ENGLISH
08.02.2012
10.05.2010 12:02


Doç. Dr. Ahmet Uysal

auysal@sde.org.tr
CV

Arap Milliyetçiliği Nereye?

Türkiye’de Arap dünyasına ve Arap sorunlarına bakışta genelde tekdüze bir bakış görülmektedir. Halbuki, Arap milliyetçiliği sanıldığı gibi tekil bir olgu olarak ortaya çıkmamıştır. Dahası, Arap toplumları nerdeyse bir yüzyıla varan çok farklı tecrübelerden geçmiştir. Günümüzde Arap milliyetçiliğinin bölgesel ve uluslararası arenadaki yeri nedir?
 
Arap milliyetçiliğinin doğuşu faklı faktörlerden etkilenmiştir. Sanıldığının aksine Arap milliyetçili,  tamamen Osmanlı/Türk yönetimine karşı ortaya çıkmamıştır. Tarihsel sırasıyla gidersek, 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika’da kaybettiği bazı Arap toprakları, Hristiyan batı yönetimi altına girmiştir. 1830 da Fransa’nın Cezayir’i işgaliyle başlayan bu süreç daha sonra 1881 yılında Tunus’u işgaliyle ve aynı yıl İngilizlerin Mısır’ı işgal etmesiyle devam etmiştir.
 
Batı işgaline karşı karşı ortaya çıkmaya başlayan bu tür Arap milliyetçiliğinde, Osmanlı karşıtlığı sözkonusu değildir. İngilizlerin Mısır’ı işgalinden sonra Şam bölgesinden gelen özellikle Hıristiyan Arap aydınlara Mısır’da ciddi bir faaliyet ve propaganda imkanı vermesi dikkat çekicidir. Benzer hareketlenmeler Suriye ve Lübnan coğrafyasında da görülmüştür. Yine, Arap hilafeti meselesi İngiliz işgalindeki Mısır’da tartışılmaya başlanmıştır. Ama o dönemde ciddi taraftar bulamamıştır.
 
Türkler ile Arap milliyetçiliğinin en belirgin çatışması Wahhabi hareketine dayanan Şerif Hüseyin’in İngilizlerle işbirliği yaparak Osmanlı’ya isyan etmesiyle ortaya çıkmıştır. 1918 İngiliz deseteği ile Şerif Hüseyin’in oğulları ve Suriyeli Arap milliyetçileri Osmanlı’dan Şam bölgesini almışlardır. İngiliz vaatlerinin boş olduğunu görüp hayal kırıklığı ile Arap milliyetçiliği fikri de önemli bir meşruiyet kaybına uğramıştır. Özellikle Arap topraklarının işgaline yol açtıkları için kendi halklarından ve aydınlarından önemli eleştiri almışlardır. İngiliz destekli olduğu anlaşılınca ilk dönem Arap milliyetçiği, inanırlığını ve cazibesini kaybetmiştir.
 
Arap milliyetçiliğinin esas dalgası II. Dünya Savaşından sonra ortaya çıkmıştır. Arap topraklarında İngilizlerin gücünün zayıflamasıyla ve Arap yönetimlerinin İsrail’e karşı acizliği yüzünden yeni bir Arap milliyetçiliği dalgası ortaya çıkmıştır. Mısır’da Cemal Abdünnasır, bir askeri darbeyle Kral’ı devirerek milliyetçi ve sosyalist bir rejim kurdu. Cezayir’den Yemen’e birçok bağımsızlık hareketine de yardım etti. Suriye, Irak ve Libya gibi birçok milliyetçi darbeye de ilham ve destek verdi.
 
Ancak Abdünnasır halkına karşı baskıci bir tutum benimsemesi yüzünden, demokratik ve gelişmiş bir toplum ortaya çıkaramadığı gibi 1967’de Suriye ve Ürdün ile birlikte İsrail’e feci bir şekilde yenilmesi de onun öncülük ettiği Arap milliyetçiliği de cazibesini kayberek yerini Islamcılığa bırakmaya başladı. 1970’lerin başında Nasır’ın Ulusal sosyalizmine Enver Sedat son verdi. Ancak benzer Arap milliyetçiliği modelleri Irak ve Suriye Baas yönetimleriyle devam ettirildi. Libya da bir ölçüde bu çizgide görülebilir.
 
Irak’ın Milliyetçi Baas yönetimi 2003’te ABD tarafından devrilirken ardın ağlayan pek bir taraftarı yoktu. Çünkü devasa petrolüne rağmen Saddam ne halkına huzur ve refah getirebilmiş, ne de İran, Kuveyt, Suriye ve hatta Türkiye gibi komşularına huzur vermişti. Libya da Arap milliyetçiliğinden vazgeçip Afrika Birliği kurmaya ve Batı’ya ve dünyaya daha açık bir politikaya yönelmeye başladı. Ama ekonomik ve siyasi reformları olması gerekenden henüz çok uzak.
 
Suriye de Baas yönetimi altında uzun süre pek bir ilerleme gösteremedi. Çünkü Suriye kendisini dünyaya kapattığı gibi dünya da Suriye’ye kapılarını kapalı tutuyordu. Bu yüzden yeni Beşar Esat yönetimi Türkiye’nin de desteğiyle dünyaya yeniden açılıyor ve sistemde reform yapmaya çalışıyor. Ama daha epey yolu var. Ayrıca, Arap milliyetçiliğinin son temsilcisi olan FKÖ ve El-Fetih de Yaser Arafat’ın vefatıyla iyice etkisiz hale geldi ve Araplar milliyetçiliğine ilham kaynağı olmaktan iyice uzaklaştı.
 
Günümüzde Araplar büyük ölçüde İngiliz ve Fransız sömürge tasarımlari sonucu ortaya çıkan bölünmüşlüğü sürdürseler de Arap milliyetçili artık fazla ilgi uyandıramamaktadır. Nasır çizgisini sürdüren bazı sol aydınların Arap halklarından destek görme şanları pek görünmüyor. Azınlıktaki bu milliyetçi Arap aydınları, bir yandan İran’ın bölgedeki nüfuzundan korkarken bir yandan da Türkiye’nin bölgede artan ağırlığını biraz takdir, biraz da kıskançlıkla izlemektedirler. Eski şaşaalı günlerinin hatırasını canlı tutmaya çalışmaktadırlar.
 
Özetlersek, bir yandan Batı işgaline karşı, diğer yandan Osmanlı idaresine karşı gelişen Arap milliyetçiliği, Arap dünyasında birçok ülkede yönetime gelme şansı bulmuştur. Ancak hiçbiri halkına dünya standartlarında huzur, refah ve saygınlık kazandıramamıştır. Aslında sonu görünmeyen Filistin sorunu, Irak işgali ve Arap dünyasındaki bölünmüşlük ve dağınık büyük bir potansiyel oluştursa da Arap milliyetçiliği ve Arap Birliği tartışmaları yerini, dünyaya açılma, demokrasi, İslam kardeşliği, kimliği ve işbirliğini vurgulayan dini söylemlere bırakmaktadır. Böyle bir ortam, Türkiye’nin Arap dünyasına açılmasını da kolaylaştırmaktadır.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Tunus Devrimi İlerliyor, Mısır'ın Yolları Taşlı - 19 Ocak 2012 Perşembe 12:00
Arap Baharı ve Erdoğan’ın Mısır Ziyareti - 12 Eylül 2011 Pazartesi 12:21
'Zenga Zenga' Kaddafi veya Diktatörün Hazin Sonu - 22 Ağustos 2011 Pazartesi 15:32
Suriye'nin Kanlı Oyalama Taktikleri ve Türkiye - 08 Ağustos 2011 Pazartesi 11:37
Suriye’de Geri Dönüş İmkanı Yok - 01 Haziran 2011 Çarşamba 16:55
Otoriter Rejimlerin Reformu Mümkün mü ? - 29 Nisan 2011 Cuma 17:59
Mısır’da Demokrasi Çarkı Dönüyor - 22 Nisan 2011 Cuma 17:04
Suriye Reform Şansını Kaçırıyor mu? - 01 Nisan 2011 Cuma 09:45
Mısır’da Referandum veya Demokrasinin Tadı - 22 Mart 2011 Salı 13:25
Mısır'da Burjuvazi-Asker İttifakı Bozuldu - 08 Şubat 2011 Salı 12:06
Türkiye Mısır’daki Yangını Söndürmelidir - 01 Şubat 2011 Salı 12:35
‘İnzil Paşa’ ya da Mübarek’in Son Hamleleri - 30 Ocak 2011 Pazar 15:41
Lübnan’da Kritik Dönem - 25 Ocak 2011 Salı 15:12
Tunus’ta “Dijital” Devrim - 15 Ocak 2011 Cumartesi 14:18
2011’in İlk Kurbanı: Mısır - 05 Ocak 2011 Çarşamba 09:44
İsrail’le Gizli Görüşme ve Tutarsızlık Görüntüsü - 07 Temmuz 2010 Çarşamba 09:31
Türkiye’nin Ortadoğu Politikalarının Gayri İktisadi Yararları - 30 Haziran 2010 Çarşamba 17:07
Türkiye’nin Ortadoğu’daki Yeni Rolü – II - 22 Haziran 2010 Salı 17:00
Türkiye’nin Ortadoğu’daki Yeni Rolü - I - 15 Haziran 2010 Salı 11:24
İsrail’le Krizde Türkiye Ne Yapmalı? - 09 Haziran 2010 Çarşamba 17:03
İsrail’le Krizde Kazanan ve Kaybeden - 03 Haziran 2010 Perşembe 10:56
Kılıçdaroğlu ve Dış Politika - 24 Mayıs 2010 Pazartesi 14:55
Arap Milliyetçiliği Nereye? - 10 Mayıs 2010 Pazartesi 12:02
Arapça TRT ve Türkiye’nin Yumuşak Gücü - 12 Nisan 2010 Pazartesi 11:07
Arap Cephesinde Yeni Bir Şey Var mı? - 01 Nisan 2010 Perşembe 09:25
Süpergüçlerin Meşruiyeti Var Mı? - 23 Mart 2010 Salı 17:59
Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – II - 10 Mart 2010 Çarşamba 09:43
Küresel Dünyada Siyaset, Kültür ve Sanayimizin Geleceği – I - 02 Mart 2010 Salı 09:54
Artan Azeri-İsrail İlişkileri Üzerine - 18 Şubat 2010 Perşembe 13:50


SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya