Kore Yarımadası’nda Yaşanan Gerginlik
26 Mart (2010) günü akşam saatlerinde Güney Kore donanmasına ait ve 104 kişiyi taşıyan Cheonan firkateyni, Doğu Çin Denizi’nde (Sarı Deniz) devriye görevini yaparken saldırıya uğramış ve 46 Güney Kore denizcisi ölmüştür. 20 Mayıs’ta Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, İngiltere ve İsveç uzmanları tarafından oluşan çok uluslu araştırma ekibinin yürüttüğü incelemeden sonra, Güney Kore’nin Cheonan firkateyninin Kuzey Kore menşeli bir torpido tarafından vurulduğu ve batırıldığı sonucuna varılan rapor ilan edilmiştir.
Araştırma raporu henüz ortaya çıkmadan Güney Kore tarafı, olayın failinin Kuzey Kore olabileceğini düşünmüştür. Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Myung-bak’in 4 Mayıs’taki televizyon konuşmasında, “Cheonan firkateyni faciasında Kuzey Kore’nin sorumluluğunun ortaya çıkması halinde, meselenin BM Güvenlik Konseyi’ne götürüleceğini”
açıklamıştır. Soruşturma raporu yayınlandıktan sonra Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Myung-bak, Kuzey Kore’ye yönelik sert önlemler alınacağını ve uluslararası işbirliğine başvurulacağını ifade ederek, bütün sorumluluğu Kuzey Kore’nin üstleneceğini bildirmiştir. Ayrıca Güney Kore işadamlarının Kuzey Kore’deki yatırımlarını geri çekmesi ve güvenliklerine dikkat etmesini istemiştir. 21 Mayıs’ta Güney Kore Savunma Bakanlığı İstihbarat Daire Başkanı Korgeneral Hwang Won-dong, Cheonan firkateynini batıranın, Kuzey Kore’nin geçen yıl kurulmuş istihbarat teşkilatı olduğunu
açıklamıştır. 24 Mayıs’ta Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Myung-bak’in ulusa sesleniş konuşması ve ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın açıklamasında da Kuzey Kore’nin, Cheonan firkateyni faciası için bedel ödeyeceği
vurgulanmıştır. Clinton, Kuzey Kore’nin yaptığının savaş nedeni olduğunu ifade
ederek, Kuzey Kore’ye yaptırım uygulamak için Çin’in desteğini de
istemiştir. Güney Kore-ABD ortak askerî tatbikatı, Güney Kore’nin Kuzey Kore’ye yönelik yaptırım hazırlığı ve uluslararası toplumun tepkisi nedeniyle Kuzey Kore savaş hazırlığı yapmaya başlamıştır.
Kuzey Kore tarafı olayın meydana geldiği tarihten itibaren, Güney Kore’nin suçlamasını reddetmiştir. Kuzey Kore Milli Savunma Komisyonu 20 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, “olayın Güney Koreli hain bir çete tarafından, siyasî ve askerî amaçlarına ulaşmak için acımasız bir şekilde uydurulduğunu” ileri sürmüştür. Açıklamaya göre, Kuzey Kore’ye yönelik sözde cezalandırmaya ve ülkenin milli çıkarlarını hedef alan yaptırımlara karşı hızla cevap verilecek ve hatta topyekûn savaş ile
karşılanacaktır. Güney Kore tarafı, 20 Mayıs’ta Kuzey Kore Milli Savunma Komisyonu Başkan Yardımcısı Kim Yong Chun’un Güney Kore’ye bir soruşturma heyeti gönderme talebini de reddetmiştir. 20 Mayıs’ta Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ma Zhaoxu, Cheonan firkateyninin batırılmasıyla yaşanan talihsiz olay nedeniyle, Güney Kore’ye taziye ve başsağlığı dilediğini ve Çin’in, Güney Kore Hükümeti ve halkının üzüntüsünü paylaştığını ifade ederek, tarafların sakin olmasını, soruna uygun çözüm getirmesini ve gerginliğin tırmandırılmasından kaçınılmasının gerektiğini belirtmiştir. Sözcü Ma Zhaoxu, Çin tarafının her zaman uluslararası ve bölgesel olaylara adil ve tarafsız yaklaştığını, her zaman bölgenin barışı ve istikrarı korumaya çalıştığını, Altılı Toplantı’nın ve Kore Yarımadası’nın nükleer silahsızlanma sürecinin sürdürmesi için çaba gösterdiğini ve buna aykırı bütün faaliyetlere karşı olduğunu
belirtmiştir. 24 Mayıs’ta Güney Kore, Kuzey Kore ile ticari ilişkilerini
kesmiştir. 25 Mayıs’ta ise Kuzey Kore, Güney Kore ile ilişkilerini kestiğini
açıklamıştır.
Güney Kore ile Kuzey Kore arasında yaşanan olaylar üzerine Japonya, Kanada, NATO ve BM tarafından da Kuzey Kore’ye yönelik eleştirmeler gelmiş ve Kuzey Kore’nin 1953’teki ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği ve saldırgan bir tavır sergilediği belirtilmiştir. Ayrıca, ABD ve Güney Kore basınında, Kuzey Kore’ye karşı sert bir yanıt vermenin zamanının geldiğine dair sesler de yükselmektedir. Güney Kore ve ABD’de, Kuzey Kore’nin aykırı bir hareket etme ihtimaline karşı savaş hazırlığı
yapılmıştır. Böylece Kore Yarımadası’nda gerginlik hızla yükselmeye başlamıştır.
Çin’in Tutumu
Çin tarafının 20 Mayıs’taki beyanında, iki Kore arasında yaşanan gerginliğin tırmanmaması için tarafların sükûnet içinde olması vurgulanmaktadır. Çin, Güney Kore ve ABD’nin Kuzey Kore’ye yönelik yaptırım çağrısına da sesiz kalmakta ve Cheonan firkateyninin batırılması ile ilgili uluslararası soruşturmanın sonuçlarına da cevap vermemekle, bir anlamda Kuzey Kore’yi korumaktadır. Kuzey Kore’ye en yakın duran ülke olarak Çin, sadece sükûnet ve diyalog çağrısı yapmakla yetinmektedir. 25 Mayıs’ta Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jiang Yu’nun açıklamasında da, Çin’in bu tavrını devam ettirdiği görülmektedir. Sözcü Jiang Yu, diyalogun her zaman çatışmadan daha iyi olduğunu, Çin’in içtenlikle tarafların sakin ve kontrollü olması ve sorunun uygun çözümlenmesini istediğini ifade ederek, gerginliğin dereceli biçimde arttırılmasından kaçınılmasının, adanın iki tarafının temel çıkarlarına uygun olduğunu dile getirmiştir. Güney Kore tarafının, “Çin’in hâlâ Cheonan firkateyninin batırılması ile ilgili uluslararası soruşturma sonucunu kabul etmemesine anlam veremediği” sorusuna cevap veren sözcü Jiang Yu, Kore Yarımadası ve Kuzeydoğu Asya’nın barış ve istikrarının korunmasının bölge ülkelerinin ortak çıkarlarına uygun ve ortak sorumluluğu olduğunu ifade etmiştir. Jiang Yu’ye göre, “Çin tarafı Kuzeydoğu Asya’nın barış ve istikrarını hedef alan herhangi bir eyleme kesinlikle karşıdır. Çin tarafı ayrıca, Güney Kore’nin yayımladığı raporu, konu ile ilgili konuşmaları ve ilgili tarafların tepkilerini de not almıştır. Çin’in görüşü, meselenin doğru ya da yanlış ve haklı-haksız tartışmalarına girilmeden, uluslararası ve bölgesel olaylara yönelik adil ve tarafsız çözümün getirilmesidir. Şimdiki durumda, herhangi tarafın aldığı herhangi bir tedbir, Kore Yarımadası’nın barışı ve istikrarına uygun olmalıdır, aksi yönde bir eyleme girişmek
değildir”.
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, 25 Mayıs’ta Çin Devlet Bakanı Dai Bingguo ile görüşmesi sırasında Kuzey Kore-Güney Kore gerginliğini dile getirmiştir. Devlet Bakanı Dai Bingguo meselenin derinleşmesinden kaçınmış ve sadece endişelerini bildirmiştir. Dai Bingguo’ya göre, bölgenin barış ve istikrarını korumak fevkalade önemlidir, mevcut durumda taraflar sakin olmalı, uygun bir çözüm bulmalı ve gerginliğin tırmandırılmasından kaçınılmalıdır. Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Cui Tiankai ise daha yapıcı konuşmuştur. Cui Tiankai’ye göre, Kore Yarımadası’nda yaşanan gerginliğe karşı Çin’in ABD ve diğer ilgili taraflarla işbirliği yapacağı ve sıkı ilişkiler içinde olacağı dile getirilmiştir. Ancak Cui Tiankai, Cheonan firkateyninin batırılması ile ilgili uluslararası soruşturma raporuna yorum
yapmamıştır. Yani Çin tarafı henüz ‘Kuzey Kore’nin Cheonan firkateynine saldırması ve 46 Güney Koreli denizcinin ölümü ile sonuçlanan vaka’ için görüş beyan etmemiştir. Ayrıca Çin Dışişleri Bakanı Yardımcısı Zhang Zhijun, Cheonan firkateyni saldırısı olayının oldukça karışık olduğunu ve Çin Hükümeti’nin olayın mahiyetine göre adil bir şekilde çözüm getireceğini de beyan
etmiştir. Çinli yetkiler, olayın ayrıntı bilgilerine sahip olunması için zamana ihtiyaç olduğunu bildirmektedir. Çin tarafı bu tür söylemlerle, normal dışı davranan müttefiki Kuzey Kore’yi incitmemeye
çalışmaktadır.
Çin-ABD Arasında Kuzey Kore Sorunu
Çin tarafının bu tür muğlâk açıklamalarına rağmen, ABD dâhil Güney Kore de, Pekin’in İran nükleer sorununa yönelik yaptırıma destek verdiği gibi, Kuzey Kore’ye yönelik yaptırıma uygulaması için olumlu cevap çıkacağını ummaktadır. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, sadece “Çin’in meselenin ciddiyetini anladığına ve hem Güney Kore hem de ABD'nin dile getirdiği kaygıları dinlemeye hazır olduğuna inanıyorum” ifadesiyle
yetinmektedir. Hatta 22-26 Mayıs tarihleri arasında Çin’i ziyaret eden Clinton, Çinli üst düzey yetkililerle yaptığı görüşmelerin ardından Kuzey Kore meselesindeki görüş ayrılıklarını imkân olduğu kadar yansıtmamaya
çalışmaktadır. Washington, Pekin’in meseleyi geciktirme taktiği karşısında etkin politika uygulayamamaktadır. Şu anda hasta olan Kuzey Kore lideri Kim Jong-il’in, hâkimiyetini sağlam bir şekilde oğlu Kim Jong-Eun’e transfer edebilmesi için istikrarlı bir ortama ihtiyacı vardır. Bu hâkimiyet transferi açısından böyle bir belirsizlik durumu tehlike yarattığını için, Pekin Hükümeti’nin gerginliği tırmandırmaktan kaçınmakla, mevcut durumu koruma politikasını sürdürdüğü ihtimali de
vardır. Buna rağmen Pekin’i ikna etmek için Washington, iki Kore arasında yaşanan gerginlik ile ilgili daha çok bilgi paylaşacağını
belirtmektedir. ABD ve Güney Kore’nin şimdilik izlediği politikası, Çin’in nasıl ikna edileceğine
yoğunlaşmıştır.
Kore Yarımadası’nda yaşanan gerginliğe karşı Pekin, yatıştırma politikası izleyebilir, yani bir yandan kapalı olarak Pyongyang’ın sakinleşmesi gerektiği yönünde mesaj verecek, diğer yandan uygun olan söylemlerle Seul’un öfkesini yatıştırmaya çalışacaktır. Ancak Pekin’in böyle bir gerginlik ortamında ‘ip cambazlığı’nı oynaması giderek
zorlaşmaktadır.
Genelde Çin’in Kuzey Kore’ye destek vermesinin ardında iki stratejik sebep yatmaktadır: 1. Pekin, Çin-Güney Kore sınır bölgesinde tampon alan yaratmaya çalışmaktadır, 28.500 Amerikan askerleri halen Güney Kore’de konuşlandırılmış durumdadır; 2. Pekin, Kuzey Kore rejiminin çöküşünün yaratacağı kaos ortamından kaçınmaya çalışmaktadır, bunun sonucunda bir mülteci deprem dalgasının oluşabileceğinden endişelidir. Ancak Çin kamuoyu, Pekin’in Kuzey Kore’nin yarattığı sorunların ardından, bu ülkeyi koruma bağlamındaki çabalarını
onaylamamaktadır. Çin basını, Kuzey Kore’nin derhal Cheonan firkateyni saldırısıyla ilişkisi olmadığını ispat etmesi ve Kore Yarımadası’ndaki gerginliği daha da tehlikeli duruma getirmemesi gerektiğini yazmaktadır. Eğer saldırıya Kuzey Kore’nin karıştığı ortaya çıkarsa, derhal özür dilemesinin gerginliği düşüreceğini ileri sürmektedir. Çin’in önemli gazetelerinden Huanqiu Ribao’nın (Global Times) 26 Mayıs’taki başyazısında, ‘Güney Kore’nin artık Kuzey Kore’nin Cheonan firkateynine saldırdığına dair delilleri gösterdiğini ve dünya kamuoyunu etkilemekte olduğunu belirterek, Kuzey Kore’nin inandırıcı bir tezi ortaya koyamadığı gibi bütün suçlamaları reddettiği ve diğer ülkeleri savaş ile tehdit etmeye çalıştığını’ ifade etmektedir. Çin’in resmi gazetesi ilk defa, Kuzey Kore’nin Cheonan firkateyninin batırılması ile ilişkisi olabileceğini yansıtmıştır. Ancak gazetede, uluslararası kamuoyunun Kuzey Kore’ye yönelik baskıları artarken, Çin’in bu süreç içinde Kuzey Kore politikasının değişip değişmediğinin bilinmediği
yazmaktadır.
Çin’in Kuzey Kore’yi korumasının ülke güvenliği ve jeopolitik nedenleri vardır. Tarihten beri Kore Yarımadası Çin’in kuzeydoğu bölgesinin doğal savunma bölgesi olmuştur. Japonya, ABD ve Sovyetler (Çağlık Rusya dahil) gibi büyük güçlerin Çin’e yönelik oluşturduğu tehdidi kaldırmak için Çin; her fırsatta ya Kore Adası’nı işgal etmiş ya da kontrol altına almıştır. 1895 yılında adanın kontrolünü Japonya’ya terketmiş ve ada, 1945’de Japonya’nın elinden kurtulmuştu. Ancak Sovyetler’in adanın kuzeyini, ABD’nin ise güneyini denetim altına almasıyla Çin, iki büyük gücün arasında kalmıştı. Çin’in 1950 yılında Kore Savaşı’na girmesinin nedenini de sözkonusu güvenlik nedenleri oluşturmuştur. Kore Yarımadası’ndaki gerginlik, her zaman büyük güçlerin bölgeye müdahil olmasına sebep olmuş ve jeopolitik açısından Çin’in bölgedeki çıkarlarını zedelemiştir. Çin’in mevcut iki Kore politikası, adanın iki tarafının birleşmesini de engellemektedir. Pekin, iki Kore’nin birleşme isteğine olumlu bakmaktadır, nitekim Çin, Tayvan’ı da ana kıtaya dahil etmeye çalışmaktadır. Ancak birleşmenin ardından ortaya çıkacak Kore Devleti’nin Çin’e ne getireceği endişesi sürmektedir. Kuzey Kore, Güney Kore’yi mi birleşmeye zorlayacaktır ya da tersi durum mu sözkonusudur? Bu mesele Çin’in temel çıkarlarını etkilemektedir. Bunun tipik örneğini, Çin’in desteklediği Kuzey Vietnam’ın 1975’te Güney Vietnam’la birleştiği andan itibaren Çin’e karşı çıkması ve 1979’da Çin-Vietnam Savaşı’nın yaşanması oluşturmaktadır. Bugün Çin’in Kuzey Kore’ye dönük politikasının ikilemli olmasının nedeni de tarihsel/reel durumundan kaynaklanmaktadır.