yeni Pazarlamacı - 25 Mayıs 2010 Salı 11:09
Türkiye'nin Yeni Dış Politikasının Yeni Riskleri - 25 Mayıs 2010 Salı 10:25
Muhalefetle İktidar Ne Zaman Aynı Ligde Oynayacak? - 17 Mayıs 2010 Pazartesi 15:07
Beyaz Kürtlerin Siyaseti ve Değerleri - 10 Mayıs 2010 Pazartesi 15:55
Prof. Arato’nun Etkileyici CV’si - 05 Mayıs 2010 Çarşamba 13:40
İdeoloji ve Danıştay - 29 Nisan 2010 Perşembe 15:00
Namus Davası - 19 Nisan 2010 Pazartesi 14:43
“Ermeni Sorununun Yeni Boyutları” - 10 Nisan 2010 Cumartesi 17:25
Küçük Ama Mümkün Bir Anayasa Düzeltmesine Doğru - 09 Nisan 2010 Cuma 09:39
Muhalefete Katkı - 06 Nisan 2010 Salı 14:45
Anayasa temrinleri - 30 Mart 2010 Salı 10:03
1915'e Dair Yeni Belgeler mi Bulundu? - 25 Mart 2010 Perşembe 10:38
Bir Oy Farkıyla Soykırım - 16 Mart 2010 Salı 09:54
Soykırım Söyleminin Ekonomi-Politiği - 08 Mart 2010 Pazartesi 13:30
Demokratikleşme Sürecinde Hukukun Üstünlüğü ve Yargı - 01 Mart 2010 Pazartesi 09:36
Yargı Reformu Açılış Konuşması - 25 Şubat 2010 Perşembe 15:41
Meziyeti ‘Çılgınlık’ Olan Darbecide Rasyonellik Aramak - 11 Şubat 2010 Perşembe 13:39
Alevi Açılımında 7. Çalıştay - 04 Şubat 2010 Perşembe 19:43
PKK Kürt Siyasetini, Anayasa Mahkemesi DTP’yi Kapattı - 14 Aralık 2009 Pazartesi 15:06
Açılım'a Kandil Molası - 19 Kasım 2009 Perşembe 11:53
Açılım Siyaseti Bağlamında Alevi ve Kürt Sorunları - 07 Kasım 2009 Cumartesi 11:57


SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya