ENGLISH
08.02.2012
24.05.2010 14:55


Doç. Dr. Ahmet Uysal

auysal@sde.org.tr
CV

Kılıçdaroğlu ve Dış Politika

Türkiye’nin en eski siyasi partisi CHP’de genel başkan değişikliği başarıyla tamamlandı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun iktidar olma niyetiyle hazırladığı kurultay konuşması artık tarihsel bir metin olarak karşımızda durmaktadır. İster muhalefet olsun isterse iktidara gelecek olsun, ana muhalefet partisinin yeni başkanı Türkiye dış politikası açısından ne tür ipuçları veriyor? Süreklilik veya değişim sayılabilecek ipuçları var mıydı? Türkiye’nin dünyadaki yeri kadar, Türkiye’deki güç denklemlerini de ilgilendirdiği için yeni CHP liderinin dış politikaya bakışı önem kazanmaktadır. Bu yüzden, erken bir analiz fazla belirleyici olmasa bile yararlı olacaktır.

Kılıçdaroğlu, dış politika konusuna iki paragraf kadar bir yer ayırmıştır. Bu kısa temas, Kılıçdaroğlu’nun gerçek düşüncelerini anlamak için yeterli olmadığı gibi, Türkiye’nin son dönemdeki çok yönlü ve aktif dış politika konuları yönelik değerlendirmeler yeni liderin gündeminde birincil derecede yer almadığını gösteriyor. Örneğin, bölgeyi savaşa götürebilecek nükleer silah tartışmaları ve Filistin sorunu gibi konularda ne düşünüldüğü hakkında bir iki ipucu iyi olurdu. Kılıçdaroğlu, dış politikanın bir satranç ustalığı ile yürütülmesiyle gerektiğini ve Hükümetin dış politikayı kişisellikle, duygusallıkla ve oldu bitti ile çözmeye çalıştığını söylüyor. Burada belirsiz de olsa bir sorun tespiti görülüyor ama çözüm için ipuçları henüz alamıyoruz.
 
Hükümete yönelik dış politika eleştirisi yumuşak yumuşak söylenmiş olsa da oldukça sert bir üslupla yapılmış: “Duygusallıkla, at pazarlıklarıyla dış politika gitmez. 1 milyar dolara Türkiye'nin dış politikasını masaya yatıracaksın... Buna dış politika denmez. Bunun hukuktaki adı vatana ihanettir.” Türkiye’nin birçok tartışmada güvenilen bir arabulucu olarak uluslararası camiada kazandığı saygınlığa ve hatta son İran’la uranyum takası konusunda ABD ile sürtüşme çıkmasına rağmen, bu politikaların “vatana ihanet” biçiminde eleştirilmesi en azından partizanca bir tavır olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü son dönemde her ülkeyle objektif ama dostane ilişki kurabilmesi ve aktif dış politikası ile dikkatleri üstüne çekiyor.
 
Kılıçdaroğlu’nun değindiği dış politika konularından birisi Avrupa Birliği konusu. Bu konu özellikle iç politika, reformlar, seçimler vs. birçok konuyla da bağlantılı olduğu için daha da bir önem kazanıyor. Kurultay konuşmasında AB’nin önemli bir çağdaşlaşma projesi olduğunu vurguladıktan sonra Türkiye’ye çifte standart uyguladığını ve bunun örneğinin AB’nin Türkiye’deki son Anayasa Değişiklik Paketi’ne verdiği destek olduğunu söylüyordu. Kılıçdaroğlu da Türkiye’de sıkça gördüğümüz AB’ye iç politika ve taktiksel yaklaşım benimsediği anlaşılıyor. AB’nin üye olacak ülkelerde yasal, ekonomik ve sosyal bir çok düzenlemeye destek olması çok doğal değil mi? AB raporlarının da gerçekleri yansıtmadığını ima ediyor. Yeni CHP’nin AB üyeliği konusunda son yıllarda oluşan isteksiz ve karşıt konumunun süreceğine işaret olabilir.
 
Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında ABD ile ilişkilere hiç yer vermemiş olması ilginç. Ama genel bir eleştirisi var ki Üçüncü Dünyacı bir üslubu yansıtıyor: Türkiye’nin ekonomik yönden dışa bağımlı hale geldiği. Bu noktada yeni CHP’nin küresel krizden sonra daa çok gündeme gelen/gelebilecek sermaye karşıtı, korumacı ve küreselleşme karşıtı tutuma sahip olduğunun işareti olabilir.
Konuşmada Orta Asya ile ilişkiler de gündeme gelmiyor. Ortadoğu da yok. Kıbrıs var ama dış politika konusu olmaktan çok iç politika malzemesi olarak karşımıza çıkıyor: “Kıbrıs'ı gördünüz. Kıbrıs halkı AKP'nin getirdiği iktidarı sandığa gömdü. Şimdi sıra bizim milletimizde. Önümüzdeki seçimde Kıbrıslıların yaptığı gibi AKP'yi sandığa gömeceğiz.” Kıbrıs politikasının detaylarında neresi yanlış neresi doğru bir fikir alamadan Eroğlu’na seçimi CHP kazandırmış gibi bir izlenim ediniyoruz. CHP’nin elinde böyle sihirli bir değnek vardı da biz mi görmüyorduk!
 
Kılıçdaroğlu konuşmasında, terörle de ilgili olduğu için hem iç hem de dış politikayı ilgilendiren Irak ile ilişkiler konusunda bir saptamada bulunmuyor. Ermeni Meselesi ile ilgili net bir şey söylemiyor ama galiba. “Ben imza atayım dediğinizde sorun çözülmez” eleştirisini Kıbrıs gibi Ermenistan ile ilişkiler konusunu da kastetmiş olabilir.
 
Yeni CHP’nin farkında olması gereken nokta, artık Türk dış politikası eski statik ve çekingen günlerin çok uzağında. Dünya dinamiklerinin yakinen takip edildiği bir dış politika gündemi var. Kılıçdaroğlu'nun konuşma metninde Kıbrıs, Dubai, AB olarak yer bulan dış politika değinisi, Türkiye'nin ve dünyanın karmaşık ve dinamik dış politika gündemi ile bağdaşmıyor.
 
Dış politika konusunda Kılıçdaroğlu’na sorulacak çok soru var. Örneğin, küresel ekonomik krizle ilgili görüşleri ve uluslararası anlaşmalar, nükleer silahlar, enerji ve ABD ve İsrail ile ilişkileri nasıl olacak vs. Bu soruların cevaplarını kısa sürede almamız mümkün değil, daha yolun başında. Zamanla göreceğiz.
 
Kısaca, Kılıçdaroğlu’nun objektif, aktif ve güçlü bir dıç politika vizyonu için henüz ufukta bir işaret yok. Genel olarak konuşmasında CHP’nin nasıl dış politika ve uluslararası ilişkiler vizyonuna sahip olduğunu görmek de mümkün değildi. Ama umutsuz olmak için de vakit çok erken.
 
Ne demiş atalarımız, kervan yolda düzülür.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Tunus Devrimi İlerliyor, Mısır'ın Yolları Taşlı - 19 Ocak 2012 Perşembe 12:00
Arap Baharı ve Erdoğan’ın Mısır Ziyareti - 12 Eylül 2011 Pazartesi 12:21
'Zenga Zenga' Kaddafi veya Diktatörün Hazin Sonu - 22 Ağustos 2011 Pazartesi 15:32
Suriye'nin Kanlı Oyalama Taktikleri ve Türkiye - 08 Ağustos 2011 Pazartesi 11:37
Suriye’de Geri Dönüş İmkanı Yok - 01 Haziran 2011 Çarşamba 16:55
Otoriter Rejimlerin Reformu Mümkün mü ? - 29 Nisan 2011 Cuma 17:59
Mısır’da Demokrasi Çarkı Dönüyor - 22 Nisan 2011 Cuma 17:04
Suriye Reform Şansını Kaçırıyor mu? - 01 Nisan 2011 Cuma 09:45
Mısır’da Referandum veya Demokrasinin Tadı - 22 Mart 2011 Salı 13:25
Mısır'da Burjuvazi-Asker İttifakı Bozuldu - 08 Şubat 2011 Salı 12:06
Türkiye Mısır’daki Yangını Söndürmelidir - 01 Şubat 2011 Salı 12:35
‘İnzil Paşa’ ya da Mübarek’in Son Hamleleri - 30 Ocak 2011 Pazar 15:41
Lübnan’da Kritik Dönem - 25 Ocak 2011 Salı 15:12
Tunus’ta “Dijital” Devrim - 15 Ocak 2011 Cumartesi 14:18
2011’in İlk Kurbanı: Mısır - 05 Ocak 2011 Çarşamba 09:44
İsrail’le Gizli Görüşme ve Tutarsızlık Görüntüsü - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 09:31
Türkiye’nin Ortadoğu Politikalarının Gayri İktisadi Yararları - 30 Haziran 2010 Çarşamba 17:07
Türkiye’nin Ortadoğu’daki Yeni Rolü – II - 22 Haziran 2010 Salı 17:00
Türkiye’nin Ortadoğu’daki Yeni Rolü - I - 15 Haziran 2010 Salı 11:24
İsrail’le Krizde Türkiye Ne Yapmalı? - 09 Haziran 2010 Çarşamba 17:03
İsrail’le Krizde Kazanan ve Kaybeden - 03 Haziran 2010 Perşembe 10:56
Kılıçdaroğlu ve Dış Politika - 24 Mayıs 2010 Pazartesi 14:55
Arap Milliyetçiliği Nereye? - 10 Mayıs 2010 Pazartesi 12:02
Arapça TRT ve Türkiye’nin Yumuşak Gücü - 12 Nisan 2010 Pazartesi 11:07
Arap Cephesinde Yeni Bir Şey Var mı? - 01 Nisan 2010 Perşembe 09:25
Süpergüçlerin Meşruiyeti Var Mı? - 23 Mart 2010 Salı 17:59
Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – II - 10 Mart 2010 Çarşamba 09:43
Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – I - 02 Mart 2010 Salı 09:54
Artan Azeri-İsrail İlişkileri Üzerine - 18 Şubat 2010 Perşembe 13:50


SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya