ENGLISH
23.05.2012
21.04.2010 12:22


Prof. Dr. Birol Akgün
SDE Uzmanı
bakgun@sde.org.tr
CV

Tarihin Geri Dönüşü ve Türkiye

Tarihi oldukça realist paradigmadan okuyan ve neo-con siyasi elitin parçası olan Robert Kagan’ın son kitabı “Tarihin Geri Dönüşü ve Rüyaların Sonu” başlığını taşıyor. Oldukça güçlü argümanlara sahip olan kitabın ilk cümlesi “dünya politikası yeniden normal hale geldi” diye başlıyor. Uluslararası siyasetin normal hale gelmesi, Amerikan hegemonyasının zayıflaması ve büyük güçler arasındaki küresel rekabetin yeniden başlaması demektir. Benzer argümanları Fareed Zakaya’nın  “The Post American World” (Amerikan Sonrası Dünya) kitabında; ya da Paragh Khanna’nın The Second World (İkinci Dünya) başlıklı çalışmasında da görmek mümkündür.

 

Başkan Obama, Amerikan hegemonyasının güç kaybettiği, oyun kuruculuk rolünün zayıfladığı ve Joseph Nye’in deyimiyle ABD’nin yumuşak güç unsurlarının kaybolduğu bir dönemin lideri olarak görülüyor. Elbette ki, ABD hala dünyanın en güçlü siyasi ve askeri gücü olma pozisyonunu koruyor. Ancak Amerika artık “tek güç” değil. Küresel ekonomik ve siyasi arenada ABD, Avrupa Birliği, yükselen Çin; yeniden güçlenen Rusya ve diğer bölgesel aktörlerle (Hindistan, Japonya, Brezilya, Türkiye ve İran gibi) rekabet ve işbirliği yapmak zorunda kalıyor. Dahası, Küresel mali krizin en çok etkilediği iki bölge olan ABD ve Avrupa ülkelerine karşı, yükselen güçler ekonomik, siyasi ve jeopolitik olarak beklenenden daha hızlı siyasi zemin kazanıyorlar. Eskiden Çin’in GSMH büyüklüğü bakından ancak 2040 yılında ABD’yi yakalaması beklenirken, şimdi bu süre 2025’lere kadar çekilmiş durumda. Zira son on yılda ortalama olarak ABD yüzde 3; AB ülkeleri yüzde 1,7 büyürken Çin yüzde 10 büyüdü. Türkiye ve Brezilya ise ortalama yüzde 5 büyüme sergiledi. Dolayısıyla Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girme arzusu artık “daha gerçekçi bir hayale” dönüşüyor.
 
Son yıllarda ABD hegemonyasını dengelemeye yönelik bölgesel işbirlikleri ve küresel ittifak arayışları da hız kazanıyor. BRIC ülkeleri denilen ve Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’den oluşan yeni oluşum her geçen gün varlığını artırıyor. ABD’nin Nükleer silah arayışındaki İran’a karşı küresel işbirliğinin çerçevesini belirlemek ve bu ülkeye yönelik yeni yaptırımların devreye sokulmasına yönelik destek sağlamak amacıyla 43 ülkenin katılımıyla yapılan Washington zirvesinden somut bir sonuç çıkmaması, ABD’nin zayıflayan ikna gücünü göstermesi bakımından oldukça ilginçtir. Zirvede ABD planlarına karşı en güçlü tepkileri Çin’in değil de, Brezilya ve Türkiye gibi bölgesel aktörlerin göstermesi ise işin bir diğer önemli yönüdür. İlginçtir, ABD zirvesinden bir hafta sonra Tahran’ın düzenlediği Nükleer Enerji zirvesine ise 70 ülke birden katılıyor.
 
Öte yandan yükselen bir güç olarak Türkiye, hem kendi iç dinamikleri hem de uluslararası alanda takındığı tavırlarla giderek güçlü bir aktör haline geliyor ve küresel düzlemde siyasetçilerden akademisyenlere kadar geniş bir çevrenin ilgisini çekiyor. Her yıl düzenlenen ve tüm dünyadaki uluslararası ilişkiler çalışanlarının katıldığı Uluslararası Çalışmalar Derneği’nin bu yılki toplantısı Şubat ayı sonunda ABD’nin New Orleans şehrinde yapıldı. 2800 kayıtlı katılımcının bulunduğu konferansta konuşulan konular ve katılımcıların ilgisi, dünya politikasındaki değişimi göstermesi bakımından oldukça ilginçti. 2800 kişi içinde toplantıya katılan Türk akademisyen sayısı 108 idi. Dahası, toplantıya sunulan bildiri başlıkları üzerinden bir analiz yaptığımızda d,a Türkiye’nin dünyadaki artan önemini görmek mümkün. Bildiri başlıklarında geçen ülkeler bazında basit bir tarama yaptığımızda şu sonuçlar ortaya çıkıyor. ABD ve AB en çok tartışılan aktörler olarak ortalama 150 civarında bildiriye konu olurken; Çin 115; Hindistan 54 ve Türkiye 51 başlıkta;  Brezilya ise 35 başlıkta geçiyor. Şüphesiz bu rakamlar, ülkelerin uluslararası alandaki objektif güçlerini yansıttığını iddia etmiyoruz. Ancak dünya politikasının normalleştiği ve uluslar arası sistemde birbirleriyle güç ve prestij peşinde koşan bir düzine devletin ortaya çıkmaya başladığı da bir gerçek.
 
Bu bağlamda Türkiye, güçlenen ekonomisi ve çevresiyle derinleşen ekonomik siyasi entegrasyonu ile bölgenin kaderinde önemli roller oynamaya başladı. İran’ın nükleer faaliyetleri söz konusu olduğunda, Türkiye’nin ambargo, yaptırımlar ve savaş tehdidi gibi tedbirler yerine, “öncelikle diplomasi” demesi ve bu konuda müttefiki Washington ile ters düşerek Brezilya ile birlikte hareket etmesini yeni dünyanın değişen koşullarını göz önüne almadan anlamak mümkün değildir. Türkiye’nin 1 Mart tezkeresinde hayır demesiyle başlayan süreç Türkiye’ye farkına varmadan önemli bir öz güven kazandırdı. Gazze olaylarına yönelik tepkiler ve şimdi de İran konusunda bağımsız bir tavır geliştirmesi o kazanılan özgüvenin diplomatik yansımaları olarak görülmelidir. Türkiye’nin bu değişen rolünü anlamayanlar ise dünyaya hala Washington ve Telaviv penceresinden bakmaya devam edenlerdir.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Kritik Seçimler ve Demokrasi Daralması - 09 Mayıs 2012 Çarşamba 18:12
Suriye Post-Hegemonik Düzenin İlk İşareti mi? - 26 Mart 2012 Pazartesi 12:29
Suriye Açmazı ve Türkiye - 06 Şubat 2012 Pazartesi 09:36
Mısır'da Devrim Sürüyor - 25 Kasım 2011 Cuma 11:52
Kaddafi Sonrasında Libya - 24 Ağustos 2011 Çarşamba 19:13
İsrail'in hayali: Şam - Tel Aviv yakınlaşması - 06 Ağustos 2011 Cumartesi 13:29
Yemin Krizinin Anatomisi - 12 Temmuz 2011 Salı 16:29
Mavi Marmara’nın Sarsıntıları Devam Ediyor - 01 Haziran 2011 Çarşamba 21:03
Obama’nın Filistin Açılımı mı? - 20 Mayıs 2011 Cuma 16:51
Beşşar Esad'ın siyasi intiharı - 27 Nisan 2011 Çarşamba 09:50
Türkiye’nin Barış Diplomasisi - 07 Nisan 2011 Perşembe 15:56
Fransa’nın Libya Aşkı mı Rol paylaşımı mı? - 23 Mart 2011 Çarşamba 21:18
Afganistan İzlenimleri - 07 Mart 2011 Pazartesi 13:28
Kaddafi Direnebilir mi? - 23 Şubat 2011 Çarşamba 09:57
Mısır Musa’sını Arıyor - 15 Şubat 2011 Salı 09:54
Yasemin Devrimi Sömürge Sonrası Düzenin Çöküşü mü? - 18 Ocak 2011 Salı 12:54
Türk ve Arap dünyasının entelektüel buluşması: ATCOSS 2010 - 20 Aralık 2010 Pazartesi 12:48
İsviçre Yükselen Türkiye’yi Keşfediyor - 29 Kasım 2010 Pazartesi 09:48
Taksim Saldırısında Üç Senaryo Tek Gerçek - 02 Kasım 2010 Salı 16:16
Davutoğlu'nun Kaşgar Ziyareti ve Değişen Türk-Çin İlişkileri - 01 Kasım 2010 Pazartesi 14:05
Çin İzlenimleri-(II): Doğu Türkistan ve Uygurlar - 25 Ekim 2010 Pazartesi 14:40
Çin İzlenimleri-(I): Ejderin Ayak Sesleri - 30 Eylül 2010 Perşembe 17:59
Sivil Toplumun Vicdanı Derin PKK’yı Yendi - 18 Ağustos 2010 Çarşamba 15:55
Türk-Kürt Kutuplaşması ve Siyasi Üslup Meselesi - 29 Temmuz 2010 Perşembe 11:49
Ortadoğu’da Savaşlara Son Verecek Barış - 08 Temmuz 2010 Perşembe 17:05
G-20 Zirvesi ve Erdoğan-Obama Görüşmesi - 29 Haziran 2010 Salı 11:18
Ortadoğu’da Pax Turcica’nın Doğuşu - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:50
İsrail Türkiye’ye Savaş mı Açtı? - 31 Mayıs 2010 Pazartesi 16:51
Medvedev’in Ziyareti ve Türk-Rus Yakınlaşması - 13 Mayıs 2010 Perşembe 13:24
Tarihin Geri Dönüşü ve Türkiye - 21 Nisan 2010 Çarşamba 12:22
Anayasayı Değiştirmek İçsel Sömürüyü Yıkmaktır - 03 Nisan 2010 Cumartesi 10:44
Avrupa PKK’yı Neden Şimdi Anlıyor? - 11 Mart 2010 Perşembe 15:18
Ermeni Karar Tasarısı ve Obama Yönetiminin Liderlik Zaafı - 05 Mart 2010 Cuma 14:17
Münih Güvenlik Konferansı ve Çin - 08 Şubat 2010 Pazartesi 12:22
Yemen Nereye Gidiyor? - 23 Ocak 2010 Cumartesi 12:11
İran’da Muhalefet Ne İstiyor? - 02 Ocak 2010 Cumartesi 09:34
ABD Ziyaretinin Olası Siyasi Sonuçları - 15 Aralık 2009 Salı 13:26
Erdoğan Obama’ya Ne Söylemeli? - 07 Aralık 2009 Pazartesi 01:05
Gıda Güvenliği Yada Malthus'un Geri Dönüşü - 29 Kasım 2009 Pazar 14:36


SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya