ENGLISH
23.05.2012
03.06.2010 13:18


Aydın Bolat
SDE Stratejik Planlama Kurulu Başkanı
abolat@sde.org.tr
CV

Değişim CHP’yi de Etkiledi (mi?)

Türkiye Değişimini sürdürüyor. Netameli ve kaotik bir ortamda geçen 28 Şubat sürecinden sonra 2000 yılından itibaren ülkemiz giderek daha çok farkedilen, bütün kurumları derinden etkileyen demokratik bir değişim sürecine girdi. ‘Beyaz devrim’, ‘sivil darbe’, ‘28 Şubat’ın intikamı’, ‘kurumlar arası çatışma’, ‘kansız bir iç savaş’ gibi nitelendirmelerle tanımlamaya çalışılan bu süreç aslında Türkiye’nin demokratik değişimidir. Bu değişim bazen aşağıdan yukarıya bazen de yukarıdan aşağıya bir görüntü verse de aslında bu ‘devlet merkezli’ yani ‘devletten halka doğru’ bir değişim dinamiğidir. Elbette halkın kabul edemeyeceği bir değişimi ona demokrasi içinde kabul ettirebilmek çok zordur. Halkın hazır olmadığı, desteklemediği bir değişimin başarı şansı da yoktur. 

2000 yılından itibaren halk, siyasi ve ekonomik istikrarsızlığa, sistemik kaosa karşı tepkili bir tavır gösterince 2002 seçimlerinde siyaset tablosu bütünüyle yenilendi. STK’lar, iş ve işveren dünyası, üniversiteler ve basın-medyada çeşitlilik artarak alternatif görüş ve kurumlar giderek güç kazandı. Türk Dış Politikası’nda (TDP) yeni açılımlar, Cumhurbaşkanlığının değişmesi ve artık halkoyuyla seçilecek olması, demokratik açılımlar (Kürt, Alevi, Roman v.d. açılım çabaları), AB uyum yasalarının yanısıra demokratikleşme yolunda atılan adımlar, kısmi de olsa Anayasa değişikliği paketinin TBMM’den geçmesi çabalarına karşın, ordu ve yargı kurumlarının değişim sürecine ayak uydurmada zorlandıklarını görüyoruz. 
 
Devam eden Ergenekon davaları ve Balyoz, Kafes gibi darbe hazırlık dava ve soruşturmaları da Türkiye’nin değişiminin bir başka yüzünü yansıtıyor. Türkiye bürokratik vesayet rejimini sorguluyor. Adı demokrasi de olsa her on yılda bir yapılan darbelerle; askeri darbe dönemi, darbe sonrası dönem, iki darbe arasındaki dönem olarak nitelendirilen darbeli demokrasi maceramız ve darbe anayasalarının hükümran olduğu, darbe düzenlerinin yarattığı konjonktürel ve reaksiyoner devlet kurumlarının darbe statükolarını korumaktan başka bir işlevlerinin olmadığını yaşanılan süreçte halkımız çok daha iyi anlamış olmalıdır. İşte bu sistem değişiyor. Devletin bütün kurumlarını etkileyen, Türkiye’yi dönüştürmeye zorlayan değişim bu. Siyaset kurumlarımızda bu değişime cevap vermek, tepki vermek, tavır koymak durumundalar. Geçtiğimiz ay CHP’de yaşananlar da bunun en yakın örneğidir.
 
CHP’de Değişim!
 
Türkiye’de o kadar çok şey değişti ve değişiyor ki... CHP değişimlere hep direndi ve karşı çıktı. Sürekli statükoyu savundu. Değişim dinamiğinin halkın beklenti ve taleplerine, zamanın ruhuna ve ihtiyaçlarına uygunluğundan kaynaklanan doğal gücü; önüne çıkan her engeli ezip geçiyor. Değişim dalgasına uyum sağlayamayan bütün kurumların bunun altında kalması ve ezilmesi kaçınılmaz bir sondur. İşte CHP’nin buradaki durumu gerçekten hazin. CHP değişmiyor aslında CHP’yi değişim çarpıyor. Sadece genel başkanı değişti. Bu da çakma bir değişim. Çünkü değişimin gerekçesi çirkin bir tezgâh. O olay internete düşmese CHP’nin genel başkan falan değiştireceği yok.
 
Esasında CHP şok geçiriyor, psikolojik-siyasi bir travma yaşıyor. Ani kararlarla, aceleci çözümlerle fevri olarak yaptıklarını değişim zannediyor. Ya da değişim diye satmaya ve süreçten zararlarını azaltmaya çabalıyor. Candaş-yoldaş medyanın veya etkili çevrelerin yönlendirmesiyle CHP ne doğal değişimini yönetebiliyor ne de içine düştüğü krize sağlıklı çözümler üretebiliyor. Kamplaşan parti içinden süreci tetikleyenler bile şu an istediklerini yapamadılar. Onlar Kılıçdaroğlu’nu değil bu dönemde bir abi/abla formülü ile esas genel başkana gidilecek kurultaya ulaşmak istediler. Ancak, şartlar üzerinde acele konsensüs sağlanacak abi/abla çıkartılamayınca Kılıçdaroğlu Gandi çıktı sahneye. Tıpkı son yerel seçimlerde İstanbul Belediye Başkanlığına aday gösterilmesi gibi oldu. Kılıçdaroğlu’nu yolsuzluk dosyaları üzerine tartışma ve düello için karşılarına alan Melih Gökçek ve Mir Dengir Fırat ile bir kısım medya büyüttü. İstanbul başarısı öncelikle karşısındaki AK Parti adayı Kadir Topbaş’a bağlıdır. CHP’nin zihniyetinde, programında, söylemlerinde ve yeni vitrininde hemen hiçbir değişiklik yok. Eskimiş, son kullanma tarihi geçmiş fikirlerini ve statükocu kimliklerini yeni makyaj ve pazarlama hileleri ile yedirmek istiyor. Çok hevesli bir kısım medyada buna canhıraş destek oluyor. İçlerinden çıkarabildikleri yeni yüz yani yeni maskeleri Dersimli, Kürt kökenli ve Alevi özellikleriyle (Bu sıfatların hiç birisi olumsuzluk sayılamaz) bilinen Kemal Kılıçdaroğlu oldu.
 
CHP statükonun siyasi karargâhı, sistemin-devletin partisi. Türkiye’yi taşıyamayan, 80 yıldır halkına refah, huzur ve özgürlük, demokrasi getiremeyen bir siyasi programın yeniden tahammül edilebilmesi için halka rüşvet kabilinden sunulan şeyler değişim olamaz, samimi de olamaz. Kılıçdaroğlu’nda bile samimi değiller. O konjonktürel genel başkan. Yani Gandi geçiş dönemi figürü.
 
Gandi Gidecek mi? Neden?
 
Evet Gidecek. 3-5 ay sonra olağanüstü bir kurultayla… yerine derin CHP’nin hazırladıkları adaylar Süheyl Batum veya Gürsel Tekin gelebilir. Neden mi? Çünkü asıl amaç Kılıçdaroğlu’nu getirmek değil değişime karşı mücadelede başarısız olduğunu düşündükleri Deniz Baykal’ın tasfiye edilmesiydi. İlk etapta bunu başardılar. Kılıçdaroğlu’nun herkesçe bilinen sıfatlarıyla şimdiye kadar bir CHP genel başkanı olamamıştır. Onu ve söylemlerini CHP kaldıramaz. O da statükonun beklentilerini karşılayamaz. Batman’da ‘Genel Af’ dedi Ankara’da çark etti. Tunceli’de, “Onur Öymen gereğini yapsın” dedi Ankara’da unuttu ve yuttu. Üç ayrı günde 3 kez aday değilim dedi. Önder Sav elini tutunca aday oluverdi.
 
Gandi Kemal’in ayrıca vizyonu yok ve karizmatik bir kişilik de değil. Önder Sav gibilerinin ve derin CHP’nin güdümünde kalır. Nasıl geldiyse öyle de gider sanıyorum. Onun ağzından kaçıracağı değişim talepleri CHP’nin genleriyle uyuşmaz. Bu analizler ışığında Kılıçdaroğlu’nun gidici olduğunu ve CHP’nin genel seçimlere büyük olasılıkla yeni bir genel başkanla gideceğini söyleyebiliriz. Birileri CHP’nin dizaynını yapmakta acele etti. Başkaları yapmadan biz yapalım istediler. Evdeki hesap çarşıya uymayınca yani hesaplar şaşınca Gandi Kemal can simidi oldu. Ancak Türkiye’nin değişimi bütün kurumlarımızı olduğu gibi siyaset kurumunu da, bunun içinde önemli bir aktör olan CHP’yi de değiştirecektir. Bu ülkenin ve dünyanın gerçekleriyle uyumlu doğal süreç belki CHP’yi halkın partisi haline getirebilir. Eğer buna fırsat verilmezse CHP’yi sadece siyasi tarihin konusu olarak kitaplardaki yerini almaktan başka bir son beklemiyor.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Milli Eğitim Sisteminde Üç Dörtlük Değişim - 02 Nisan 2012 Pazartesi 21:12
28 Şubat Ergenekon’un Çocuğu, Balyoz’un Ebesidir - 29 Şubat 2012 Çarşamba 19:21
TSK Reformu Acilen Yapılmalıdır - 03 Şubat 2012 Cuma 16:52
Yeni Yılda Neler Olacak? - 02 Ocak 2012 Pazartesi 19:20
Joe Biden Neden Geldi? - 07 Aralık 2011 Çarşamba 19:39
Türkiye ve Mısır'da Demokratik Dönüşümler - 27 Ekim 2011 Perşembe 18:26
Yükselen Türkiye'nin Risk ve Engelleri - 11 Ekim 2011 Salı 15:40
Türkiye’de NATO Füze Radarları / Doğu-Batı Denklemi - 07 Ekim 2011 Cuma 14:30
Teröre Karşı Yeni Strateji ve Demokratik Açılım - 25 Ağustos 2011 Perşembe 13:02
Yeni İslam Dünyası - 02 Temmuz 2011 Cumartesi 17:07
Türkiye’nin Seçimi: Yeni Anayasa İle Tam Demokrasi - 14 Haziran 2011 Salı 15:25
Türkiye’nin Seçimi Ya Vesayet Ya Tam Demokrasi - 06 Haziran 2011 Pazartesi 11:37
Seçim Virajında MHP, Terör ve PKK - 30 Mayıs 2011 Pazartesi 16:17
Türkiye Bölgenin Vicdanı... Filistin Birleşti, Libya Nereye? - 27 Mayıs 2011 Cuma 19:38
Suriye Nereye Gidiyor? - 18 Mayıs 2011 Çarşamba 14:20
Bin Ladin 3,5 Yıl Önce Eceliyle Ölmüştü! - 03 Mayıs 2011 Salı 18:26
Sorgulanan Devlet / Ergenekon - 28 Mart 2011 Pazartesi 14:21
Ortadoğu Değişim Sürecinde Aktörler ve Gerçek Dinamikler - 28 Şubat 2011 Pazartesi 16:24
Kadim Bir Dostun Tüm Sevdiklerine Mesajı - 05 Ocak 2011 Çarşamba 13:38
NATO Füze Savunma Sistemi - 26 Ekim 2010 Salı 16:43
12 Eylül: Darbe Değil Demokrasi - 08 Ağustos 2010 Pazar 18:44
Türkiye’nin Batıya Bağlılığını Göstermeye İhtiyacı Var mı? - 03 Temmuz 2010 Cumartesi 16:22
Referandum Sürecinde Türkiye’nin Ateşle Sınavı - 23 Haziran 2010 Çarşamba 15:37
Yalnızlaşan İsrail, Büyüyen Türkiye - 07 Haziran 2010 Pazartesi 15:47
Değişim CHP’yi de Etkiledi (mi?) - 03 Haziran 2010 Perşembe 13:18
Yakın Geleceğe Dair: Statüko Bitecek Değişim Sürecek - 29 Nisan 2010 Perşembe 16:02
Demokrasiye Evet Vesayet Rejimine Hayır! - 27 Mart 2010 Cumartesi 18:56
Balyoz Darbe Planlarına Hukuk Tokmağı - 26 Şubat 2010 Cuma 14:05
Plan Semineri Balyoz Darbe Planına Nasıl Dönüşür? - 25 Ocak 2010 Pazartesi 20:20
Aslında Ne Oluyor? Değilse Ne? - 15 Ocak 2010 Cuma 16:35
Ne ist(em)iyoruz? - 29 Aralık 2009 Salı 14:57
Eksen Kayması Değil Yeni Türkiye Vizyonu - 29 Aralık 2009 Salı 14:39
Açılıştan Kapanışa mı? Yoksa Kaos Bitecek Değişim Sürecek mi? - 28 Aralık 2009 Pazartesi 15:27
Ermenistan Açılımı - 28 Aralık 2009 Pazartesi 15:24
Demokratik Değişim Sürecinde Devlet, Siyaset ve Halk - 28 Aralık 2009 Pazartesi 14:57
Demokratik Açılım ve Yeni Türkiye - 28 Aralık 2009 Pazartesi 14:50


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya