Yumuşak güç kavramı ile ekonomik ve askeri gücün dışında kaba kuvvete dayanmayan etki gücü kastedilmektedir. Başka bir ifadeyle maddi bedel ödemeden veya silah zoru olmadan ülkelerin sonuç alma beceri ve kapasitesini anlatır. Peki, Türkiye’nin bölgesel gücü ve ilişkileri açısından TRT’nin Arapça kanalının rolü nedir? 300’e yakın Arapça kanal arasında böyle bir kanalın önemi ve başarı şansı nedir?
Aslında böyle bir kanala çok önceden beri ihtiyaç vardı. Ancak geçte olsa başlaması bir aşama sayılır. Çünkü hem bölgenin önemi hem de Türkiye’nin buradaki konumu bunu gerektiriyordu. ABD’yi ve İngiltere’yi bırakın Kore ve Rusya’nın bile Arapça kanalı var. Ancak böyle büyük bir projenin “komşuda var bizde niye yok” kıskançlığıyla değil, stratejik düşünme ve planlama sonucunda ortaya çıkması gerekiyor. Bu proje için Hükümet ve TRT yönetiminin ciddi şekilde hazırlandığı anlaşılıyor.
Hem Türkiye’nin Arap dünyasına yenilenen bakışı ve ilgisi, hem de Arap dünyasının yeni Türk siyasetine ve kültürel ürünlerine yönelik artan ilgi ve sempatisi bunu gerektiriyordu. Ayrıca, televizyon gibi modern iletişim araçları, daha önce sözkonusu olmayan alanlarda bile ilgi uyandırmakta etkili olabiliyorlar. Stratejik olarak da Türkiye’nin kendi imajını kendisi oluşturması ve bilgilendirmeyi yine kendisi yapmasından daha doğal bir şey yok.
Türkiye’nin kapı komşusu olan Arap dünyasına doğrudan hitap etmesi çok önemli. Arapça TRT kanalı bu açıdan Arapların Türkiye’ye Türkiye’nin de Arap dünyasına açılan kapısı olmayı amaçlıyor. Uzun süreden beri Türkiye bölgesini batılı kaynaklardan izleme kolaylığına kaçtığı gibi, Arapların da aynı şeyi yapması karşılıklı algıda bir çarpıklık ve bilgilerde de eksiklik doğurmuştur. Kanalın doğru algı ve bilgiye katkıda bulunması büyük bir hizmet olacaktır.
Haber, tartışma, eğlence ve kültürel kanal formatları arasından belki hepsini içeren bir aile kanalı tarzında düşünülmesi de kanaatimizce isabetli. Çünkü bir haber ve tartışma kanalı olarak El-Jezire, El-Arabiye ve hatta BBC Arabic ile yarışmasına gerek yok, hatta resmi bir kurum olarak fazla imkan da yok. Ayrıca, Türkiye’nin Ortadoğu’da yönetimleri kızdırmadan ve halkları küstürmeden çok hassas bir çizgide ilerlemesi gereği de başka seçenek bırakmıyor. Haber ve tartışmada öncü rol oynayan Arap kanalı El-Cezire zaten çok başarılı ve yayın çizgisi de Türkiye politikalarına paralellik göstermektedir.
Eğlence veya belgesel kanallarından Arap dünyasında zaten çokça bulunduğu için Arapça TRT kanalının bu alandaki getirisinin çok olmayacağı açık. Örneğin, 24 saat yayın yapan çok sayıda müzik ve eğlence kanalı var. Belgesel ve eğitim kanalları da tek başına bir ülke kanalına yeterli olmayabilir. Dolayısıyla, hepsine dengeli bir biçimde yer veren ve bir ailenin topluca seyredebileceği bir kanal olmaya çalışması çok isabetli olmuş.
Yayına resmen başladıktan sonraki bir haftalık programlarını izledikten sonra eğlence boyutunun eğitici programlara göre biraz fazla öne çıkarıldığını söyleyebiliriz. Belki başlarda Türk müziğinin tanıtılmasına yardımcı olabilir ama sonraları bir doygunluk olacaktır. Böyle bir kanalın en önemli misyonun Türkiye’yi bir marka olarak öne çıkarmak olduğuna göre, bilgilendirici programlara daha fazla yer vermesi yararlı olacaktır. Sanırım bu da planlanıyordur. Ayrıca, yaklaşan yaz aylarında Arap dünyası gece de ayakta olduğu için, gece yayın saatlerinin de değerlendirilmesi gerekir. Son yıllarda Araplar arasında Türkçe öğrenme isteğinin çok arttığı biliniyor. Bu amaçla özellikle gece saatlerinde Türkçe öğretme programları gibi özel ilgisi olanlara hitap etmesi, büyük bir ilgiye cevap verecektir.
Yayınların hedefi olarak Arap dünyasını yalnızca Mısır, Suriye ve Lübnan olarak düşünmemekte yarar var. Kanaatimce körfez ülkelerinden birinde ve Mağrib ülkelerinde birer yayın merkezi düşünülmelidir. Çünkü iki bölge de önemli bir blok oluşturmaktadır. Körfez ile artan ekonomik ilişkilerlerin de geliştirilme potansiyeli yüksektir. Kuzey Afrika ülkeleri bir yandan Batı’ya en açık olan toplumlardır hem de otoriter ve kötü ekonomik koşullar yüzünden Türkiye’nin ciddi bir cazibesi vardır.
Bölgeyi son zamanlarda kasıp kavuran Türk dizilerinin Arapça TRT’de gösterilmesi belki de en önemli güç kaynağıdır. Kanalın buna özellikle önem verdiği anlaşılıyor. Türk dizilerin başarısında prodüksiyon kalitesi kadar Türk insanının olumlu karakteri, coğrafyasının güzellikleri, tarihi zenginliği ve gelişmişliğinin çok önemli olduğu biliniyor. Kanal bunları açığa çıkardıkça rağbet görecektir. Ayrıca, polemiğe çok prim vermeden demokrat, tarafsız haber ve tartışma platformu olabildiği ölçüde saygı görecektir.
Ekonomik ürünler gibi ülkelerin de dünya üzerinde bir ağırlığı, saygınlığı ve değeri vardır. Siyaseti, demokrasisi ve ürettiği kültürel ürünlerin kalitesi bir ülkenin imajını doğrudan etkilemektedir. Arapça TRT’nin ürettiği değerleri tanıtmada ciddi hizmeti olacaktır. Türkiye’nin de siyasi ve kültürel gelişmesi de kanalın işini kolaylaştıracağı gibi, kanalın başarılı olması da Türkiye’nin yumuşak gücüne ciddi katkıda bulunacak, bölgedeki etkisini ve dolayısıyla uluslararası alandaki etkisini de artıracaktır.
Yayın hayatında başarılar diliyoruz.