Türkiye’de insan hakları alanında çalışma yürüten insan hakları örgütleri ile kamu otoritesi arasındaki ilişkiler, bugüne kadar genelde daha çok karşılıklı şüpheciliğin ve güvensizliğin hakim olduğu bir zemin üzerinde devam etti. Bu olumsuz tablonun nedenleri dikkate alındığında hem sivil toplum cephesinin ve hem de kamu idaresinin karşılıklı olarak özeleştiri yapmalarını gerektirecek birden çok sorun alanı bulunuyor.
Stratejik Düşünce Enstitüsü, bu sorunların ilgili çevrelerin katılımıyla bir masa etrafında ve önyargısız olarak tartışılmasını ve insan hakları uygulamaları bakımından kamu çevreleri ile sivil toplum kuruluşlarının ortak politikalar üretebilmelerini önemsediğini gösteren bir çalıştay düzenledi. İki ayrı oturum olarak gerçekleşen toplantıda katılımcılar güncel insan hakları sorunlarıyla ilgili görüşlerini paylaştıkları gibi önümüzdeki dönemde meclis gündemine gelecek olan ve insan hakları çevrelerini yakından ilgilendiren yasal düzenlemeler hakkında fikir alışverişinde bulunmuş oldular.
Çalıştay hiç şüphesiz sivil aktörler ile kamu idaresi arasında sağlıklı ve sürdürülebilir bir diyalog ve bu diyaloga dayalı karşılıklı işbirliği ihtiyacının bir kez daha vurgulanması açısından önemliydi. İnsan hakları kuruluşları doğal olarak bu alandaki sorunların merkezinde devlet politikalarını görüyorlar ve kamu idaresinin sivil topluma güven duyan bir anlayış geliştirmesini istiyorlar. Kamu temsilcileri de insan hakları hareketinin yapısal unsurlarını meydana getiren aktörlerin kendilerine yönelik suçlayıcı ve güvensiz yaklaşımlarından vazgeçmelerini, yasa hazırlık çalışmalarına daha aktif olarak katılmalarını önemsediklerini belirtiyorlar.
Kabul etmek gerekir ki, daha düne kadar Türkiye işkence, gözaltında ölüm ve faili meçhul cinayetlerin kol gezdiği, insan hakları ihlallerinin ayyuka çıktığı bir ülke konumundaydı. Son yıllarda siyasi ve hukuki sürecin demokratikleşmeye olan katkısıyla birlikte insan hakları alanında somut ilerlemeler yaşandı, ihlal vakalarında önemli düşüşler oldu. Bu gelişmelerin anayasal ve yasal düzenlemelerin de etkisiyle artarak devam edeceğini öngörmek mümkün.
Toplantıda aynı zamanda sivil insan hakları hareketi bileşenlerinin kamu idaresiyle olan ilişkilerinde sürdürmesi gereken politik yaklaşımların niteliğine vurgu yapılması da önemliydi. Nitekim bu ilişkilerin yapıcı bir tarzda gelişmesi bakımından sivil inisiyatifin içi boş tepkisel yaklaşımları terk etmesi ve sorunların muhatabı olarak kamu iradesini etkileyecek stratejiler üretmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmeler sıklıkla dile getirildi.
İnsan hak ve özgürlüklerinin korunması ve demokrasinin geliştirilmesinde yasama organının belirleyici rolünü dikkate alarak politika oluşturma ve yasa yapma süreçlerinde insan hakları temelli yaklaşımların esas alınmasını sağlayacak araçların benimsenmesi doğrultusunda düşünce kuruluşlarına önemli görevler düşüyor. Özellikle bu konuda kamu otoritesi ve sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalar yürütmek yadırganacak bir durum olmadığı gibi, analitik düşünme yeteneğini güçlendirici bir mahiyet taşıyor.
Geçmişte yaşananlardan hareketle bugün kamu ve sivil toplum kuruluşlarının insan hakları hareketine etkisinin çok daha güçlü bir şekilde gerçekleşmekte olduğunu görmek gerekiyor. Türkiye’de son dönemde gerçekleşen siyasi reformlar ve hukuki düzenlemeler, insan hakları değerlerinin korunup yaygınlaştırılması bakımından önemli fırsatlar sunuyor.
Stratejik Düşünce Enstitüsü’nün bir düşünce kuruluşu olarak sivil toplum aktörleri ile kamu idaresinin yetkililerini insan hakları bağlamında ortak strateji ve politikalar geliştirmeleri açısından teşvik etmesi önemli olduğu gibi, kurumlar arasındaki çok parçalı ve çalkantılı süreçlerin yerini daha olgun ve dengeli yaklaşımlara bırakmasına katkı sağlaması da anlamlıdır.
Enstitü, bu süreçte insan hakları politikalarının siyasi ve toplumsal yaşamı kalıcı biçimde ve somut olarak etkileyebilmesi için kamu idaresi ve insan hakları hareketinin birlikte geliştirecekleri stratejilere katkıda bulunabilmeyi ve ülkemizin daha özgür ve müreffeh bir geleceğini beraberce oluşturabilmeyi önemsiyor.
(Selvet Çetin, SDE Uzmanı)